42.Bölüm: Sekiz Yıl

-Şimdi beni uçurumdan atsan düşene kadar aklımdaki tek şey sırtıma değen ellerin olurdu.


                         YAZAR'DAN


"Çınar." diye fısıldadı Devin. Çınar ona döndüğünde ekledi. "Gitsin." 

Lavin şaşkınlıkla onlara doğru gelen kadına bakarken kadının adımları kendinden emindi. Gözlerinde bir tane kararsızlık belirtisi yoktu. Bir insan nasıl hayatını mahvettiği çocuklarının yanına gelirken bu kadar rahat ve cüretkar olabilirdi?

"Oğlum." diyen kadın yanlarında durarak direkt olarak Çınar'a baktığında Lavin'in bakışları Çınar'ı buldu. Yüz ifadesinden ne kadar zorlandığını anlayabiliyordu.

Lavin onun eline kenetli olan elini daha da sıkılaştırırken Çınar'ın bakışları ona döndü. Lavin bakışlarıyla 'ben burdayım' demiş kadar oldu.

"Ne işin var burada?” dediğinde sesi sakinliğini korumaya çalışsa da gözlerinden kırgınlık okunuyordu.

"Babanı duydum..." diyen kadının gözleri Devin'i buldu. "Yanınıza geldim." dediğinde Devin'in kaşları çatılırken dalga geçer gibi güldü.

"Hadi ya." dedi sinirli bir tonla. "Geri mi döndün?" dediğinde kadın başını salladı. 

"Kızım-"

"Bana sakın kızım deme." dedi Devin. "Senin bir kızın yok."

"Çınar. Beni bi dinle konuşalım." diyen kadın Devin ile konuşamayacağını anlamış Çınar'a dönmüştü. 

Devin başını iki yana salladı ve sert bir sesle konuştu. "Hayır." Kadının gözleri tekrar onu bulduğunda gözlerindeki şaşkınlık okunuyordu. "Buna izin vermeyeceğim. Yıllar önce izin verdim. Ama şimdi vermeyeceğim." dediğinde ekledi. "Şimdi git burdan. Ve bizden uzak dur. Bir daha karşımıza çıkma. Kimseye ihtiyacımız da yok bizim."

Kadının yüzüne o an bir tereddüt yerleşirken yutkundu. Gözleri Çınar'a geri döndü. "Çınar."

Çınar cesaretini toplayıp konuştu. "Devin'i duydun." Sonra sesi fısıltı gibi çıktı. "Git."

Kadın başını sallarken gözleri Çınar'ın Lavin'in elini sıkı sıkı tutan elini bulduğunda dudaklarının kenarında yan bir gülümseme belirdi. Gözleri Lavin'e hemen ardından Çınar'a döndüğünde konuştu.

"Umarım birinin hayatını daha mahvetmezsin."

Kadın giderken Çınar'ın dudakları aralandı ama tek bir kelime dahi edip inkar edemedi. 

***

"Beliiizz!" diye bağıran Berk merdivenlerin ucundan yukarıya doğru bakıyordu.

"Yahu üç kişi oturmuşuz seni bekliyoruz ayıp be!" dedi onun ardından Bora.

Odalarından çıkan Gece merdivenlerin başına gelerek uykulu gözleriyle onlara doğru konuştu. "Asıl sizin yaptığınız ayıp ya uyuyoruz şurada." dediğinde Berk sırıttı.

"E bedeli daha ödemediğini söylemiştin." 

Cemre burnundan sıkıntılı bir nefes verirken kapıyı açıp dışarı çıktı. Kapının kapanmasıyla Gece sordu.

"Yarası daha yeni okula gitmemesi gerekmez mi?"

"Yok." diyen Bora ekledi. "İyiyim dedi."

Berk ona dönerken konuştu. "Cemre ne zaman kötüyüm dedi?"

Bora bununla başını salladı. "O da doğru da.. Kalmaz ki evde. Hele ben gidiyorken. Biliyorsun Cemre'yi."

"Bulunmadılar mı hâlâ?" diye sordu Gece araya girerek.

Berk başını iki yana salladı. "İyi saklanıyor şerefsizler arabayı bir araba hurdalığına bırakıp kaçmışlar."

"Güünayydııınlaaaar!" diyerek Gece'nin arkasından sevinçle gelen Beliz'le konu dağılırken Bora konuştu.

"Tünaydın olacaktı o." dediğinde merdivenlerden inen Beliz yanında yürürken ekledi. "İki gündür senin yüzünden geç kalıyoruz."

"Abartma. Geçen günde benim yüzümden geç kalmadık. Asıl senin yüzündendi."

"Benim yüzümden mi?" diyen Bora kaşlarını kaldırırken kapıyı açtı. "Musluğu tutup çeken sendin."

Onlar tartışarak kapıdan çıkarken Berk gözlerini devirdi. Gece bununla gülerken konuştu.

"İyi dersler ve kolay gelsin."

Berk başını sallarken kapının arasından ona seslendi. "Kolaysa başına gelsin."

Berk arabaya bindiğinde yanındaki Beliz arkadaki Bora ile tartışmak için geriye doğru dönmüştü.

"Ama sende musluğu çekiştirmeseydin kopmayacaktı yani senin yüzünden." dedi işaret parmağını sallarken.

"İlk sen çekiştirdin." diyen Bora arkasına yaslanırken Beliz konuştu.

"Nasıl bir savunma bu ya? İlkokul çocuğu musun sen? Ben çekiştirdim diye sende çekiştirme-"

"Yeter!" diyen Cemre'nin sesiyle ikisi de şaşkınlıkla ona dönerken Berk dikiz aynasından Cemre'ye baktı. "Bir beş dakika susun ya!” dedi sertçe. "İkinizin çocuk gibi didişmesini dinlemek zorunda mıyım?”

Bora bununla başını sallayarak bakışlarını dışarıya çevirdi. Beliz'de önüne döndü. Berk arabayı çalıştırırken arabada bir sessizlik hakim oldu.

Berk bununla radyoya tıkladığında arabanın içini şarkı sesi doldurdu.


Yıkıla yıkıla
Senden vazgeçmek uğruna


Berk'in gözleri dikiz aynasından Cemre'yi bulduğunda Cemre başını eğmiş telefonuna bakıyordu.


Sarıla sarıla
Neden, söyle, zor bu veda?


Sonra Cemre'nin gözleri hisseder gibi dikiz aynasına yöneldiğinde gözleri birleşti. 


Bağıra çağıra
Susarken ben, lütfen sus, konuşma


Dünden beri hiç konuşmamışlardı. Berk'in aklında yine onun sesi yankılandı.

"Hem benden ayrılıp hem hayatımda söz sahibi olman hâlâ bir şeyleri kontrol etmeye çalışman acınası. Sarp'la aramada bir şey yok Berk. Ama olsada seni ilgilendirmez."

""Düşersem kalkmasını da bilirim. Ama bildiğim bir şey var. Yarayı açandan... şifa beklenmez." 


Uzaktan yakına yakına
Giderken, dur lütfen, bana dokunma


Cemre'nin beyninde ise Berk'in sesi yankılandı.

"Yorulmuştum anlıyor musun? Benim canım yanmadı mı sanıyorsun senden ayrılırken? Kolay mıydı bu kadar sanıyorsun? Değildi Cemre. Ama ilk defa o kadar çıkmazdaydım ki.. yaptım bunu. Çünkü bu kez sorun başka şeyler değildi. Bizdik."

"Ya biz önceden... Sadece bakışlarımızla bile anlaşırdık. Şimdi konuşsakta anlaşamıyoruz."

İkisi de apar topar birbirinden gözlerini kaçırdı.


Yalnızlık senden kolay, hiç yorma kendini
Kaldırdım duvardaki en güzel resmini


Cemre'nin camdan dışarıya dönen gözleri buğulandı.


Yakında kalbimden de silerim ismini
Boş ver, senin yanın mahşer yeri


Arabadan indiklerinde onlara doğru gelen Çağrı gülümseyerek Cemre'ye yöneldi.

"Allah'ım arkadaşların en güzeli gelmiş." diyerek Cemre'ye sarılacağı sırada Cemre kendini geri çekti. "Ya kızım gel sarılıp barışalım işte." diyen Çağrı bir atak yaparak Cemre'ye sıkıca sarılırken Cemre kolundaki acıyla yüzünü buruşturdu.

"Ah!" derken Çağrı'yı ittirdi. 

"Oğlum napıyorsun ya?" diyen Bora ile Çağrı başını iki yana salladı.

"Naptım arkadaşıma sarıldım." 

"Kızın kolunda yara var." dedi Beliz ona doğru.

Ege şaşkınlıkla kaşlarını çatarak Cemre'ye döndü. "Ne yarası?"

"Kurşun yarası." diyen Berk ile Çağrı güldü.

"Sende şakacı oldun iyice he." 

"Gerçekten." diyen Beliz'le Çağrı'nın yüzü düşerken Cemre'ye döndü.

"Geçmiş olsun. Ben... şey bilmiyordum.." o kendini açıklamaya çalışırken Ege Berk'e döndü.

"Benim neden haberim yok?" dediğinde Berk ona döndü.

"Telaşlanmanızı gerektirecek bir şey yoktu çünkü." 

"Kız vurulmuş neyine telaşlanılacak bir şey yo-"

"Ege." diyen Cemre'nin sesiyle o tarafa döndü. "Bir şeyim yok. Sıyırdı sadece." dediğinde Ege sustu.

"Beni affettin mi?" diyen Çağrı'ya göz deviren Cemre okula doğru ilerledi. Çağrı diğerlerine dönerken sıkıntıyla nefes verdi. "Bittim ben ya. Şimdi akşamki etkinliğe de gelmez." 

"Ne etkinliği?" diyen Berk ona döndü.

"Babam ayarlamış. Ama etkinliği tam bilmiyoruz. Bi evde toplanıp hem eğlenecekmişiz hem bir etkinlik yapacakmışız."

"Vee etkinlik sürpriz!!" diyen Hazal yanlarına gelirken heyecanla ekledi. "Çok heyecanlı değil mi?"

Berk göz devirdi. "Ne demezsin."

"Herkes mi olacak?" diyen Beliz Çağrı'ya döndü.

"Evet."

Beliz oflarken Berk ona döndü. "Ali geliyor diye mi bu surat?" dediğinde Beliz omuz silkti.

"Abiciğim diyecektin herhalde."

"Beliz abartma."

"Öf tamam be." diyen Beliz ona yan yan baktı. "Bi şey demedik abine."

"Bi şey sorcam." diyen Çağrı Ege'ye doğru yaslandı. 

"Sorma." dedi Berk.

Çağrı sahte bir üzgün surat yaptı. "Ayıp." dedi ve sırıtarak Bora ve Beliz'e döndü. "Siz aynı evde mi kalıyorsunuz?" dediğinde Berk onun ensesine vururken okula doğru yürümeye başladılar.

"Akşamki etkinliğe katılabilmek istiyorsan sus."

Sınıfa geldiklerinde duyuru yapmak için gelen Önder konuştu.

"Evet gençler. Akşam bir etkinlik organize ediyorum. Genelde etkinlikleri Kenan düzenlerdi biliyorsunuz ki. O yüzden bana bir mekan gerektiğini bildirdim ve Aren arkadaşınız da sağolsun onun evinde yapabileceğimizi söyledi. Hepinize konum atacağım."

Ali Arap'a doğru eğilirken fısıldadı. "Acaba çağırabilir miyim Parla'yı da."

Arap ona sırıtarak dönerken konuştu. "Sor oğlum."

"Yok ya." diyen Ali arkasına yaslanırken onları duyan Berk sırıtarak Önder'e doğru konuştu.

"Hocam. Bir şey sorabilir miyim?"

"Tabi."

"Okul dışından arkadaşlarımızı da davet edebiliyor muyuz?" dediğinde keyifle ekledi. "Bi arkadaş soruyor da."

Cemre'nin ters bakışları onun üzerine dönerken Önder cevapladı.

"Elbette."

"Teşekkürler hocam." diyen Berk arkasına yaslandı.

Teneffüs zili çaldığında Cemre kapıdan çıkacağı sırada yanına gelen Bora gülümseyerek konuştu. "Sana süper bir haberim var."

Cemre'nin pek de meraklı olmayan bakışları onun üzerine döndü. "Ne?"

"Yakalanmışlar."

Cemre'nin kaşları havaya kalkarken pek sevinmişe benzemiyordu. "Ne güzel." dedi gözleri Berk'in üzerine kayarken. Bora'ya dönerken ekledi. "Eve de döneriz artık."

Bora başını salladı. "Yine bi Ayla Teyze ve Kenan Amcayla konuşalım da."

Cemre başını sallarken kantine indi.

***

Eve geldiklerinde Berk salonda oturan Kenan'ın yanına otururken sordu. "Hepsi yakalanmış mı şimdi?"

"Evet." dedi Kenan gülümseyerek. Çantalarını koltuğun üzerine bırakan Cemre ve Bora'ya döndü. "Gözünüz aydın çocuklar."

"Sağolun." dedi Cemre gülümsemeden. Sonra annesine döndü. "Bizde toplanalım artık." dediğinde Ayla'nın dudakları aralanırken Kenan konuştu.

"Noluyor öyle yangından mal kaçırır gibi Cemre'cim? Siz şimdi Önder Hocanızın hazırladığı etkinliğe hazırlanın yavaş yavaş toplanır gerekirse yarın gidersiniz."

"Ben katılmıyorum etkinliğe." diyen Cemre merdivenlerden çıkarken Ayla ayağa kalkarken ona seslendi.

"Cemre!"

Berk Ayla'ya elini kaldırırken konuştu. "Ben konuşurum."

Cemre'nin ardından hızla çıkan Berk Cemre odasına girmeden ona seslendi. "Cemre."

Cemre onu duymazdan gelip tam kapıyı açacağı sırada yaralı olmayan kolundan tutarak onu kendine çevirdi. Cemre burnundan titrek bir nefes verirken sordu.

"Ne var?"

"Benim yüzümden mi gelmiyorsun?"

Cemre başını iki yana salladı. "Hayır." 

"Neden?"

"İstemiyorum çünkü."

"Cemre gel." diyen Berk'le Cemre yutkundu. Gözleri onun gözlerinden dudaklarına düşerken geri gözlerine kilitledi gözlerini.

"Sen başkalarına baksana ya." dedi ve ekledi. "Okul dışından arkadaşlarına." dedi imayla.

Berk kaşlarını çattı. "Ben o soruyu-"

"İstemiyorum Berk." dedi Cemre. "Açıklamanı da istemiyorum gelmekte istemiyorum." Sonra kapı yüzüne kapandı.

Berk dudaklarını birbirine bastırarak titrek bir nefes verdi.

Onun arkasından gelen ayak seslerini duyduğunda arkasına dönerken Bora'yı gördü.

"Ben ikna ederim onu." dediğinde Berk başını sallayarak odasına yöneldi.

Cemre kapısı çalıp açılırken tokasını çıkarıyordu. Kapının geri kapanıp adım seslerini duymasıyla sinirle geriye doğru döndü. "Sana ist-" 

Bora'yı görüşüyle şaşırırken Bora onun yatağına oturdu. "İstemiyorum mu dedin?" dediğinde Cemre tokasını çıkarıp masanın üzerine koyarken başını salladı. 

"Evet. İstemiyorum dedim." dediğinde Bora başını salladı.

"Gerçekten istemiyor musun peki?"

Cemre buna cevap vermekten kaçtı.. Dolaba yönelirken getirdiği çantasını çıkardı ve yatağın üzerine koydu. "Ben toplanıyorum. Siz sonra gelirsini-" 

Dolaptan düşen küpelerinin dolu olduğu kavanozla susarken yere eğildi.

Bora ona yardım etmeye gelirken konuştu. "Bırakta aşağıdan süpürge getireyim."

Cemre yerdeki camları toplamaya çalışırken gözünden süzülen yaşlarla burnunu çekti. "Gerek yok." dediğinde ağladığı anlaşılıyordu.

"İyi misin?" dedi Bora yere eğilirken. "Cam mı kesti?"

Cemre yüzünü ona çevirirken başını iki yana salladı. "Hayır. Bak kanamıyor." dedi ellerini gösterirken. "İçim kanıyor Bora." dediğinde elindeki camları geri yere attı. "Her şey üst üste geliyor ve ben gittikçe mahvediyorum her şeyi." dediğinde ellerini yüzüne kapatarak gözünden akan yaşları sildi. "Kolum da acıyor zaten." dedi küçük bir çocuk gibi kolunu tutarken. "O adam yüzünden." dedi sesindeki öfkeyi gizlemeden.

Bora doğrulurken ona sarıldı. "Çok özür dilerim." dedi olayın başından beri gizlediği suçluluk hissini ortaya çıkarırken. "Ben gelmeseydim olmayacaktı bu." 

Cemre de kollarını ona doladı. "Hayır. İyi ki geldin. Sen burda olmasaydın napardım bilmiyorum ben. Son zamanlarda sadece sen anlıyormuşsun gibi hissediyorum beni."

"Her zaman hizmetinizdeyiz." diyen Bora ondan ayrılırken ellerini onun yanaklarına koyarak göz yaşlarını sildi. "Ama şimdi de siz beni yalnız bırakmayıp etkinliğe geleceksiniz. Yarın sabahın ilk ışıklarıyla gideriz söz." dedi şakacı bir tavırla.

Cemre gülümsedi. "Tavuklar falan ötmeden mi?" dediğinde Bora burnundan güldü.

"Burda tavuklar ötmez de.." diyen Bora sırıtarak ekledi. "Kenan Amca'nın alarmı çalmadan diyelim."

"Bu baya iddialı yalnız." diyen Cemre başını salladı. "Anlaştık."

"Bu arada.." diyen Bora onun tansiyonunu ölçmek ister gibi önce baktı sonra ekledi. "Berk'e de bu kadar kızma."

"Neden?"

"Bilmem. Kalbin kızma diyor bence. Sen aklını dinliyorsun." dediğinde Cemre bir anlık düşünürken gülümseyerek ona döndü.

"Sende dinle o zaman kalbini." 

"Dinledim." dedi Bora ve sırıttı. "Bi kupa americano içmem lazımmış öyle diyor." dediğinde Cemre ona güldü.

***

Aren'in evinde herkes toplanırken koltukta oturan Cemre yanına Çağrı'nın oturuşuyla ona döndü.

"A bana baktın valla baktın." dedi Çağrı sırıtarak. "Özür dilerim." diye ekledi.

"Yok ya sen benle uğraşma hiç. Dayanılmaz biriyim ben sonuçta." dedi Cemre ve ekledi. "Ayrıca bana kazıkta atmıştın."

"Ben o 'nasıl dayanıyorsun'u şey olarak dedim.." Cemre kaşlarını kaldırmış onu dinlerken ekledi. "Yani bu güzelliğe bu asalete nasıl dayanırsın. Söylediğin hiçbir şeye itiraz edilmez o anlamda." dediğinde Cemre gülümsemeden edemedi.

"Rezil de ettin beni."

"Ondan pişman değilim. Sadece hislerine tercüman oldum." dediğinde Cemre ona gülerek omzuna vurdu.

"Ooo barışılmış!" diyen Ege yanlarına otururken Cemre'ye döndü. "Naber mini psikopat?" dediğinde Cemre kaşlarını çattı.

"Mini psikopat?"

"Kolunda kurşun izi taşıyorsun kızım." diyen Ege ekledi. "Bakıyım bileklerinde de faça var mı?" diyerek bileklerine bakarken Cemre ona güldü.

"Hoşgeldiniz!" diyen Aren ile o tarafa dönüp hoşbulduk dedikten sonra Aren ekledi. "Cemre Sarp seni arıyordu." dediğinde Cemre başını sallarken ayağa kalkmak için yeltendi.

"Nereye ya sohbet ediyoruz?" diyen Ege'yle duraksarken kapıdan giren Gece ve Beliz'e bakarak ekledi.

"Sizi yeni arkadaşınıza teslim ediyorum." dediğinde ayağa kalkarak duvar kenarındaki Sarp'ın yanına yöneldi.

Beliz ve Gece'nin arkasından gelen Berk Ege'nin yanına geçerken ona eğilip sordu. "Cemre nereye gitti?"

Ege başıyla o tarafı işaret etti. "Sarp'ın yanına."

Berk'in bakışları konuşan Sarp ve Cemre'ye dönerken başını salladı. "İyi."

"Beni arıyormuşsun." diyen Cemre'yi fark eden Sarp gülümsedi.

"Arıyorum ama senin dışında herkese ulaşıyorum." dedi geçenki konuşmayı kast ederek.

Cemre başını salladı. "Kusura bakma." dediğinde kaşlarını kaldırdı. "Niçin aramıştın sahi? Okulda da konuşamadık."

"Öyle merak ettim." diyen Sarp ile yüzü düştü. "Yani aklıma geldin... geliyorsun."

"Durduk yere mi?"

Sarp başını salladı. "Durduk yere."

"Sarp." diyen Cemre'nin yüzü ciddiydi. "Yanlış mı anladım bilmiyorum ama... Ben yani sen ve ben..." dediğinde başını iki yana salladı. "Olmaz. Biliyorsun bunu değil mi?"

Sarp yutkunurken yüzü düştü. "Neden?"

"Bunu söylemiştim daha önce." dediğinde Bora'nın dediği şeyi yapıyordu. Kalbini dinliyordu. "Ben Berk'i seviyorum."

Sarp'ın yüz ifadesi donakalırken 'daha önce' canlandı aklında.

"Bugün gözlerinde gördüm o duyguyu ama." dedi Sarp ona bakarken.

"Ne duygusu?"

"Oranın sana yabancılaştığını biliyorsun ama küçücük bir dala tutunmaya bile razısın orada kalmak için." dediğinde Cemre gözlerini kıstı. Sarp bununla konuştu. "Sadece hissettiklerimi söyledim."

"Ya duymak istemiyorsak hissettiklerini?" dediğinde Sarp dudaklarında hafif bir gülümsemeyle başını eğdi.

“İstememekte haklısın. Ama aynı hisleri susturmaya çalışıyorsun değil mi?"

Elindeki shot bardağına baktı. Parmakları titriyordu ama bu titremeyi bastırmak ister gibi bardağı dudaklarına götürüp bir yudum daha aldı. Sarp’ın gözleri üzerindeydi. Yavaşça ona doğru eğildi. İçindeki hislerle savaşırken bir süre bekledi.

Cemre Sarp'ın kulağına doğru bağırarak konuştu. "O hislerin bana dediği tek bir şey var." dedi ve ekledi. "Ben Berk'i seviyorum." 

"Bu yüzden." diyen Cemre ekledi. "Sana bir şey vaat edemem." dediğinde Sarp başını salladı.

"Anladım. Öyle bir yaklaşımım yoktu zaten." dediğinde Cemre başını salladı.

"Kusura bakma o zaman yanlış anlamışım." dediğinde Sarp yüzündeki zoraki gülümsemeyle başını salladı.

"Cemreee!" diye bağıran Hazal ile Cemre o tarafa döndü. 

"Git istersen." dedi Sarp. "Kusura bakmam."

Cemre başını sallarken elini onun omzuna bir kere vurdu ve uzaklaştı. Sarp arkasından fısıldadı.

"Hiç gelmemişsin ki zaten." 

"Noldu?" dedi Cemre Hazal'ın yanına gelirken. Bunu duyan Berk mırıldandı.

"Sohbetlerini bölmeseydik hiç ya?"

Cemre kaşlarını çatarak ona döndü. "Anlamadım?"

"Hiç rahatsız etmeseydik diyorum." dediğinde Cemre sıkıntılı bir nefes verirken Hazal'a döndü ve imayla konuştu.

"Evet Hazal niye rahatsız ettiniz beni?" dediğinde Hazal heyecanla ona cevap verdi.

"Etkinlik başlayacak." dediğinde onu hızla yanına oturttu. 

Vefa elinde bir kutuyla gelirken herkese seslenir gibi konuştu. "Önder hocanın talimatıyla etkinliği ben anlatıyorum." dediğinde devam etti. "Elimdeki kutunun içinde zarflar zarfların içinde ise kağıtlar bulunuyor. Kısacası mektup göndereceğiz." dediğinde Ege elini kaldırdı ve şakayla karışık bir ses tonuyla konuştu.

"SMS göndersem olmaz mı?"

Bir kaç kıkırtı yükselirken Berk sırıtarak sordu. "Kime gönderiyoruz mektubu?" 

"Kendimize." diyen Vefa ile herkesin yüzüne soru işaretli bir ifade yerleşirken Vefa açıkladı. "Gelecekteki kendimize yani. Sekiz yıl sonraya." dediğinde Gece'nin dudakları hayretle yukarıya doğru kıvrıldı.

"Vay be." dediğinde Berk ona döndü.

"Noldu etkilendin gibi?"

Gece başını salladı. "Etkilendim."

Berk'in gözleri onunkilerde asılı kalırken Vefa'nın sesiyle göz kontağı bozuldu.

"Herkese dağıtacağım şimdi." dediğinde zarfları dağıtmaya başladı.

Gece önüne konulan zarfla Vefa'ya sordu. "Bende dahil miyim etkinliğe?"

Vefa başını salladı. "Gelen herkes dahil."

"Yazdıktan sonra napacağız?" dedi Çağrı Vefa'nın elinden zarfı alırken. 

Yanındaki Ege alayla konuştu. "Uçak yapıp uçuracaksın o sekiz yıl sonra seni bulur." 

Berk bununla gülerken Çağrı'ya döndü. "Ne saçma sorular soruyorsun lan? Yemin ederim ilkokuldaki başlık kalem rengi soran çocuklar gibi." dediğinde ekledi. "Napacaksın saklayacaksın." diye cevap verdi.

"Yok." diyen Vefa ekledi. "Yine bu kutuya toplayacağız. İletişim bilgilerinizi üzerine yazmanız isteniyor. Sekiz yıl sonra postayla gönderilecekmiş."

"Mahremiyet ama biraz ya." diyen Ege arkasına yaslanırken ekledi. "Bunlar Önder Hoca'da kalacaksa bu kurtlu hepsini açıp okur." dedi Çağrı'yı gösterirken.

Çağrı'nın gözleri bununla heyecanla açıldı. "Doğru lan."

Herkes mektubunu yazdıktan sonra kutuya attı. 

"Ne yazdın?" diyen Çağrı Ege'ye döndü.

Ege sırıttı. "Sekiz yıl sonra yanımda olursan beraber okuruz kardeşim."

Oflayan Çağrı Berk'e döndü. "Sen?"

Berk elini onun omzuna koyarken konuştu. "Giriş cümlesi şöyleydi." dedi ve şiirsel bir tonda konuştu. "Umarım Çağrı yanında değildir."

Ege ile Berk gülerken ellerini birbirlerine çaktılar.

"Sen ne yazdın?" diyen Lavin yanındaki Çınar'a doğru eğilirken gülümsedi.

"Çok bir şey yazmadım." dediğinde Lavin kaşlarını kaldırdı.

"Neden?"

"Bilmem." dedi Çınar. "Belki de o gelecekte ben yokumdur." dediğinde Lavin'in yüzü düştü.

"Çınar." dediğinde onun gözlerine baktı endişeyle. "Bi daha sakın böyle bir şey söyleme." dediğinde gözleri sulanmıştı.

Çınar bunu fark ederek gülümsedi. "Tamam söylemem." dedi ve onu kolunun altına aldı. "Sende bir daha doldurma o gözlerini."

"Sen öyle dersen doldururum." 

"Tamam dedim." diyen Çınar gülümserken ekledi. "Yanında Lavin yoksa gelme hiç oğlum yazdım."

"Kime?" dedi Lavin göz pınarlarını parmağıyla silerken konuyu unutmuş gibiydi.

"Gelecekteki bana."

Lavin bunla kıkırdadı. "Kafa mı bırakıyorsun insanda?" 

"Sen ne yazdın?"

Lavin gülümsediği. "Bendee.." dedi ve heyecanla onun gözlerine baktı. "Gelecekteki bize bir şey yazdım." dediğinde Çınar kaşlarını kaldırdı.

"Ne yazdın?"

Lavin işaret parmağını salladı. "Olmaz! İlerdeki ben çok üzülür."

"Tamam o zaman." diyen Çınar ekledi. "O zaman beraber açmamız şart."

"Tabi kii!" dedi Lavin onun çenesinden tutup kendine doğru çekerken gözlerine bakarak ekledi. "Eğer benimle birlikte açmazsan seni bulur..." dediğinde duraksadı.

Çınar sırıttı. "Naparsın döver misin?"

"Cık." dedi Lavin ve ekledi. "Öperim." dediğinde Çınar duraksarken konuştu.

"Yalnız bu tehditle benim yanında olmayasım geldi." dediğinde Lavin gülerek onun göğsüne vurdu.

"Tamam döverim."

"Sen ne yazdın bakalım buzlar kraliçesi?" diyen Berk Gece'ye dönerken Gece alayla konuştu.

"Defileden defileye koştuğum hayatıma yazdım."

"Nerede defileden defileye koşuyorsun?" diye sordu merakla Berk.

"Almanya." diyen Gece önüne dönerken Beliz ona doğru konuştu.

"Sen gitmekte kararlısın yani?" dedi bozulmuş gibi.

"Evet. Haftasonu dönüyorum." diyen Gece ile Berk'in kaşları kalktı.

"Hiç söylemiyorsun?" dedi hayretle.

Gece ona dönerken konuştu. "Söylemem mi lazım?"

"Gitme diyorum tutturdu gidicem diye ya!" diyen Beliz'le Gece konuştu.

"Napayım burada?" dediğinde Beliz bozulmuş gibi önüne dönerken yutkundu.

"Sen bilirsin."

"Kız haklı orda kurulu bir düzeni ailesi vardır." diyen Çağrı Beliz'e doğru ekledi. "Sende drama queenlik yapma."

Berk'in gözleri bununla Gece'yi buldu. Ailesi yoktu. Ama dönüpte kimseye yok diyemedi. Yine o cool tavrından ödün vermeden saçlarını geriye doğru savurdu.

"Bir şey oynayalım mı?" diyen Hazal ile Berk ve Ege aynı anda konuştu.

"HAYIR!"

"Niye öyle dediniz ya?" diyen Parla Hazal'a döndü. "Söylesiiin."

"Ben hiç oynayalım." diyen Hazal ile Bora konuştu.

"Başka oyun mu bilmiyorsun bunu Hanife Teyze'nin bahçesinde oynamıştık."

"Evet onu Alaz önermişti ama." dedi Berk Alaz'a dönerken.

"Suyla oynamıştık mantığı kalmamıştı." dedi Alaz.

"Sarhoş olursanız karışmam ama he." diyen Berk teslim olur gibi ellerini kaldırırken Çağrı yüzünü buruşturarak Çınar'a doğru döndü.

"Çınar." dediğinde Çınar onu anlamadığını belli ederek başını iki yana salladı. "Sen oynamasan mı?"

"Adımız çıkmış dokuza inmez sekize tek seferlikti diyorum." 

Berk Ege ve Çağrı aralarında gülerken Lavin konuştu. "Ya dalga geçmesenize. Ne güzel şiir okumuştu." 

Bununla diğerleri de gülmeye başladı. Çınar Lavin'e dönerken konuştu. "Sağol aşkım ya."

"Unutamıyorum napıyım?"

"O zaman ben shot istiyorum." diyen Aren çağırdığı garsondan shot istediğinde sınıftaki herkesi masaya çağırdı. 

"Ben başlıyorum." diyen Hazal konuştu. "Ben hiç istemediğim bir yerde kalmadım."

Masada bir sessizlik oluşurken Cemre shotu kafasına dikti. Hemen ardından Çınar'da.

"Şimdi ben." diyen Hazal'ın yanındaki Beliz konuştu. "Ben hiç.." etrafa bakarak ekledi. "Bir mekanda sarhoş olup kendimi rezil etmedim."

Berk, Ege, Çağrı ve Bora gülmeye başlarken Çınar'a döndüler. Çınar bununla göz devirirken shotu başına dikti. "Çattık ya."

"O ikinciyi de mi içse acaba?" diyen Çağrı gülmekten nefessiz kalırken kurmuştu bu cümleyi.

"Sende içiyorsun yalnız." diye Ege onun ağzına doğru shotu götürürken Çağrı bardağı alarak kafasına dikti. "Tamam yalan yok çarpabiliyor."

"Ben hiç.." diyen Çağrı etrafa bakındı. "Eski sevgilimle aynı evde kalmadım." dediğinde sırıtarak bir Berk'e bir Cemre'ye bakıyordu.

"Oğlum kafan mı güzel?" dedi Berk ona bakarken.

"Hadi içsenize!" diyen Çağrı'yla göz deviren Berk bardağı kafasına dikti.

Oyun bittiğinde herkes biraz çakır keyif olmuştu. 

"Bir şey dicem hayatımda ilk defa bu kadar içtim galiba." diyen Gece geriye yaslanırken ekledi. "Başım çok kötü dönüyor."

"Sende her şeyi yapmışsın yani." dedi Çağrı ona bakarken. 

"Hayatı dolu dolu yaşıyorum işte." dedi Gece gözlerini kapatırken. 

Dışarıya hava almak için çıkan Sarp ilerdeki gölün kenarında oturan bir silüet gördüğünde kaşlarını çattı ve o tarafa doğru ilerledi. Oturan kişinin yanına yaklaştığında bunun Aren olduğunu gördü.

"Napıyorsun burada?" dediğinde Aren irkilerek o tarafa döndü.

"Oturuyorum." dedi geri göle dönerken. "Asıl sen napıyorsun burada?"

"Kimsin diye bakmaya geldim." diyen Sarp yanına otururken Aren konuştu.

"Bakmasaydın göremezdin."

Sarp anlamayarak kaşlarını çattı. "Nasıl yani?" 

"Yani normalde bir insan burayı fark etmez. Nereye daldın da beni fark ettin?" dediğinde ona döndü.

"Niye görünmez misin sen?" dedi Sarp alayla.

Aren sırıttı. "Kalbin kırılmış seniiin." dedi ona işaret parmağını sallarken alkolün getirdiği uyuşuklukla. 

"Niye buna bu kadar sevindin?" dedi Sarp ina gülerken.

"Yok sevinmedim." diyen Aren istemsizce güldü. "Ağzım seğriyor."

"Hadi benim kalbim kırıldı. Sana noldu da geldin buraya?" dedi Sarp önündeki göle dönerken. "Kendi ev partinde."

"Dedim ya fark edilmezim diye." diyen Aren kendiyle alay eder gibi gülerek önüne döndü. "Fark edilmediğim zamanlar uzaklaşırım ben. Öyle sessizce. Yokluğum bile fark edilmez o derece." dediğinde gözlerini gölden ayırmadan ekledi. "Gerçekten görünmez miyim acaba?"

"Yo ben gördüm." diyen Sarp gülerken Aren başını salladı.

"Küçükkken de böyleydi. Annem ve babam evde kavga ederdi. Beni fark etmezler miydi yoksa pek umurlarında mı değildim bilmiyorum. Bende çıkar giderdim evden. Amerika'daki evimizin yakınlarında da böyle bir göl vardı. Daha çok bataklık gibi. Yine fark etmezlerdi." dedi ve omuz silkti. "Akşam eve gelince fark ederlerdi 'nereye gitmiştin' diye sorarlar cevabı umursamazlardı. Ne olursa olsun gözükemedim ben onlara. Hani bana diyorlar ya on parmağında on marifet diye." diye Aren Sarp'a döndü. "Onların hepsini onlara gözükmek için yaptım. Başarılarımla olsun görürler diye. Ama o da olmadı. Beni görmek istemediler anlaşılan." 

"Vay be!" diyen Sarp ona döndü. "Demek on marifet 'beni görün' demenin farklı bir yoluydu."

Aren başını salladı. "Aynen."

"Bağırmayı denedin mi?" dedi Sarp kaşlarını çatarken.

"Nasıl?"

"Bayaa." diyen Sarp ekledi. "'Beni görün' diye bağırmayı denedin mi?"

"Hayır." 

"Dene o zaman." dedi Sarp başını göle doğru çevirirken.

"E duyarlar." dedi Aren biraz uzakta kalan evi gösterirken.

"Amaç bu." diyen Sarp omuz silkti sonra sırıtarak ekledi. "Hem dinlemezlerse duyamazlar." dedi Aren'in sözünü tekrar eder gibi.

Aren bununla güldü. "Bağırıyorum." dedi yüzündeki gülümsemeyle. Sarp başını salladı. Aren göle dönerken bağırdı. "Beni görün!"

Sonra evden gelen sesi duydular. "Noluyo lan?"

Çağrı'nın sesiydi ve hemen ardından kapı açıldı. Aren bununla gülmeye başlarken Sarp'ı da kolundan tutup çimenlere yattı. 

"Napıyorsun kızım ya?" diyen Sarp'a gülerken konuştu.

"Görmesinler diye." dediğinde Sarp başını çimenlere yaslarken gözlerini gökyüzüne dikti.

"Sende ne istediğini bilmiyorsun."

Aren gülerken yüzünü gökyüzüne çevirdi. "Sen biliyor musun?"

Sarp bu soruyla duraksarken ona döndü. Bu soru bir süre düşünmesine sebep oldu. "Bilmiyorum galiba." diye mırıldandı sonra.

***

"Anahtar deliğe girmiyor ki." diyen Berk yine kapıyı açmaya çalışırken Beliz konuştu.

"Ya sen ne beceriksizsin ya." derken Berk'i kenara itti ve anahtarla uğraşmaya başladı. "Allah Allah." dedi anahtarın bir türlü kapıyı açmayışıyla. 

"Ben mi beceriksizmişim?"

"Sus bi odaklanıyorum."

Onların arkalarında bekleyen Gece ve Cemre kollarını göğüslerinde birleştirmiş kapının açılmasını bekliyordu.

"Hayır anlamadım acaba anahtarı falan mı değiştirdi babam?" diyen Beliz uğraşmaya devam ederken Berk alayla konuştu.

"Açıl susam açıl!"

Kapının açılmasıyla Beliz ağzını açarken elindeki deliğe sokmadığı anahtarı gösterdi. "Oha. Naptın sen?" dedi Berk'e şok içinde dönerken.

Sonra ışığın açılması ve kapının arkasındaki Bora'nın ortaya çıkmasıyla Berk kaşlarını çattı. "Sen nasıl girdin lan?"

Bora sırıtırken baş parmağı ile bahçe kapısını işaret etti. "Bahçe kapısından."

Beliz başını yana yatırırken mırıldandı. "Allah'ım ben yine aşık oldum."

"Bizi niye çağırmıyorsun burda uğraşıp duruyoruz?" dedi Berk Bora'ya bakarken.

"Kapıyı açtım işte." diyen Bora mutfak tezgahına yöneldi. "Kahve isteyen var mı? Açılırsınız."

Kimseden ses çıkmazken Cemre onun kolundan çekiştirerek mutfağa çekti. "Hemen eve gitmemiz azım."

Bora oflarken ona baktı. "Bak bu kafayla hiçbir şey toplayamam ben sabah dedim ya."

"Ya lütfen hadii!" 

"Ayla Teyze uyuyor Cemre." dedi Bora kaşlarını çatarak.

"Gidip gelicez." 

"Nasıl?" 

Cemre gülümsedi. "Hediyemi almam gerekiyor. Çekmecede kaldı ya."

Bora'nın kaşları kalktı. "Verecek misin?"

"Evet." dedi Cemre gülümserken başını salladı.

Bora elini Cemre'nin alnına ters bir şekilde koyarken dudaklarını hayretle yukarıya doğru kıvırdı. "Allah Allah ateşinde yok. Çokta içmedin?"

"Evet. Gayet aklım başımda." diyen Cemre onu kolundan çekiştirirken konuştu. "Kalbimin sesini dinliyorum." dedi ona göz kırparken.

"Hadi ya?" diyen Bora onun yanında yürümeye başlarken konuştu. "Şimdi istemeden sizi barıştırmış mı olacağım ben?"

Cemre bununla kıkırdarken konuştu. "Aşk Doktoru Bora Yılmaz."

Bora yüzünü buruştururken kapıyı açtı. Diğerleri yukarı çıkmıştı. "Aşk ve adım aynı cümlede hiç hoş değil."

***

Bahçeye çıkan Berk Gece'nin gözlerini kapatmış koltuğa oturduğunu görünce yanına otururken konuştu. "Her gece burdasın." 

"Soğukla ayrılırım belki dedim." diyen Gece gözlerini açarken gözlerini kırpıştırarak Berk'e baktı. "Ooo." diyerek elini gözlerine kapatırken ekledi. "Dönüyorsun."

"Seni bu kadar çarpıyor muydu ya?"

"Yok. Fazla kaçırdım." diyen Gece gözlerini açarken onu işaret parmağıyla gösterdi. "Ama." dediğinde elini alnının yanına koyarak ekledi. "Hala yerinde." dediğinde Berk kaşlarını kaldırdı. "Sweati sordun mu?"

"Oha!" diyen Berk sırıttı. "Ben sorduğumu bile unutmuşum. Sen baya hayransın bu gruba." dedi hayretle.

"Evet."

"Sordum. Ama kalmamış." dediğinde Gece ofladı. Berk ona dönerken sordu. "Gidecek misin?" dediğinde Gece şaşkınlıkla ona dönerken gözleri birleşti. "Yani dönecek misin?"

Gece başını salladı. "Evet."

"Neden?"

"Niye dönmeyeyim? Orada bir okulum var..." dedikten sonra sayacak pek bir şey bulamadığı için duraksadı.

"Burada da biz varız." dediğinde Gece'nin kaşları hafifçe kalktı.

"Biz?"

"Yani Beliz.. ben..." diyen Berk kaşlarını kaldırdı. "Hato... Ege'yle de anlaştınız baya.."

"Vay be!" dedi Gece. "Kaç yıldır yaşadığım yere gitmek için sebep bulamazken burda ne çok sebebim var."

"Kal o yüzden."

"Neden peki?" dedi Gece. "Neden kalmamı istiyorsun?" 

"Bilmem." diyen Berk ekledi. "Belki de resimlere girmeni istiyorumdur."

Gece bu sözle yutkunurken ciddileşti. "Uyusak mı artık?" dedi ve ayağa kalkarken sendeledi. Berk'in kalkarak onu tutmasıyla dengeyi korudu.

"Sen pek merdivenlerden çıkabilecek gibi değilsin ama." diyen Berk'le güldü.

"Şimdi şey diyeceksin. 'Merdivenlerden kendi çıkamayan kız Almanya'ya nasıl gitsin?'"

Berk onun taklidini yapmasıyla güldü. Merdivenlerde doğru yönelerek merdivenleri çıktıklarında Berk kendi odasının kapısında durarak Gece'ye döndü.

"Bekle beni burda." odasına girerken Gece onun arkasından homurdandı.

"Boklo bono bordo."

"Sesini duyabiliyorum." dedi Berk içerden.

"Ses yalıtımınızda sıkıntı var o zaman. Gayet sessiz konuştum." diyen Gece ofladı. "Ya seni mi be-"

Kapının açılıp Berk'in içerden elinde sweatshirtle çıkmasıyla duraksadı.

"Al." diyen Berk sweatshirti ona doğru uzattı.

Gece'nin gözleri kocaman açılırken sordu. "Sen ciddi misin? Yoksa kafam güzel diye dalga mı geçiyorsun benle?"

"Hayır. Ciddiyim. Artık giymiyordum zaten. Baya giydim zamanında modası geçti galiba benim için." dediğinde Gece elinden sweatshirti aldı.

"Teşekkür ederim Berk." dediğinde Berk gülümsedi.

"İyi geceler o zaman." dediğinde alayla ekledi. "Odan yanda bulabilirsin herhalde."

Gece bununla güldü. "İyi geceler." dedikten sonra kendisinin de beklemediği bir şey yaptı ve kollarını hızla Berk'in boynuna sardı.

Odasından elindeki kutuyla çıkan Cemre karşıdaki odanın kapısında gördüğü manzarayla kaşlarını kaldırırken gözleri kısıldı.


Gitmesi an meselesi, aşk meselesi
Sen karışma


"Tekrar teşekkürler." dedi Gece Berk'ten ayrılmadan. 

Berk bununla gülümserken o da Gece'ye sarıldı. "Rica ederim." 

Cemre bu görselle yavaşça içeri girerek kapıyı kapattı. Elindeki kutuyu yavaşça komidinin üzerine koydu ve titrek bir nefes verdi.


Kimsenin yok hiç hevesi, şevk meselesi
Sen kaçırma


Gözlerini sıkıca kapatırken yatağa oturdu.


Gündüzün var bi' gecesi, aşk tek hecesi
Sen sorunca


Sabah eşyalarını toplamış herkes yavaş yavaş kalkmaya başlarken kutuyu eline aldı ve cesaretini toplayıp Berk'in odasına yöneldi.

Kapıyı tıklatırken içerde kimsenin olmaması için dua etmiş kapıyı açtığında boş olan odaya girmişti.

Kutuyu tam masanın üzerine koyacakken çöp kutusundaki buruştularak atılmış resimlerini gördüğünde kaşları çatıldı. Kutuyu bırakırken çöp kovasına eğildi ve içinden bir tanesini aldı.


Hüznünün tek becerisi hız denemesi
Biz durunca


"Bu kadar kolay he?" diye mırıldandı. "Bunları çöpe atmak." fotoğrafı geri çöpe bıraktığında doğrulmak için yeltenmişti ki yerde gördüğü küpeyle duraksadı. 

Küpeyi eline alırken kimin olduğunu anlamaya çalışıyordu ki aklına Gece'nin Tozluya'ya gittikleri gün taktığı küpelerden biri olduğunu fark etti.


Uykulardan, kuytulardan çıkmalısın
Aşk adına çalışmaya başlamalısın


Yerden yavaşça doğrulurken gözünden bir damla yaş yanaklarına doğru süzüldü. Eli kutuyu masanın üzerinden almak ve almamak için tereddütle havada kalırken kapı açıldı.

Kapıdan giren Berk'le göz göze kaldıklarında Berk'in gözlerindeki şaşkınlık okunuyordu.

"Beerk! Sen bunu bana verecektin amaa!" diye bağıran Lina'nın sesiyle ikisinin de gözleri kapının önündeki Lina'nın Gece'nin üzerindeki sweatshirti işaret edişine döndü.

Cemre'nin bakışları geri Berk'e dönerken masanın üzerindeki kutuyu eliyle yere ittirdi. Sonra hızla odadan çıktı. Koşarak kendi odasına gittiğinde hazırladığı çantayı aldı ve merdivenlerden hızla inmeye başladı gözlerindeki yaşları silerken.


Bi' doya doya sevinemedim, gideni geri getiremedim
Bakma sen döndüğüme


Berk kaşlarını çatarak olanlara anlam vermeye çalışırken gözleri yere düşüp kırılan ve yerlere saçılan fotoğraf ve notlara kaydı. Sonra da masanın üzerine konulmuş Gece'nin küpesine.

Tozluyaka'dan geldikleri akşam Lina'yı yatağına yatırırken düşmüş olmalıydı. Dudakları aralanırken kapıdaki Gece ve Lina'nın yanından hızla geçerek merdivenlerden indi ve kapıyı açtı. Merdivenlerden çıkmak üzere olan Cemre'ye seslendi.

"Cemre!" Cemre durmazken adımları hızlandı. Bahçeden çıkıp yola çıktığında Berk koşarak ona yetişmişti. Kolundan tutup onu kendine çevirdi.

"Ne var!" dedi Cemre ona dönerken sesi öfke doluydu. Yağan yağmur bastırmaya başlamıştı. "Ne Cemre Cemre Cemre. Yeter artık ya. Bırak beni de bi gideyim." 

"Yanlış anladı-"

"Her şeyi mi yanlış anladım ben Berk? He söylesene." diyen Cemre elindeki çantayı yere attı. "Dün gece sarılıyordunuz. Neyi yanlış anlayabilirim? Sabahta odanda küpesi var üstünde sweatin..." diyen Cemre elleriyle onu göğsünden hızla ittirerek bağırdı. "Söylesene hepsi mi tesadüf!?" Cemre ıslanan ve alnına yapışan kahküllerini eliyle kenara ittirirken ağlayarak konuştu. "Ya ben ne kadar aptalım ya? Bir de dün akşamdan beri doğum günü hediyen diye tutturmuşum koşturuyorum. Sizi sarılırken görüyorum yine vazgeçmeyip sabah bir daha geliyorum."

Berk onun bu haline bakarken yutkundu. 


Bizi bi' kere düşünemedin, nefesimi de bitiremedin
Bakma sen öldüğüme


"Cemre. Özür dilerim ben anlatacağım her şeyi sana."

"Anlatma Berk." dedi Cemre gözyaşlarını silerken. "Sen git kendi hayatına bak artık tamam mı?" diyen Cemre yerdeki çantasına yönelirken ekledi. "Mutluluklar sizede."

Berk onu kollarından tutarken elinin yarasına gelmemesine dikkat etmişti. "Bana bak. Bak ben her şeyi anlatacağım sana." dediğinde gözlerini onun yüzünde gezdirdi.

Cemre gözlerini kapatırken başını iki yana salladı. "Anlatma. Lütfen anlatma. Canım çok acıyor Berk. Hiç acımadığı kadar acıyor."


Bi' doya doya sevinemedim, gideni geri getiremedim
Bakma sen döndüğüme


Berk bununla yutkunurken yüzü acıyla buruştu. Kollarından tuttuğu Cemre'ye kollarını sardığında Cemre'nin onun göğsüne indirdiği darbeleri umursamadı biraz daha sıkı sardı onu. "Fotoğrafları senden nolursa olsun kopamadığım için attım." diyen Berk ekledi. "O sarılma da sweatimi çok beğendiği için ona vermiştim onun içindi. Sadece teşekkür sarılmasıydı."

Cemre başını iki yana sallarken onu bir kez daha ittirmeye çalıştı.

Cemre onu itmeye çalışırken Berk daha da sıkı tuttu. "Bırak!" dedi Cemre nefesi kesilir gibi. "Bırak dedim!" Sesindeki öfkenin altına saklanmış kırık kalbini Berk çok net hissediyordu.

Yağmur ikisinin de saçlarından süzülüyor Cemre’nin titreyen dudakları daha çok canını acıtıyordu.

"Bak bana!" dedi Berk sesi titreyerek. "Bi kere gözlerime bak."

Cemre istemsizce gözlerini kaldırdı. Göz göze geldiler.

"Gece'yle aramda hiçbir şey yok." dediğinde Cemre konuştu.

"Kendini kandırma Berk." dediğinde başını iki yana salladı. "Bilinç altında o var."

Berk bununla başını iki yana salladı. Yağmurdan ıslanmış alnını sıkıca sarıldığı Cemre'nin alnına yasladı. "Benim bilincimin altında da üstünde de sen varsın Cemre." 


Bizi bi' kere düşünemedin, nefesimi de bitiremedin
Bakma sen öldüğüme


Cemre gözlerini kapatırken gözlerinden yaşlar süzülürken konuştu. "Bir şeyi değiştirmiyor." dediğinde sesi titriyordu. "Allah kahretsin ki hiçbir şeyi değiştirmiyor. Biz artık birbirimizi paramparça etmek dışında hiçbir şey yapmıyoruz." dediğinde gözlerini açtı. Berk'in gözlerine bakarken fısıltı gibi konuştu. "Bizden olmaz artık."


Uykulardan, kuytulardan çıkmalısın
Aşk adına çalışmaya başlamalısın


Berk başını iki yana sallarken ona biraz daha sıkı sarıldı. "Olur. Biz denemek istersek olur."

Cemre başını iki yana salladı. “Sen hâlâ anlamıyorsun değil mi? Bir daha denemek için önce birbirimize zarar vermeyi bırakmamız lazım. Ama biz… biz bunu beceremiyoruz.”

Berk’in gözlerinden akan damlalar artık yağmurla karışıyordu. “Ben sensiz beceremiyorum.” dedi yalvarırcasına. “Ne yaparsam yapayım kimle olursam olayım… sonunda dönüp dolaşıp sana geliyorum. Senden başka hiçbir şey bana iyi gelmiyor.”


Bi' doya doya sevinemedim, gideni geri getiremedim
Bakma sen döndüğüme


"Ama böyle olmaz." diyen Cemre alınlarını ayırdı. "Böyle iyileşemeyiz."


Bizi bi' kere düşünemedin, nefesimi de bitiremedin
Bakma sen öldüğüme


"Tamam." diyen Berk ekledi. "Bizde farklı bir yol deneriz."

Cemre kaşlarını kaldırdı. "Nasıl?" dedi yanaklarındaki ıslaklıkları silerken. Oysa baştan aşağı sırılsıklam olmuştu artık.

"Arkadaş oluruz." diyen Berk ekledi. "Yavaş yavaş düzeltiriz aramızı."

Cemre bununla yavaşça ondan uzaklaşırken konuştu. "Tamam." dedi ve ekledi. "Garip geliyor. Ama olalım arkadaş."



                   42. BÖLÜM SONU

Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

şu kalsın ki aklınızda, kadının sessizliği vedadır..

21.Bölüm: Uyan

23.Bölüm: Yeni Çocuk