43.Bölüm: Bir Sebebi Var
-yıldızları görmek için başkaldırmak gerekir.
YAZAR'DAN
"Ah yavrum. Nasıl öksürüyorsun bak şu zencefilli içeceği iç bir şeyciğin kalmaz." diyen Hanife Teyze koltukta uzanan Berk'e bardağı uzattı.
Berk yüzünü buruşturdu. "Hayır babaanne ya. Hayatta içmem ben onu." dediğinde sesi burnunun tıkalı oluşuyla değişik çıkıyordu.
"Yağmurun altında o kadar ıslanırsan böyle olur." diyen Beliz merdivenlerden indi ve onun yanına gelerek elini alnına koydu. "Baya yanıyor bu?" dedi Hanife Teyze'ye dönerek.
"Naptın çocuğum sen o kadar yağmurun altında?" diyen Hanife Teyze kaşlarını çatmış Berk'e kızıyordu.
"Hato'nun tasması düşmüş bir yerde onu yol boyu aramaya gittim dönerken de bir anda bastırdı ne yapayım?" diyen Berk elini ağzına kapatıp bir kez daha öksürürken yüzünü buruşturdu. "Gözünü seveyim al şu bardağı şurdan kokusundan kusacağım."
"Hayır efendim içeceksin o içeceği." diyen Hanife Teyze'yle Berk hızla başını iki yana salladı.
"Hastalıktan ölürüm gerekirse. Ama içmem."
"Off ne kadar mızıkçı gıcık bi çocuksun sen ya?" diyen Beliz ona göz devirirken masadaki ateş ölçeri alıp onun alnına tuttu. "Oha otuz sekiz buçuk!" Beliz gözlerini kocaman açıp Berk’e döndü. "Sen bildiğin yanıyorsun hâlâ inat ediyorsun!"
Hanife Teyze hemen ayağa kalktı. "Hemen ıhlamur koyayım nane limon da kaynatırım. O zencefili de içine katarsın Beliz."
Berk öksürükle birlikte kahkaha atmaya çalıştı. "Babaanne sen beni öldürmeye mi çalışıyorsun? Zencefilin tadı zaten midemi alt üst ediyor. Bir de üstüne nane limon… Cenazeme gelirsiniz yani."
Hanife Teyze elini şakağına götürdü. "Allah’ım sabır ver bana… Bu yaşımda bir de çocuk gibi huysuzlanan torunla uğraşıyorum."
Berk aşını salladı ve konuştu. "Ya tamam ben normal ilaç içeyim bu bitkisel şeylerle olmaz."
"Öyle her hastalığa her ilaç içilmez." diye çıkıştı Hanife Teyze.
Beliz kıkırdayarak bardağı alıp burnunu tıkadı ve bir yudum içti. Ardından Berk’e dönüp abartılı bir yüz ifadesiyle "Hımm… gayet de güzelmiş." dedi.
Berk şüpheyle kaşlarını kaldırdı. "Sen oyunculuk dersine mi başladın? Çünkü şu an Oscar’lık performans sergiliyorsun."
"Bak bi yudum al tiryakisi olursun." dedi Beliz gülümseyerek bardağı onun ağzına doğru uzatırken.
Berk burnunu kapatırken konuştu. "Beliz uzaklaştır şunu."
"Noluyor burada?" diyen Sera merdivenlerden inerken peşinden Lina da koşarak geldi.
"Zencefili içiremiyorum bizim oğlana." dedi Hanife Teyze bıkkınlıkla.
Sera bununla yüzünü buruşturdu. "Zencefil mi?"
"Sonunda biri benim dilimden konuşuyor." dedi Berk başını yastığa koyarken halsiz bir şekilde.
"Berk hasta mı oldun sen?" diyen Lina Berk'e merakla bakıyordu.
Berk başını salladı. "Evet prenses hasta oldum ben."
Lina bardağı gösterip ciddi bir ifadeyle Berk’e doğru konuştu. “Bunu içersen daha çabuk iyileşirsin. Ben de sana çorba yaparım.”
Sera kahkaha attı. “Sen çorba yapmayı biliyor musun?”
Lina mahcup bir gülümseme ile başını eğdi. “Bilmiyorum ama öğrenirim. Yeter ki Berk iyi olsun.”
"Oow!" diyen Beliz Lina'ya eğilirken ona kocaman sarıldı ve onun yanaklarını öptü. "Seni yerim ben yer."
"Benim yerime de öpsün bir tane." diyen Berk'le Beliz Lina'yı bir kez daha öptü.
Lina kıkırdarken konuştu. "Geçmiş olsun Berk."
Berk battaniyenin altından çıkardığı eliyle onu işaret etti. “Bak işte… benim moral kaynağım bu. İyileşmemin tek yolu bol bol Lina vitamini almak.”
Beliz gözlerini kocaman açtı. “Aaa! Ben sabahtan beri uğraşıyorum zencefili sana içirmek için kendim bile içtim sen bana teşekkür bile etmedin. Ama Lina bir çorba yaparım diyor senin gözlerin kalp kalp oluyor.”
Berk Lina'ya bakarak Beliz'i kaşlarıyla gösterdi. "Kıskandı seni bak."
"Kıskanma Beliz. Seni de en çok Bora sever." dediğinde Berk'in gözleri açılırken Beliz kaşlarını kaldırdı.
Sera ve Hanife Teyze onlara dönmüşken Beliz konuştu.
"Ne münasebet canım? Niye sevsin o turuncu kafalı öküz beni?"
Lina kıkırdarken baş parmağını ona doğru salladı. "Sen ona aşıksın biliyorum." dediğinde Beliz söyleyecek bir şey bulamazken Sera Lina'ya müdahale etti.
"Lina! İyice uzadı o dilin yine bozuşucaz."
Lina omuz silkerek önüne döndü.
Hanife Teyze tepsiyi elinde tutarak salona geri döndü. “Hadi bakalım lafı bırakın da şunu içiriverin. Bir kaşık bal da koydum içine.”
Berk kaşlarını kaldırdı. “Babaanne bu kadar malzeme karışınca iksir falan olmuştur artık. İçersem süper kahramana dönüşmezsem çok alınırım.”
"Zaten benim kahramanımsın." dedi Lina gülümseyerek.
Beliz araya girdi. "Adı da Süper Mızmız falan mı?"
"Hayır Süper-Man." diyen Lina'yla gülerlerken Berk yüzünü buruşturarak bardağı dudaklarına götürdü.
O bir yudum alırken Beliz'de hızla telefonunu ona doğrulttu ve fotoğrafını çekti. "Tarihi bir an." dediğinde Berk aldığı yudumla yüzünü iyice buruşturdu ve bardağı masaya geri koydu.
"Sandığım kadar kötü değilmiş." dediğinde herkes ona 'ben demiştim' der gibi bakarken Berk ekledi. "Sandığımdan daha kötüymüş."
"Hasta olmadan düşünecektin onu paşam." dedi Beliz oturup arkasına yaslanırken.
Berk ona gözlerini kısıp bakarken konuştu. "Benim mi suçum yani..." diyip bir duraksadı. "Yani Hato'nun tasmasını aramak?"
"Hato'nun tasması boynunda ama." diyen Gece merdivenlerden indikten sonra gülümseyerek mama kabından mama yiyen Hato'yu gösterdi.
Berk ona yan yan bakarken konuştu. "Ben buldum onu."
"Ne ara kuruttun da taktın? Köpeğe ıslak ıslak mı taktın yoksa?" dedi Hanife Teyze telaşla.
"Yo yıkadım kuruttum. Ben sorumsuz bir baba mıyım sanki." dediğinde Gece sırıtırken Berk ona doğru parmağını salladı. "Senle de sonra konuşacağız."
"Ne konuşacaksınız?" dedi Beliz merakla.
"Anlatıcam ben sana." diyen Gece ona göz kırparken Berk ona gözlerini büyüttü.
"Çağrı aradı bu arada." dedi Beliz araya girerken. "Bizim ekip olarak buraya geleceklerini söyledi."
"Bizim ekip?" dedi Berk kaşlarını çatarak. "Hangi ekip?"
"Ege, Cemre, Hazal falan işte." diyen Beliz ofladı. "Bora gelmez o kesin de."
"Cemre'de mi geliyormuş?" dedi Berk kaşlarını kaldırarak.
Beliz sinirle ona döndü. "Evet dedim ya."
"İyi de neden?"
"Ya ne bileyim ben?" diyen Beliz bıkmış bir ifadeyle ekledi. "Sorgu meleği kesildin başıma."
"Bora niye gelmiyor hayırdır?" diyen Gece Beliz'e dönerken Beliz ofladı.
"Çağrı Bora gelmeyecek dedi."
"Sende buna üzüldün mü?" dedi Berk kaşlarını çatarak.
Beliz ona dönerken konuştu. "Sanane?"
"Ben naptım kızım?"
"Sana sinirlenesim geldi."
Kapının çalışıyla Gece onlara gülerken ayağa kalktı. "Ben açarım siz hiç kavganıza ara vermeyin."
Berk doğrulamaya çalışırken Beliz ayağa kalkıp onu ittirdi. "Hastasın nereye kalkıyosun?"
"Kalkarım sanane?"
"Babaannem boşuna mı uğraştı o kadar sen iyileş diye?" diyen Beliz onu bir kez daha ittirdi.
"Ya sanane kızım bıraksana beni."
"Hayır bırakmıyorum sesin de fil gibi çıkıyor zaten." diyen Beliz ve Berk'in kavgası Ege'nin sesiyle kesildi.
"Mevcut bir savaşın ortasına geldik galiba." diyen Ege'ye Çağrı sırıttı. Ve Hazal'a dönerken konuştu.
"Beni sana şiir yazarken bulmuşlar."
Berk ve Beliz onlara dönerken Berk Cemre'yle göz göze geldi. Yüzüne bir tebessüm yerleşirken Ege'nin sesiyle o tarafa döndü.
"Noldu sana bro?"
"Hiiç." diyen Berk cümlesine devam edecekti ki Beliz imayla konuştu.
"Hato'nun tasmasını aramış yağmurda. Eve girdiğinde sudan çıkmış balık gibiydi."
"Deli misin oğlum sen?" diyen Ege Berk'in yanına otururken Berk Cemre'ye bakmamaya gayret göstererek konuştu.
"Tasmasız mı kalsın?"
"Yenisini alırdınız."
"Neyse ne? Siz niye bunu bu kadar sorguluyorsunuz? Arayan benim hasta olan benim size noluyo yani?" diyen Berk'ke diğerleri de otururken Cemre konuştu.
"Geçmiş olsun."
Ege ve Çağrı senkronize bir hareketle aynı anda şaşkınlıkla Cemre'ye başını çevirdi.
"Sağol."
Aynı senkronize hareketle Berk'e döndüler.
"Sende benim duyduğumu duydun dimi bro?" diyen Çağrı'yla Ege konuştu.
"Evet. Konuştular. Hemde insan gibi."
Cemre onlara dönerken konuştu. "Evet. Ne varmış bunda?" dediğinde göz ucuyla mutfakta oturan Gece'ye baktı. "Biz konuşup anlaştık. Ve-"
"Hayırlı olsun. Şükürler olsun. Allah bir yastıkta kocatsın. Allah bir daha ayırmasın bize bu karanlık günleri bir daha yaşat-" Çağrı'nın sözleri Berk ve Cemre'nin aynı anda ona seslenmesiyle yarıda kesildi.
"Çağrııı!"
"Ağız tadıyla sevinemeyecek miyim?" diyen Çağrı'yla Berk konuştu.
"Biz arkadaş olmaya karar verdik."
Bu kez şok içinde onlara dönen kişiler sadece Çağrı ve Ege değildi. Hazal ve Beliz'de şok içinde onlara döndüler.
"Arkadaş mı?" dedi Hazal ve bir Berk'e bir Cemre'ye baktı. "Siz? Arkadaş?"
"Evet." diyen Cemre gülümsedi. "Niye bu kadar şaşırdınız ki?"
"Ciddi misiniz lan?" diyen Ege şaşkınlıkla Berk'e döndü.
Berk başını salladı. "Evet."
"Nasıl yani?" dedi Beliz. "Kanka falan da diyecek misiniz birbirinize?"
"Yuh!" diyen Berk fazla bir tepki verdiğini fark ederek düzeltti. "Yani... Bilmem..." dediğinde Cemre'ye döndü. "Der miyiz?"
"Yani..." diyen Cemre etrafa bakındı. "Demeyiz herhalde."
"Bence de." dedi Berk katılarak.
"Ay çok saçma oldu şimdi." diyen Hazal ekledi. "Biz arkadaşken siz sevgiliydiniz. Biz sevgiliyken siz arkadaş oldunuz. Bi dörtlü date yapamadık ya." dedi isyan eder gibi.
"Hakettiysem eyvallah yani. Bu grupta ilk gözden çıkarılan olmayı nasıl başardım bende bilmiyorum." diyen Ege başını iki yana salladı.
Berk ona dönerken konuştu. "Hazal ve Çağrı'nın boş muhabbetleri işte."
Hazal aklına gelen soruyla Çağrı'ya dönerken sordu. "Benim aklıma bir soru geldi."
"Eyvah." diyen Çağrı yavaşça ona döndü ve gülümsedi. "Neymiş?"
"Şimdi düşün ki ben bir anda bir fıstığa dönüştüm. O zaman da sever miydin beni?"
"Hazal." dedi Çağrı ona bakarken. "Benim fıstığa alerjim var."
Berk ve Ege bununla gülmeye başladı.
"Tamam da sevmez miydin?" dedi Hazal kaşlarını kaldırarak.
"Severdim severdim de. Uzaktan severdim."
Ege gülerek konuştu. "Zaten bu zamana kadar uzaktan sevdi ona koymazdı." dediğinde Berk bununla daha çok gülmeye başlarken Çağrı onlara ters bakışlar atarak konuştu.
"Hahaha! Çok komik. Kardeşim dediğim adamlara bak be. Tü yazıklar olsun size."
"Bora niye gelmedi bu arada?" diyen Beliz Cemre'ye döndü.
"Annem onu esir aldı biraz da." diyen Cemre gülümseyerek ekledi "Tabloların falan uğursuzluk getirdiğini söyleyerek onları kaldırıyor bir şeyler yapıyor. Bora'da ona yardım ediyor."
"Anladım. Yaran nasıl oldu bu arada?" diyen Beliz'le Cemre'nin gözleri bir anlık Berk'i bulsa da geri Beliz'e döndü.
"İyi. İyileşiyor."
Mutfaktaki Gece başını eğip telefonuna bakarken bilet uygulamasına tıkladı. Bir yanı ne kadar gitmek istemese de bir yanı Cemre'nin az önce ona attığı bakışlar gibi oraya ait olmadığını tekrar tekrar hatırlatıyordu.
Bu sırada duyduğu ayak sesiyle telefonu aceleyle kapatıp başını kaldırdığında Cemre'nin mutfağa geldiğini gördü.
"Selam." dedi Cemre bardağına su doldururken.
Gece buna anlam veremedi. Sonuçta hiç konuşmuşlukları yoktu. "Selam?"
"Baştan mı tanışsak diyorum?" dedi Cemre elini uzatırken. Gece onun eline bir süre şüpheyle baktıktan sonra ellerini birleştirip tokalaştı.
"Gece."
"Cemre." diyen Cemre keyifle gülümserken ellerini ayırarak konuştu. "Duymuşsundur. Berk'le arkadaş olduğumuzu."
"Aynen. Duydum." dedi Gece çokta ilgilenmediğini belli ederek tezgahın üzerindeki kupasını dudaklarına götürerek kahvesinden bir yudum aldı.
"Tam da arkadaş sayılmayız aslında. Bir şeyleri düzeltmek için bu kararı verdik." diyen Cemre'nin dudaklarına cümlesi bittikten sonra iddialı bir tebessüm yerleşti.
"İyi. Hayırlısı olsun sizin için." diyen Gece'ye bir adım atarken Gece bu harekete şaşırarak kaşlarını kaldırdı.
"Yani." dedi Cemre. "Eğer durduk yere Berk'in bir hareketinden çok derin anlamlar çıkardıysan umutların falan varsa üzülme."
Gece'nin kaşları çatıldı. "Ne demek istiyorsun?"
Cemre sakin ama kendinden emin bir ifadeyle omuz silkti. “Sadece şunu söylüyorum Gece. Berk’in son zamanlarda… bazı hareketleri kafa karıştırıcı olabilir. Ama bu onun bir şeylere açık olduğu anlamına gelmez. Biz arkadaşız evet ama onun hayatında neyin ne olduğu belli. Yanlış anlaşılma olmasın diye söylüyorum.”
Gece’nin dudağının kenarında hafif bir gülümseme belirdi ama bu gülümseme neşeden çok alaycıydı. “Yanlış anlaşılma mı? Ne kadar düşüncelisin." dedi küçümser bir ifadeyle. "Ama merak etme ben kimsenin hareketlerinden ‘derin anlamlar’ çıkarmıyorum. Berk’in ne yaptığı ya da kiminle ne olduğu da pek umurumda değil.”
Cemre bununla başını salladı. "Anladım." dedi ve mutfaktan çıkmak için arkasını döndüğü sırada aklına gelen şeyle geriye dönüp konuştu. "Bir şey daha soracağım."
Gece sakin bir ifadeyle başını salladı. "Sor."
"Sen neden hâlâ buradasın. Hayır yani doğum gününü de kutladık. Gitmen gereken bir okulun, yanında olman gereken bir ailen, arkadaşların falan yok mu?"
Gece'nin bununla kaşları kalkarken yutkundu ama Cemre bu endişeyi fark etmedi. Gece ayağa kalkarken ciddi bir yüz ifadesiyle konuştu. "Sen benimle kafanı çok yorma istersen." dedikten sonra güldü. "Sonra sen 'derin anlamlar' çıkarırsın."
Yanından hızla geçip merdivenlerden çıkmaya başladığında Cemre'nin çenesi sinirle kasılırken sıkıntılı bir nefes verdi.
"Gece gelsene yanımıza." diyen Ege'nin sesiyle Gece merdivenlerde duraksayarak onlara döndü.
"Yok ben odama çıkıyorum."
"Kızım çağırsana arkadaşını." diyen Ege Beliz'e döndü.
Beliz merdivenlerden çıkıp odasına giren Gece'nin ayak seslerinin kesilmesiyle omuz silkti. "Ben küsüm ona."
Cemre yerine otururken Çağrı sordu. "Neden?"
"Tutturdu gideceğim diye." diyen Beliz sıkıntılı bir nefes verirken ayağa kalktı. "Bende odama çıkıyorum."
O da odasına çıktığında bir sessizlik oluşurken Ege konuştu. "Vay be. Uzun zaman sonra biz bize kaldık."
"Harbi lan." dedi Çağrı. "Baya kalabalıklaştık."
"Canım çok sıkıldı benim yine." dedi Hazal oflarken. "Napıcaz?"
"Ben hiçbir şey yapamam." diyen Berk ellerini kafaya kaldırırken burnundaki kaşıntıyla yüzünü buruştururken bir anda hapşurdu.
"Sen baya baya kapmışsın şifayı." diyen Ege'yle Berk'in gözleri Cemre'yi buldu.
"Evet. Kaptım."
Cemre bununla Hazal'a döndü. "Aren aramıştı beni. Burdan ona geçicem. Gelicek misin sende?"
"Gelirim. Napacaksınız ki?"
"Takılırız öyle demiştik." diyen Cemre'nin ardından Çağrı hızla konuştu.
"Süper olur."
Cemre ona dönerek vurgular gibi konuştu. "Kız kıza Çağrı." dediğinde ayağa kalkarken ekledi. "Beliz'e de haber verelim."
Tam merdivenlerden çıkarken karşısından koşarak gelen Lina'nın yanağından makas almak üzere elini uzatmıştı ki Lina ona pas vermeden koşarak Berk'in yanına gitti.
"Biz ne zaman buz patenine gidiyoruz?"
Berk kaşlarını kaldırdı. "Hastayım prenses."
"Ama..." diyen Lina dudağını büzdü. "Gece Abla yarından sonra dönüyormuş."
"Ne?" diyen Berk kaşlarını kaldırırken merdivenlerde duran Cemre onları dinliyordu.
"Evet Beliz ablayla konuşuyorlardı az önce. Almış biletini."
Berk yerinden doğrulurken üzerindeki battaniyeyi bir kenara attı.
Cemre merdivenlerden geri inerken merdivenlere yönelen Berk'e doğru konuştu. "Yanlarına çıkıyorsun sanırım. Aren'in evine gelmek isterler miymiş onu da sorarsın."
Berk ona başını sallarken yukarı çıktı. Cemre yerine otururken Lina'ya döndü.
"Naber prenses?"
"Üzgünüm."
"Neden?"
"Gece abla gidiyor."
Cemre bununla oflarken söylendi. "Ne Gece'ymiş."
"Efendim Cemre'cim duyamadık." diyen Ege sırıtıyordu.
"Hiiç."
***
"Gece niye gelmedi?" diye sordu Cemre Aren'lerin evinin bahçesinden eve doğru yürürlerken Beliz'e dönerek.
"Aramız bozuk bizim biraz. Hem onların planı varmış galiba." diyen Beliz sonradan söylediğine pişman olmuştu ama söylemişti bile.
"Kimlerin?" dedi bu kez Hazal ona doğru bakarak.
"Berk ve Lina'yla buz patenine gideceklerdi."
Cemre'nin kaşları bununla çatılırken sordu. "Sadece üçü mü?"
"Evet. Yani bi nebze mecburen diyebiliriz. Söz vermişler."
"Anladım." diyen Cemre kapıyı tıklattı. Ama içinde git gide büyüyen bir sinir mevcuttu. Berk'in sabah hasta oluşu ve Çağrı'ya bir şey yapamayacağını söyleyişi... Şimdi ise Gece'yle buz patenine gidiyor oluşu içini yiyip bitiriyordu.
"Hoşgeldiiiin." diyen Aren Beliz ve Hazal'ı görüşüyle bir an duraksadı ve ekledi. "-İz. Hoşgeldiniz."
"Hoşbulduk." diyen Cemre içeri girerken ekledi. "Haber vermedim ama Beliz ve Hazal'ı."
"Nolucak canım yabancı mıyız?" diyen Hazal çantasını koyarken Aren ona göz ucuyla baktı ve mırıldandı.
"Aynen." Sonra aklına gelen şeyle konuştu.
"Ben o zaman Lavin ve Devin'i de arayayım mı?"
"Ara." diyen Cemre ekledi. "Ama ben Devin'in geleceğini sanmıyorum."
Beliz başını salladı. "Bende. Yazık kıza ya. Babası katilmiş ama hâlâ kabullenemiyor."
"Kolay mı Beliz?" diyen Hazal ekledi. "Yani düşün Kenan Amca katilmiş. Bir anda öğreniyorsun falan."
"Haklısın valla. Bak beni düşün." diyen Beliz kendini gösterdi. "Babamı sadece dört aydır falan tanıyorum ama yıkılırdım eminim. Ay düşüncesi bile kötü."
"Peki kimi öldürmüş onu biliyor musunuz?" dedi Cemre merakla.
"Hayır." diyen Hazal ekledi. "Ben bi kaç kez Lavin'e sordum ama hassas bir konu olduğunu söyleyip kesti attı konuşmayı."
"Lavin geliyor." diyen Aren oturduğunda Beliz ona döndü.
"Devin?"
Aren başını iki yana salladı. "Gelmeyeceğim dedi. Sesi de baya kötü geliyordu."
"Yazık kıza ya." diyen Beliz'in ardından Hazal konuştu.
"Alaz'la da konuşmuyorlar fark ettiniz mi?" dediğinde Cemre ona döndü.
"Devin kötü olduğu için çok üstelemek istemiyordur bence."
Aren bununla başını iki yana salladı. "Hayır bu arada. Bunu bende fark ettim." diyerek ekledi. "O da kimseyle doğru düzgün konuşmuyor."
"Bunlar da ayrılacak zamanı mı bulmuş?" diyen Beliz arkasına yaslandı. "Kızın kafası bu kadar karışıkken."
Kapının tıklamasıyla Aren kapıyı açarken Lavin'le sarılıp içeri geçtiler.
"Hoşgeldin." diyen kızlara gülümseyen Lavin elindeki poşeti masaya bırakırken onlara cevap verdi.
"Hoşbulduum. E kız kıza olacağız diye bir kaç şişe bir şeyler aldım." dediğinde Aren konuştu.
"Niye zahmet ettin?"
"Ne zahmeti? Ayıp ediyorsun." diyen Lavin yanındaki Beliz'e dönerken sordu. "Gece yok mu?"
Cemre'nin bununla yüzü düşerken ayağa kalktı ve mutfağa yönelirken konuştu. "Ben bardak falan getireyim."
"Dur yardım edeyim sana." diyen Aren'de onunla giderken Beliz Lavin'e cevap verdi.
"Berk'le buz patenine gittiler onlar."
Lavin kaşlarını kaldırırken sordu. "Baş başa mı?"
"Yok yok. Lina da var yanlarında." diyen Beliz'le Lavin başını salladı.
"Sen napıyorsun?" diyen Hazal ile ona döndü. Hazal ekledi. "Çınar nasıl?"
"Daha iyi." diyen Lavin omuz silkti. "Alışıyor gibi gözüküyor. Bana kalırsa alıştığı falan yok ama."
Hazal kaşlarını kaldırdı. "Devin'e göre de iyi görünüyor okulda?"
"O da farkında değil ki ne yaşadığının. Bi yanda babası, bi yanda Devin, bi yanda.." Alaz diyecekti ki vazgeçerek ekledi. "Annesi."
"Doğru. Annesiyle konuştu mu peki o günden sonra."
Lavin başını iki yana salladı. "Konuşmadı."
Mutfaktaki Cemre bir eliyle bardakları koyarken diğer eliyle telefonunu açtı ve Berk'in hesabına girdiğinde bir story attığını gördü. Ama takipleşmedikleri için tıklayamadı. Oflarken telefonu tezgahın üzerine koydu ve bardakları yerleştirmeye devam etti.
Kimileri kaldı, kimileri geçti
Boşa didindi yanlışı doğrusu bak
Konuşuyor hâlâ
Hazal bardağı kafasına dikerken Aren'e bakarak konuştu. "Sende de bir şeyler var."
Aren ona döndü. "Ne gibi?"
"Biri var sanki?"
Aren bununla gülerken bardağı kafasına dikti. "Yok. Yani vardı ama yoktu. Çokta önemli değil."
"Kim?" dedi Hazal göz kırparken.
Aren duraksadı. "Tanımazsın." diye kestirip attı.
Sana bana kalmaz, her şey fani
Herkese tonla bizeyse koklatıyor
Şu yalan dünya
Beliz düşüncelerle elini çenesine koymuş yere bakan Cemre'ye döndü. "Sen iyi misin?"
Cemre ona dönerken başını salladı.
"Berk'i kıskanıyor o." diyen Hazal'la Cemre kaşlarını çattı.
"Ne alaka Hazal? Arkadaşımı neden kıskanayım ben?"
"Arkadaş mı?" dedi Lavin şaşkınlıkla.
Hazal başını salladı. "Arkadaş olmaya karar vermişler." dedikten sonra imayla Cemre'ye döndü. "Sözde."
Cemre ona göz devirirken önündeki bardaktan bir yudum aldı.
Dönüp dönüp duruyorum etrafında
Görmüyor musun? Aklım kaçıyor, bir bak
Biliyorsun, sorma
"Tamam." dediğinde bir bardak daha doldurup kafasına dikti. "Biraz kıskanıyor olabilirim."
Beliz ona döndü. "Gerek yok ki." dediğinde omuz silkti. "Gece'nin öyle bir düşüncesi yok. Olmaz da."
Cemre başını sallarken konuştu. "Berk peki?"
"Cemre." diyen Lavin ile ona döndü. "Berk'in kolay kolay senden başkasına gidebileceğini falan mı düşünüyorsun?"
"Hayır... Yani evet.. Ama hayır. Bilmiyorum. Sadece ilk defa bana bu kadar uzakmış gibi hissediyorum."
Dolduruyorum ceplerimi seninle
Suya attım, tek tek batıyor anılar
Karışırlar toprağa
Cemre’nin sözleriyle masada kısa bir sessizlik oldu. Lavin elindeki bardağı masaya bırakırken düşünceli bir ifadeyle Cemre’ye baktı. “Bak Cemre.” dedi sakince, “Öyle kolay kolay bir şey değişmez. Gece’yle buz patenine gitmesi falan. Arkadaşlar sonuçta ve çocuk söz vermiş, ne yapsın?”
“Evet ama…” Cemre cümlesini tamamlamadan durdu içindeki huzursuzluğu kelimelere dökmekte zorlanıyordu. “Bilmiyorum sadece garip hissediyorum. Hasta olduğunu söylüyordu sabah şimdi birden bire paten kaymaya gidiyor. Gece’yle. Lina da var tamam ama… niye içim rahat değil bilmiyorum." dedikten sonra ekledi. "Hem bende onun arkadaşıyım. Niye benimle gitmiyor?"
Lavin ve Aren bununla birbirine dönerek gülerken Hazal konuştu.
Hazal bardağını masaya koyarken sırıttı. “Bende onu diyorum hayatım. Arkadaşız arkadaşız diyorsun ya niye bu kadar takıyorsun?"
Cemre kaşlarını çatarak Hazal’a baktı. “Alakası yok. Sadece… şey hani birini yıllarca tanıdığın bir şekilde görüyorsun sonra birden her şey değişiyor. Alışması zor.”
"Değişen bir şey yok." diyen Lavin ekledi. "Sadece biraz zamana ihtiyacınız var."
Cemre başını sallarken bir bardağı daha kafasına dikti.
Yak, yanıyorsa söndürme
Alev alsın, öldürme
Kimi kimlere kırdırıyor hayat
Sonra telefonu eline alarak geriye yaslandı. Kızlar kendi arasında sohbete devam ederken Cemre oradan soyutlanmış gibiydi. Eli bir cesaretle Berk'in storysine tıkladığında Lina'nın buz pateni yaparken çekilmiş bir fotoğrafı vardı. Telefonu kapatıp koltuğun üzerine bırakarak bir yudum daha aldı.
Bırak, içiyorsak bir sebebi var
Kışa döndüm, geçti bahar
Seni benden çaldı yine hayat
"Berk bak durabiliyorum tek başımaaa!" diyen Lina kollarını iki yana açarak Berk'e doğru yönelirken kıkırdayarak onun bacağından tutundu.
"Bu kız ne kadar çabuk öğreniyor ya?" diyen Gece onlara doğru gelirken Berk Lina'ya göz kırptı.
"Sanırım onun yerini sen alacaksın artık."
Lina hevesle kaşlarını kaldırdı. "Nasıl yanii? Ben mi buzlar kraliçesi olacağım?"
"O kadar kolay değil o yalnız canım." diyen Gece at kuyruğu yaptığı saçını eline dolarken ekledi. "Sen önce o köşelerden düşmeden dönmeyi öğren."
Lina bununla Berk'ten tutunmayı bırakırken konuştu. "Döneceğim. Ama gelmeyin peşimden." dediğinde onlara arkasını dönerek pistin ucundaki köşeye ilerledi.
Berk Gece'ye dönerken Gece'nin özenle ona bakmadığını fark etti.
"Dönüyormuşsun." diyerek dikkatini üzerine çektiğinde Gece başını salladı.
"Evet."
"Bi sorun mu var Gece?" dedi Berk ondaki bu uzaklığı fark ederek.
"Yok. Sadece niye burada olduğumu sorguluyordum." diyen Gece'yle konuştu.
"Nasıl?"
Gece omuz silkerken kenardan tutundu. "Siz Lina'yla da gelebilirdiniz."
Berk'in kaşları tekrar çatıldı. "Mutlu değil misin yani burada olmaktan?"
"Öyle değil." diyen Gece Berk'e baktı. "Ya da öyle ne fark eder?"
"Bir şey mi yaptım Gece?"
Gece başını iki yana salladı. "Yapmadın. Ama... Yani niye bu kadar yakın davranıyorsun bana? Yarın gidiyorum zaten. Senin de kendi hayatın var, Cemre var, arkadaşların var. Bana niye bu kadar kibar davranıyorsun?”
Berk bir an duraksadı. Sonra “Ne bileyim kibarlık bedava ya.” dedi gülerek.
Gece başını sallarken konuştu. "Doğru diyorsun aslında." dedikten sonra alayla güldü. "Kibarlık denen şeyden pek haberim yok kusura bakma."
Berk bunla gülerken konuştu. "Onu ilk geldiğinde anlamıştım zaten."
Gece bununla kaşlarını kaldırdı. "Hadi ya? Nerden anlamıştın?"
Berk bununla onun taklidini yaparak sanki saçını kulağının arkasına sıkıştırıyormuş gibi bir hareket yaptı ve konuştu. "Bende Gece." dedi ve o gün Gece'nin yaptığı gibi gözlüğünü başına kaldırarak ekledi. “Gözlüklerimi takmak zorunda kaldım çünkü Beliz’in tarifine göre sen efsane bir şeydin… Gözlerim kamaşmasın diye.” dedi dudak kenarı hafifçe kıvırdı.
Gece bununla bir kahkaha atarken hemen ciddiyete büründü ve o da Berk'in taklidini yapmaya başladı.
"E hoşgeldin o zaman Gece." dedi ve sırıttı. "İnsanı parça pinçik etmek için harika bir enerjin var.” dediğinde göz kırptı.
Berk elini öne doğru eğerken "Ederim bu arada." dediğinde Gece gülerken onun omzuna vurdu.
"Öyle bir hareketi asla yapmam." dedi sonra yüzünü buruşturarak.
Berk gülerken tekrar aynı hareketi yaptı. "Niye ayol?" dedi sesini incelterek.
Gece bununla daha çok güldü.
"Bakıın dönüyoruum!" diye bağıran Lina'nın sesi yankılanırken ona döndüklerinde Lina'nın köşeden döndüğünü gördüler.
"Ortada buluşalım." diyen Berk Lina'ya doğru ilerlerken Gece onun arkasından bakarken gülümsedi.
***
"Bi kere ben.." diyen Cemre alkolün etkisiyle bir an duraksadı ve işaret parmağını gösterdi. "Bak bi kere ben yapmazdım." dediğinde ona anlamsızca bakan kızlara doğru konuştu. "Sorsanıza neyi diye?"
"Neyi?" dedi kızlar bir ağızdan.
"Bilmem." diyen Cemre etrafa bakınırken ekledi. "Unuttum."
"Ben bırakayım mı sizi?" dedi Lavin onlara dönerken.
"Yok. Ben Berk'i arayacağım şimdi." dedi Beliz.
Hazal Lavin'e döndü. "Ben geleyim seninle. Berk gelene kadaar."
"Sen sürebilirsin değil mi?" dedi Aren Lavin'e dönerken.
Lavin başını salladı. "Ben iyiyim ya." dediğinde Aren başını salladı.
"Eve gidince arayın beni."
"Tamaam." diyen Lavin kapıya yöneldi. "İyi geceler kızlar."
"Aaa Lavin nereye gidiyor?" dedi Cemre başını kaldırırken.
"Eve gidiyorlar." dedi Aren ona dönerken.
Cemre elini alnına koydu. Sonra eli telefona giderken konuştu. "Bende Bora'yı arayayım."
"Yok arama." diyen Beliz onun elinden telefonu alırken konuştu. "Berk geliyor şimdi."
"Banane be Berk'ten." derken telefonuna uzandı. "Siz yolunuza biz yolumuza. Aynı evde kalmıyoruz artık sonuçta."
"Cemre." diyen Beliz telefonu tekrar geri çekti. "Israr etmesen mi daha fazla? Biz bırakırız işte seni?"
"İstemiyoru-"
Kapı tıkladığında Beliz ayağa kalktı. "Berk'te geldi zaten."
Aren kapıyı açarken Berk gülümseyerek konuştu. "İyi geceler."
Aren başını salladı. "İyi geceler."
Berk'te içeri girdiğinde Beliz yanına gelirken konuştu. "Cemre'yi de bırakalım."
Berk'in gözleri koktukta gözlerini kapatmış elini çenesine yaslamış olan Cemre'ye kayarken başını salladı. "Cemre." dediğinde Cemre gözlerini açmadan mırıldandı.
"Hı?"
"Hadi kalk gidelim." diyen Berk onun yanına geliren Cemre gözlerini açtı.
"Ben gelmem senle." dediğinde Beliz ve Aren'e dönerken ekledi. "Kızlar. Bi şikayetim var." dediğinde Berk merakla ona bakarken Aren sordu.
"Ne?"
"Bu adam var ya bu adam." diyen Cemre Berk'i gösterdi. "Beni mutsuz ediyor." dediğinde başını yana eğerken ekledi. "Ama aynı zamanda en çok o mutlu ediyor." dedi yüzüne bir gülümseme yerleşirken. "Mutlu ediyor ediyor.. Sonra pat." dedi ve ellerini birbirine vurdu. Berk bununla kaşlarını kaldırarak merakla onu izlemeye devam etti. "Bir anda mutsuz ediyor tekrar."
"Tamam da benim uykum geldi." diyen Beliz kaşlarını çatarak konuştu. "Sizin kavganız yüzünden uykusuz kalamam."
Berk Cemre'ye döndü. "Hadi kalk." dediğinde ona elini uzatmıştı ki Cemre kaşlarını kaldırdı.
"Ben kendim kalkarım." dediğinde yavaşça yerinden kalktı. "Hem ben.. Yaralı bir insanım." dedi parmağını kaldırarak.
Berk onun kolundan tutarken başını salladı. "Haklısın."
Cemre ona dönerken sırıttı. "Sende yakışıklısın." dediğinde Berk bununla gülümsemeden edemezken Aren'e el salladı.
"İyi geceler Aren."
"İyi geceleeer." diyen Aren kapıyı kapatırken Cemre aniden Berk'i itti.
"Noldu?" dedi Berk ona anlamsızca bakarak.
"Gece dedin." diyen Cemre ekledi. "Ama doğru. Banane ki. Arkadaşımsın sonuçta."
Beliz arka koltuğa oturmuş onları beklerken camdan elini çıkarıp arabaya vurdu. "Hadi ya!"
"O arabaya bir daha vurma!" diyen Berk çatık kaşlarıyla ona dönerken Beliz göz devirerek elini geri içeri soktu.
Berk Cemre'ye kapısını açarken Cemre arabaya bindi ve arkaya dönerken konuştu. "Evet Beliz!" dedi ve işaret parmağını kaldırdı. "Sakın bir daha arabaya vurma.
Beliz kollarını kavuşturup başını yana eğdi. "Tamam Cemre Hanım. Arabaya vurmak yasak not aldım."
Cemre ciddiyetle başını salladı. "Aferin. Söz dinleyen insanları severim."
Berk direksiyona geçtiğinde Cemre’ye baktı. "Emniyet kemerini tak."
Cemre'nin kaşları çatıldı. "Sen bana emir mi verdin?"
"Emir değil kural." dedi Berk ve ekledi. "Sen takmazsan ben takacağım." dediğinde Cemre kemere uzanıp kemeri taktı.
Araba hareket ettiğinde kısa bir sessizlik oldu. Cemre camdan dışarı bakıyordu sonra birden parmağıyla camı işaret etti.
"Berk!"
Berk gözlerini yoldan bir anlık çekip ina bakarken sordu. "Ne var?"
Cemre heyecanla gülümseyerek: "Bak! Lamba var."
Berk kaşlarını kaldırdı. "Evet Cemre trafik lambası."
"Yeşil yanıyor." dedi Cemre derin bir ciddiyetle. "Bu bir işaret."
"Ne işareti?" diye sordu Beliz gülmemek için kendini zorlayarak.
Cemre başını geriye yaslayıp konuştu. "Benim mutlu olmam gerekiyor."
Berk gözlerini tekrar yola dikti dudaklarının kenarı belli belirsiz kıvrıldı. "O zaman elimden geleni yaparım."
Cemre aniden ciddileşti alnını cama yasladı. "Ama işte…" dedi kısık sesle. "Bir gün sarı yanıyor. Bekle diyor. Sonra kırmızı. Dur diyor."
"E yani? Sonra yine yeşil yanıyor işte. Döngü bu." dedi Beliz gözleri onların arasında mekik dokurken.
Cemre başını kaldırdı gözlerini Beliz’e dikti. "Ama her seferinde… aynı sabır kalmıyor insanda." dedi sonra başını yana yatırarak Berk'e baktı ve ekledi. "Ben sabırsızım mesela. Sen ne diyorsun Berk?"
Berk diğer ışıkta kırmızıya denk gelirken durdu ve Cemre'ye döndü. "Sen çok içmişsin Cemre." dedi.
Cemre sırıtarak başını koltuğa yasladı. Gözlerini onun üzerinden çekmezken konuştu. "Ben çok sevmişim Berk."
Berk bununla afallarken yeşil ışığın yanmasıyla arkadaki araba korna çalmaya başladı. Berk önüne dönerek gaza bastı.
"Geldik." diyen Berk arabadan inerek Cemre'nin kapısını açarken Cemre kemeri çözdü ve arkada uyuyakalmış olan Beliz'e bakarak mırıldandı.
"İyi geceler Beliz."
Ayağa kalkıp kapıyı kapattığında başı döndü ve Berk'in kolundan tutundu. Cemre gözlerini sıkıca kapatıp geri açtıktan sonra Berk'in kolunu bıraktı ve kapıya doğru ilerledi. "Sana da iyi geceler arkadaşım." dediğinde Berk bununla gülümsedi.
"İyi geceler Cemre." dediğinde Cemre kapıyı tıklatırken Bora kapıyı açtı.
"Telefonunu niye açmıyorsu-" sözü Berk'i görmesiyle yarıda kesildi.
"Sessizde kalmış." diyen Cemre onun yanından geçerken Bora Berk'e başıyla selam verdi.
"Teşekkür ederiz Berk."
***
Berk odasına çıktığında aklına gelen şeyle bir kenara kaldırdığı kutuyu eline aldı ve açtı.
İçinde fotoğrafları görünce yüzüne istemsizce bir gülümseme yayıldı.
Sonra kenardaki tuşu gördü. "Bu neymiş?" dedikten sonra tuşa tıkladığında odayı şarkı sesi doldurdu.
Benim için siler misin geceyi gökyüzünden?
Benim için tutar mısın kendi ellerinden?
Eline notlardan bir tanesini aldı.
"Bazen sana bakarken susmak zorunda kalıyorum. Çünkü ne söylesem az geliyor. Sanki kelimeler sana yetmiyor, yetemiyor… O yüzden sustuğumda bil ki içimden yüzlerce kez 'iyi ki varsın' diyorum."
Yüzündeki gülümseme büyürken gözleri doldu.
Benim için okşar mısın saçının her telini?
Kendin için yakar mısın mumları bu gece?
Eline yeni bir not alırken okumaya başladı.
"Sen gülünce içimde çocukluğumun en mutlu anıları canlanıyor. Sanki her şey yeniden başlıyor yeniden mümkün oluyor. Seninle beraberken zamanın nasıl aktığını anlamıyorum. Belki de sana olan hislerim zamanı bile kıskandırıyor."
Gözünden bir damla yaş süzülürken yüzündeki gülümseme hâlâ sabitti.
Mutlu yıllar, mutlu yıllar sevgilim
Sensiz kutlar bu gece tüm aşıklar
Yeni bir not aldı eline. Kağıdın köşesi hafifçe yıpranmış belli ki defalarca açılıp katlanmıştı.
"Ben sana bakınca kendimi görüyorum. En iyi hâlimi en dürüst hâlimi… Senin yanındayken dünya kötü değilmiş gibi geliyor. O yüzden korkuyorum işte bir gün gidersen ben kim olurum diye."
Berk notu okurken derin bir nefes aldı. Gözleri kapalı halde şarkıyı dinlemeye devam etti.
Çok yalnızlar, ellerinde yıldızlar
Bekliyorlar, bizim için bir şarkı çal
Son olarak daha büyük olan notu eline aldı.
Doğum günün kutlu olsun hayatıma doğan güneş çocuk. Bu kutuyu hazırlarken fotoğraflarda her yüzünü gördüğümde bir gülümseme yerleşti yüzüme. Bendeki etkin de bu işte...
Berk parmağıyla yanağındaki yaşı sildi ve devam etti.
Mutlu yıllar, mutlu yıllar sevgilim
Sensiz kutlar bu gece tüm aşıklar
Şuan eskisi kadar yakın değiliz. Ya da ben öyle hissediyorum ama ben eminim ki biz senin doğum gününe kadar bunu hallederiz. Net.. Ve sen bu notu okuduğunda sırıtarak bana döner ve dersin ki; Ben senden uzak kalamam Cemre.
Berk yüzündeki tebessümle fısıldadı.
"Ben senden uzak kalamıyorum Cemre."
Çok yalnızlar, kalplerinde umutlar
Bekliyorlar, bizim için bir şarkı çal
Neyse.. Seni bolca seviyorum karizmatik, tatlı ve dünyanın en iyi sevgilisi. Birlikte nice yıllara.
Berk gözündeki yaşları silerken yüzüne daha büyük bir gülümseme yerleşti.
Sessizliğin içindeyim
Çok karanlık bir yerdeyim
Uzat bana ellerini
Korkuyorum, derindeyim
Nefesim biter, sesim yetmez, çıkmaz sana yollar
Kutunun içinden bir fotoğraf alırken bu fotoğrafta Cemre sahilde Berk'in dizlerinde uyuyakalmış Berk'te onun boynuna doğru eğilerek uyuyakalmıştı.
Güneş doğar, güneş batar, kayıp bize yıllar
Şarkı susarsa bir gün yine başlar
Kim bilir, bir gün güneş yine bizim için doğar
Berk fotoğrafı uzun uzun inceledi. O anın huzuru kâğıttan taşarak kalbine dokunuyordu. Parmaklarıyla Cemre’nin yüzüne kendi gülümseyen haline dokundu.
“Biz… gerçekten çok güzeldik.” diye fısıldadı.
Mutlu yıllar, mutlu yıllar sevgilim
Sensiz kutlar bu gece tüm aşıklar
Elindeki fotoğrafla ayağa kalktı ve Cemre ile olan fotoğraflarından bomboş kalan yerlerden birine özenle fotoğrafı yerleştirdi.
Çok yalnızlar, kalplerinde umutlar
Bekliyorlar, bizim için bir şarkı çal
***
"Günaydıın sevgilim!" diye Lavin bir yandan kulağındaki telefonu omzuyla kulağı arasına sıkıştırmışken bir yandan önündeki saklama kaplarını poşete dolduruyordu.
"Günaydın. Napıyorsun?" diyen Çınar'ın sesiyle konuştu.
"Şimdi çıkıyorum. Sonra sana geliyorum sonra okul başlamadan hemen bir kaçamak yapıyoruz." dediğinde Çınar gülümsedi.
"Çok erken değil mi saat bir kaçamak için?"
Lavin poşeti eline alırken telefonu da eliyle tuttu. "Hayır. Okul başlamadan bunların hepsini yememi-" sürprizi söylediğini fark ederek gözlerini kapattı ve yüzünü buruşturdu.
Karşıdan Çınar'ın gülme sesi gelirken Çınar konuştu. "Sabah sabah yiyecek bir şeyler mi hazırladın bir de bana?"
"Ya off! Söyledim işte yanlışlıkla." diyen Lavin sonra gülümseyerek konuştu. "Geliyorum o zaman."
"Sen bana direkt konum atsana sevgilim. Buraya gelip napacaksın?"
"O da mantıklıymış." diyen Lavin güldü. "Yani konu sen olunca o kadar mantıklı düşünemiyorum kusura bakmayacaksınız Çınar Bey." dediğinde hızla mesajdan konumu gönderdi. "Konumu gönderdim bekliyorum." diyerek hızla telefonu yüzüne kapattığında Çınar'ın şuan yüzünde oluşan ifadeyi hayal edip kıkırdadı.
Saçlarını aynada son kez düzeltip kapıdan çıktığında gördüğü kişiyle yüzündeki gülümsemesi soldu. Çınar'ın annesi buradaydı.
Kapıyı çekerken merdivenlerden indi ve kadının yanına gelerek sordu. "Ne işiniz var sizin burada?"
"Konuşmak için geldim." diyen kadının yüzünde geçen günki gibi bir iddia yoktu. Aksine üzüntü vardı. Elini uzatıp tanışmak için adını söyledi. "Serap."
Lavin yüzündeki ciddiyetten ödün vermezken onunla tokalaştı. "Lavin." Elini çekerken ekledi. "Ne konuşacaksınız?"
Kadın yutkunurken konuştu. "Ben çocuklarımı geri istiyorum. Bak çok pişmanım çok çaresizim. Sen Çınar'la bir konuşsan belki seni anlar."
"Serap Hanım." diyen Lavin direkt karşısındaki kadının gözlerinin içine baktı. "Çınar'a yaptıklarınızdan sonra size de zor gelmiyor mu onun hassas noktası olduğunuzu bile bile bu denli üzerine gitmeniz?"
Serap başını iki yana salladı. "O benim oğlum. Her şeyi telafi etmek istiyorum. Kızımla da."
Lavin kaşlarını kaldırırken konuştu. "Bir şeyleri telafi mi etmek istiyorsunuz." dediğinde kadın başını salladı. "O zaman gidin hayatlarından. Çocukluklarını mahvetmişsiniz zaten bari şimdi rahat bırakın. Yokluğunuzu yokluğunuzla telafi edebilirsiniz yani." dediğinde ekledi. "Çınar'la sizin iyiliğiniz için konuşamam çünkü bu Çınar'ı kötü etkiler bunu biliyorum. Ve sizin aksinize benim umrumda Çınar'ın iyiliği." Kadının yanından geçerken ekledi. "İyi günler."
Kendinden emin adımlarını durduran çaresiz bir bağırış oldu. "Ölüyorum ben."
Adımları yerinde mıhlanırken gözlerine hücum eden sıcaklıkla dudakları şaşkınlıkla aralandı.
Beyni onu o geceye götürdü.
Lavin'in telefonu çalarken ekrandaki annesinin aramasıyla hızla telefonu açtı.
"Nerde kaldı-" Sözü telefonun ucundan gelen polis telsiz sesleriyle yarım kaldı.
"Merhaba. Alisa Sezen'in kızıyla mı konuşuyorum."
Lavin yutkunurken konuştu. "Evet."
"Anneniz bir trafik kazasında hayatını kaybetti."
Gözünden bir damla yaş süzülürken yavaşça geriye döndü ve arkasındaki kadına baktı. Ölüyorum demişti.
İlk aklına gelen Çınar'dı. O ne yapardı bunu duysa?
Hayat bazen nereden yaralayacağını iyi bilir. Bir sözünden, bir acından... En çokta sevdiğinden. İnsanı son raddede durduran sevdiğidir.
Lavin'e o 'ölüm' kelimesi ne kadar annesini çağrıştırıp içini yaksa adımlarını durdursa da, şuan durmasını sağlayan Çınar'dı.
İnsan, en çok sevdiği için acı çeker.
43. BÖLÜM SONU
Yorumlar
Yorum Gönder