44.Bölüm: Anne

-Sen içimdeki çocuğun en sevdiği parktın.

                         YAZAR'DAN

Lavin durduğu adımlarıyla arkasındaki kadına döndü ve bir kaç adımla geri onun karşısındaydı. Gözleri onun gözlerinde yalana dair bir şeyler aradı. Ama çözemedi. 

Midesindeki yanma hissi çoğalırken yutkundu. "Nasıl?" diyebildi.

Kadın dudaklarına biraz yorgun ama ümitli bir tebessüm yerleştirdi. "Hastayım ben. Beynimde tümör var. Hiçte iyi huylu bir tümör değil. Günden güne öldürüyor beni.." dediğinde yutkundu. "Doktor üç ay dedi." 

Lavin'in dudaklarının arasından titrek bir nefes kaçtı. Boğazı düğüm düğüm olurken yutkundu. 

Kalbinin ritmi hızlanmış sanki göğsüne sığmıyordu. İçinde birbirine zıt binlerce duygu savaş veriyordu; öfke, acıma, şüphe, korku…

"Üç ay…" diye tekrarladı kendi kendine fısıltıyla. Bu kadar kısa bir zaman bir yandan çok uzun bir yandan da göz açıp kapayıncaya dek bitecek gibiydi. 

Serap sessizliği bozdu. "Ben ölürken onların gözünde hâlâ o canavar olmak istemiyorum. Bari son nefesimde anneleri olayım."

Lavin'in yavaş yavaş dolan gözleri yana düşmüş olan elini sıkmasına sebep oldu. Bir yanda Çınar'a söylese Çınar'ın yaşayacağı acıyı düşündü. Ne kadar kızarsa kızsın annesiydi o. İnsan annesinin sayılı günü kaldığını bilerek nasıl yaşayabilirdi? Bir yandan da söylemezse Çınar'ın veda etme şansı varken edememe ihtimali. 

O sırada çantasında çalan telefonla elini çantasına soktu. Telefon ekranında Çınar'ın aramasını görünce boğazını temizledi ve telefonu açtı. "Efendim."

"Aşkım? Ben geldim nerdesin?"

Lavin karşısındaki kadından gözlerini kaçırarak gözlerini yere dikti. "Ben geliyorum şimdi."

"Bir şey mi oldu?" dedi Çınar merakla. "Sesin garip geliyor."

"Yok." diyen Lavin ekledi. "Geliyorum şimdi."

"Tamam bekliyorum."

Lavin telefonu kulağından indirdikten sonra Serap'a döndü ve aceleyle konuştu. "İyi günler." tam arkasına döndüğü sırada kolundan tutan Serap'la geri ona döndü.

"Yardım edecek misin bana?" dediğinde gözleri onun üzerinde dolandı. Yavaşça başını salladı.

"Deneyeceğim." dedi ağzından fısıltı gibi çıkan sesiyle. Sonra kolunu çekip hızla arabasına yöneldi ve oradan uzaklaştı.

Arabayı durdurduğunda ilerdeki bankta oturmuş onu bekleyen Çınar'ı gördü ve arabadan indi. 

Yüzüne yerleştirdiği gülümsemeyle "Günaydıın." derken sesini olduğundan neşeli tutmaya çalıştı.

"Günaydın." diyen Çınar ona sarılırken Lavin karşıya oturmak yerine onun yanına oturduğunda getirdiği poşeti masaya koyarken konuştu.

"Ben sana neler yaptım." dediğinde poşetteki saklama kaplarını çıkarıyor ancak Çınar ile göz göze gelmemeye dikkat ediyordu. Fark edilmesin diye ekledi. "Çok trafik vardı bu arada o yüzden geç kald-"

"Lavin." diyen Çınar ile duraksadı. "Yüzüme bakar mısın?"

Lavin sıkıntılı bir nefes verirken ellerini saklama kaplarından çekti ama Çınar'a dönmedi. "Çınar." dedi yüzü düşerken. Sonra ona döndü ve ekledi. "Sarılalım mı bir kez daha?"

Çınar sorunun ne olduğunu anlamamıştı ancak tereddütsüzce onu kolları arasına aldı. "Sarılalım." dediğinde Lavin'de ona sarılırken bu sarılış sıkıcaydı. Sanki o an Çınar'a o kadar sıkı sarılmasa Çınar'ı kaybedecekmiş gibi. Çınar’ın kokusu ciğerlerine dolduğunda gözlerini kapattı Lavin. Bir anlığına her şeyden uzaklaşmak hiçbir şey olmamış gibi davranmak istedi. Ama bu mümkün müydü?

Derin bir nefes alıp geri çekildiğinde yüzüne zoraki bir tebessüm yerleştirdi. “Bak sana kurabiye bile yaptım.” dedi neşeliymiş gibi. Poşetten çıkardığı kutuyu masaya koydu. "Okuldaki etkinlikte çok beğenmiştin."

Çınar kaşlarını kaldırdı. “Ciddi misin? Sabah sabah bununla mı uğraştın ben seviyorum diye?"

"Uğraşmak değil ki…” dedi Lavin bakışlarını birleştirirken. “Sana yaptığım şey hiç uğraş gibi gelmiyor.”

Çınar bununla gülümserken elini onun yanağına koyup yavaşça okşadı. "Sen benim başıma gelen en güzel şeysin."

Lavin'in gülüşü bununla sabit kalırken onun gözlerinin içine baktı. Sonra gülümsemesi yavaşça büyüdü.


Bi' güz, bi' yaz bu aralar
Havalar biraz dengesiz


Lavin konuyu dağıtmak için ilk aklına gelen soruyu sordu. "Çınar beni ilk gördüğünde ne hissettin?"

"Nerden çıktı bu?" dedi Çınar gülerken.

"Merak ettim." diyen Lavin ısrar eder gibi kaşlarını kaldırdığında Çınar güldü.

"Tamam." dedi ve düşündü. "Ben seni gerçekten ilk defa Tozluyaka'da gördüm. Hani sertçe kolumdan tuttun bir anda." dediğinde ikisinin de zihninde o an tekrar canlandı.

Çınar karşısındaki kıza bakarken onu baştan aşağı süzdü. Gayet güçlü görünüyordu.

"Benden bu kadar." diyip arkasını dönmüştü ki Lavin sertçe kolundan tuttu. Çınar'ın da beklemediği bir sertlikteydi bu tutuş. O sırada hissetti kızın ellerinin titremesini. Bileğini tutarken bile bu denli titriyordu elleri. 

"Çınar cevap ver." dedi Lavin sesindeki gücü koruyarak.

Lavin kaşlarını kaldırdı. "Ne hissettin?"

"Güçlü olduğunu." dedi Çınar ve gülümsedi. "E bi de güzel olduğunu tabi." dediğinde Lavin gülerken sordu.

"E ama ilk defa burada görmedin ki beni? Sınıfta kendimizi tanıtırken gördün?"

Çınar bununla yan bir gülüş takınarak konuştu. "Çok incelemedim desem."

Lavin bununla hayretle konuştu. "Dikkatini çekmedim yani."

"Yanii..." diyen Çınar ekledi. "Öyle demeyelim de... Kimseye dikkat etmedim diyelim." dediğinde hemen konuştu. "Sen?" 

Lavin omuz silkti. "Ne ben?"

"Sen ne hissettin ilk beni gördüğünde?"

"Ben sizin kadar dikkatsiz değilim Çınar Bey." dedi ve imayla ekledi. "İlk gün dakika bir gol bir biriyle kavga etmek üzere olduğun için." dediğinde Çınar güldü.

Ege'nin önünde Berk, Berk'in önünde Çağrı otururdu normalde. Berk ve Ege oturmuş ancak Çağrı'nın yeri doluydu. Çağrı kaşlarını çatarak sırasında oturan çocuğa baktı.

"Orası benim yerim yalnız." dediğinde çocuk başını telefondan kaldırarak ona baktı. 

"Tapulu mu?" dedi kaşlarını çatarak.

Çağrı alayla konuştu. "Evet." 

"İyi tapuyu üzerime aldım o zaman." dediğinde Ali, Arap ve Zeyno çocuğa gülerek baktı. Vefa ise sırasından kaldırmadı başını. 

"Uzatma kalk!" diyen Çağrı sinirlenmişti. Bunu seğriyen çene kaslarından anlayabilirdiniz.

"Uzatırsam nolur?" diyen çocuk kışkırtıcı bir gülümseme yerleştirdi yüzüne ve ayağa kalktı. 

"Gösteriyim nolur." diyen Çağrı tam çocuğun yakasına yapışmıştı ki kapıdan giren Önder ile ellerini aniden çekti ve etrafa bakındı.

Çocuk gülerken yerine oturdu. 

"Çok uyuzdun ya." dedi Lavin yüzünü buruşturarak. "Baya sevimsizdin yani."

Çınar kaşlarını kaldırdı. "Allah Allah. Küfür de etseydin."

Lavin bununla gülerken başını onun omzuna koydu gözlerini kapadı ve hafifçe fısıldadı. “İyi ki seninle karşılaşmışım…”

Çınar bununla elini onun eline kenetledi ve başını onun başına doğru yasladı. 

"İyi ki."


Bi' kasırga aldı gitti elimden
Sana dair


Ders'in ortasında Berk sırasına otururken yan sırada başını sıraya yaslamış uyuyakalan Cemre'ye döndü. Aklına dün akşamki hali gelirken yüzüne bir tebessüm yerleşti.

Berk diğer ışıkta kırmızıya denk gelirken durdu ve Cemre'ye döndü. "Sen çok içmişsin Cemre." dedi.

Cemre sırıtarak başını koltuğa yasladı. Gözlerini onun üzerinden çekmezken konuştu. "Ben çok sevmişim Berk." 


Bi' küs, bi' barışık bu aralar
Aramız biraz limoni


"Cemre!" diyen öğretmenin sesiyle Berk aceleyle önüne dönerken Cemre başını yavaşça kaldırdı. "Ne oluyor Cemre?" dedi öğretmen ona bakarken. "Senin gibi bir öğrenciden hiç beklemezdim."

Cemre gözlerini kırpıştırarak geri açarken konuştu. "Özür dilerim hocam." dediğinde öğretmen ona kınayıcı bir bakış atarken ders anlatmaya devam etti. Cemre başını yan sıradaki Berk'e çevirirken fısıldadı.

"Berk."

Berk sanki tüm dikkati zaten orada değilmiş gibi o tarafa döndü. "Efendim?"

"Sayfa kaç?" diyen Cemre ile duraksadı.

"Bilmiyorum." dediğinde öğretmen onların fısıldaşmalarını fark ederek konuştu.

"Aa ama çocuklar!" dediğinde ekledi. "Lütfen yani. Sıradaki soruyu cevapla bakalım Berk."

"Hangi soru hocam?" diyen Berk'le Cemre gülmemek için dudaklarını birbirine bastırarak başını öne eğdi.

Ege Berk'in sırtına dokunurken kulağına fısıldadı. "Sayfa 76 ikinci soru kanka. Cevap 85."

Berk kitaba bakarken iddialı bir gülümsemeyle hocaya döndü. "Seksen beş hocam."

Hoca hayretle kaşlarını kaldırdı. "Güzel anlaşılan dersi dinliyorsun. Cemre üçüncü soruyu da sen cevapla bakalım." diyen hoca Cemre'ye döndü.

Cemre başını sallarken kafasını kitaba çevirdi ancak ne kadar anlamak istese de soruyu anlayamıyordu. Berk sırıtarak ona dönerken Cemre başını kaldırdı.

"Hocam dikkatimi Berk dağıttı ama."

Ege ve Çağrı Cemre'ye gülerken hoca konuştu.

"Kendine çeki düzen ver Cemre. Yoksa geçen sene kılpayı Vefa'ya kaptırdığın okul birinciliği bu sene de senin olamayacak. Son zamanlarda çok ilgisiz görüyorum seni." dediğinde Cemre başını sallayarak başını kitaba eğdi. Kalemi eline alarak soruyu çözmek için uğraşmaya başladı.

Berk ona dönerken çatılan kaşlarını ve gerginlikle yanaklarını ısırdığını gördü.

Ona doğru eğilirken fısıldadı. "Elli sekiz."

Cemre ona anlamsız bir bakışla döndüğünde 'ne?' der gibi başını salladı.

"Cevap elli sekiz." dedi Berk yine fısıldayarak.

Cemre bununla gülümserken başını salladı. 


Ama çözebiliriz, çözebiliriz
Eğer istersek


Lavin elini yanağına koymuş düşüncelere dalmışken Çınar onun kitabına doğru uzanıp kalp çizdiğinde Lavin'in yüzüne bir gülümseme yerleşirken ona döndü. Çınar da gülümserken ona göz kırptı.


Sen benim başıma gelen en güzel şey
Anlamı yok, anlamsız sen yoksan her şey


Lavin gülümseyerek önüne geri döndü ama gülümsemesi yüzünde sabit kaldı.


Beni yine sev, beni yine sev, beni yeniden sev
Sensiz bu dünya gözümde hiçbi' şey


Okul bittiğinde herkes dağılmaya başladı. Devin Çınar ve Lavin'in yanında yürürken Lavin onlara dönüp sordu. "Bir şeyler yapalım mı ne dersiniz?"

Çınar başını salladı. "Olur." dediğinde Lavin Devin'e döndü.

"Devin?"

Devin başını yerden kaldırırken başını iki yana salladı. "Siz takılın ya ben gelmeyeceğim." dediğinde ekledi. "Taksiye atlar giderim." diyerek Çınar'ın koluna dokunurken yanlarından uzaklaştı.

Yola çıkarken yanından geçen Alaz'ın arabası yanında durduğunda bakışları onun bakışlarıyla birleşti. 

"Bırakayım istersen?" dedi Alaz aralarındaki mesafeyi indirmeden. O günden beri konuşmamışlardı.

"Yok sağol." diyen Devin yoldan geçen arabaya elini kaldırdığında arabaya bindi ve gitti. Alaz sıkıntılı bir nefes verdi.


Bi' güz, bi' yaz bu aralar
Havalar biraz dengesiz
Ellerimden kayarken
Sana dair


Devin başını cama yaslarken telefonunu açtı ve ekrandaki babasıyla sarılırken çekindikleri fotoğrafa baktı.

Ama kulaklarında defalarca susturmaya çalıştığı Alaz'ın sesi yankılandı.

"O adam benim annemin katili." 

Telefonu kapatıp buğulu bakışlarını camdan dışarıya yöneltti.


Bi' küs, bi' barışık bu aralar
Aramız biraz limoni
Ama çözebiliriz, çözebiliriz
Eğer istersek


"O zaman bizde bir yere mi gitsek. Rahat rahat konuşabileceğimiz?" diyen Lavin Çınar'a dönerken Çınar kaşlarını çattı.

"Ne konuşacağız ki?"

Lavin burnundan bir nefes verirken gözlerini onun gözlerine kaldırdı. "Gidince konuşalım."

Lavin onu kolundan tutup arabasına doğru ilerlerken Çınar konuştu. "E benim arabam kaldı."

Kaşlarını çatan Lavin ona döndü. "Farklı arabalarda mı gidelim?"

Çınar kaşlarını kaldırdı. "Yok yani ondan değil de.. Benimkiyle gitseydik diye." dediğinde Lavin çoktan arabaya binmişti. O da yan koltuğuna oturdu.

Araba onların dağdan bağırdığı yerde dururken Çınar gülümseyerek ona döndü ve beraber arabadan inerek arabanın kaputuna yaslandılar.

Lavin derin bir iç çekerken konuştu. "Sence de hayat çok garip değil mi? Yani her şey bir an çok yolundayken bir saniye sonrası bile her şey mahvolabiliyor."

Çınar dudağını yukarı doğru kıvırdı. "Hayat bu bence. Ne kadar gülersen arkasından o kadar ağlarsın gibi bir şey." dediğinde Lavin'in düşünceli yan profilinde gezdi gözleri.

"Neden ama?" dedi Lavin sanki isyan eder gibi. "Neden bir türlü mutlu olamıyoruz?"

Çınar ona kısa bir süre baktı sonra gözlerini karşıdaki boşluğa dikti.

“Çünkü hiçbir şey kalıcı değil.” dedi kısık bir sesle. “Mutluluk da değil acı da değil. İnsan hep birini tadarken diğerini bekler gibi yaşıyor. Sanki hayat bir ödül-ceza sistemi kurmuş gibi.” Başını tamamen Lavin'e çevirirken kaşlarını çattı. "Biz niye bunları konuşuyoruz?"

Lavin'in gözleri onun gözlerini buldu. "Çınar." dedi ve yutkundu. "Sana bir şey söylemem gerekiyor." dediğinde sonlara doğru sesi titremişti.

Çınar endişeyle ona döndü. "Noldu?"

"Söyleyeceğim ama... Hemen bırakma kendini. Biliyorum her şey çok üst üste geldi senin için baban, Devin, Alaz.. Ama bunu söylemem lazım."

"Lavin korkutuyorsun beni." diyen Çınar Lavin'in karşısına geçtiğinde Lavin ellerini yavaşça onun yanaklarına koydu. Yüzüne yalvarır gibi bakıyordu. Lütfen söylediklerim canını acıtmasın der gibi.


İçinde yarattığın boşluktan, at kendini
Kolay olmayan ne varsa yap, yor kendini


"Sabah annen geldi." 

"Canını sıkacak bir şey mi söyledi? Ya bu kadın niye rahat durmuyor anlamıyoru-"

Lavin onun sözünü keserken yanaklarından ellerini çekti. "Öyle bir şey değil." dediğinde Çınar'ın gözlerindeki merak büyüdü.


Saklı kalmış yüzün, mavi gündüzün gibi
Karış kalabalıklara, kavgaysa kavga
Ne var sanki?


"Benden bir şey istedi." dedi Lavin dolmaya başlayan gözleriyle. 

Çınar hiçbir şeyi anlamlandıramıyordu. "Ne istedi?"

"Çocuklarını istedi." dediğinde Çınar yüzünü buruşturdu.

"Ne demek bu?"

"Çınar annen ölüyor." 

Lavin'in kurduğu cümle bir fısıltı gibi çıkmıştı dudaklarından ama etrafta sanki bağırılmışta karşıki kayalardan yankı yapıp onlara geri gelmiş gibi bir etki yaratmıştı.

Çınar'ın yüzü şaşkınlıkla gerilirken şok 
yaşadığı belliydi.


Yüksekten mi yoksa, düşmekten mi?
Kalmaktan mı yoksa, gitmekten mi?


"Nasıl?" dedi Çınar sesi fısıltı gibi çıkarken.

Lavin yutkundu. "Beyninde bir tümör varmış..." dedi ve boğazı düğümlenirken ekledi. "Doktorlar üç ay demiş."

Gözleri Çınar'ın yanağından hızla süzülen yaşa takıldı.


Yüksekten mi yoksa, düşmekten mi?
Korkarsın


Çınar başını iki yana salladı. "Ya- Yalan söylüyordur yine." dediğinde inkar ediyordu.

Lavin başını iki yana salladı. "Yalan değil."

"Benim annem..." sesi titredi. "Yalan söylesin." dediğinde Lavin daha fazla dayanamayıp onun boynuna kollarını sardı. Çınar'ın sesi boğuk çıktı. "Ne olur yalan söylesin Lavin."


Yüksekten mi yoksa, düşmekten mi?
Kalmaktan mı yoksa, gitmekten mi?


Lavin başını iki yana salladı. 

Çınar bir adım geriye çekilip Lavin'den ayrılırken konuştu. "Nasıl ya?" dedi kaşlarını çatarak. "Ben daha ona kızmayı bitirememişken... Affetmem mi lazım şimdi?"

"Hayır." dedi Lavin. "Affetmek zorunda değilsin." dediğinde sesi titredi. "Sadece veda etme şansın var."

Çınar yine başını hızla iki yana salladı. "İstemiyorum. Ben anneme daha affedip doyasıya sarılamamışken veda etmek istemiyorum." dediğinde omuzları sarsıldı. Arabaya yaslanırken konuştu. "Ben onsuz yaşamaya alışmıştım. Ama şimdi tamamen yok oluyor." dediğinde gözünden bir damla yaş daha süzüldü.


Yüksekten mi yoksa, düşmekten mi?
Korkarsın


Çınar eve geldiğinde güneş batmıştı. Evin içinde hiç ışık yanmıyordu. Işık düğmesine bastığında Devin'in koltukta uyuyakaldığını gördü. Televizyonda ise bir haber kanalı açıktı. Büyük ihtimalle babası hakkında bir haber çıkar diye açmıştı.

Çınar kumandayı eline alıp televizyonu kapatırken Devin'e dokunda. "Devin."

Devin gözlerini kırpıştırarak açarken yüzünü buruşturdu. "Efendim."

"Burada uyuyakalmışsın." dediğinde Devin yerinden doğrulurken başını salladı. 

"Kalkıyorum şimdi." diyen Devin ayağa kalkarken Çınar ona tekrar seslendi. 

"Devin."

Devin kaşlarını kaldırarak ona döndü. "Noldu?"

"Sarılalım mı?" diyen Çınar'ın sesi güçsüz çıkarken Devin'in gözündeki yaş hep bu anı bekliyormuş gibi yanağından süzüldü. Hızla kollarını birbirlerine doladılar.


Ne bir arada ne de yalnız olamayan insanlar gibi
Denedin durdun bu çelişki içinde boğuldun


İkisi de kendini tam anlamıyla orada bıraktı. İkisi de hıçkırarak ağlamaya başladı birbirlerine sıkı sıkı sarılırken.


Göründüğü kadar zor değil anlamak
İmkansız gelir kendine inanmak
Aklın karışır, kalbinle yarışır.


Alaz elindeki telefonu elinde çevirirken kendini zor tutuyordu Devin'i aramamak için. Gözleri yere dalıp giderken aklında sadece o vardı.


Ne bir arada ne de yalnız olamayan insanlar gibi
Denedin durdun bu çelişki içinde boğuldun


Çınar yatağa yattığında gözlerini tavana dikmişti. Telefonuna gelen bildirim sesiyle telefona uzandı.

Lavin:
İyi geceler sevgilim.

Yüzüne buruk bir gülümseme yerleşirken hızla mesaj yazdı.

İyi geceler sevgilim. İyi ki varsın.


Göründüğü kadar zor değil anlamak
İmkansız gelir kendine inanmak
Aklın karışır, kalbinle yarışır.


Gece, Berk ve Beliz bahçede otururken Gece telefonunu açıp saati kontrol ettiğinde Beliz ona dönerek sordu.

"Saat kaçta uçağın?"

"Sabah altıda."

Berk bununla kaşlarını kaldırdı. "Gidiyorsun yani?"

Gece başını salladı. Neden böyle olmuştu bilmiyordu ama bu kelimeyi söylerken zorlanmıştı. "Gidiyorum."


Yüksekten mi yoksa, düşmekten mi?
Kalmaktan mı yoksa, gitmekten mi?


"Ben odaya çıkayım. Daha valiz toplayacağım." dediğinde ayağa kalktı ve yanlarından uzaklaştı. 

Beliz ise onun hemen arkasından kalktı ve onun peşinden odasına girdi.

"Gece." dediğinde Gece ona döndü. Ne diyeceğini biliyordu.

"Beliz." dedi başını yana yatırırken. "Gitme deme."

Beliz başını iki yana salladı. "Demeyeceğim." dediğinde ekledi. "Ben o şişenin içini daha çok senli anılarla doldurmak istiyorum." dediğinde doğum gününde Gece'nin aldığı cam şişeyi kast ediyordu.


Yüksekten mi yoksa, düşmekten mi?
Korkarsın?


Gece bununla Beliz'e sarıldı. Gözünden bir damla yaş süzülürken konuştu. "Seni çok seviyorum."

"Bende seni." diyen Beliz ondan ayrıldı. "Gidecek misin?"

Gece gülümserken başını iki yana salladı. "Gitmeyeceğim."

Beliz sevinçle bir çalışma çığlık atarken sıkıca geri ona sarıldı. "Yess be yees!"

"Tamam tamam." diyen Gece kollarından onu yavaşça iterken gözlerindeki yaşları silmeye başladı. "Senin yüzünden gözüme toz da kaçtı zaten."

Tam o sırada kapı açıldı. "Şu odaları da hiç temizlemiyorlar ya!" dedi Berk sitem eder gibi bir ses tonunda yüzündeki sırıtışla.

"Sen kapı mı dinlemeye başladın bi de edepsiz." diyen Beliz'le konuştu.

"Sonradan pişman olacağın şeyler söyleme." diyen Berk ekledi. "Kulak misafiri oldum sadece." sonra Gece'ye döndü ve yüzündeki gülümsemeyle ekledi. "Kalmana sevindim."

Gece başını salladı. "Bende."

***

"Bugün kaydını bizim okula alıyorum o zaman ben." diyen Kenan kahvaltı masasında Gece'ye döndü.

"Olur." diyen Gece gülümsedi. 

"Ayy çok heyecanlıı!" diyen Beliz ekledi. "Uzun zaman sonra Gece ile aynı okula gideceğim."

Gece bununla güldü. "Uzun zaman üç ay falan."

"Abartma makinesi." dedi Berk'te Beliz'e dönerken.

Beliz ona göz devirerek yüzünü buruşturdu. 

"Bugün gidebilirsin okula." diyen Kenan ekledi. "Sadece okuldaki bir kaç imza işi var kaydın için. Onları da hallederiz."

"Sınıfım?" dedi Gece ona dönerken.

"Tabiki bizim sınıftasıın." diyen Beliz Kenan'a döndü. "Dimi?"

Kenan başını iki yana sallarken mahcup gibi konuştu. "Sizin sınıfınız çok doluydu."

"Nasıl ya?" diyen Beliz sitemle ekledi. "Ya bir kişicik."

Berk bununla sırıtırken babasına göz kırptı ve ekledi. "Teneffüslerde buluşursunuz artık."

"Hayır!" dedi Beliz kaşlarını çatarak. "Baba lütfen ya."

Kenan başını iki yana salladı. "Yapacağım bir şey yok."

"Beni de o sınıfa al." diyen Beliz'le Berk kaşlarını kaldırdı.

"Emin misin?" dediğinde sesinde ima vardı. "Alır bak."

Beliz sonra bir an düşündü. "Ooff." dedi arkasına yaslanırken. 

"Tamam tamam şaka yaptık." diyen Kenan gülerken Berk'te kahkaha attı.

"Ağlayacaktı biraz daha devam etseydik."

Beliz onlara kınayıcı bakışlar atarken konuştu. "Aşk olsun ya."

"Olsun olsun aşk olsun." dedi Berk portakal suyundan bir yudum alırken.

Beliz ona yan bir şekilde bakarken başını salladı. "Olsun tabi olsun."

"Yarın akşam Ayla'lara yemeğe gidiyoruz bu arada." diyen Kenan'la Berk ona döndü.

"Neden?"

"Çağırıldığımız için." diyen Kenan başını salladı. "Senin için yeterli bir sebep mi?" dediğinde ekledi. "Teşekkür yemeği gibi bir şeymiş. Böyle hepimizi çağırdı."

"E gideriz." dedi Beliz ayağa kalkarken. 

"Nereye hızını alamadın herhalde?" diyen Berk ekledi. "Şimdi gitmiyoruz."

"Okul saati geldi ultra zeki beyefendi." diyen Beliz'le Kenan saatine baktı.

"Oo harbiden gelmiş. Hadi siz okula." dediğinde çocuklar masadan kalkarken Hanife Teyze ayağa kalktı.

"Hadi Allah zihin açıklığı versin çocuklar." dediğinde Berk onun yanaklarını öptü.

"Teşekkürler Hanife Sultan."

***

"Ohaa Cemre ne kadar güzel olmuşsun!" diyen Hazal bankta Cemre'nin yanına oturduğunda Cemre başını salladı.

"Bir şey yapmadım aslında?"

Hazal dudaklarını yukarı doğru kıvırdı. "Bilemiyorum artık. Aşktan mıdır nedir yüzüne bir renk gelmiş sanki?"

"Ne aşkı Hazal?" diyen Cemre önüne döndü.

"Sen biliyorsun ne aşkı."

"Berkler geliyor." diyen Çağrı ile Cemre saçlarını düzeltip bahçe kapısına doğru dönerken yüzündeki gülümseme dondu.

"Gece ne alaka?" dediğinde Ege konuştu.

"Bilmiyorum ki. Bugün gidiyordu galiba vedalaşmaya falan geldi."

"Selam gençler. Günaydın." diyen Berk'le hepsi günaydınlaştı.

Beliz gülümseyerek açıklama yapar gibi konuştu. "Bir yeni sınıf arkadaşımız var!"

"Off yine mi?" diyen Çağrı'yla Berk konuştu.

"Niye?"

"En son kim geldi bizim sınıfa kardeşim. Sarp geldi dimi?" dediğinde Berk başını salladı.

"Ah ben o günün şafağını.."

Cemre boğazını temizler gibi bir ses çıkarırken Berk sustu.

"Yeni sınıf arkadaşımız Gece!" diyen Beliz'le herkes bir şoka uğrarken Bora sordu.

"Gitmiyor musun yani?"

Gece başını salladı. "Artık buradayım." dediğinde Cemre'nin bakışları önce onun sonra ona gülümseyerek bakan Berk'in üzerinde gezindi. Yüzüne zoraki bir tebessüm yerleştirirken hızlıca konuştu.

"Hayırlı olsun." dedi ve Ege'ye döndü. "Ben sınıfa çıkıyorum."

Cemre yanlarından uzaklaşırken Berk çatık kaşlarıyla onun arkasından baktı. Ege'ye yaklaşıp fısıldadı. "Neyi var?"

Ege bilmiyorum der gibi omuz silkti.

Derse girdiklerdinde öğretmen Gece'ye seslenerek onu tahtaya çağırdı. "Yeni arkadaşınız Gece Ünal. Tanıştınız mı?" dediğinde Sarp konuştu.

"Tanıştık." dediğinde Gece ona dönerken Sarp sırıtarak ekledi. "Ama arkadaş pek memnun olmamıştı tanıştığımıza."

"Çok mu komiksin sen?" diyen Gece'nin sesi arkadan duyulduğunda Sarp sesin tanıdık olmayışıyla başını kaldırdı. Gece'yi görmesiyle sordu.

"Arkadaş kim?"

Gece'nin kaşları git gide çatılırken Beliz'in yanına geldi. "Arkadaşın adı Gece. Diğer bir tabirle senin az önce çamur banyosu yaptırdığın Gece." dediğinde Sarp'a bakarken ekledi. "Memnun olmadım."

Berk bununla onun sırasına dönerek konuştu. "Seninle tanışıpta memnun olan var mı acaba çok merak ediyorum."

Sarp bununla ona döndü. "Heh bende nerde kaldı benimki diyordum."

Berk bununla göz devirerek önüne döndü. 

"Kendini tanıtmak ister misin Gece?" dedi öğretmen Gece'ye dönerken.

"Gece Ünal. Almanya'dan geliyorum." 

"Teşekkür ederiz geçebilirsin yerine." diyen öğretmenle Gece yerine geçerken öğretmen konuşmaya başladı. "Evet çocuklar. Biliyorsunuz ki dönem bitti bitecek. Size bu dönem bir proje ödevi zaten vermiştik. Sizde en güzel şekilde yapmıştınız. Şimdi.." diye öğretmen kağıtları karıştırırken Çağrı konuştu.

"İkincisini yapacağız değil mi?"

Bununla Ege atıldı. "Albert Einstein ya. Nasıl tahmin etti?" dedi alayla.

Çağrı ise elini göğsüne koyarak eyvallah der gibi yaptı.

"Evet Çağrı'cım ikinci projenizi veriyorum. Duru öncelikle öğrenci temsilcimiz olduğu için dahil değil projeye."

"Hocam beni de öğrenci temsilcisi yapabiliyor musunuz?" diyen Arap'la Zeyno gülerken öğretmen başını iki yana salladı.

"Maalesef Sinan." dediğinde sınıfa dönerek konuştu. "Altı kişilik üç tane grup oluşturacağım." dediğinde kağıda baktı. "Gruplar burada yazıyor. Birinci grup Sarp, Berk, Gece, Cemre, Lavin ve Çınar'dan oluşuyor." dediğinde başını kaldırarak gözlerini onların üzerinde gezdirdi ve Sarp dışındakilerin gülümsemediğini fark etti. Geri kağıda dönerken ekledi. "İkinci grup Beliz, Çağrı.."

"Başımın belası." dedi Beliz Çağrı'ya dönerken.

Öğretmen devam etti. "Bora, Hazal, Ali ve Arap." dediğinde duraksayıp devam etti. "Üçüncü grup Ege, Aren, Vefa, Zeyno, Devin ve Alaz." dediğinde başını kağıttan kaldırarak konuştu. "Projenizi Kenan Bey'in de özel isteği üzerine Tozluyaka'da yapacaksınız."

Sınıftan bir anda 'Ne alaka ya?' uğultuları yükseldiğinde öğretmen masaya vurarak susturdu.

"Hocam ama-" diyen Beliz'in sözünü öğretmen kesti.

"Aması falan yok. Bana gelen istek bu. Bende uygun gördüm ve proje ödevine ana kural olarak koydum. Yapmam derseniz bir proje notunuz sıfır girilir." dediğinde sınıfta gözlerini gezdirdi. "Var mı itirazı olan?"

Sınıftan ses çıkmadığında öğretmen başını salladı.

"Konumuz ne hocam?" diye sordu Zeyno.

"Bir konunuz yok. Tozluyaka'da birlikte vakit geçirerek bize arkasında şarkı olan bir klip hazırlamanızı istiyoruz. Eğlendiğiniz anları kaydetmenizi yani."

Berk arkaya dönerken fısıldadı. "Bizim ödev işi iptal."

Ege bununla ona gülerken omzuna vurdu.

Zil çalarken öğretmen kapıya doğru yöneldi ve konuştu. "Kolay gelsin çocuklar. İki gününüz var."

"Taktılar Tozluyaka'ya ya." diyen Beliz sitemle önüne dönerken Ali konuştu.

"Çok rahatsız oluyorsan gelmezsin Beliz." dediğinde Beliz ona döndü. Ali ekledi. "Hayır yani sabahtan beri söyleniyorsun da." 

Berk'in kaşları çatılırken o tarafa doğru döndü.

Beliz konuştu. "Çoğu kişinin iç sesi oluyorum yalnız. Kaynaşmamızı istiyor olabilirler ama bu illa Tozluyaka'da olmak zorunda değil. Ne bu mağdur edebiyatı falan mı? Neden hiçbir ödev veya görev bizim evimizde değil ya da bizim takıldığımız mekanlarda değil mesela?"

Ali bununla iddiayla konuştu. "Samimiyet gerekiyor çünkü böyle bir ödev için."

Beliz gözlerini kıstı. "Üff Ali yine başlama siz sahtesiniz falan filan hiç aynı şeyleri dinlemeye tahammülüm yok."

"Benim ağzımdan sahte kelimesi çıkmadı ama..." diyen Ali ekledi. "Yarası olan gocunur ne diyeyim. Ayrıca madem bu kadar rahatsızsın git hocayla konuş grup değiştir."

"Ne alaka?" dedi Beliz. "Grup değiştirsem de Tozluyaka'ya gelmeyecek miyim?"

"Senin derdinin bizim mahalle olduğunu sanmıyorum."

"İyi." diyen Beliz ayağa kalktı. "Doğru anlamışsın o zaman." dediğinde sınıftan çıktı.

***

"Ooo çok neşeliyiz bakıyorum." dedi Berk arabadaki sessiz ortamı bozmak ister gibi yanındaki Beliz'e dönerken.

Beliz göğsünde kollarını kavuşturmuş yola bakıyordu.

Arkadaki Gece konuştu. "Hayattaki en şanssız insan falan olabilirim."

"Neden?" dedi Berk arabayı sürerken.

"Kime ilk okul gününde proje verilmiştir ki?"

Berk bununla sırıttı. "Valla onu bilmem de bizim okulda canları sıkıldıkça bize proje veriyorlar." 

"Bora ile aynı grupta olmasam asla gelmezdim." dedi Beliz arabanın mahalleye girişiyle.

Gece bununla ona eğilirken konuştu. "Şöyle düşün. Grupta Çağrı Hazal'la takılır zaten o çocuklarda birbiriyle siz birbirinize kalıyorsunuz."

"Grup içi gruplaşmaya hayır." diyen Berk'le Gece kaşlarını kaldırdı ve konuştu.

"Sarp ile kanka olacaksın herhalde."

Berk ofladı. "O da var doğru ya." dediğinde arabayı durdurdu. Herkes gelmişti.

Onlarda arabadan inip yanlarına gittiklerinde Arap konuştu.

"O zaman buradan gruplara ayrılıyoruz. E kim daha çok eğlenirse kazanır." dediğinde herkes grup haline geldi.

"Ben kameramanlık görevini üstleniyorum." diyen Sarp telefonunu cebinden çıkardığında Berk konuştu.

"Sen olmasan napardık?" dedi alayla.

Lavin etrafa bakınırken konuştu. "Her grup bir yere dağıldı. Biz nereye gidebiliriz ki?"

Berk bununla gülümsedi. "Sahaya." dediğinde Çınar kaşlarını çattı.

"Napacağız sahada?"

"Sahada napılır?" dedi Berk.

"Futbol mu oynayacağız?" dedi Gece ona dönerken. "Çok yaratıcısın gerçekten." dedi ve göz devirdi.

"Altı kişiyiz Berk." dedi Lavin'de. "Üçe üç mü yapacağız?"

Berk onları dinlemezken önden yürümeye başladı. "Siz beni takip edin."

Sarp bununla kamerayı açarken arkadan Berk'i çekmeye başladı ve konuştu. "Tozluyaka'nın bir numaralı ağır abisinin peşindeyiz."

"Ben futbol falan oynamam." dedi Cemre yanındaki Lavin'e dönerken. Sonra havayı gösterdi. "Bu yağmur çamurda hemde."

"Eğlenmeye geldik temiz kalmaya değil." dedi Berk önden ona dönmeden.

Cemre bununla kaşlarını kaldırarak konuştu. "Ben kirliyken eğlenemiyorum kusura bakmayın."

Sahaya geldiklerinde bir çocuk grubunun kendi arasında paslaştıklarını gördüler. Berk en köşedeki çocuğu tanıdı.

"Düzgün oynayın o zaman şu topu oğlum!" diyen Berk'in sesiyle Ali'de çocukta çatık kaşlarıyla ona döndü.

"Biz düzgün oynuyoruz zaten aslan parçası gel bir de seni görelim." diyen çocuk Berk'e doğru sinirle bir adım attı.

Berk kaşlarını kaldırdı ve gülmeye başladı. "Lan oğlum bacak kadar boyunla bana kafa tutuyosun." dediğinde çocuklardan biri ayağındaki topu Berk'e doğru yuvarladı.

"Var mısın bacak kadar çocuklara kafa tutmaya." dediğinde Berk ayağına gelen topu profesyonel bir hareketle tuttu.

"Selam gençler!" dediğinde köşedeki çocuk ona dönerken sırıttı.

"Çocuklar oynuyor işte biz gidelim hadi." diyen Lavin'e döndü.

"Üçe üç mü yapacağız diyen sen değil miydin az önce?"

Sarp bununla sordu. "Bacak kadar çocuklarla mı oynayacağız?"

Berk bu cümleyle kaşlarını kaldırdı ve ona döndü. Sonra önüne dönerken hayretle kendi kendine konuştu. "Aynı ben gibi konuştu lan."

"Oooo!" diyen köşedeki çocuk Berk'e bakarken konuştu. "Spor arabalı korkak çocuk gelmiş."

Cemre bununla gülmeden edemezken Berk ona yan yan baktı. Sonra çocuğa dönerek konuştu. "Biz oynamaya geldik." dediğinde sahaya girdi.

Lavin Çınar'ın kolundan tutarken konuştu. "Girmesek mi? Yani girmesek mi ben ayakkabılarımı yeni aldım."

Çınar bununla ona gülerken sahaya girdi. 

"Kızlarda mı sizden?" dedi çocuk küçümseyici bir ifadeyle.

Lavin bununla iddialı bir şekilde konuştu. "Noldu beğenemediniz mi?"

"Yok yani biz kaybedersiniz diye."

Lavin kaşlarını kaldırdı. "Görelim kim kaybedecek."

Çınar ona hayretle bakarken kolunu omzuna attı ve fısıldadı. "Senin ayakkabıların yeni değil miydi?"

Lavin bununla ona döndü ve başını salladı. "Hiç fark etmez." 

"Bize uyar." diyen çocuk ayağındaki topu Berk'e doğru yuvarladı. "Hanımefendilere özel biraz nazik davranırız o da sizin avantajınız olur."

Gece bununla iddiayla konuştu. "Dua edin de biz size nazik davranalım."

"Başlayalım." diyen çocuklar kaleye geçerken Sarp konuştu. 

"Biz ciddi ciddi maç yapıyoruz yani şu kadroyla."

"Ne varmış kadroda?" dedi Gece ona çatık kaşlarıyla dönerken. Sonra onu baştan aşağı süzdü. "Doğru sen varsın. Merak etme ben seni idare ederim." 

Berk bununla sırıtarak Sarp'a baktı. 

"Bu kız niye her şeyi ters anlıyor?" dedi Sarp Gece'ye bakarken. "O anlamda mı dedim?"

"Ben öyle anladım." dedi Gece önüne dönerken.

Sarp başını sallarken telefonu sahanın kenarına sabitledi ve kameraya doğru konuştu. "Hiç eğleneceğimizi sanmıyorum ama." 

"Hazırız." diyen Lavin olduğu yerden ayakkabılarına üzgün bir bakış atarken konuştu. "Özür dilerim."

Çınar ona gülmeden edemezken çocuklardan biri Lavin'e doğru hızla topu gönderdi. Lavin havadan gelen topu gördüğünde eliyle topu tuttu. Herkes onu şok içinde izlerken daha şaşırtıcı bir şey yaptı ve topu yere koyup karşıya gönderdi.

"Futbol oynuyoruz aşkım." dedi Çınar ona dönerken.

Lavin iddiayla gülümseyerek ona döndü. "Çok iyiydi dimi?"

"Elinle tutamıyorsun topu Lavin." dedi Berk ona doğru.

Lavin'in bununla yüzü düşerken sonra bozuntuya vermeden gülümsedi. "Başladığımızı anlamamıştım ki." dediğinde çocuklardan biri konuştu.

"Baştan başlayalım." dedi aralarında gülerlerken.

Berk Cemre'yi arkasına alırken konuştu. "Bende top."

"Neden?"

"Koruyorum seni."

Cemre bununla onun önüne geçti. "Ben seni koruyorum." dediğinde üzerine gelen top karnına çarparken üstü çamur olmuştu.

"Iııyy hayır ya." diyen Cemre üstüne bakarken yüzünü buruşturdu.

Berk ise ona gülerek ayağının dibindeki topu karşıya göndereceği sırada ayağı kayıp ve yere düştüğünde Cemre aşağıya bakarak gülmeye başladı.

Çınar'da gülmemek için kendini zor tutarken karşıdaki çocuklar da gülüyordu.

"Sen neye gülüyorsun acaba?" dedi Berk başını kaldırıp Cemre'ye bakarken. Cemre gülmesini durduramazken ellerini dizlerine yasladı. 

"Çok komik.." dedi gülmelerinin arasında. "Çok komik düştün." Berk onu kolundan tutup yere çektiğinde Cemre kaşlarını çattı. "Napıyorsun b-"

Dizlerinin üzerine düştüğünde Berk kahkaha atarak konuştu. "Çok komik düştün."

Çınar, Sarp, Lavin ve Gece onlara anlamsız bir şekilde bakarken karşıdaki çocuklar toplarını da alıp uzaklaşmışlardı.

"Cemre." dedi Lavin yüzünü buruştururken. "Her yerin çamur oldu."

Cemre kaşlarını kaldırdı. "Hadi ya ciddi misin?" dediğinde kendini gösterdi. "Ben hiç farkında değilim."

"Çocuklarda kaçtı." dedi Çınar sırıtırken.

"Nereye kaçtılar?" diyen Berk ayağa kalktığında Cemre'ye doğru elini uzattı.

Cemre ona yan yan bakarken konuştu. "Kendim kalkabilirim." diyerek ayağa kalktığında "Yaaa!" diye bir bağırış duyuldu.

"Noldu?" 

Cemre ellerini saçlarına götürürken konuştu. "Saçlarıma da gelmiş."

"Dünya'nın sonu." dedi Berk önüne dönerken ve boydan boya çamur olan kıyafetine baktı. "Biz napıcaz böyle?" dedi diğerlerine dönerken.

"Hep senin yüzünden." diyen Cemre ona kızarken Berk konuştu.

"Gülmeseydin sende."

"Sanane be istediğim şeye gülerim." 

Berk omuz silkti. "Bende istediğim kişiyi düşürürüm."

"Tamam." diyen Çınar'ın sesiyle sustular. "Çıkalım mı artık şuradan? Aysel Teyze'de falan temizlenirsiniz."

"Aysel Teyze'nin de tam bana göre kıyafetleri vardır kesin." diyen Berk önden yürümeye başladı.

"Neyse ki ayakkabılarım kirlenmedi." diyen Lavin sahadan çıkarken Berk ona döndü.

"Koyun can kasap et demişler gerçekten."

Lavin kaşlarını kaldırdı. "Koyun akıllı olsaymış o zaman."

"Vaay." diyen Berk hayretle ekledi. "Öyle olduk yani Lavinsu."

"Hiç mağdur ayağına yatma ilk sen bana laf soktun Berksu."

"Berksu mu?" diyen Sarp güldüğünde Berk ve Lavin aynı anda ona dönerek çıkıştı.

"Sanane be!"

***

"Ee niye çıktık yani buraya?" dedi Bora çıktıkları terasta etrafa bakarken. 

"Şarkı dinleriz falan diye." dedi Ali koktuklardan birine otururken.

Beliz burnundan güldü. "Eğlence anlayışınız bu mu sizin?"

"Evet bu." dedi Arap. "Beğenemedin mi?"

Beliz burun kıvırdı. "Yok beğenemedim."

"Merdiven orada." dedi Ali geldikleri merdiveni işaret ederken.

"Noluyoruz ya?" dedi Hazal onların arasına girerken. "Eğlenin dediler kavga edin demediler."

"Şarkı dinleyerek mi eğleneceğiz?" dedi Beliz Ali'ye yan yan bakarken.

Ali onu takmayarak önündeki ses bombasını çalıştırdı. "Bağlanırsınız biriniz."

Bora koltuğa otururken telefonunu çıkardı. "Ben bağlanırım."

"Dur o zaman." diyen Çağrı da otururken ekledi. "Son dinlediğin şarkıyı aç."

"Niye?"

Çağrı alt dudağını büzdü. "Bilmem. Merak."

Beliz'de bununla Çağrı ve Hazal'ın yanına oturduğunda Ali videoyu başlatarak etrafı çekmeye başlarken Bora son dinlediği şarkıya dokundu.


Sana vurgunum dünden beri
Gördüğüm günden beri


Çağrı kaşlarını kaldırırken Bora'ya doğru konuştu. "Şaşırtıcı."

"Şarkı dinlemem mi?" dedi Bora.

Çağrı kaşlarını kaldırıp indirdi. "Böyle şarkılar dinlemen."

"Boş yapma Çağrı. Arkada çalsın diye dinlemişimdir." 


Hepsi bir olmuş, bebeğimin
Kırmışlar kalbini


Beliz Ali'ye dönerken sordu. "Çektin mi videonu?"

Ali başını salladı ona dönmeden.

Beliz koltuktan kayarken onları geride bırakıp çıktıkları terasın kenarına oturdu ve ayaklarını aşağıya sarkıttı. 


Sana vurgunum dünden beri
Gördüğüm günden beri


Bora'nın bakışları onu buldu.


Hepsi bir olmuş, bebeğimin
Kırmışlar kalbini


Beliz'in gözleri uzaklara dalıp giderken yanındaki hareketlilikle yanına döndüğünde Bora'nın yanına oturduğunu görmek beklediği bir şey değildi.


Al beni bas yaralarına
Ne yükler var omuzlarında


"Aşağı falan atamazsın dimi beni?" dedi Bora ona bakarken.

Beliz kaşlarını çattı. "Yo."

"Öyle bakıyorsun da."

Beliz bununla güldü. "Şu ana kadar zebani değmediğine göre atmam herhalde." diyerek önüne döndüğünde Bora güldü.


Düştüm yine bak yollarına
Seviyorum seni, anlasana


Gözleri Beliz'in yan profilinde takılı kalırken bunu fark ederek gözlerini kırpıştırdı ve önüne döndü.


Kendime sözler vermiştim
Sevemezdim kimseyi


Beliz Bora'ya dönerken yüzüne bir gülümseme yerleşti ve gözleri onun yüzünde gezindi.


Çenesi düşmüş gözlerinin
Bana neler neler dedi


"Babamda işte ayda bir falan geliyor." diyen Zeyno getirdiği çayları koyarken ekledi. "Burada olsaydı anılarını falan anlatırdı bize."

Devin çayını dudaklarına götürürken sordu. "Özlemiyor musun peki babanı?" dediğinde Alaz'ın gözleri onun ağlamış aglayacak gibi duran dolmuş gözlerine takıldı.


Bütün bi' şehir peşimize düşmüş
Sen sıkı sıkı sar beni


"Özlüyorum tabi ama.." diyen Zeyno omuz silkti. "Yapacak bir şey yok."

Devin başını sallayarak başını yere eğerken ortamdan soyutlanmış gibiydi.


Öpsem o uykulu gamzeni
Gerisi hallolur gibi


"Benimkiler ikisi de gelmiyor." diyen Ege'ye döndü Zeyno.

"Nasıl yani?" dedi Aren ona merakla.

Ege yüzündeki gülümsemeden ödün vermeyerek konuştu. "Dünya'yı geziyorlar. Ayda bir bile uğramıyorlar öyle diyim." dediğinde Devin'e döndü. "Ama.." dedi ve gülerek ekledi. "Yapacak bir şey yok." dediğinde gözleri Zeyno ile birleşirken Zeyno anne ve babasının dünya turunda olmadığını biliyordu. Ve bu artık Ege'yi rahatsız etmiyordu.


Al beni bas yaralarına
Ne yükler var omuzlarında


"Keşke yapacak bir şey olsa." diye fısıldayarak önüne dönen Devin özenle Alaz'a çevirmedi bakışlarını. 

Aralarındaki belirsizlik ikisini de yiyip bitiriyordu.


Düştüm yine bak yollarına
Seviyorum seni, anlasana


                     44. BÖLÜM SONU

Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

şu kalsın ki aklınızda, kadının sessizliği vedadır..

21.Bölüm: Uyan

23.Bölüm: Yeni Çocuk