46.Bölüm: Kardeş
-denizler cinayet işlemezler.
YAZAR'DAN
Çağrı ve Ege'nin anlamsız bakışları Aren ve Sarp'ın üzerinde gezerken Ege sessizliği bozdu.
"Eee? Hayırlı olsun ne diyelim?"
"Ben dedim işte söylemeyelim diye." diyen Aren'in gözleri Sarp'ı bulurken kaşlarını kaldırıp indirerek ona uyarır gibi bir bakış attı. Sonra gülerek Çağrı ve Ege'ye döndü. "Herkese söylemek istiyor herkese." dediğinde uzaktan onlara doğru gelen Bora kaşlarını çatarak ona seslendi.
"Aren?"
Sarp'ın gözleri de onun arkasından gelen Cemre'yi gördüğünde Aren'in elindeki elini çekmeye çalıştı ama Aren onu boğazını temizleyerek uyardı.
Bora onların eline bakarken ekledi. "Noluyor?"
"Sevgililermiş." dedi Ege ona sırıtarak.
"Ne?" diyen Bora'nın bakışları Aren'i bulurken Cemre'nin de kaşları çatıldı. Gözleri Aren'in üzerine kayarken Aren başını iki yana salladı.
"Neye bu kadar şaşırdınız anlamadım?" dediğinde Bora ona dönerek konuştu.
"Sen gelsene benle bi." dediğinde önden yürümeye başlarken Aren onun peşinden gitti. "Ne bu saçmalık?" dedi Bora kaşlarını çatarak ona döndüğünde.
Aren rahat bir şekilde cevap verdi. "Ne saçmalığı? Ben saçmalık falan göremiyorum."
"Dalga mı geçiyorsun kızım sen benle. Sen daha dün Çağ-" sesini alçaltarak ekledi. "Çağrı'yı sevmiyor muydun?"
"O beni seviyor muydu?" dedi Aren meydan okur gibi kollarını göğsünde birleştirirken.
Bora kaşlarını kaldırdı. "Sarp'mı seviyor seni? Ya da sen onu?"
"Evet." dedi Aren. Sonra ekledi. "Noluyoruz hem ya? Hesap sorar gibi. Hayırdır?" dedi sinirlenmeye başlarken.
"Hesap sormak değil." diyen Bora ekledi. "Kafan karışıksa yanlış yapmanı istemem. Özellikle böyle bir herifl-"
Aren ciddiyetle çıkıştı. "Düzgün konuşursan. Sevgilim oluyor ya kendisi." dediğinde Bora kaşlarını kaldırdı.
"Tehdit falan mı etti? Ettiyse söyle gideyim ağzını burn-"
"Bora yeter!" diyen Aren gözlerini kaçırarak ekledi. "İhtiyacım yok senin korumana. Böyle mutluyum öyle de yaşıyorum. Saçma sapan anlamlar çıkarma. Kimsenin benim üzerimde bir baskı kuramayacağını en iyi sen biliyorsun."
"Ne halin varsa gör Aren." diyen Bora ekledi. "Ama bir şey olursa.."
Aren elini onun omzuna koyarak gülümsedi ve konuştu. "İlk geleceğim kişi sensin. Biliyorum."
Ege ve Çağrı okula ilerlerken Ege Cemre'ye dönüp sordu. "Gelmiyor musun?"
"Siz gidin gelirim ben." diyen Cemre onların gidişiyle kaşları çatık bir şekilde Sarp'a döndü. "Sevgili misiniz gerçekten?"
"Noldu?" diyen Sarp kaşlarını kaldırdı. "Kıskandın mı?"
Cemre bununla alayla güldü. "Seni mi?" dediğinde ekledi. "Kendini ne sanıyorsun?"
"O zaman neden sorguladın?"
"Bana bak Sarp." diyen Cemre ekledi. "Aren'i üzersen..." gözlerini bir süre Sarp'ın gözlerinde tuttu. "Bende seni üzerim." dedikten sonra okula doğru yöneldi.
Sarp onun arkasından bakarken başını salladı ve fısıldadı. "Üzdün zaten."
***
"Evet çocuklar grup ödevlerinizi alayım." diyen öğretmen ekledi. "Ve takımınızı da tahtaya alayım."
"Hocam biz eksiğiz ama sıkıntı olur mu?" dedi Zeyno elini kaldırırken.
"Kim eksik?"
"Devin." diye cevap veren Zeyno'yla hoca konuştu.
"Nerede yine Devin?" diyen hoca Çınar'a doğru döndüğünde Alaz'ın bakışları da ona döndü.
"Rahatsız hocam biraz."
Hoca ciddiyetle konuştu. "Son zamanlarda fazla devamsızlık yaptı. Dikkat etsin biraz." dediğinde Çınar başını salladı.
"İletirim."
"O zaman şöyle yapalım." diyen hoca ekledi. "Her takımdan bir kişi seçeyim o bize anlatsın neler yaptıklarını sonra videoyu izleyelim."
Herkes memnuniyetsiz bir şekilde bakarken hoca gülümseyerek konuştu. "Beliz gel bakalım. Bize takımınla ne yaptığını anlat."
Beliz sıkıntılı bir nefes vererek ayağa kalkarken Ali burnundan güldü. Beliz bununla ona dönüp sinirli bir şekilde bakarken Ali önüne döndü.
"Haydi Beliiz!" diyen Çağrı Beliz'e motivasyon vermek için elleriyle bir alkış tuttururken sınıfında ona katılmasıyla Beliz gülümseyerek tahtanın önünde durdu.
"Eveet arkaşlar. Videomuzu da ben editledim aslında hocam." diyen Beliz'le Arap konuştu.
"Evet hocam ya! Şarkısını bile bilmiyoruz."
Beliz ona omuz silkerken gülümseyerek konuştu. "Biz Arap'ların çatısındaydık." dediğinde Bora sırıtarak Arap'a döndü ve konuştu.
"Dam orası dam." sonra sırıtarak Beliz'e döndü. "Mavişimin kırmızı çizgisi dikkat et lütfen Beliz." dediğinde Beliz kıkırdarken Arap çenesini sıktı.
"Lan-"
"Tamaam!" diyen hoca kalemi masaya bir kaç kez vurduğunda sessizlik tekrar sağlandı.
Beliz bununla gülümseyerek konuşmaya devam etti. "Orada biraz oturduktan sonra Derya Teyze bizi kek yemeye çağırdı ve onların evine gittik." dedi ve ekledi. "Şarkımız ise..." dedi ve gözleri Bora'yı buldu. "Al Beni Bas Yaralarına."
Çağrı bununla Hazal'a doğru eğilerek konuştu. "Aşk itirafı yaptı az önce farkında mısın?"
"Neydi ki bu şarkı?"
Çağrı ona kınayıcı bir bakış atarken konuştu. "O akşam Bora açtırmıştı."
"Ohaaa!" diyen Hazal heyecanla bağırırken Çağrı hızla ondan uzaklaştı.
Ege onlara gülerken tüm sınıf Hazal'a dönmüştü.
"Hocam çok özür dilerim." diyen Hazal'la Berk gülerek Çağrı'ya sordu.
"Ne dedin?"
Çağrı başını iki yana salladı. "Valla tanımıyorum kendisini." dediğinde Berk gülerek önüne dönerken Beliz videoyu başlattı.
Videoya ağırlık olarak güldükleri anları koymuştu.
Video bittiğinde Beliz yerine geçerken Hoca konuştu. "Cemre." dediğinde Berk gülerken yanından geçmek üzere olan Cemre'ye fısıldadı.
"Saçındaki çamur gitti mi bari?"
Cemre ona doğru dönerken yüzünü buruşturdu. "Çok komik." dediğinde arkasını dönüp tahtaya çıktı.
"Biz futbol maçı yapmak istedik hocam." dedi Cemre. Ve ekledi. "Ama yapamadık. Biraz kirlendik." dedikten sonra ekledi. "Bizim şarkımız Dolu Kadehi Ters Tut - Nasıl Kalalım Ayrı." dediğinde videoyu başlattı ve yerine oturduğunda Berk ona doğru eğilerek fısıldadı.
"Zor kalırız ayrı' diyorsun yani?" dedi şarkı sözünden alıntı yaparak.
Cemre yan gözle ona baktı dudak kenarı istemsizce kıvrıldı ama hemen toparlandı.
“Şarkının sözünü ben yazmadım." dedi alçak bir sesle gözlerini ekrandan ayırmadan.
Berk gülümsedi. “Ama seçtin.”
Cemre bununla ona döndüğünde göz göze kaldılar. “Tesadüf.”
Berk arkasına yaslanırken fısıldadı. "Güzel tesadüfmüş."
Cemre'nin yüzüne bununla bir sırıtma eklenirken tahtadaki videoya döndü.
Herkes videolarını izlettiğinde ders bitmişti.
"Ee çıkışta napıyoruz?" dedi Çağrı diğerlerine dönerken.
Lavin hemen konuştu. "Benim aklımda bir şey var ama..." dediğinde Çınar'a döndü. "Uyar mı bilmiyorum." dediğinde Çınar sordu.
"Ne?"
"Devin'e sürpriz yapsak. Böyle topluca gitsek yanına." dediğinde Alaz sırasından kalkarken konuştu.
"Size iyi eğlenceler."
Lavin onun kolundan tutarken konuştu. "Nereye?"
"Gelmem ben." dediğinde Lavin onun kolunu bıraktı.
"Niye?"
Alaz bir anlık Çınar'a baktı. "Neden geleyim?"
"Neden gelmeyesin?" dedi Ege ona göz kırparak.
"Biz ayrıldık arkadaşlar." dedi Alaz herkeste şok edici o cümleyi kurarken. "Size iyi eğlenceler." diyerek yanlarından gittiğinde Lavin Çınar'a döndü.
"Bunu biliyor muydun?"
Çınar başını iki yana salladı. "Hayır."
"Ben balonları alırım." diyen Beliz'le Çınar yüzünü buruşturdu.
"Ne balonu?"
"Sürpriz yapacağız ya." diyen Beliz gülümsedi. "Hem balonun mutlu etmediği kimse yoktur."
Gece elini kaldırdı. "Ben varım."
"Seni ne mutlu ediyor onu çok merak ediyorum zaten." diyen Bora'ya cevap vermeye bile tenezzül etmedi Gece.
"Bende pasta falan alayım madem balon var." diyen Gece'yle Lavin gülümsedi.
"Tamam o zaman herkes bir görev üstlensin aklınıza ne gelirse saat yedide buluşalım Çınarların evinde."
"Biri daha balona geçsin." dedi Gece Beliz'e dönerken. "Ciğerleri yetmez bir de abartır biri onu frenlesin."
"Berk!" dedi Beliz sırıtarak Berk'in saçlarını karıştırırken.
Berk onun ellerini iterken saçlarını düzeltti. "Kaşınıyorsun Beliz." dedi ve kafasını kaldırdı. "Ben gitmem."
Çağrı bununla hızla konuştu. "Bora."
Bora etrafa bakınırken konuştu. "En kolayı hangisiyse ona geçicem ben."
Çağrı onun kulağına fısıldadı. "Valla balon en kolayı bana güven."
"Güvenmeli miyim?" dedi Bora Ege'ye dönerken.
Ege başını salladı. "Tabi oğlum."
"Tamam balona yaz beni." dedi Bora Lavin'e.
Çağrı ve Ege bununla gülerek birbirinin ellerine çaktı.
"Biz beşimiz de bir şeyler hazırlarız o zaman." dedi Hazal.
Berk parmağını kaldırarak konuştu. "Altımız." dediğinde Gece'yi gösterdi.
"E süper biz de Aren'le konfeti falan bakalım." diyen Lavin'le Aren konuştu.
"Sarp'ta bizimle."
Sarp sıkıntılı bir nefes verirken fısıldadı. "La havle."
Çınar Lavin'e döndü. "Ben napıyorum?"
"Sen gidiyorsun eve. Ve normal hayatını yaşıyorsun. Devin'e hiçbir şey çaktırmıyosun."
"Anlaşıldı."
***
"Bu yiyeceklerin hazırlığını bizim evde yapma fikri pek iyi bir fikir değil ama hadi bakalım." diyen Berk eve girerken Hazal konuştu.
"Niye k-"
"Aaaaa! Cemre gelmiiiş! Ege deee!" diye bağıran Lina ile kulaklarını elleriyle kapatan Hazal'a döndü Berk.
"İşte bu yüzden."
"Ben hemen hazırlanıp çıkıyorum o zaman." diye seslenen Beliz merdivenlere yöneldiğinde Berk arkasından seslendi.
"Ştt bırakayım mı seni?"
Beliz saçını savurdu ve sırıtarak ona döndü. "Bora almaya gelicek."
Cemre başını iki yana salladı. "Hayır gelemez çünkü arabası tamirde." dediğinde Beliz kaşlarını çattı.
"İyi de bana alırım dedi."
"Gelin alma törenimiz başlamak üzere-"
Çağrı ona dönen Berk'le sustuğunda ona gülen Ege bir anda ciddileşti ve Çağrı'ya dönerek konuştu.
"Gevşek gevşek konuşma Çağrı."
"Naber tatlım?" diyen Cemre Lina'ya doğru eğilirken Lina gülümsedi.
"Hep bir koşuştumaca işte." diyen Lina'yla Berk kahkaha attı.
"Ya Allah aşkına senin hayatında ne gibi bir koşuşturmaca olabilir?"
"Barbie evi almaya gidiyoruz hanımefendiyle. Onun koşulturmacası." diyen Sera kucağındaki Alin'i pusete koyduğunda Lina konuştu.
"Ama Alin'e kimse bakmıyor. Babaannem dışarı çıkmış annem bakıcı istemiyor. Ağlayıp durduğu için kimse istemez tabi." dedi Alin'e ters ters bakarken.
Cemre Sera'ya gülümseyerek döndü. "Ne kadar sürer ki gidip gelmeniz?"
"Bir bilemedin iki saat. Fazla oyalanmayız da.. İşte kimse yok bakacak."
"Biz bakarız!"
Cemre ve Berk'in aynı anda kurduğu cümleyle Çağrı ve Ege kaşlarını kaldırıp onlara dönerken onlarda şaşkınlıkla birbirlerine döndüler.
"Bence de siz bakarsınız." diyen Hazal Lina'nın montunu giydirdi. "Size iyi eğlenceleeer!"
"Çok sağolun çocuklar zorlanırsanız arayın ama." diyen Sera kapıyı açıp çıkarken Cemre Berk'e döndü.
"E sen bakarsın artık."
Berk başını iki yana salladı. "Yoo sende bakacağım dedin?"
"Ama senin yeğeni-" cümlesi kapının tıklamasıula yarın kalırken Hazal kapıyı açtı ve kapıdaki Bora'yı gördüler. Cemre ona dönerek sordu. "Neyle geldin sen?"
"Taksi." dedi Bora.
Merdivenlerden inen Beliz konuştu. "Taksiyle mi gideceğiz?"
"Noldu prenses standartlarına mı aykırı?"
"Yoo gidelim." diyen Beliz çantasını takarken Berk konuştu.
"Bora al benim arabayı."
"Ciddi misin?" dedi Ege'yle Cemre aynı anda şaşkınlık dolu bir sesle.
"Evet." diyen Berk Bora'ya arabasının anahtarını uzattığında Bora anahtarı aldı. Berk işaret parmağını kaldırdı. "O arabanın kırmızı çizgim olduğunu biliyorsunuz." dediğinde Beliz başını salladı.
"He canım he." dediğinde onu yanaklarından öperken konuştu. "İçimden geldi."
"Tabi tabi." diyen Berk kapıdan çıkan Bora ve Beliz'e gülerken Çağrı kapanan kapının ardından sırıtarak konuştu.
"Keşke nikaha falan gidiyor olsalar."
Kıkırdayan Alin'in sesiyle Cemre sırıtarak onun pusetine eğildi. "Sen neye gülüyorsun acaba he? Neye?" dedi yanaklarını sıktırırken.
"Biz mutfağa gidiyoruz o zaman diyen Hazal Ege ve Çağrı'yı çekiştirirken yukarıdaki Gece'ye seslendi. "Seni de bekliyoruuz!"
"Geliriim!"
"Sizde bebeğinize bakın." dedi Berk ve Cemre'ye dönerek.
Berk Alin'in pusetini alıp salondaki koltuklara geçtiğinde Cemre konuştu.
"Ekleri ben yapacaktım ama kovuldum galiba az önce." dediğinde Berk'in yanına oturdu.
"Yapsınlar işte bu kadar ısrar ettiklerine göre. Şu kadarcık çocuğa bakmak ne kadar zor olabilirse." dedi ve Alin'e sırıttı. "Dimi prenses?" dedi işaret parmağıyla onun burnuna dokunurken.
Alin Berk’in parmağını yakalamaya çalışırken tatlı bir kahkaha attı.
Cemre o anki tabloya bakıp istemsizce gülümsedi.
"Çok seviyor çocuklar seni." dediğinde Berk sırıttı.
"E böyle bir kuzenim olsa bende severdim." dediğinde Cemre yüzünü buruşturdu. Sonra gülümseyerek Alin'e doğru eğildi.
"Sence de fazla egolu değil mi?" dediğinde Alin kıkırdarken Cemre başını bir şey söylemek için çevirdiğinde Berk'le burun buruna kalmışlardı.
"Bir şey diyecektin sanırım.” dedi Berk sesi neredeyse fısıltıydı.
Cemre yutkundu. “Unuttum.”
Berk'in dudak kenarına hafif bir gülümseme yerleşti. "Unutturdum yani." dedi yine fısıldayarak.
Cemre'nin gözleri bununla onun dudaklarına kaydı. Bunu fark eden Berk konuştu.
"Böyle bakarsan yanlış anlarım." dedi ve Cemre'nin gözlerine baktı. "Arkadaşı-"
"Berk borcamın yerini soruyola-" mutfaktan çıkan Gece'nin cümlesi onları görmesiyle yarım kalırken Berk ve Cemre hızla birbirinden uzaklaştı. "Pardon." diyen Gece ekledi. "Borcam nerde biliyor musun?" dedi sonra direkt Berk'e bakarken.
Berk bununla ayağa kalktı. "Ben ona bi bakayım." dediğinde mutfağa doğru ilerledi Gece'nin arkasından.
***
"Bence bu balonların hepsini kendimiz şişiremeyiz." diyen Beliz'le yanında yürüyen Bora konuştu.
"Yüz tane balon aldığın için."
Beliz omuz silkti. "Ya ne var yani. Hep bir şikayet hep bir şikayet."
"Bunları biz şişireceğiz ya hani." dedi Bora elindeki poşetleri kaldırırken.
Beliz ona dönerken durdu ve konuştu. "Benim bi fikrim var aslında."
Bora ona bıkmış bir şekilde sordu. "Neymiş Allah aşkına çok merak ettim."
"Önce bunları arabaya koyup helyumlu balonlardan alalım sonra." dedi Beliz aynı heyecanla.
"Yeter kızım balon. Devin'de mimik oynamayacak söyliyim."
"Herkes senin gibi duygusuz değil." dedi Beliz atabaya poşetleri bırakırken.
Bora kaşlarını kaldırdı. "Alakayı çözemedim de."
"Sen çözemezs-" aniden ikisinin de ağzına kapatılan pamukla ikisi de önce direndi sonra duydukları kokuyla gözleri karardı.
Beliz'in getirildikleri arabada son duyduğu cümleler ise şunlardı. "Geçen kızı hastaneye götüren arabaya biniyorlardı abi. İkisini de aldık. Biri Haluk'un oğlu galiba. Kızı tanımıyorum. Getiriyoruz."
Beliz'in elindeki balon poşeti yere düşerken etraftaki sesleri duyamamaya başladı.
***
Bora gözlerini kırpıştırarak açarken etraftaki loş ışığı gördü. Sonra bileklerindeki ipi hissetti. Yan tarafına baktığında yanındaki sandalyede Beliz'in baygın halde derduğunu gördü. Başındaki ağrının geçmesi ve olduğu yeri idrak etmek için gözlerini biraz kapalı tuttu.
Bora başını hafifçe oynatmaya çalıştı ama ensesinden yayılan ağrıyla yüzünü buruşturdu. Gözlerini tekrar açtığında duvardaki titrek ampulün ışığıyla odanın ne kadar küçük ve nemli olduğunu fark etti. Beton duvarlar köşede paslı bir masa ve eski bir sandalyeyle kaplıydı.
Bir süre sadece Beliz’in nefes alışlarını dinledi. Sonra ipleri çözmek için bileklerini döndürdü ama bağlar oldukça sıkıydı.
"Beliz." diye fısıldadı yana dönerek. "Beliz.. duyuyor musun beni?"
Kızın başı yana kaydı ama gözleri açılmadı. Bora bir süre onun nefeslerini dinledi. Sonra kapının ardından gelen ayak sesleriyle başını oraya çevirdi. Kapıdan giren iki adam ona bakark sırıttığında çenesi kasıldı.
"Uyanmış bizimki." dedi önden gelen adam.
Bora sinirli çıkan sesiyle sordu. "Ne istiyorsunuz lan?"
"Haluk Yılmaz'la bir alacak vereceğimiz var turunçgil." diyen adamla Bora konuştu.
"Haluk Yılmaz'la bir alakam yok."
"Soyadın var. O bize yeter dert etme sen." diyen adam odadan çıkarken ekledi. "Patron gelince konuşursun yorma kendini."
Kapı sert bir şekilde kapanırken Beliz irkilerek başını kaldırdı. Gözleri Bora'yı buldu.
"Nerdeyiz?"
"Bilmiyorum." diyen Bora ona döndü.
"Noldu?" diyen Beliz telaşla ayaklarını iplerden kurtarmaya çalıştı.
Bora sıradan bir şekilde konuştu. "Sakin ol." dediğinde Beliz ayaklarıyla ipi zorlamayı bıraktı. Bora ekledi. "Kaçırıldık."
Beliz şaşkınlıkla ona dönerken konuştu. "Kaçırıldık mı?!" diye bağırdığında Bora yüzünü buruşturdu. Beliz ekledi. "Sakin ol mu?" dedikten sonra Bora'ya hayretle baktı. "Kaçırıldık ve sakin mi olayım?"
"Bu kadar zor değildi cümlemin anlaşılması ama." diyen Bora ona dönerken Beliz ona bakarak ekledi.
"Sen neden her gün kaçırılıyormuş gibi davranıyorsun mesela?"
Bora gözlerini kapayıp derin bir nefes aldı. “Çünkü panik yapınca çözülmüyor hiçbir şey Beliz.” dedi iplerle oynamayı sürdürürken.
“Tamam da senin bu sakinliğin psikopatlık seviyesinde yani.” diye homurdandı Beliz. "Fazla sakinsin."
"Balonun var. Sende sakin ol.” dedi Bora alaycı bir şekilde Beliz'in cebindeki balonu gösterdikten sonra gözlerini bileklerindeki düğüme çevirmiş halde.
Beliz kaşlarını çattı. “Şu anda espri mi yapıyorsun gerçekten?”
“Evet."
Beliz gözlerini devirdi. “Mükemmel öldürülmeden önceki son sözümüz mizah olacak.”
Bora'nın yüzündeki gülümsemeyle bir an için dondu. Önüne dönerken konuştu. "Bir daha onu söyleme."
Beliz bununla önüne dönerken kaşlarını kaldırdı. "Tamam söylemem."
"Babamın peşindeki adamlarmış." dedi Bora elini biraz daha zorlarken.
"Neee?!!" diyen Beliz ekledi. "Cemre'yi vuranlar mı? İyi de onlar tutuklanmadı m-"
Kapının sertçe açılmasıyla sesi kesilirken içeriye sakallı bir adam girdi. "Evet tutuklandık." diyen adam elindeki tesbihi sallarken sırıttı. "Ama salındık." dediğinde kocaman güldü. "Bize de hesap vermek değil hesap sormak düştü." dediğinde Bora'ya döndü. "Değil mi Bora Yılmaz?"
Bora'nın çenesi sinirle bir kaç kez kasıldı.
"Kızı bırak." dediğinde Beliz'in gözleri korkuyla onu buldu. "Onun bir alakası yok Haluk Yılmaz'la."
"Hadi ya." diyen adam onlarla dalga geçmekten zevk alıyor gibiydi. "Yaa ne kadar kahramanca." dedi ses tonunu değiştirerek.
"Bana bak lan!" diyen Bora'ya döndü. "Azcık cesaretin adamlığın varsa onu bırakırsın."
"Adamlığım olduğu için bırakmıyorum ya zaten." diyen adam sırıttı. "Dışardaki araba.." dedi ve Beliz'e döndü. "Senin kardeşinin arabasıymış. Doğru mu?"
Beliz bununla başını salladı.
"Heh iştee." diye adam ekledi. "Bizim yakalanmamızı sağlayan adamda senin baban oluyor herhalde." dediğinde ekledi. "Kenan Yağızoğlu." sonra bir kahkaha attı. "Güzeel güzel bir taşta kuş sürüsü."
"Senle bi anlaşma yapalım." diyen Bora sesini sakin tutmaya çalışıyordu. "Sen kızı bırak bana napıyorsan yap kızda kimseye bir şeyden bahsetmesin."
Adam elini Bora'nın omzuna koydu. "Seviyor musun lan sen bu kızı?" dedi ve alayla güldü. "Anlaşma falan yok." dediğinde kapıya yöneldi. "Sizinle özel olarak ilgilenecekler."
***
"Ee her şey hazır balonlar yok nerdeyse on beş dakika kaldı." dedi Lavin bahçedeki masayı düzeltirken.
"Kesin bir yerlerde kavga ediyorlardır." dedi Çağrı sırıtarak.
Ege de alayla konuştu. "Tartışma konusu da şey... Şu renk balon daha fazla olmalıydı."
"Ben bi arayayım." diyen Berj telefonu kulağına götürdüğünde robotik sesini duydu.
"Aradığınız kişiye şu anda ulaşılamıyor."
Telefonu kulağından indirirken kaşlarını çattı. "Kapalı."
"Şarjı bitmiştir." diyen Çağrı'yla Gece konuştu.
"Yok. Mümkün değil ki. Beliz'in şarj takıntısı var bi kere hep yanında powerbank taşır. Bitirmez şarjını."
"Bora'yı ara bir de." dedi Aren Berk'e dönerek.
Berk telefonu kulağına götürdüğünde aynı robotik sesle karşılaştı.
"Aradığınız kişiye şu anda ulaşılamıyor."
"Kapalı." dedi kulağından telefonu indirirken.
Cemre konuştu. "Belki çekmeyen bir yerdelerdir."
"Saati biliyorlar sürprizi bozmak istemezlerdi." dedi Berk ona dönerken.
Cemre'nin kaşlarının ortası endişeyle katlandı. "Nerdeler o zaman?"
Ege onlara bakarken konuştu. "Başlarına bir şey gelmiş olmasın."
"Ya bi durun." diyen Hazal ekledi. "Belki trafiğe takıldılar ve telefonları çekmiyor. Ya da Bora ve Beliz'den bahsediyoruz kapatmış bile olabilirler yani."
O sırada Cemre'nin telefonu çaldı. Arayan yabancı bir numaraydı. Cemre onlardan uzaklaşırken telefonu açtı.
"Alo? Buyrun?"
"Alo." diyen adamın sesi ona tanıdık gelmemişti. Ama eklediği kelime neredeyse donup kalmasına neden oldu. "Kızım."
"Sen..." dedi afallayarak. Sonra idrak etmek ister gibi tekrarladı. "Sen?"
"Evet benim." diyen Haluk Yılmaz'la boğazı düğümlendi. Ama güçlü çıkan sesinden ödün vermedi.
"Sen ne hakla arıyorsun beni ya? Sakın bi daha aram-"
"Hapse giren adamlar bu sabah serbest bırakılmış. Bora'ya ulaşamayınca sizin haberiniz olsun dedim."
Cemre'nin dudakları aralandı. Şaşkınlık tüm vücudunu ele geçirirken telefonu yavaşça kulağından indirip kapattı. Aklına düşen şüpheyle kaşları iyice çatılırken başını iki yana salladı. "Hayır ya." dediğinde hızla içeri ilerledi. Herkes onun endişeli yüzüyle ona merakla bakarken konuştu. "Tutuklanan adamlar serbest bırakılmış." dediğinde Berk'in kaşları çatıldı.
"Ne demek serbest bırakılmış?"
"Bilmiyorum Berk." diyen Cemre ekledi. "Boralara ulaşamamamızın sebebi..." diyen Cemre yutkundu. "Bu olmasın."
Gece'nin kaşları endişeyle çatılırken Cemre'ye döndü. "Ne demek yani bu?"
"Bilmiyorum." dedi Cemre ve ekledi. "Ama ikisine de ulaşamamamız ve adamların serbest kalması tesadüf mü sizce?"
"Araba." dedi Hazal. "Araba plakası soruştur geçtiği yerleri falan öğrenelim." dediğinde Berk başını sallayarak telefonu açtı.
Sarp'ın gözleri Berk'in telefonu tutarken titreyen ellerine takıldığında beyninde bir an yankılandı.
12 Yıl Önce
"Haber yok mu hâlâ?" diyen annesine baktı Sarp. Oturduğu bank onu üşütüyordu. Babası denize uzun uzun bakarken her zamanki kısa cevaplarından birini verdi.
"Yok."
Sarp gözleri dolarken konuştu. "Sesleri dinleyelim Deniz ağlar korkarsa."
Babası ona tahammül edemiyormuş gibi yanlarından kalktı. Tam yürüyeceği sırada telefonu çaldı.
"Efendim." dedi telefonu kulağına götürdüğünde. Sarp o an ilk defa babasının yüzünü bu kadar çaresiz gördü. Babasının telefonu tutarken titreyen ellerine takıldı gözleri. Babası telefonu indirirken de gözleri ellerinde takılı kaldı.
"Noldu?" dedi annesi.
Babasının sesi kulaklarına dolarken Sarp'ın gözleri onun ellerinden ayrılmadı. Şok etkisiyle midir bilinmez orada takılı kaldılar. "Bir çocuk cesedi bulmuşlar." dedi sesi titrerken. "Teyit etmemizi istiyorlar."
Sarp gözlerini Berk'in telefonundan ayırırken konuştu. "Ben babamı ararım."
Berk telefondan başını ayırmazken konuştu. "Gerek yok."
Sarp telefonu kulağına götürürken ona doğru döndü. "Daha hızlı bulur."
Sarp telefonun açılmasıyla bahçeye çıkarken Aren Berk'e doğru konuştu. "Bi sakin ol."
Berk derin bir nefes verirken telefonu kapattı. Arkalarından gelen Sarp konuştu. "Babam bir konum attı. Araba oradaymış. Sabit duruyormuş."
Gece bir umutla konuştu. "Belki araba bozulmuştur."
"Gidelim." diyen Berk duraksadı. "Arabam yok benim."
Çınar cebinden anahtarı çıkarırken kapıya ilerledi. "Gidelim."
Berk onun peşinden giderken Cemre, Gece ve Aren'de onları takip etti. Lavin arkalarından seslendi. "Bize haber verin."
Arabaya bindiklerinde Sarp öndeki arabasıyla onlara korna çaldı ve Çınar onu takip etmeye başladı. Arabada tedirgin edici bir sessizlik vardı.
Önde Çınar ve Berk otururken arkada Cemre ve Gece oturuyordu. Aren ise Sarp'ın arabasına binmişti.
Aren Sarp'a dönerken konuştu. "Ne kadar uzakta gösteriyor?"
"Yarım saat kadar." dedi Sarp. "Şehir içinde bir yerde."
Sonra arabayı tekrar sessizlik kapladı. Gelene kadar da bozulmadı. Sarp konuma ulaştıklarını fark ettiğinde kaşlarını çatarak etrafa baktı ve kenardaki arabayı görerek arabasını kenara park etti.
Çınar'da onun arkasına park ettiğinde diğerleri arabadan indi.
Arabanın başına gelen Berk arka koltuktaki poşetlere baktığında kaşlarını çattı.
"Balonlar burda."
Çınar bir dükkandan çıkarken konuştu. "Araba saat üçten beri buradaymış."
"Dört saat." dedi Gece saatine bakarken. "Dört saattir napıyor olabilirler?"
"Ben polisi arıyorum." diyen Aren telefonu cebinden çıkarırken Sarp onun kolunu tuttu.
"Eğer düşündüğünüz gibi bir şey varsa.." dediğinde Cemre ona döndü.
"Ne gibi?"
"Serbest bırakılan adamlar." diyen Sarp ekledi. "Polis tehlikeli olabilir."
"Polis neden tehlikeli olsun ki?" dedi Cemre.
Berk düşüncelerle yere bakarken konuştu. "Sarp haklı. Adamlar şuan bizi izliyor bile olabilir."
"Napıcaz yani?" dedi Aren. "Böyle bekleyecek miyiz?"
O sırada Berk'in telefonu çaldı.
"Efendim." dedi Berk bilinmeyen numarayı cevaplarken.
"Kardeşin elimizde." diyen sesle Berk konuştu.
"Konum at lan. Tek gelicem konum at!"
Telefonun ucundan bir gülme sesi geldi. "Ne kadar kahramansınız siz öyle ya?" diyen ses ciddileşti. "Yarına kadar 800.000 atacağım konumda olsun. Kızı bırakacağım."
"Bora?" dedi Cemre bununla. Bunu duyan adam sırıtırken ağzını bantladığı Bora'ya döndü ve konuştu.
"Bora Yılmaz'la işimiz daha uzun ve derin." dediğinde telefon kapandı.
Cemre'nin dudakları titrerken konuştu. "Ne demek? Ne demek istiyor? Napacak Bora'ya."
"Bir sakin ol Cemre." diyen Gece'yle Cemre öfkeyle ona döndü.
"Sakin mi olayım?" dediğinde Saçlarının arasına ellerini geçirdi. "Bu adamların gözlerinin ne kadar dönebildiğini gördüm ben. Vurdular beni farkında mısınız?" dediğinde ekledi. "Bora'ya..." gözünden akan yaşla sesi titredi. "Bora'ya naparlar kim bilir?"
"Şuan paniklemen bize daha fazla hata yaptırır." dedi Gece onu sakinleştirmeye çalışırken.
"Beliz'i kurtaracağınızı öğrenmeseydin aynı durumda mı olurdun?" dedi Cemre sinirle.
Gece kaşlarını çattı. "Ne saçmalıyorsun?"
"Tamam bi susar mısınız lütfen?" diyen Aren'le sustular. "Haluk Amca'yı arayacağım."
"Hayır." dedi Cemre anında. "O adamdan yardım almayacağız."
Aren başını iki yana salladı. "Kusura bakma Cemre senin gururun yüzünden Bora'yı biraz daha bekletmelerini göze alamayacağım."
***
Adam telefonu kapattıktan sonra Beliz'in ağzındaki bandı çıkardı. Beliz ağzı açılır açılmaz bağırdı.
"Allah belanızı versin sizin!"
"Tı tı tı." diyen adam alayla ekledi. "Senin gibi cici kıza yakışıyor mu hiç?" Sonra Bora'nın ağzını açtı. "Ben şimdi çıkıyorum. Uslu durun."
"Bırak lan bizii!" diye bağırdı Bora. "Oğlum ben burdan bi kurtulayım size napacağımı biliyorum!" Sesi artık kısılma noktasındaydı.
İçerdeki korumalardan biri ona bağırdı. "Kurtulabilirsen."
Bora bununla çırpınmayı bırakırken arkasına yaslandı.
"Bora." diyen Beliz'le ona döndü. "Kurtulabilecek miyiz?"
Bora kısık çıkan sesiyle başını sallayarak konuştu. "Kurtulacaksın. Berk bırakmaz seni burda." dediğinde gülümsedi. "Demiştim kazanamayacağı savaşa baştan girmez."
Bora içeri girdiğinde yoğun bakımın önünde tek başına kalan Beliz'i gördü.
Bora giderken de oradaydı. Yerinden hiç kıpırdamamıştı anlaşılan. Alnı cama yaslı Berk'ten bir an gözlerini çekmiyordu.
O da Berk'e döndü. "Ne zaman buldunuz birbirinizi?" diye sordu Beliz'e.
Beliz gözlerini Berk'ten çekmeden konuştu. "Üç ay önce." dedi ve yutkundu. Sesi titredi. "Ne kadar kısa süre değil mi?" dedi ve Bora'ya döndü. "Bir ikizim var ama ben onu sadece üç aydır tanıyorum."
Bora'da ona çevirdi başını. "Zamanın bir önemi mi var ki sen o insana anlamı yüklediğin sürece." dediğinde Beliz sesi titreyerek konuştu.
"Ya hayatımda sadece üç ay kalmışsa. Tam buldum derken şimdi kaybedersem."
Bora başını iki yana salladı ve Berk'e döndü. "Üç gündür tanıyorum ama tanıdım onu." dediğinde Beliz'de Berk'e çevirdi başını tekrar. Bora devam etti. "Kazanamayacağı savaşa baştan girmez." dediğinde Beliz'in dudaklarında bir tebessüm belirdi.
"Beraber kurtulalım." dedi Beliz sesindeki endişeyi saklayamazken.
Bora ona döndü ama cevap veremedi. Çünkü kendine bile kurtulacaksın diyemiyordu.
46. BÖLÜM SONU
Yorumlar
Yorum Gönder