49.Bölüm: Yumru
-iyi olacağız fırtınalar sonsuza kadar sürmez.
YAZAR'DAN
1 Hafta Sonra
"Beliz içer misin şunu kızacağım ama." diyen Gece elindeki çorba kaşığını Beliz'in ağzına doğru götürürken Beliz sesini yükseltti.
"İçmeyeceğim dedim ya Gece."
Merdivenlerden inen Berk bununla kaşlarını çatarken onlara doğru konuştu.
"Noluyor?"
"Yemeğini yemiyor." dedi Gece elindeki kaşığı bırakırken.
Berk tam Beliz'e sitemle bir şey söylüyordu ki Beliz ondan önce davrandı.
"Hastaneye mi gidiyorsun sen?"
"Evet." dedi Berk sonra doğrulmaya çalışan Beliz'le konuştu. "Sen gelmiyorsun. Çünkü daha dün taburcu oldun. Bu kadar çabuk hastaneyi özleyemezsin ya." dedi şakaya vurmaya çalışarak.
"Ben dedim doktoruma ben daha iyileşmedim. Beni bi hafta daha yatırın dedim." diyen Beliz'le Gece konuştu.
"Yatmıyordun ki Beliz. İlk fırsatta kaçıyordun yoğun bakımın önüne."
Berk başını sallarken Gece'yi gösterdi. "Noktayı koydu. Otur çorbanı iç ben bir gelişme olursa haber veririm."
Berk kapıdan çıktığında Beliz konuştu. "Olmuyor ki hiçbir şey. Hiçbir gelişme... Bi mucize falan.. Bir haftadır hiçbir şey olmuyor. Zaman akmıyor sanki Gece." dedi Gece'ye dönerken. "O yerinde duramayan çocuk orada öylece yatıyor." dediğinde gözleri doldu.
"Ya tamam doldurma o gözlerini hemen yine. Kızım zaten yaş kalmadı gözünde yeter. O gün o iç kanamayı atlattı o çocuk. Savaşıyor işte hayatta kalmak için. Mahvettiniz kendinizi bir durun." dedi ve onun yanaklarındaki yaşları sildi. "Hem ben senin en sevdiğin tatlıdan yaptım." dediğinde Beliz arkasına yaslandı ve eline telefonu aldı. Gece bununla kaşlarını çattı. "Napıyorsun?"
"Berk'i arıyorum." diyen Beliz'in elinden telefonu hızla aldı.
"Çocuk daha garaja girmedi Beliz. Hem ne dedi ben seni arayacağım dedi dimi?"
Beliz başını sallarken arkasına yaslandı.
Merdivenlerden inen Kenan salondaki Beliz ve Gece'yi görünce gülümsedi.
"Erkenciyiz kızlar."
Gece Beliz'in yanından kalkarken konuştu. "Beliz yerinde durmadı ki Kenan Amca."
Kenan Beliz'in yanına gelirken saçlarının arasına öpücük kondurdu. "Nasılsın prenses?"
"İyiyim." dedi Beliz ona zoraki bir gülüşle.
"Babaannen birazdan evde olur. Ben çıkıyorum. Bugün bol bol dinlenirsen.." diyen Kenan gülümsedi. "Yarın hastaneye bir uğrayabilirsin."
Beliz bununla kaşlarını kaldırırken yavaşça uzandı. "Tamam."
Gece ona şaşkınlıkla bakarken sitemle konuştu. "Aşk olsun yani sabahtan beri uzan uzan diye bi yalvarmadığım kaldı bu muydu çözümü?"
Beliz alt dudağını büzüp omuz silkerken kapı tıkladı.
Evin yardımcısı kapıyı açtığında Beliz kapıdaki Ege ve Çağrı'yı gördü.
Çağrı önden girerken gülümseyerek Beliz'e doğru konuştu. "Turp gibi olmuş işte be." dediğinde geldi ve ina sarıldı. "Nasılsın kız? Toparladın mı?"
"Evet." dedi Beliz. "Hepiniz aynı soruyu sormayın artık lütfen. Ben iyiyim." diye ekledi sitemle.
"Güünayydııınnn!" diye koşarak merdivenlerden inen Lina koşarak Ege'ye sarıldı.
"Günaydın bücür." diyen Ege onu kucağına alırken Lina kıkırdadı ve Beliz'e döndü.
"Beliz sonunda eve gelebildi." dediğinde ekledi. "Dün gece gelmiş duymadım ben."
"Uykun Berk kadar derinse demek ki." diye Çağrı Beliz gülsün diye sırıtırken Beliz'de mimik oynamıyordu.
"Ben hep Berk'e benziyorum zaten.." diyen Lina etrafa bakındı. "Ee siz buradasınız Berk nerede?"
"İşi var." diyen Gece ile Lina ofladı.
"Her gün mü işi var yaa." dediğinde ofladı. "Cemre'de yok zaten ve Bora'da..."
Beliz'in gözleri Lina'nin üstünde donakalırken yutkundu. Yerinden doğrularak konuştu.
"Ben bi hava alıcam."
Gece onun kolundan tutarken konuştu. "Geleyim mi?"
Beliz kolunu çekti ve başını iki yana salladı. Adımları bahçe kapısından çıktığı an duraksadı nefesleri öyle derinleşti ki kendi nefes seslerini çok net duyuyordu. Yanaklarındaki ıslaklıklardan ağladığını anlayabilmişti.
Yastığına senin sarılıp kokunla uyumuşum
Üstüm açılmış, ürperirken sabah olmuş
"Üç ay önce." dedi ve yutkundu. Sesi titredi. "Ne kadar kısa süre değil mi?" dedi ve Bora'ya döndü. "Bir ikizim var ama ben onu sadece üç aydır tanıyorum."
Bora'da ona çevirdi başını. "Zamanın bir önemi mi var ki sen o insana anlamı yüklediğin sürece."
Beliz elini kalbine götürürken koltuğa oturdu nefes nefese.
Uyan dedi bir ses, uyan, o burda
Uyandım, aradım, bulamadım
"Beliiz." diyen Lina onun yanına otururken gözlerindeki yaşları sildi hızla. "Neden üzgünsün?"
Beliz omuz silkerken konuştu. "Pişmanım çünkü." dediğinde Lina onun omuzlarına düşen saçlarıyla oynarken konuştu.
"Pişmansan özür dilersin geçer. Ben öyle yapıyorum. Bazen Alin'e çok kötü davranıyorum ama sonra pişman olup özür diliyorum."
Beliz yutkunurken gözlerinden akan yaşları bu kez Lina sildi.
Suçum neydi?
Neden böyle oldu?
Suçum neydi?
Neden böyle oldu?
Berk hastaneye girdiğinde yine her zamanki sandalyede oturan Cemre'nin Bora'nın hırkasını başının altına koyarak uyuduğunu gördüğünde bir iç çekti.
Bu sabah bir umut var içimde
Nasıl olsa geri gelirsin diye
Berk Cemre'nin yanına otururken önce onun yüzünü inceledi. Gözaltlarındaki kırmızılıklar, saçlarının dağınıklığı ve yine endişeli olduğu her gece uyuduğu gibi hafif çatık olan kaşlarının alnındaki izinde gezindi gözleri.
Sonra hırkanın biraz aşağı kaydığını fark ederek onu düzeltmek için uzandı. Tam hırkayı tutmuştu ki Cemre irkilerek uyandı ve başını kaldırdı. "Berk." dedi ona bakarken. Sonra telaşla etrafa baktı. "Bir şey mi oldu?"
Berk Cemre'nin ayağa kalkmak üzere olduğunu fark ederek elinden tuttu ve kalkmamasını sağladı.
"Yok bir şey olmadı. Rahat edemiyormuşsun gibi geldi bana onu düzeltecektim." dediğinde Cemre başını salladı ve geri önüne döndü.
Her şey yerli yerinde yine
Bu sabahların bir anlamı olmalı
"Yok rahattım gayet." diyen Cemre hafif bir tebessümle Berk'e döndü. "Biliyor musun dün akşam ilk defa kalp ritmi değişti?" dedi gözlerindeki umutla.
Berk bununla yutkunurken gülümsedi. "Ciddi misin?" dedi sesindeki heyecansızlığı gizledi. Ümitlenilmeyecek bir şey olduğunu biliyordu.
"Evet." diyen Cemre gülümseyerek önüne döndü. "Aa Nursel Abla'yı aramayı unuttum." dediğinde telefonu eline alırken Berk konuştu.
"Yine Bora'nın en sevdiği yemekleri mi yaptıracaksın?"
"Evet." diyen Cemre yanından kalkarken Berk iç çekti.
Bu haftanın ortasından beri böyleydi. Belki Bora uyanır diye yardımcılarına her gün Bora'nın sevdiği yemekleri yaptırıyor sonra hastaneye göndertiyor gün sonunda Bora uyanmazsa da başka hastalara dağıtılması için hastane yemekhanesine bırakıyordu.
Bu sabah bir umut var içimde
Nasıl olsa geri gelirsin diye
Berk ayağa kalkarken doktorun odasına ilerledi ve kapıyı tıklayarak içeri girdi.
"Hoşgeldiniz Berk Bey." diyen doktorla başını salladı.
"Hoşbuldum. Değişen bir şey var mı diye soracaktım."
Doktor sıkıntılı bir nefes verip sandalyeyi işaret ettiğinde Berk'in kaşları endişeyle çatıldı ve sandalyeye oturdu.
"Bende sizle mi yoksa Haluk Bey ve Cemre Hanımla mı konuşsam diye düşünüyordum."
"Kötü bir şey mi var?"
"İyi ya da kötü diyemeyiz belki buna." diyen doktor ekledi. "Vücut kendini bitkisel hayata aldı. Yani bu demek oluyor ki bilinç açık değil. Ama sizi duyabilir, ara ara gözlerini açabilir, gülümseyebilir, ağlayabilir, hatta acı bile hissedebilir." Berk bununla gülümsedi. "Ancak tepki veremez. Çünkü bilinci kapalı. Konuştuklarınıza tepki veremez gözlerini açtığında sizi görse bile sabit bir noktaya bakar. Ve en can alıcı yanı süresini bilmiyoruz." diyen doktorla Berk'in yüzü düştü.
"Yani?"
"Yani bu süreç bir gün de sürebilir bir ay da bir yılda.." doktor sıkıntılı bir nefes vererek ekledi. "Ölene kadar da."
Berk bununla yutkundu. "Anladım." dedi gözleri yere dalıp giderken.
Her şey yerli yerinde yine
Bu sabahların bir anlamı olmalı
"Bu arada yarından itibaren pencereli bir odaya alacağız yani onu görebileceksiniz. Ve çok fazla bir süre olmamak üzere yanına birini almaya başlayabiliriz iki üç günde bir."
Berk hafifçe gülümsedi. "Çok teşekkürler."
"Ben teşekkür ederim." diyen doktorla Berk dışarı çıktığında çalan telefonunu eline aldı ve ekranda Beliz'in aramasını gördü.
"Efendim."
"Noldu? Nasılmış durumu? Doktorla konuştun mu?"
"Bi nefes mi alsan?" diyen Berk yürürken konuştu. "Yarın pencereli bir odaya alıyorlarmış yani onu görebilecekmişiz-"
"Ciddi misiin? Yani durumu iyiye mi gidiyor?"
"Galiba bilmiyorum." diye kestirip attı Berk. "Ve iki üç günde bir ziyaretçi de alacaklarmış yanına."
"Berk ben geliyoru-"
"Duyduğunu da anlamamaya başladın galiba. Yarından sonra dedim ya." diyen Berk gelen Cemre'yi görmesiyle telefona doğru konuştu. "Kapatıyorum şimdi bol bol dinlen."
Telefonu kulağından indirirken Cemre'ye döndü.
"Şebnem Teyze geliyor bugün. Onu almaya havaalanına gideceğim sen burada durur musun?" diyen Cemre ile Berk şaşkınlıkla kaşlarını kaldırdı.
"Sen mi?" dediğinde ekledi. "Gideceksin?"
"Evet." diyen Cemre ile Berk kararını değiştirmeden konuştu.
"Dururum tabi. Dururum. Sen git." dediğinde Cemre ona anlamsız bakışlar atarken eline telefonunu aldı ve kapıya ilerlerken aniden arkasını döndü.
"En ufak hareketlilikte ara olur mu?"
Berk başını salladı. "Yarın pencereli bir odaya alıyorlarmış bu arada." dediğinde Cemre gülümsedi.
"Demiştim sana iyiye gidiyor diye." dediğinde Berk başını sallarken Cemre kapıya ilerledi.
"Keşke ilerlese." diye fısıldadı sandalyeye otururken.
***
Cemre taksiden havaalanına indiğibda telefonunun saatine bakıp uçağın indiğini gördü ve adımlarını hızlandırırken havaalanından elindeki bavulle yüzündeki endişeyle aceleyle ona doğru gelen kadını gördü.
"Hoşgeldiniz." dediğinde kadın yanında duraksarken konuştu.
"Hoşbuldum. Nasıl oldu? Bir haftadır dediniz niye haberim yok?" sesinde kızgınlıkla karışık bir telaş mevcuttu.
"İnanın düşünecek vaktim yoktu. İki üç gün önce geldiniz aklıma arayacaktım ancak daha kendim bile anlayamazken size nasıl anlatacağım bilemedim... Yani bilemedik."
"Şimdi nasıl?"
Cemre umutla folan gözlerini önce sildi sonra konuştu. "Aynı ama dün akşam kalp ritmi değişti. Ve yarın pencereli bir odaya alıyorlarmış."
Şebnem elini göğsüne koyarken konuştu. "Hemen gidelim hastaneyle olur mu?"
"Olur olur tabi." diyen Cemre beklettiği taksiciye seslenirken taksiye bindiler.
"Cemre'ydi dimi adın?" dedi Şebnem ona dönerek.
"Evet."
"Çok bahsetti senden çook." dediğinde ekledi. "İlk varlığını öğrendiğinde zaten bir heyecan bir heyecan." dediğinde açıklar gibi ekledi. "Bora tek çocuğum benim. Yetiyor da. Yine dünyaya gelse yine benim oğlum olsun diye her şeyi yaparım."
"O da size çok düşkün." dedi Cemre gülümseyerek. Belki de bir hafta sonra tek gerçek gülümsediği anlardandı. Kendini kandırmadan. "Anne kelimesi geçtiği anda gözleri parlıyor sizden bahsederken gözlerindeki o ışıltıyı görebiliyoruz."
"Öyledir." dedi Şebnem gülümseyerek. "Canım oğlum benim."
Cemre yavaşça önüne dönerken yüzü düştü ve konuştu. "Vuruldu Bora."
"Ne?" diyen Şebnem endişeyle sorarken Cemre devam etti.
"Sırtından bir yerden isabet etmiş kurşun ve iç kanamaya sebep oldu. İç kanama durdu şuan ama uyanmasını bekliyoruz hâlâ..."
Şebnem elini ağzına kapatırken gözünden bir damla yaş süzüldü. "Ciddi yani dururmu hâlâ?"
Cemre yutkundu. Buna cevap vermedi. İşte kendini kandırdığı konulardan biri de buydu.
Taksi hastanenin önünde durduğunda Aren hastane bahçesine giriyordu. Şebnem'i görür görmez adımlarını hızlandırdı ve ona seslendi. "Şebnem Teyze!"
"Aren!" diyen Şebnem'le sarılırlarken ikisi de ağlamaya başladı.
Cemre taksiden bavulunu indirdiğinde telefonunu çıkardı ve Berk'i aradı.
"Kapının önündeyiz gelebilir misin iki dakika."
"Gelirim Lavin ve Çınar burada zaten." diyen Berk telefonu kapatırken kapıya yöneldi.
"Hoşgeld-" Aren'le Şebnem'i ağlarken görünce cümlesi yarıda kesildi. "-iniz." dedi sesini azaltırken. Cemre'ye döndü.
Cemre ona bakarken konuştu. "Bavul'u şimdilik senin bagajına koysak. Şebnem Hanım zaten bizde kalacak yemekleri getiren arabayla gönderirim."
"Koyalım. Bende götürebilirim Şebnem Hanımı da.." diyen Berk Cemre'ye doğru yaklaştı ve fısıldayarak sordu. "Annen ne diyecek bu duruma?"
"Hiçbir şey Berk." dedi Cemre. "Kadına oğlunun ne hâlde olduğunu zaten geç haber verdik bir de otelde mi kalsın?"
"Haklısın saçma bir konuya değindim." diyen Berk bavulu arabanın arka koltuğuna attı.
***
Beliz elindeki kum saatini ters çevirirken Ege ofladı ve kum saatini eliyle tuttu. "Yeter. Kızım yemin ederim şaşı kalacaksın ya."
"Ya sanane. Senin yüzünden çıkamıyorum zaten! Gerizekalı gitsene evine."
Ege kaşlarını kaldırdı. "Bi kovulmadığımız kalmıştı. Emir büyük yerden Beliz'cim napalım yani?"
"O Berk'te bi gelsin göstericem gününü zaten. Beni eve tıkıyor kendisi tüm gün hastanede. Bana niye izin vermiyor o zama-"
"Yaralısın çünkü." diyen Ege'ye çatık kaşlarıyla baktı.
"Bi daha sözümü kesme."
"Yaralısın kendini yorma diye kestim." dedi Ege telefonuna bakarken.
Gece merdivenlerden inerken Beliz'in gözleri kısıldı.
"Nereye?"
"Bi çıkıp gelicem."
Beliz sitemle konuştu. "Ama adaletsizlik başımda nöbet tutuyorsunuz resmen sen çıkıyorsun sende çıkıyorsun.." dedi Ege'yi de göstererek. "Ben kalıyorum."
"Hato'nun yemi bitmiş Beliz." dedi Gece ona yan yan bakarken.
"Metin abi alır."
Ege ona yan yan bakarken fısıldayarak söylendi. "Hemen de hazır cevap."
"Bir yürüyüş yapmış olurum hem iyi gelir."
Beliz bununla konuştu. "Bana da iyi gelir. Günlerdir hastanedeyim yatıyorum buraya geldim yine yatıyorum. En iyisi ben bi hastaneye kadar koşu yapayım dünyanın en iyi arkadaşları ne dersiniz?"
Ege ve Gece birbirine dönüp baktı ve aynı anda Beliz'e dönerken konuştular. "Hayır!"
"Sana şuan sadece dinlenmek iyi gelir." dedi Ege koltuğu ve battaniyeyi gösterirken.
"Evet diyip kaçıyorum bi saate gelirim." diye Gece kapıdan çıktığında Beliz kollarını göğsünde birleştirdi ve ofladı. Gözlerini Ege'nin üzerine dikti.
Ege bunu fark ettiğinde başını iki yana salladı. "Ne?"
"Uykun falan yok mu senin?"
"Yok Beliz. Berk gelene kadar bana uyku da yok gitmekte. Sana da hastane yok anladın mı?"
Beliz sandalyeden kalktı ve merdivenlere ilerlerken "Anladım." dedi.
"Nereye?"
"Odama yatağım daha rahat uyurken de nöbet tutacak mısın başımda?" dedi Beliz çatık kaşlarıyla.
"İyi geceler ufaklık." diyen Ege'yle gözleri dolmaya başlarken adımlarını hızlandırdı ve odasına girdi.
Masasının üzerindeki kutuya uzanırken gözünden bir damla yaş süzüldü.
"Tamam lan sıra bende." diyen Bora Berk ve Beliz'e hediyesini uzattı.
Beliz hediyesini açtığında eline aldığı kutunun üzerindeki yazıyı okudu.
“Acil Durum Beliz Seti”
Kaşlarını kaldırarak gülümserken kutuyu açtığında kutunun içinde bir paket kahve vardı. Üzerindeki notta ise şöyle yazıyordu. (Son günlerde fazla kahve içiyorsun. Dikkat et bünyen alışık değilse yan etki yapar.)
Beliz kutunun içindeki küçük kutuyu açtığında onun da içinden kulak tıpacı çıktı. Notu okudu. (Beni duymamak istersen diye. İMKANSIZ.)
Ağlaması şiddetlenirken elini ağzına kapattı.
Siyah beyaz bir adamdı
Hayalimdeki resim
Kadehimi fırlattım yüzüne
Beliz bununla gülerken kutunun içindeki küçük not defterini eline aldı. (Beni dövmek istemediğin günleri not et. İnşallah boş kalmaz..)
Kutudaki polaroid fotoğraflarını alan Beliz fotoğrafın arkasını çevirdi. (Beni bazen seviyorsun kabul et ufaklık. Ayrıca fotoğrafı Çağrı çekmiş.)
Eli titreyerek fotoğrafı aldı. Sesi titreyerek konuştu. "Ben seni hep seviyorum.."
Kızgınım hiç gelmeyişine
Bilmeyişine, hissetmeyişine
Onun sesini duyan Hanife kapıyı yavaşça açıp girerken ayakta ağlayan torununu görmesiyle ona seslendi. "Beliz yavrum." dediğinde elini tuttu ve onu yatağa oturttu. "Noldu yine sana?"
Beliz hızla babaannesine sarılırken hıçkırıklarının arasında konuştu. "Kalbim çok ağrıyor babaanne. Canım çok acıyor... Sanki ben ölüyorum. Orada ben savaş veriyorum yaşamak için.."
Sen or'da yoksun
Çağırdığımda
Susuzluğumda, açlığımda
Sen or'da yoksun
"Ah yavrum." diyen Hanife Teyze onun saçlarını okşadı. "Geçecek yavrum."
"Geçicek dimi?" dedi Beliz.
"Elbette geçecek. Hangi fırtına durulmamış ki bu mahvedecek bizi?" dediğinde ekledi. "İyi olacağız fırtınalar sonsuza kadar sürmez."
Beliz babaannesinden ayrılırken elindeki fotoğrafa baktı.
Koşsam, sarılsam
Tutunsam yoksun
Ruhumun kara boşluğunda
Sen or'da yoksun
Cemre Berk'in yanından yavaşça kalkarken saate baktı. "Ben yemek saati geçmeden şunları yemekhaneye götüreyim." dediğinde sesinin en umutsuz çıktığı zamandı belki de şuan.
"Yardım edey-"
"Yok sen burada kal. Bir şey falan olursa." doyen Cemre giderken Berk başını salladı.
Cemre elindekilerle yemekhaneye girerken oradaki yardımcı ona gülümsedi. "Geldi benim kızım yine."
"Maalesef geldim." dedi Cemre buruk bir gülümsemeyle.
"Gelmediğin akşam ben gelicem yanınıza." diyen kadın gülümsedi. "Şu inatçı delikanlıya geçmiş olsuna. Görürsün bak."
"İnşallah." dedi Cemre bununla gülümseyerek. "Şu masaya bırakıyorum. Zaten hastaneye göre hazırlanıyor evde de.."
"Sağolun yavrum."
"İyi akşamlar." diyen Cemre yemekhaneden çıktığında Berk'in yanına geri oturdu.
Berk bununla bu sürede düşündüğü cümleyi kurdu. "Cemre sen bu akşam eve mi gitsen?"
Cemre ona dönerken kaşlarını çattı. "Neden?"
"Hep buradasın zaten bu akşam da ben kalayım." dedi Berk.
Cemre başını iki yana salladı. "Hayır. Bora uyanana kadar buradayım ben."
Berk'in bu cümleyle beyninde doktorun sesi yankılandı.
"Yani bu süreç bir gün de sürebilir bir ay da bir yılda.." doktor sıkıntılı bir nefes vererek ekledi. "Ölene kadar da."
"En azından bir kaç saat?" dedi Berk başını yan yatırarak. "Sandalyelerde uyuya uyuya mahvoldun sende."
"Berk.." diyen Cemre gülümsedi. "Sağol ama bana oradaki uyku iyi gelmeyecek. Bunu sende biliyorsun." Berk başını salladı. "Hadi sende git artık. Beliz merak etmiştir."
"Doğru." diyen Berk ayağa kalktı. "Daha ona koskoca bir hastane raporu yazacağım attığımız adıma kadar." dediğinde ekledi. "Beliz böyle olmasa bende kalırdım senin yanında biliyos-"
Cemre'nin ona sarılmasıyla duraksarken Cemre gülümsedi. "Biliyorum." diyen Cemre'ye kollarını sardığında gülümsedi. Cemre ondan ayrılırken konuştu. "İyi geceler." dediğinde Berk gülümsedi.
"İyi geceler."
***
Kapının açılma sesini duyan Ege yavaşça kapıya dönerken koltuktaki Beliz hızla ayağa kalktı. Giren Berk'i gördüğünde sitemle konuştu.
"Sonunda ya. Nerdesin sen bu saate kadar?"
Berk oflarken koltuğa oturdu. "Hastanedeyim Beliz nerede olacağım."
"Niye bu kadar uzun durdun bugün?" diyen Beliz onun yanına otururken telaşla ekledi. "Kötü bir şey mi oldu yoksa? Bir şey mi dediler? Berk bir şey mi var? Noldu?"
"Allah'ım.." diyen Berk'le Ege konuştu.
"Amin kanka amin."
"Ya söylesene!"
"Bir şey yok Beliz. Bora'nın annesi geldi bugün." dediğinde ekledi. "Cemre onun için havaalanına gitti falan. Sonra da Cemre'nin yanında olmak istedim."
"Cemre nasıl? Ben gidemedim bugün." dedi Ege.
"Her zamanki gibi. Ayrılmıyor bir an olsun oradan."
"Ayrılsa daha kötü olacak belki de..." diyen Ege'yle Beliz ikisine kınayıcı bakışlarla baktı ve konuştu.
"Benim gibi."
"Beliiiz!" diyen Ege ve Berk'le ofladı.
"Eee yarın kaçta gidiyoruz?" dedi Beliz ona bakarken.
Berk kaşlarını kaldırdı. "Dinlendin mi bugün?"
"Berk evdeydim ya." dedi Beliz. "Bak sana yemin ederim beni yarında götürmezsen durmam evde."
"Tamam." diyen Berk ekledi. "Sabah gideriz."
"Bana müsade o zaman." diyen Ege ayağa kalkarken ekledi. "Bi hastaneye uğrar sonra geçerim eve."
"Sağol bro. İyi geceler." diyen Berk onu kapıdan uğurlarken Beliz merdivenlere doğru yöneldi.
***
Cemre sabah doktorların sesiyle uyandığında telaşla açık olan kapıya takıldı gözleri. Kaşları çatılırken telaşla oraya gitti ve içeri baktı.
Gözleri odadaki boş yatakta kilitli kalırken yutkundu. Kenarda aletleri toplayan hemşireye döndü. Korkarak sordu. "Bora nerede?"
Hemşire ona dönerek konuştu. "Farklı bir yoğun bakıma aldık. Hasta bitkisel hayata girmiş." diyen hemşireyle kaşlarını kaldırdı.
"Bitkisel hayata mı?" dediğinde gözleri yerde takılı kalırken gözünden bir damla yaş süzüldü.
Ne anlamsız, ne tuhaftı
Kendime söylediğim yalanlar
Olmayacak bi' rüyaya inandım
Cemre odadan çıkarken kapıdan giren Berk ve Beliz onun halini görünce endişeyle yanına geldiler.
"Noldu Cemre?" diyen Beliz'le Cemre konuştu.
"Bora bitkisel hayata girmiş." diyen Cemre ile Beliz şok içinde elini ağzına götürdü.
Hırçınlığım imkânsızlığına
Suskunluğuna, uzaklığına
"Ben biliyordum." diyen Berk'e döndüklerinde Berk ekledi. "Yani dün konuştum doktorla. Sandığınız kadar kötü bir şey değil. Yani en azından bizi duyuyor. Hatta ara ara gözlerini de açabilir acısını hissedebilir falan dedi. Sadece.." dediğinde Cemre ve Beliz'in ısrarcı bakışlarıyla devam etti. "Bilinci açık değil ve ne zaman açılır bilmiyoruz. Çok uzun da sürebilirmiş çok kısa da."
"Cemre!" diyen Aren'in sesiyle üçü de o tarafa döndü. "Bora'yı bu taraftaki yoğun bakıma aldılar." diyen Aren'le Cemre önden hızlı adımlarla ilerlerken Berk ve Beliz'de onun peşinden ilerledi.
Cemre'nin hızlı adımları yoğun bakımın önündeki camdan Bora'yı görüşüyle yerine mıhlandı sanki.
Gözleri kısılırken yüzüne bir gülümseme yerleşti ve gözünden akan yaşlar hızlandı.
Sen or'da yoksun
Çağırdığımda
Susuzluğumda, açlığımda
Sen or'da yoksun
Elini yavaşça cama yaslarken titrek bir nefes verdi. "Bora." dedi sonra harfte sesi titrerken.
Koşsam, sarılsam
Tutunsam yoksun
Ruhumun kara boşluğunda
Sen or'da yoksun
Cemre alnını cama yaslarken Berk elini onun omzuna koydu. "Cemre gel otur." dediğinde Cemre arkasına döndü cama ve yavaşça yere çöktü.
"Ya uyanmazsa.."
Berk yaklaştı, diz çöküp onun yanına indi.
“Cemre doktorlar elinden geleni yapıyor. Şu an bir gelişme yok ama bu hiçbir şeyin bitişi değil.”
Cemre başını kaldırdı gözleri donuktu.
“Ya hiçbir şeyin başlangıcı da değilse?”
***
"Oğlum biz böyle topluca geldik de." diyen Çağrı arkasına baktı. "Bir kişi alacaklar yanına ne alakayız."
Bunu duyan Ali konuştu. "Desteğe geldik Çağrı bizde."
Hep birlikte koridordan geçtiklerinde duvara yaslanmış olan Beliz'in gözleri Ali'yi buldu.
Yaslandığı duvardan doğrulurken gözlerinden fark etmeden akıttığı yaşları sildi ve Ali'ye doğru ilerledi.
"Bi konuşabilir miyiz?"
Ali ona dönerken başını salladı ve peşinden gitti. "Geçmiş olsun. İyisin değil mi?"
"İyiyim." diyen Beliz ekledi. "Sayende." dediğinde hafifçe gülümsedi. "Kan vermişsin bana."
"Yani.. evet." dedi Ali'de gülümserken.
"Ali.." diyen Beliz başını salladı yavaşça. "Teşekkür ederim."
"Beliz hiç gerek yok yine olsa yine yaparım sonuçta..." Ali bir an duraksadı. Konuşup konuşmamak arasında kaldı.
"Sonuçta?" dedi Beliz devam etmesi için ısrar eder gibi.
"Sonuçta abinim." diyiverdi Ali bir anda.
"Ben senin kardeşin ya da abin değilim Beliz. Hiçbir zaman da olmayacağım." dediğinde öfke dolu bakışları onun gözlerine sabitlendi. "Berk'e kızıyorsun belki ama." dedi Ali. Sonra delici sözlerinin üzerine yenisini ekledi. "Sende farksızsın ondan. Benle kardeş olduğunu öğrenmeden var mıydı böyle bir yaklaşımın." dediğinde sessizlik oluştu. "Hoş. Bundan sonra olmasın da. Çünkü." dedi ve Beliz'e bir adım daha geldi. Kelimeleri zihnine kazımak ister gibi fısıldadı. "Benden size kardeş Kenan Yağızoğlu'na da oğul olmaz."
Beliz yutkunurken gülümsedi. Sonra yavaşça elini uzattı Ali'ye. "Baştan başlayalım mı o zaman?"
Ali başını sallarken ellerini birleştirdi. "Başlayalım. Ali ben."
"Beliz bende." dedi Beliz.
"Memnun oldum."
"Bende."
Gelen hemşirenin sesiyle Beliz'in dikkati dağılırken hızla o tarafa döndü.
"Bugün yalnızca bir kişi alabileceğim içeri. Çok kısa bir süre yalnız. Kimi alıyorum?"
Beliz tam adım atmış ağzını açıyordu ki Cemre konuştu. "Beni."
Berk onu fark ederek yanına geldi. "Bir dahakine söz sen girersin tamam mı?"
Beliz başını salladı ve camdan Bora'ya baktı.
Cemre hemşirenin verdiği kıyafetleri giyip odaya girdiğinde odada mekanik sesler dışında bir ses yoktu. Hemşire kapıdan çıkarken konuştu.
"Sadece 10 dakika."
Cemre ona başını sallarken yavaşça Bora'ya yaklaştı.
"Bora." dedi nefesi titrerken. "Ben geldim.." gözünden bir yaş süzülürken hemen sildi. "Tamam.." dedi ve gülümsedi. "Ağlamayacağım."
"Günaydın." diyen Bora'nın sesini duyduğunda içi biraz da olsun rahatladı.
"Uyuyacağım çıkar mısın?" dedi yorganın altından boğuk çıkan sesiyle.
"Yorganın altında ağlayınca canın daha mı az acıyor?" diyen Bora onun yatağına oturdu ve yorganı onun kafasından çekti.
Cemre oflarken ona döndü. "Hayır."
"Biliyo musun nerde ağlarsam ağlayayım acım azalmadı ama tam burada.. Bi duruldu." dediğinde istemsizce gözünden akan yaşı sildi. Yavaşça Bora'nın soğuk olan elini tuttu. "Herkes burada.." dediğinde başını cama doğru çevirdi. "Herkes senin uyanmanı bekliyor. Biliyor musun..?" diyen Cemre yutkundu. "Baban bile geldi." dediğinde yavaşça gülümsedi. "Seviyormuş seni. Ağlayıp duruyor koskoca adam. Kalbi yok seni de sevmiyor sanmıştım." dediğinde boğazındaki yumruyla yutkundu ve fısıldadı. "Bir bana yokmuş kalbi." Cemre diğer elini de Bora'nın elinin üzerine koyarken içi hissettiği soğuklukla titredi. "Uyan Bora.." dediğinde ağzından bir hıçkırık kaçtı. "Ben sensiz yapamam."
5 Ay Önce
"Bana bak bana kızıyorsun falan ama pişman olursun." diyen Bora gülerek elindeki pinpon topunu Cemre'ye doğru atarken Cemre ofladı.
"Niye pişman olayım ya?"
"Gidersem falan." diyen Bora sırıttı. "Bensiz yapamazsın kızım sen."
Cemre yüzünü buruşturdu ve kucağına düşen pinpon topunu aldı. "Niye sensiz yapamayım sayın yürüyen ego? Bu zamana kadar sen mi vardın ki hayatımda?"
"Ama artık varım." diyen Bora kollarını açarken Cemre ona yan yan baktı.
"Çok gıcıksın bi kere." dedi pinpon topunu geri Bora'ya atarken.
Bora havadaki topu yakaladı ve sırıtarak konuştu. "Öyleyim. Şeytan tüyü var bende. Seviyorsun ama farkında değilsin." dedi kendine parmaklarıyla şeytan kulakları yaparken.
Cemre'nin titreyen elleri yavaşça onun kızıl saçlarına gitti.
Kapı açıldığında arkadan hemşirenin sesi duyuldu. "Cemre Hanım süre doldu. Sizi dışarı almam gerekiyor."
Cemre başını salladı. "Bi kaç dakika daha.." dediğinde hemşireye döndü. "Lütfen."
Hemşire başını sallarken konuştu. "Bir kaç dakika."
Cemre teşekkür eder gibi başını sallarken Bora'ya döndü. Hiçbir şey söylemedi. Öylece yüzünde gezindi gözleri gözleri. O kadar uzun süre görmemiş gibiydi onu.
Bir hafta eskiden çok kısa bir zaman gibi geliyordu ona. Şuan asır gibi gelmişti. Sanki bir asırdır görmüyormuş gibi.
Kaç zaman oldu? ben hala gittiğine inanmadım
Unutman imkansız, döneceğin güne hazırlandım
Hemşirenin kapıyı tekrar açmasıyla Cemre gözlerindeki yaşları yavaşça silip dışarı çıktığında kafasındaki boneyi çıkardı. Elleri titriyordu. Ama ağlamamaya yeminli gibiydi.
Yine kendini tutarak yutkunduğunda boğazındaki acı yüzünü buruşturmasına neden olmuştu.
Bir yas bahçesi içim
Anılar soluk çiçekler
Aren onun bu halini görüp onun yanına gelirken hızla ona sarıldı.
Cemre'den ise bir tepki gelmedi. Sadece dudaklarından şu cümle döküldü.
"Elleri çok soğuktu Aren."
Bakıp büyütmesem her gün
Elbet ölüp gidecekler
Aren ağlayarak ondan ayrıldığında bir şey diyemedi. Ağlaması artarken tuvalete yöneldi.
Berk Beliz'in yanından ayrılıp Cemre'nin yanına gitmekte tereddütte kalırken Beliz ona döndü.
"Cemre'yi bir dışarı çıkar bence." dediğinde Cemre'nin ifadesiz duran yüzüne baktı ve ekledi. "İyi değil şuan."
Berk Ege'ye Beliz'i kaşıyla işaret ederken Ege başını salladı.
Berk Cemre'nin yanına geldiğinde "Cemre." dedi ona bakarken. "Bir dışarı çıkalım hadi."
Cemre'nin itiraz edecek hâli yoktu. Yavaşça peşinden ilerledi Berk'in.
Berk dışarda kaldırımın üstünde duraksarken Cemre'de yanında durdu. "İyi-"
Cemre Berk'in sorusunu böldü. "Değilim." dediğinde Berk'e döndü dolan gözleriyle. "İyi değilim." Bunu kendine de başkasına da ilk defa itiraf ediyordu.
Zaman dondu sanki, her şey sıradandı
İyiyim dedim herkese, ağlamam zaman aldı
Gelen araba Cemre'lerin arabasıydı. Arabadan inen adam Cemre'ye elindeki çantalardaki tabakları göstererek sordu.
"İçeriye mi bırakayım Cemre Hanım?"
Cemre başını yavaşça sallarken adam içeriye ilerlemeye başladı. Cemre'nin yüzüne bir gülümseme yerleşirken kendiyle alay eder gibi konuştu. "Ne kadar zavallı gözüküyorum değil mi oradan?" dedi Berk'e dönerken. Sonra dudakları titreyerek ekledi. "Her gün yemek getirtiyorum.." dudağını yaladı ve ekledi. "Kafayı yemiş gibi. Hepsi neden? Kabullenmek istemiyorum çünkü... İçinde olduğum durumu hem çevreme hem kendime eziyet ederek kabullenmemek için debelenip duruyorum." dediğinde gözünden bir damla yaş aktı. Sonra yavaşça kaldırıma oturdu.
Berk'te onunla birlikte kaldırıma otururken ona döndü. "Cemre." dediğinde Cemre başını çevirdi ve göz göze kaldılar. "Sen benim hayatımda tanıdığım en güçlü kızsın."
"Ya sen hep yeniyorsun ama benii!" diyen Cemre bilek güreşinde bir kez daha yenilirken kollarını göğsünde birleştirirken omuz silkti. "Güçlü olduğun için." dedi Berk'e bakarken.
"Güçlü olduğum için değil." diyen Berk gülümsedi. "Öyle olsaydı hep sen yenerdin."
"Nasıl yani?" dedi Cemre kollarını çözüp saçlarını arkaya atarken.
Berk gülümsedi. "Sen hayatımda tanıdığım en güçlü kızsın çünkü Cemre."
Cemre yutkunurken hafifçe gülümsedi ve başını iki yana salladı.
"O yüzden mi o günden beri eve gidemiyorum?" dedi Cemre ona bakarken. "Sanki eve girsem boğulacağım onsuz." dedi. "O sabah okul için evden beraber çıktık. Arabası tamirdeydi o gün şoför bıraktı bizi. Arabası tamirden geldi ama o yok şuan." dedi ellerini yüzüne kapatırken.
Birkaç eşyan vardı bende öylece kaldı
Yoktun artık yanımda, anlamam zaman aldı
Ağlamam zaman aldı
"Kafayı yemiş gibi hissediyorum. Her gün bugün Bora uyanacak ümidiyle gülümseyerek açıyorum gözümü hastaneye ziyarete gelenlere heyecanla o gün yaşanan en küçük en anlamsız değişikliği anlatıyorum. Sonra akşam kendimi yine yemekhaneye o yemekleri bırakıp çıkarken yüzüm umutsuzlukla dolu buluyorum. Ben güçlü olmak istemiyorum ki Berk. Ben artık yorulduğumu kabul etmek istiyorum."
Bir eski zaman kadınının, mektubundaki zarafet
Tutsak bir şairin, göz pınarlarındaki hasret
"Gel o zaman." diyen Berk kaldırımda otururken ona doğru döndü. Cemre ona bakarken Berk kollarını açtı. "Yorulduğunu kabullen." dediğinde Cemre ona sarıldı.
Zaman dondu sanki, her şey sıradandı
İyiyim dedim herkese, ağlamam zaman aldı
"Cemre!" diye bir ses duyuldu içerden.
Cemre Berk'ten ayrılırken telaşla ayağa kalktılar. Koridordan gözüken Aren ile Cemre korkuyla fısıldadı.
"Noluyor?"
"Cemre bi.. bi şey oluyor?!" diyen Aren'le Cemre koşarak içeri girdiğinde herkesin cama baktığını gördü. Onları yarıp geçerken gördüğü manzarayla kaşları havaya kalktı ve gözünden bir damla yaş yavaşça yanaklarına doğru süzüldü.
Doktorlar içerde kalp atışları duran Bora'yı döndürmeye çalışırken Cemre başını iki yana salladı.
Zaman (zaman) dondu (dondu sanki)
Her şey sıradandı (her şey sıradandı)
Beliz Ege'yi iterken cama elini yasladı.
İyiyim dedim (iyiyim dedim) herkese, ağlamam zaman aldı (ağlamam zaman aldı)
Herkesin nefesi kesilirken Cemre'nin gözleri kapıdan giren Şebnem'i buldu.
Şebnem kalabalığı görmesiyle telaşla yanlarına gelirken içerden bağıran doktorun sesini duydu.
"Yükselt hastayı kaybediyoruz."
"Oğlum." diye bir fısıltı koptu önce dudaklarından. "Oğluuum!" diye bağırdı sonra kapıya yönelmeye çalışırken.
Cemre bununla gözlerini sıkı sıkı kapatırken Şebnem'i tutan Berk konuştu. "Şebnem Hanım doktorlara zorluk çıkarmayalım."
"Oğluum!" diyen Şebnem camın önüne gelirken gözünün önünden Bora'nın ilk adımları geçti.
Birkaç eşyan vardı bende öylece kaldı
Yoktun artık yanımda, anlamam zaman aldı
***
1 Hafta Sonra
"Günaydın Beliz Hanım günaydın." diyen Gece Beliz'in odasına girdiğinde Beliz ona yataktan yan yan baktı. "Ay sende ne cıvıl cıvıl oluyorsundur yataktan kalkınca." dedi Gece alayla.
Beliz ofladı. "Gülmeyeceğim Gece zorlama istersen."
"Of aman gülme. Bende zorla gülüyorum zaten." diyen Gece Beliz'in yanına oturdu. "Ama bugün rapor günün doldu Beliz.. Dikişlerin de alındı."
"Gitmicem okula babama söylerim izin yazar-"
"Hayır efendim gideceksin." diyen Kenan kapıdan ona bakarken arkasındaki Berk'te Beliz'e bakarak başını salladı.
"Baba istemiyorum."
"Kızım nereye kadar gitmeyeceksin okula?"
Beliz önüne döndü. "Ben dönmek istiyorum." dediğinde Kenan kaşlarını çattı ve odaya girdi. Beliz'in yanına otururken sordu.
"Nereye?"
"Almanya'ya." diyen Beliz bakışlarını yerden ayırmadı.
"Nereye nereye?" diyen Berk odaya girerken Beliz ona döndü.
"Geldiğim yere." dedi. "Evime."
"Beliz." diyen Gece ekledi. "Emin misin?"
"Eminim." diyen Beliz ekledi. "Ben bunu bir haftadır düşünüyorum." Berk'in kaşları sinirle havaya kalktı. Beliz ekledi. "Bora'nın kalp atışları geri döndüğünden beri yani." dediğinde Berk sinirle konuştu.
"Ya kızım ne alaka gitmekle bu şimdi? Sen gidince Bora iyileşecek falan mı sanıyorsun?" dedi Berk sinirini gizlemeden. "Kendini suçlamayı bırak art-"
"Ben kendimi değil seni suçluyorum Berk!" diye bağıran Beliz'le Berk'in yüzünü şaşkınlık kapladı.
Gece Beliz'i kolundan tutarken konuştu. "Beliz saçmalam-"
Beliz kolunu hızla Gece'den çekti. "Nolacaktı sanki o gün benimle sen gelseydin balon alış verişine?"
"Beliz ben nerde-"
Beliz gözünden bir damla yaş akarken ekledi. "Ya da vermeseydin arabanı?"
Berk Beliz'e bakarken gözlerindeki suçlamayı görünce yutkundu.
"Beliz." diye Gece'ye dönen Beliz konuştu.
"Karışma Gece." dediğinde Berk'e dönerken ekledi. "Sen bunlardan birini yapmasaydın Bora şuan okulda olacaktı."
Berk başını sallarken önüne eğdi kafasını. "Tamam." dediğinde kapıya yöneldi.
Kenan arkasından seslendi. "Berk!"
Berk kapıda durdu ama dönmedi. Sadece bir omzu kapıya dönüktü nefesini kontrol etmeye çalışırken sesindeki kırıklığı gizleyemedi.
"Yok baba. Beliz söyleyeceğini söyledi."
"Kimse suçlu değil. Şuan üzüntünüzden suçlayacak birini arıyorsunuz çocuklar." diyen Kenan Beliz'in yanına geldi. "Ama bu birbiriniz değilsiniz."
Beliz başını salladı. "Ben ne dediğimi iyi biliyorum. O da biliyor." dedi kafasıyla Berk'i gösterirken. "Suçlu olduğunu o da biliyor."
"Yeter Beliz." diyen Berk Beliz'e döndü. "Bunu yapma." dedi ona doğru parmağını sallarken. "Bana o günü yaşatma."
"Belki de yaşaman gerekiyor Berk." dedi Beliz. "Çünkü ben her gün kafamda yüzlerce kez o günü o anı yaşıyorum. Bora'nın vuruluşunu o an yüzündeki acıyı... Yere düşüşünü.."
Berk ona bakarken konuştu. "Bilemezdim Beliz! Orada yaşanacakları tahmin etseydin sen çıkar mıydın o kapıdan koşa koşa." dedi sonra meydan okur gibi.
Beliz bununla yutkundu. Sonra diğerlerine baktı ve konuştu. "Çıkın odamdan." Gece endişeyle ona bakarken Berk ve Kenan dışarı çıktı. "Sende çık." dedi Beliz. Sonra gözlerini kapattı. "Lütfen çık."
Gece de odadan çıkarken kapının ardından kapı kilitlenme sesi geldi.
Berk merdivenlerden inerken Kenan onun arkasından seslendi. "Berk."
Berk yavaşça arkasına dönerken sıkıntılı bir nefes verdi. "Baba kızacaksan sonra çünkü kotam doldu."
"Niye kızayım ben sana yahu?" diyen Kenan elini onun omzuna koydu. "Bakma Beliz'e. Üzüntüden yapıyor biliyorsun. Hepimiz gerildik iki haftadır zaten."
"İki hafta oldu ciddi ciddi." dedi Berk. "Hala bir gelişme yok."
Kenan başını salladı. "Sen okula git. Ben bu inatçı keçiyi ikna edebilirsem gönderirim." dediğinde Berk başını salladı. Sonra tam kapıyı açacakken Kenan bir kez daha seslendi ona. "Berk." Berk ona dönerken Kenan ekledi. "Kendini suçlama."
Berk başını salladı ve kapıdan çıktı. Anahtara dokunurken duyduğu arabanın açılma sesiyle arabaya takıldı gözleri adımları duraksadı.
"Nolacaktı sanki o gün benimle sen gelseydin balon alış verişine?"
"Beliz ben nerde-"
Beliz gözünden bir damla yaş akarken ekledi. "Ya da vermeseydin arabanı?"
Çenesini sıkarken arabayı geri kilitledi ve anahtarı cebine attı. Bahçeden çıkarken bir taksi durdurdu.
***
"Beliz nerede?" diyen Ege'nin sorusuyla Berk konuştu.
"Gelmiyor." dediğinde ekledi. "Beni suçladı sabah olay için."
"Ne alaka?" dedi Çağrı.
Berk bahçedeki duvara yaslanırken konuştu. "O gün onla ben gitseymişim olmayacakmış bunlar. Ya da arabamı vermeseymişim."
"Ne alaka oğlum?" diyen Ege güldü. "Buradan bakıyorsak suçlu biziz." dedi Çağrı'ya kendini gösterirken. "Biz ikna ettik Bora'yı."
Çağrı bununla hızla konuştu. "Bora."
Bora etrafa bakınırken konuştu. "En kolayı hangisiyse ona geçicem ben."
Çağrı onun kulağına fısıldadı. "Valla balon en kolayı bana güven."
"Güvenmeli miyim?" dedi Bora Ege'ye dönerken.
Ege başını salladı. "Tabi oğlum."
"Tamam balona yaz beni." dedi Bora Lavin'e.
Çağrı başını salladı. Berk'e dönerken ekledi. "Takma kafana saçmalamış."
Berk bakışlarını yere sabitlerken konuştu. "Almanya'ya gitmek istediğini söyledi."
"Ne?" diyen Ege ekledi. "Yok artık."
Berk'in telefonu çalarken Berk ekrandaki isimle endişeyle yutkundu.
Doktor Sinem Hanım.
49. BÖLÜM SONU
Yorumlar
Yorum Gönder