one shot: özlediğim sen değilsin ilk halin.
CEMRE'DEN
Yüzümü buruşturarak kafamı kaldırdığımda kocaman çantası ve giydiği elbisesiyle başucumda durup dikildiğini gördüm.
"Noldu kızım?" dedim uykulu çıkan sesimle. "Bugün haftasonu işe gitmiyorum. Anneannene gitmene gerek yok."
"Baba?" dedi sorar gibi.
Aklıma yeni gelen şeyle başımı yastığa koydum.
Bu kızım Deniz. Henüz dört yaşında olmasına rağmen pabuç gibi bir dili ve sizi köşeye sıkıştırabilecek bir zekası var.
Berk ile o iki yaşındayken boşandık. Onunla çok yüz yüze gelmemeye çalışıyordum. Ama baba düşkünü olan kızımla bu pek mümkün değildi.
"Çok erken değil mi sence de saat annecim?" dedim oturur pozisyona geçerken. Küçük adımlarla yanıma gelip zar zor yatağa tırmandığında konuştu.
"Hato'yu bu sabah babamla yürüyüşe çıkarmak istiyorum." dediğinde gözümün içine bakarak alt dudağını büzdüğünde ona gülümsememi engelleyemedim. "Lütfeeen." dedi o da gülümseyerek.
"Bi öpücük." diyerek yanağımı gösterdiğimde kıkırdayarak yanağımı öptüğünde onu kucağıma alarak yanağına bir öpücük kondurdum. Deniz kıkırdayarak kollarını boynuma doladı. Mis gibi bebek şampuanı kokusu burnuma geldiğinde içim sıcacık oldu. Onun bu sabah neşesine karşı koymak mümkün değildi.
“Tamam peki. Ama önce kahvaltı.” dedim saçlarını okşayarak.
Başını hızla iki yana salladı. “Babam kahvaltı yapmadan da çıkıyor bazen. Yürüyüşten sonra yeriz."
Kaşlarımı kaldırıp gülümsedim. “Babana bak sen kötü örnek olmuş.”
“Hayııır iyi örnek! Çünkü hep erken kalkıyor güne başlıyor ve yürüyüş yapıyor. Hato da onu çok seviyor.”
Deniz’in babasından bahsederken yüzüne yayılan o saf sevgi ifadesini izledim bir süre.
"Tamam o zaman." dediğimde sevinçle zıpladı ve yataktan indi. "Ben hazırlanayım bırakırım seni." dediğimde yataktan kalktım.
Deniz hızla odadan çıkarken ben hâlâ uykunun ağırlığını üstümden atmaya çalışıyordum. Elimi saçlarıma götürüp dağınık topuzumu düzelttim aynada kendime şöyle bir baktım. Göz altlarımda beliren morluklar uykusuz gecelerin izleriydi. Son günlerde iş, ev ve Deniz arasında koştururken kendime nefes alacak vakit kalmamıştı.
Deniz’in odasından gelen telaşlı sesleri duydum. Dolabın kapağını çarptı sonra çekmecenin sesi… Bir yandan kendi kendine konuşuyordu. “Hato beni çok özlemiştir kesin."
Hızla üzerime bir şeyler geçirdikten sonra saçlarımı tarayıp odadan çıktım ve mutfağa girerek kahve makinesini çalıştırdım.
Kahvemi bir termosa doldurduğumda Deniz koşarak kapının kenarına geçti ve çantasını yere bırakarak beni beklemeye başladı.
"Hazır mısın?" dedim ona doğru yürürken.
"Eveeet!" dediğinde kapıyı açtım ve arabaya ilerledik. Bebek koltuğuna onu oturttuğumda ofladı. "Ben artık bebek değilim ki anne. Çıkar artık bunu."
"Deniz biraz daha büyümen gerektiğini kaç kere söylemeliyim kızım?" dediğimda öne geçerek kapıyı kapattım ve direksiyona ellerimi koyarken dikiz aynasından ina baktım.
"Babam çıkardı kendi arabasından geçen hafta sonu." dediğinde ekledi. "Hatta Aslı Abla ile çıkardılar."
Kaşlarım isteksizce havaya kalkarken dikiz aynasından göz temasımızı kesip arkama döndüm. "Aslı Abla kim?"
"Arkadaşıymış babamın. Eve geldi tam biz çıkarken. Babamla yemeğe çıkacaklarmış sonra." dediğinde gözlerini büyüterek ekledi. "Öne oturdu anne."
Ellerim direksiyonda istemsizce sıkılaştırken önüme dönüp arabayı çalıştırdım.
Arabayı evin önünde durdurduğumda gözlerim evde gezindi. Yavaş yavaş gözlerime hücum eden sıcaklıkla gözlerimi kırpıştırıp kapıyı açtım ve arka kapıyı açıp Deniz'i indirdim.
Çantasını da elime alırken onu elinden tutup kapıya doğru ilerledim. Kapıyı yavaşça çaldığımda Deniz çoktan yerinde zıplamaya başlamıştı bile.
Kapının açılmasıyla gözlerim kapıyı açan Berk'i buldu. Dağınık saçları ve uykulu gözlerinden anladığım kadarıyla yeni uyanmıştı. Gerçi ben Berk'i anlamayı bırakalı iki yılı geçiyordu.
"Günaydın." dedi beni gördüğüne şaşırmış gibi. Genelde ben getirmezdim Deniz'i. Ya annem ya da şoför gelir alırdı.
"Günaydın." dediğimde ekledim. "Deniz Hato'yu yürüyüşe çıkartmak istiyorum diye tutturunca.."
Berk gülümserken Deniz'e doğru eğildi ve kollarını açtı. Deniz hızla ona sarılırken bağırdı. "Babaaa!"
"Hato'yu yürüyüşe mi çıkarıyoruz?" dedi Berk hâlâ uykulu çıkan sesiyle.
"Eveet! Annemi onun için uyandırdım ve ikna da ettim." dedi Deniz kaşlarını kaldırırken.
Berk gülümserken konuştum. "İnatçıyız biraz dimi Deniz Hanım?"
Deniz kıkırdarken Berk ayağa kalktı ve bana doğru döndü. "Annesine çekmiş." dediğinde yüzündeki gülümseme soldu. "Gideceğim dedi mi gidiyor."
Benim de yüzümdeki gülümseme donarken Deniz sevinçli bir çığlık atarak içeri girdi.
Gözlerim onunkileri bulurken yutkundum. Gözleri mi sulanmıştı onun?
"Bende gideyi-" cümlemi yarıda kesen kişi tabiki de Deniz'di.
"Anne sende bizimle yürüyüşe gel noluur lütfeen!"
Ona gülümseyerek baktığımda konuştum. "Annecim ama benim işlerim var."
"Yalan söylüyorsun sabah bugün işim yok dedin."
Dili pabuç kadar demiştim.
Berk bununla burnundan gülerek Deniz'e bakarken konuştum. "Sen bugün güzelce eğlen. Babanla vakit geçir yarın akşam alıcam seni kızım."
"Ben sizinle zaman geçirmek istiyorum!" Deniz'in cümlesiyle ikimizin de bakışları durağanlaşırken ne diyeceğimi bilemeden dudaklarımı araladım ama ağzımdan tek kelime çıkmadı.
Berk önce Deniz’e baktı sonra bakışı yavaşça bana döndü.
“Deniz…” dedi yumuşak bir sesle kızımızın seviyesine inerek. Onun gözlerinin içine bakarken ekledi. "Bunları konuştuk bitanem. Annenle zaman geçiriyorsun evde, buraya gelince de benimle. Böyle anlaşmıştık."
Deniz alt dudağını büktü. “Ama birlikte olunca daha güzel…”
Berk hafifçe gülümsedi. O gülümsemede öyle tuhaf bir kırgınlık vardı ki içimde bir yer sızladı. Sonra gözleri tekrar bana kaydı.
"Deniz'cim." dediğimde bende onların hizasına çöktüm. "Bugün babanın günü. Onunla zaman geçirmek istemiyor musun?"
Deniz başını iki yana salladı. "İstiyorum ama ikinizle de zaman geçirmek istiyorum."
"Ama demiştik ki ikimiz bir arada olunca anlaşmazlık çıkıyor senin mutluluğun için biz böyle yapıyoruz." diyen Berk'e baktığımda gözleri yalnızca Deniz'i hedef almıştı.
Deniz gözleri ikimiz arasında hızla hareket ederken sordu. "Kavga mı ediyorsunuz?"
Başımı iki yana salladım. "Hayır kavga falan etmiyoruz. Sadece birlikte zaman geçirmeyi sevmiyoruz." dediğimde Berk'in kalktığını gördüm. O içeriye doğru ilerlerken Deniz başını salladı.
"Tamam anne." dediğinde bana hızla sarıldı. "Ama ben sizi çok seviyorum." dediğinde yüzüme kocaman bir gülümseme yayılırken ardından duyduğum cümle o gülümsemeyi anında yok etti. "Siz birbirinizi sevmeseniz bile."
Yutkunurken Deniz'den ayrıldım ve yüzüme bir gülümseme yerleştirdim. Sahte bir gülümsemeydi bu. İçeriden Hato'nun havlama sesi gelirken Deniz koşarak içeri girdi.
O kapıda tek başıma kaldım. Gözlerim eşiğe takılırken yutkundum. Boşandığımız günden beri bu eşikten geçmemiştim. İçeride beni boğacak bir şeylerin olduğuna inanıyordum çünkü. Sanki girer girmez tüm anılarımız etrafımı saracaktı.
"Gel istersen.." diyen Berk'in sesiyle Berk'in geldiğini yeni fark edebilmiştim. Gözlerimi eşikten ayırıp ona baktığımda konuştum.
"Gideyim ben."
Bir adım geri çekilmek için döndüğüm anda Hato üzerime doğru koşarak patilerini bacaklarıma koydu. O kadar heyecanlıydı ki geri adım atmak yerine eğilip onu sevmek zorunda kaldım. Sıcacık nefesi dizlerime çarpıyor kuyruğu kapıya çarpıyordu.
"Özlemiş seni.” dedi Berk gülümseyerek Hato'ya bakarken.
"Ben de onu.” dedim istemsizce gülümseyerek. Sonra aklıma gelen şeyle başımı kaldırıp konuştum. "Arabayla bir yere gidecek misiniz?"
"Bilmem." diyen Berk kaşlarını çattı. "Ne oldu ki?"
"Bebek koltuğunu çıkarmışsın Berk." sesim istediğimden daha sitem dolu çıkmıştı.
"Evet. Deniz uzun zamandır istiyordu."
"İyi de daha küçük. Güvenli değil-"
Berk sözümü kesti. "Cemre o benim de kızım. Senin kadar bende düşünüyorum onu. Ve bence böylesi gayet güvenli."
Başımı salladım. "Tamam." ekledim. "İyi günler."
Arkamı dönüp giderken arabaya bindim.
YAZAR'DAN
"Hadi yürüyüşe çıkalım babaa!" diyen Deniz elindeki tasmayı Hato'nun boynuna geçirmeye çalışırken Hato hızla ondan kaçtı. Berk onların bu hallerine gülmeden edemezken kızının yanına doğru eğildi.
"Bak şimdi." dediğinde yandaki mama kabından bir mama kaptı ve Hato'ya doğru gösterirken ona seslendi. "Hato."
Hato yemi görür görmez onlara da doğru koşmaya başladı ve Berk yemi havaya fırlattığında yemi havada kaparken karşılarında durdu.
"Vaoov." dedi Deniz. "Süper köpek Hatoo!" dedi sonra heyecanla.
Berk bununla gülerken ona dönerken sordu. "O ne kız?"
Deniz kıkırdarken konuştu. "Annem bana yemeğimi yediğimde süper bebek diyor."
Berk bununla gülerken başını salladı. "Çıkalım mı?"
"Eveet!" diyen Deniz'le Hato'nun boynuna tasmayı geçiren Berk bir eliyle tasmayı tutarken diğer elini Deniz'e uzattı ve evden çıktılar. "Biliyo musun baba okulda en güzel boyamayı ben yaptım."
Berk kaşlarını kaldırırken ona gülümseyerek döndü. "Hadi bee! Prensesim benim." dediğinde Deniz gülümsedi. "Nasıl gidiyor okul?"
"Güzeel." diyen Deniz heyecanla ekledi. "Bir sürü arkadaşım var. Annem her sabah kendisi bırakıyor beni. Ve bana beslenme koyuyor hepsini bitirmemi söylüyor.." dediğinde Berk sordu.
"Bitiriyor musun?"
"Söyleyeceğim ama aramızda sır tamam mı?" diyen Deniz ona dönerken Berk başını salladı. "Hepsini bitiremeyince kapının önündeki kedilere veriyorum."
"Ama olmaz öyle senin yemen lazım." diyen Berk'le Deniz bıkkın bir ifadeyle Berk'e baktı.
"Ama çok koyuyor annem baba."
"E büyü diye kızım." diyen Berk'le Deniz onun elini çekiştirdi.
"Yeterince büyüdüm. Hem Can'dan daha büyük boylu olucam sonra."
Berk ona yan yan bakarken konuştu. "Ne güzel işte."
"Hayır. Prensler prenseslerden kısa olmaz."
Berk kaşlarını çatarken Deniz'e döndü. "Ne prensi?"
Deniz sırıttı. "Benim prensim. Gösteri yapacağız Can'da benim prensim."
"Hee." diyen Berk konuştu. "Öyle bir şart mı varmış?"
"Yok. Ama sen gördün mü hiç prensesin prensten uzun olduğunu."
"Görmedim galiba." diyen Berk gülerken kızına döndü. "Sen çok fenasın."
"Babaa." diyen Deniz yandaki bankı gösterirken konuştu. "Oturalım mı biraz?"
"Ne çabuk yoruldun sende prenses ya." diyen Berk banka otururken Deniz'i de yanına oturturken Deniz konuştu.
"Bir şey sorabilir miyim?"
Berk Hato'nun tasmasını banka bağladıktan sonra kızına döndü ve Deniz'in yüzüne gelen saçları geriye doğru okşayarken konuştu. "Tabi."
"Ama kızmak yok."
"Neden kızayım kızım ben sana?" dedi gülümseyerek.
"Annemle neden ayrıldınız?"
Berk'in yüzü yavaşça düşerken konuştu. "Nerden çıktı şimdi bu?"
"Okulda herkes bir aile resmi çizdi dün. Bende üçümüzü çizdim." dedi ve gülümsedi. "Ama sonra fark ettim ki o resim hiç gerçek olmadı baba." dedikten sonra Berk'e baktı. "Sonra herkes anne ve babasıyla geçirdiği güzel bir anı anlattı. Ben ise bir seninle bir annemle geçirdiğim anı anlattım. Yine sınıfta en çok benimkileri sevdiler ama..." diyen Deniz gözlerini yere dikerken ekledi. "Ben o anı ikinizle yaşamak istiyordum."
Berk ne diyeceğini bilemezken yutkundu. Bugünün bir gün geleceğini biliyordu. Kızı yavaş yavaş büyüyor ve her şeyi fark ediyor sorguluyordu. Tam dudaklarını aralamıştı ki gelen sesle başını kaldırdı.
"Halasının balıda burdaymıış!!" diyen Beliz hızla Deniz'i kucağına alırken Berk ona ve yanındaki Bora'ya baktı.
"Siz nerden çıktınız?"
Bora sırıtarak onun yanına otururken konuştu. "Sürpriz yumurtadan." dediğinde cebinden bir sürpriz yumurta çıkardı ve Beliz'in kucağındaki Deniz'e uzattı.
Beliz Deniz'i yavaşça ona doğru eğerken Deniz sürpriz yumurtayı kıkırdayarak aldı.
"Sizi görmeye gelmiştik. Sana ulaşamayınca Cemre'yi aradık Hato'yu yürüyüşe çıkaracaklardı diyince bizde bulduk sizi." diyen Beliz Deniz'in yanaklarını öperken Bora konuştu.
"Ver artık biraz da bana bırak." dediğinde Beliz ona göz devirerek Deniz'i uzatırken Bora'nın kucağındaki Deniz konuştu.
"Ben yemek miyim ya?"
Berk bununla gülerken Bora'ya döndü. "Hadi açıkla bakalım."
Bora Deniz'in yanaklarını sıktırırken konuştu. "Yemek mi dedim senden olsa olsa tatlı olur yahu." dediğinde Deniz ofladı.
"Yaa dayı! Sana demiyor muyum yanaklarımı sıktırma diye." dedi isyan eder gibi.
Beliz gülerek Bora'nın eline yavaşça vururken konuştu. "Demedik mi sıkma diye?"
Bora onlara kaşlarını kaldırarak bakarken Deniz gülerek konuştu.
"Şaşkın portakal."
Berk bununla kendini tutamayarak kahkaha atarken Beliz'de elini onun omzuna koyarak bir kahkaha attı.
"Şaşkın portakal mı?" dedi Bora Deniz'e bakarken.
"Annesine çekmiş laf sokma konusunda sanırım." diyen Beliz'le Berk gülerek konuştu.
“Yok yok… O özellik tamamen kendi üretimi. Fabrika çıkışı böyle geldi.”
“Baba!” diye sızlandı Deniz Berk’in koluna hafifçe vurdu.
Berk gülerek onun yanağına bir öpücük kondururken konuştu. "Ne yapayım çok tatlısın."
Deniz ona gülümserken Bora'ya döndü. "Aslında artık tatlı değilim büyüdüm."
Bora bununla alayla gülerken konuştu. "Sen mi büyüdün bıcırık?" dediğinde gülerek Beliz'e döndü. "Duydun mu büyümüş?"
Beliz gülerken Deniz sitemle Berk'e döndü. "Baba bunlar benle dalga geçiyor."
"Onlar senden küçük kızım rahat ol." diyen Berk Hato'nun başını okşarken Beliz Berk'in omzuna vurdu.
"Düzgün konuş."
Berk ona sahte bir kızgınlıkla dönerken konuştu. "Çocuğa kötü örnek oluyorsun."
"Bi kere Deniz en çok beni seviyor." dedi Beliz ona göz devirerek.
Bora ona yüzünü buruşturdu. "Hadi be." dediğinde ekledi. "Deniz'in en sevdiği dayısı benim. Dimi bıcırık?" dediğinde kucağındaki Deniz'e döndü.
"Hmm.." diyen Deniz düşündü ve konuştu. "Bazen."
"Ne demek bazen?" diyen Bora kaşlarını çattı.
"Yani yanaklarımı sıkmadığın zamanlar."
Beliz ona gülerken Deniz'e öpücük attı. Deniz'de ona karşılık verdiğinde Bora kaşlarını kaldırarak yan tarafa döndü ve Deniz'e ima yapar gibi konuştu.
"Bende gelmem bir daha."
Deniz hemen onun yanağına bir öpücük kondurdu. “Gelirsin gelirsin… Sen bensiz yapamazsın.”
Bora o an tamamen eridi. “Of… Tamam ya. Tamam geldim bile.”
Beliz kıkırdayarak onlara bakarken konuştu. "Ne yaptı ne etti yine üste çıktı görüyor musun?" dedi Deniz'e Bora'yı gösterirken.
"Evet ama seviyorum onu. Dünyanın en tatlı dayısııı!" diyen Deniz Bora'nın boynuna sarılırken Bora kaşları ile Deniz'i işaret etti ve gülümsedi.
Beliz'de bununla Bora'nın yanağını sıktırırken konuştu. "Şeytan tüyü var şeytan tüyü."
"Ee tamam hadi." diyen Berk ayağa kalktı. "Daha Deniz hanıma kahvaltı hazırlayacağım en sağlıklısından." dediğinde Deniz ofladı.
"Biraz daha oturalım baba ya!"
"Annen bu saate kadar yemediğini öğrense beni döver biliyosun dimi?" dediğinde Deniz elini ağzına kapatarak gülerken konuştu.
"Annem seni neden dövsün baba?"
Bora işaret parmağıyla Berk'i gösterdi. "Döver bu arada." dediğinde Deniz'e döndü. "Senin annenin eli çok ağır bilmiyor musun?"
"Babamı dövmez."
"Nedenmiş o?" dedi Beliz ona doğru eğilerek.
"Çünkü annem sinirlendiğinde dövmez böyle yapar." dedi ve Bora'nın kucağından kalkarken ellerini belinin üzerine koydu. Kaşlarını çattı ve Cemre'nin taklidini yapmaya başladı. "Deniz hâlâ kahvaltısını yapmamış Berk?' der." dediğinde diğerleri gülerken Bora gülerek konuştu.
"Bu çok fena he." dedi Berk'e Deniz'i gösterirken. "Oyuncu mu olacaksın kız sen?"
Deniz hemen çıkıştı. “Olurum! Hem prenses olacağım, hem öğretmen olacağım, hem de oyuncu!”
Berk gülerek kızının yanağına dokundu. “Hepsini olursun sen.”
"Ben kurt gibi acıktım." diyen Bora ayağa kalkarken Deniz onun elinden tuttu.
"Hadii eve gideliim!"
Beliz'de Deniz'in diğer elinden tutarken Deniz'e bir şeyler anlatıyordu. Bora'da arada eklemeler yapıyor gülüyorlardı.
Berk Hato'nun tasmasını eline alırken arkadan onlara baktı. Beyninde Deniz'in cümlesi tekrarladı.
"Okulda herkes bir aile resmi çizdi dün. Bende üçümüzü çizdim. Ama sonra fark ettim ki o resim hiç gerçek olmadı baba. Sonra herkes anne ve babasıyla geçirdiği güzel bir anı anlattı. Ben ise bir seninle bir annemle geçirdiğim anı anlattım. Yine sınıfta en çok benimkileri sevdiler ama... Ben o anı ikinizle yaşamak istiyordum."
Bakışları yavaşça yere düşerken peşlerinden yürümeye başladı.
Kızına istediği mutlu aile.tablosunu verememek onu içten içe çok üzüyordu.
Kapının önüne geldiklerinde Beliz gördüğü arabayla gözlerini kıstı ve arabaya yaslanmış olan Aslı'yı görürken konuştu. "Bunun ne işi var ya burada?"
"Geçen gün de geldi." dedi Deniz onun elini çekiştirirken. Beliz kaşları çatılırken duraksayıp arkaya doğru döndü. Berk'e bakarak konuştu. "Aslı gelmiş."
Berk kaşlarını kaldırdı. "Hoşgelmiş." dediğinde yürürken arabaya yaslanmış telefona bakan Aslı'ya seslendi. "Hoşgeldin."
Aslı başını telefondan kaldırdı ve gülümsedi. "Hoşbulduuum!"
Berk'le sarılırlarken Beliz yüzünü buruşturdu. Bora ona dönerek sordu. "Noldu?"
"Ayar oluyorum şu kıza."
"Aaa Deniz tatlım sen de mi buradaydıın?" diyen Aslı ilerde Hato ile oynayan Deniz'in yanına giderken Beliz göz devirdi.
"Hiç bilmiyormuş gibi yapması yok mu bir de."
"Beliz." dedi Berk uyarır gibi.
"Ne?" diyen Beliz omuz silkti. "Var mı aranızda bir şey?"
Berk bu soruyla kaşlarını kaldırdı. "Ne alaka? Hem... hem olsa nolucak?"
"Var mı?" dedi Bora'da bununla merakla.
"Yok.." diyen Berk ekledi. "Ya da var. Nolcak?"
"Yoo bir şey olacağından değil tabi sonuçta Cemre'yle boşandınız baya süre geçti falan.. olabilir yani."
Berk merakla ona döndü. "Cemre'nin hayatında biri mi var?"
Beliz onun yüzündeki telaşla gülerken alt dudağını ısırdı belli etmemek için.
"Yok..." dedi Bora sonra sırıttı ve ekledi. "Ya da var. Ne olacak?"
"Var mı?" diyen Berk'le Beliz kahkahasını daha fazla tutamazken elini Berk'in omzuna koydu. Berk tepkisini fark ederek konuştu. "Yani öyle değil.. Varsa bilelim. Sonuçta Deniz ikimizin kızı. Cemre'nin hayatına birinin girmesi demek Deniz'in hayatına birinin girmesi demek. O yüzden yani..." diye hızlıca kendini açıklarken nefessiz kaldığı için derin bir nefes verdi ve sordu. "Var mı?"
Bora sırıtırken konuştu. "Yok."
Berk ona yan yan bakarken Aslı Deniz'e cebinden çıkardığı çikolatayı uzattı. "Yer misin çikolata?" dediğinde Deniz başını iki yana salladı.
"Hayır daha hiç bir şey yemedim. Annem hep sabahları sadece çikolata yenmez diyor." dediğinde Aslı başını salladı ve konuştu.
"O zaman bunu şimdi al. Sonra yersin."
Deniz başını sallayıp gülümseyerek çikolatayı aldığında Berk Aslı'ya doğru sordu.
"Bir şey mi olmuştu?"
"Yok ben seni görmeye geldim." diyen Aslı gülümserken Deniz'e dönerken ekledi. "Yani sizi."
"E gördün." dedi Beliz.
Aslı onun ne dediğini anlamayarak.kaşlarını hafif çattı ama gülümsedi. "Efendim?"
"Geldin gördün artık gitsen mi diyoru-"
Berk sahte bir gülücükle konuştu. "Beliz ya. Şaka yapıyor işte. Gel içeri geçelim."
Aslı Beliz'e gülümserken içeri geçti.
Beliz onların arkasından göz devirirken Bora kolunu onun omzuna atarken konuştu. "Komedyen sevgilim benim."
"O ne demek ki?" diyen Deniz'le Bora ona doğru konuştu.
"Çok komik olan kişi." dediğinde Deniz başını salladı.
"Beliz ciddiydi ama." dediğinde Beliz sırıttı ve Bora'ya döndü.
"Halasına benziyo demiştim."
Bora yürümeye başlarken bir eliyle Beliz'in diğer eliyle Deniz'in kolundan tuttu ve içeriye doğru ilerlerken konuştu. "Çok konuşmayın asabi civcivler. Daha kahvaltı yapacağız."
***
Evin önüne arabasını park eden Cemre arabadan indiğinde karşısında Doruk'u görmesiyle kaşlarını çattı.
Doruk ona dönerek gülümserken konuştu. "Günaydın Cemre."
"Günaydın." diyen Cemre onu baştan aşağı süzdükten sonra sordu. "Günaydın da ne işin var burada?"
"Deniz buradadır diye gelmiştim de haftasonu olduğunu yolda hatırladım." diyen Doruk ekledi. "Genelde Bora veya Ayla Hanım götürüyor ya bende dedim gelmişken Cemre ile otururuz. İş dışında bir şey de konuşamıyoruz."
Cemre bununla başını sallarken anahtarını kapıya soktu. "Çok bekledin mi?"
"Yok." diyen Doruk Cemre'nin yanına gelirken sordu. "Nereden geliyorsun?"
"Deniz'i babasına bıraktım." diyen Cemre ile Doruk'un yüzü düştü.
"Neden?" dediğinde Cemre kapıyı açmıştı. Doruk'un sorusuyla ona döndü ve bu soruyu garipser bir bakış attı.
"Ne neden anlamadım?"
Cemre’nin bu tepkisi karşısında Doruk bir an bocaladı. Sanki söylediğinin yanlış olduğunu fark etmiş ama nasıl toparlayacağını bilememiş gibiydi.
"Yani…" diye başladı, ensesini kaşıyarak. "Genelde Bora bırakıyordu ya… bugün sen bırakınca merak ettim sadece."
Cemre kaşlarını hafifçe kaldırdı elini kapıdan çekmeden Doruk’a baktı. "Anladım.." dediğinde eli yavaşça kapı koluna geri gitti. "Biz napalım biliyor musun Doruk?" dediğinde kapıyı geri çekti. "Konuşmayalım." dediğinde Doruk kaşlarını çattı.
"Nasıl?"
"İş dışında diyorum bir şey konuşmayalım bence." diyen Cemre ona döndü.
Doruk afallarken konuştu. "Ben tam anlam-"
"Günaydııınn!" diyerek yanlarına heyecanla gelen Hazal ile Doruk'un cümlesi yarım kaldı.
"Günaydın Hazal." diyen Doruk ekledi. "Bende tam gidiyordum. Görüşürüz sonra." diyen Doruk Cemre'nin koluna elini koyarken alçak sesle konuştu. "Bu konuyu sonra konuşuruz."
Cemre ona attığı bakışlarda sinirini gizlemezken "Görüşürüz." dedi.
Doruk giderken Hazal Cemre'ye dönerek sordu. "Noluyor tam olarak?"
"Bir şey yok." diyen Cemre kapıyı açarken Hazal içeri geçti ve paltosunu çıkartırken konuştu.
"Ya ne demek bir şey yok." dediğinde Hazal göz kırptı. "Neyi sonra konuşuyorsunuz?"
Cemre anahtarı bir köşeye fırlatırken ona döndü. "Konuşmuyoruz Hazal." dediğinde Hazal koltuğa oturdu.
"Neden?"
Cemre derin bir nefes aldı. Ve Hazal'ın yanına oturdu.
“Doruk iyi biri. Ama son zamanlarda ne sorsa ne konuşsa... kendimi sorgulanıyormuşum gibi hissediyorum. Deniz’i kim götürdü, kim getirdi, ne yaptın, nereye gittin… Yani… rahatsız oluyorum.”
Hazal koltukta yan dönerek bacaklarıyla bağdaş kurdu. "Sorgulamak değil ki o merak etmek.. Onun sana karşı bir ilgisi olduğu çok açı-"
"Merak başka hesap başka.” diye araya girdi Cemre. Başını yana eğip hafifçe gülümsedi ama gülüşünde yorgun bir keskinlik vardı.
“Ve benim şu an kimseyle hesaplaşacak enerjim yok.”
Hazal gözlerini kıstı. "Hâlâ Berk'teyim diyosu-"
"Ne alaka Hazal şuan!" diyen Cemre yanından kalkarken ekledi. "Saçma sapan konuşmaya başladın yani."
"Saçma sapan konuşsaydım böyle kaçmazdın ikimizde biliyoruz." diyen Hazal işaret parmağını sallarken Cemre mutfağa girdi.
"Kahve yapıyorum."
Hazal sırıttı. "İyi yap." diyen Hazal ekledi. "Ama Doruk'ta dehşetül vahşet bir çocuk be kızım. Boy var pos var yakışıklı da.." diyen Hazal ayağa kalkıp mutfağın tezgah önündeki sandalyelerine otururken ekledi. "Bir şans mı versen?"
"Hazaal!"
Cemre'nin sesini duymasıyla arkası dönük olmasına rağmen ne kadar sinirlendiğini anlayabilmişti. Dudaklarını birbirine bastırarak susmaya karar verdi.
Kapının çalmasıyla Cemre omzunun üstünden Hazal'a bakarken Hazal konuştu. "Doruk bir şeyini unuttu galiba..." diyen Hazal ayağa kalkarken kıkırdadı. "Kalbini mesela." diyerek kapıya koşarken Cemre ofladı.
"Kim gelmiiş?"
"Egee!" diyen Hazal'la şaşkınlıkla kapıya doğru yürüdü.
***
Deniz önündeki kızarmış ekmeğin üzerine tereyağı süren Bora'ya dönerken konuştu. "Sen ne zaman baba oluyorsun?"
Bunu duyan Berk dudağındaki çay bardağını indirirken boğazına kaçan çayla öksürmeye başladı.
Bora bununla sırıtırken konuştu. "Valla Deniz'cim biliyorsun ki biz evli değiliz." dediğinde Deniz Beliz'e döndü.
"Evli mi olmanız gerekiyor?" dediğinde Aslı gülerken Beliz ona yan yan baktı.
"Evet kızım." diyen Berk'le Deniz konuştu.
"Yalancısın baba."
Berk başını iki yana salladı. "Niye?"
"Annemle sende evli değilsiniz ama ben varım." dediğinde Bora üstüne bal da sürdüğü ekmeği Deniz'e uzatırken konuştu.
"Sen onu boşver de.." dediğinde sırıttı. "Düğünümüzde ne giyeceksin?"
Beliz kaşlarını kaldırarak Bora'ya dönerken Deniz konuştu.
"Ne zaman düğününüz?"
"Şaka yapıyor kızım şaka." diyen Berk Bora'ya dönerken konuştu. "Saçma sapan konuşma."
"Ne şakası canım?" diye araya giren Beliz'e şaşkınlıkla dönerken Beliz ekledi. "Bence de geldi zamanı sankii." dediğinde Berk ona döndü.
"Kapatın şu konuyu sonra konuşuruz." dediğinde Beliz ona göz devirirken sustu.
"Aslı Abla sen evlendin mi peki?"
Aslı Deniz'e dönerken gülümsedi. "Hayır Deniz'cim." dediğinde Berk'e kısa bir bakış atarken ekledi. "Karşıma daha öyle biri çıkmadığı için evlenmedim. Ama bakarsın bundan sonra çıkar ya da... çıkmıştır bile."
Beliz'in ters bakışları Aslı'ya dönerken Deniz elindeki ekmeği iştahla ağzına götürürken konuştu.
"Tamam anladım."
Kahvaltı bittiğinde Bora koltukta Deniz'i kucağına almış bir şeyler konuşuyorlardı. Beliz'de onların yanında oturmuş onları dinliyordu.
"Biz annemle hayvanat bahçesine gittik dün." diyen Deniz kollarını iki yana açtı. "Bu kadar bir aslan gördüm biliyo musun Bora?"
"Vaay." diyen Bora ekledi. "Bir gün beni de götür."
Deniz omuzlarını silkti. "Nasıl götüreyim ki benim arabam yok."
Beliz bununla gülerken Bora'nın çalan telefonuyla Bora'ya döndü. Bora cebinden çıkardığı telefona bakarken Cemre'nin görüntülü aradığını görüp ona döndü. "Annen arıyor."
"Hadii aç aaaç!" diyen Deniz'le Bora telefonu açarak Deniz ile kendisini gösterirken Cemre konuştu.
"Napıyorsunuz bakalım?"
"Hiç sohbet muhabbet." diyen Deniz'le kaşlarını havaya kaldırırken gülerek konuştu.
"Sen büyüdün de sohbet muhabbette mi ediyorsun?"
Bora bununla konuştu. "En iyi yaptığı şey. Anne karnında konuşmadan nasıl durdu anlamıyorum."
"Onu boşverin de.." diyen Cemre gülümserken konuştu. "Bir sürprizim var." dediğinde Deniz merakla ekrana yaklaştı. Cemre bununla kamerayı yavaşça yanındaki Ege'ye çevirdiğinde Deniz kaşlarını kaldırarak bağırdı.
"Egeeeee!"
Deniz'in sesiyle ilerideki masada oturmuş dosyaları inceleyen Aslı'nın karşısındaki Berk yavaşça başını çevirirken ekrandaki Ege ve Cemre'yi gördü.
Başı yavaşça geri masaya dönerken kafası tekrar dosyalara odaklanamayacak kadar dağılmıştı.
"Sen nerdesin prenses? Seni görmeye geldim yoksun." diyen Ege'yle Deniz konuştu.
"Babamdayım."
Berk bununla Ege'nin yüz ifadesini görmek için başını yavaşça geri çevirdi.
Ege başını sallarken konuştu. "Geldiğinde görüşürüz o zaman."
"Burada mısın biraz daha?" diyen Deniz'le Berk'in odağı tamamen oradaydı. Ege başını sallarken konuştu.
"Yaani. Çok belli değil ama-"
Cemre onun sözünü keserken kamerayı kendine çevirdi ve gülümseyerek cevap verdi. "Ege artık burada yaşayacak!" dediğinde Berk'in yüzüne buruk bir tebessüm yerleşti.
Eskiden Ege'den daha yakın olduğu biri yokken şimdi en uzak olduğu kişinin Ege olduğu gerçeği yüzüne çarptı.
"Neeee? Yaşasııın!" diyen Deniz ayağa kalkarken koltukta zıplamaya başladı.
"Düşeceksin." diyen Cemre ile dururken Cemre ekledi. "Kapatıyorum şimdi akşam ararım tekrar seni bebeğim." dediğinde Deniz ona öpücük gönderirken Cemre telefonu kapattı.
Deniz heyecanla konuştu. "Ege abiye sarılıp bir sürü şey anlatacağıım!" dediğinde önündeki oyuncakla oynamaya başladı.
Aslı Berk'in yüzündeki düşünceli ifadeyi fark ettiğinde elini yavaşça onun elinin üzerine koyarken sordu. "Bir sorun mu var?"
Berk'in gözleri daldığı yerden ellerine kayarken yavaşça Aslı'nın yüzünü bulduğunda elini yavaşça çekerken konuştu. "Yok. Öyle kafam dağılmış." dediğinde önündeki dosyayı kapattı. "Bunları da pazartesi incelerim Deniz'le zaman geçireyim şimdi." dedi ve ayağa kalktı.
Aslı başını sallarken önündeki dosyayı kapattı.
"Biz kalkalım artık." diyen Bora ayağa kalkarken Beliz'de çantasını koluna taktı.
"Yaa nereye gidiyorsunuz?"
"Baban bize sinirlenmeden kalkalım." dediğinde sırıttı. "Kızıyla vakit geçirmek istiyor." dediğinde Deniz gülümserken başını salladı.
"Görüşürüüüz."
Bora ve Beliz kapıdan çıkarken ona el salladı.
Pazar Akşamı...
Deniz tabağındaki yemeği zar zor bitirdikten sonra yerinden kalktı ve yerdeki topu Hato'ya doğru fırlattı. Kapının çalışıyla gözleri kapıya yönelirken ayağa kalkan babasına döndü.
"Kesin Bora Dayım beni almaya geldii!"
"Gel bakalım o zamaan." diyen Berk kızını tek koluyla kucağına alırken kapıyı açtı. Karşılarında Aslı'yı gördüklerinde Berk'in kaşları havaya kalkarken Deniz ofladı.
"Dayım ve annem beni burada unuttu galiba." dediğinde yavaşça babasının omzuna vurdu onu indirmesini ister gibi. Berk onu yere indirdiğindeyse koşarak merdivenlere yöneldi ve odasına girdi.
"Ben yanlış bir zamanda mı geldim?" diye soran Aslı'yla Berk başını iki yana salladı.
"Yok yok mesele sen değilsin. Gelsene içeri." dediğinde Aslı elindeki poşetleri uzattı.
"Seviyorsun diye cheesecake almıştım." dediğinde Berk elindeki poşetleri alırken gülümsedi.
"Zahmet etmeseydin."
"Ne zahmeti canım. Sende bize bir şarap doldurursun diye düşündüm." dediğinde Berk hayretle kaşlarını kaldırdı.
"Ağzının tadını biliyosuun." dedi işaret parmağı ile onu gösterirken. "Sen geç ben Deniz'e bakayım bir." dediğinde merdivenlere yöneldi.
Deniz'in odasının kapısını yavaşça açtığında Deniz'in yatağın yanında çökmüş durduğunu gördü.
"Noldu sana?"
Deniz omuz silkti. "Gelmek istemiyorum baba aşağıya."
"Ama neden?"
"O kadın varken inmek istemiyorum."
Berk'in bununla kaşları çatıldı. "Aslı kötü biri değil ki kızım. Seni de çok seviyor-"
Cümlesi zilin sesini duyan Deniz'in ayağa kalkışıyla yarım kaldı. "Bu kez dayım gelmiştir umarım." diyen Deniz çantasını yerden alırken Berk bununla sıkıntılı bir nefes verdi.
Onlar merdivenlere yönelirken Aslı yukarıya doğru seslendi. "Ben açarıım!"
Kapının açılış sesinin ardından hiçbir ses gelmezken Berk merdivenlerden indiğinde kapıda Aslı'ya bakan Cemre'yi gördüğünde afalladı.
Deniz ise annesini görür görmez ona doğru koştu. "Anneee!"
Cemre onun bağırışıyla kendine gelirken ona koşan kızını kucağına aldı. "Kelebeğiim." derken yanağına bir öpücük kondurdu.
"Sen almaya geldiin ilk defa." diyen Deniz'le Cemre'nin gözleri önce Berk'i sonra Aslı'yı buldu.
"Evet." dediğinde kızına döndü. "Çünkü kızımı özledim."
"Bende seni çok özlediim." diyen Deniz onun saçlarını okşarken Cemre’nin gözleri Aslı’ya takılı kalmıştı; bir an fazla uzun bir an fazla keskin. Aslı bunu fark etmiş olacak ki gülümseyerek elini uzattı.
"Merhaba Aslı ben." dediğinde Cemre yutkundu.
"Hatta Aslı Abla ile çıkardılar."
Kaşlarım isteksizce havaya kalkarken dikiz aynasından göz temasımızı kesip arkama döndüm. "Aslı Abla kim?"
"Arkadaşıymış babamın. Eve geldi tam biz çıkarken. Babamla yemeğe çıkacaklarmış sonra." dediğinde gözlerini büyüterek ekledi. "Öne oturdu anne."
Cemre ellerini birleştirirken yüzüne nezaketen bir gülümseme bile yerleştirmedi. "Cemre bende."
"Memnun oldum Cemre. Deniz çok bahsediyor senden." dediğinde Cemre yüzüne zoraki bir gülümseme yerleştirdi. "Gelsene içeri bizde tam şarap falan içecektik." diyen Aslı ile Cemre'nin gözleri eşiğe takılıp sonra Berk'i buldular.
"Yok ben almayayım. Araba ile geldim." dediğinde Berk tam bir şey söylemek için ağzını açmıştı ki Cemre bunu fark ederek hızla Deniz'e dönüp sordu. "Unuttuğun bir şey var mı kızım?"
Deniz başını iki yana salladı. "Yok."
"Babanı öptün mü?" diyen Cemre'yle Berk gülümserken onlara doğru bir adım attığında onu durduran Deniz'in sesiydi.
"Öpmek istemiyorum. Gidebilir miyiz artık?"
Cemre'nin kaşları çatılırken bakışları Berk'i buldu.
Berk dondu. Bir adım atmak istedi ama ayakları yere çakılı kalmıştı. “Deniz…” diye seslendi uzulca. “Kızım bir şey mi yaptım ben?”
Deniz başını annesinin omzuna koyarken diğer tarafa doğru çevirdi.
"Deniz." diyen Cemre Deniz'in saçlarını okşadı. "Babana bir el salla en azından hadi olmaz böyle." dediğinde Deniz başını çevirmeden elini kaldırdı ve el salladı. Cemre onu ikna edemeyeceğini anlayarak Berk'e döndü.
"İyi geceler size." dediğinde gözleri Aslı'yı bulurken Aslı ona gülümsedi.
Cemre arkasını dönüp giderken Aslı yavaşça kapıyı kapattı.
"Deniz'e noldu?" dediğinde Berk ofladı.
"Bende mi gitsem?"
"Nasıl?" dedi Aslı kaşlarını çatarken. "Peşlerinden mi?"
"Evet." diyen Berk ekledi. "Böyle içim içimi yiyecek yoksa."
"Yarın gider konuşursun bence. Şuan seninle konuşacağını sanmıyorum inadı inat gibi."
Berk başını sallarken konuştu. "Haklısın." dediğinde Aslı'nın hazırlamış olduğu masaya otururken Aslı'da onun karşısına oturdu ve şaraplarını doldurdu.
"Sana çekmemiş bu konuda." diyen Aslı'yla Berk'in dudaklarına küçük bir tebessüm yerleşti.
"Annesine çekmiş." dediğinde doldurulan şarabından bir yudum aldı. "Onunki de inattır yani." Yüzündeki küçük tebessümü fark eden Aslı'nın yüzü düştü.
"Özel olmazsa." dediğinde ekledi. "Neden boşandınız? Onun bakışlarından falan kötü ayrılmışsınız gibi geldi. Hep Cemre'de almaya gelmiyor bir yıldır falan geliyorum buraya ilk defa Cemre'nin geldiğini gördüm."
Berk'in gözleri masadan kalkarken Aslı'yı buldular.
"Kötü ayrılmadık." diyen Berk iç çekerken konuştu. "Doğru ayrıldık." Sonra kadehi kafasına dikti. "Yersen." dedi gülümserken. Aslı'nın kaşları havaya kalkarken Berk bitirdiği şarabı bir kadeh daha doldururken kendini engelleyemiyordu. "Cemre’nin huyunu bilirsin.." dediğinde kaşlarını kaldırdı. "Pardon bilmezsin.” dedi. “Kafasına koydu mu yapar. Bana kızdı mı… öyle bir susar ki… duvarla konuşsam daha iyi. Ama sonra..." Sonra parmağını bardağın kenarında gezdirirken dudaklarına bir gülümseme yerleşti. “Bir gülüşü vardır.” dedi. “O gülünce bütün tartışmayı unuturum. Çok saçma.”
Aslı bununla yutkunurken kadehi başına dikti. "Niye ayrıldınız?"
"Anlaşamadık. Yani bi yerden sonra arttı kavgalarımız. Sonra Deniz doğdu. Her şey çok güzel falan ama biz bir şekilde yine kavga ediyorduk. Birbirimizi yıpratıyorduk." dediğinde işaret parmağını kaldırdı. "Ama.. Ama benim kafamda hep hallederdik biz. Sonra bi gün Cemre boşanalım böyle olmaz dedi. Haklıydı.." dediğinde bakışları masaya döndü. "Deniz böyle bir ailede büyüse bu kadar sevgi dolu olmazdı belki de." dediğinde Aslı başını iki yana salladı.
"Sen her şartta çok iyi bir baba olurdun eminim."
Berk ona bakarken gülümsedi. "Her zaman iyi bir baba olmak yetmiyor işte." dediğinde kadehinden bir yudum daha aldı.
Harabemi saklar, kaftanım ipek
Benzim soluk, metruk aşiyan yanar, yanar içimde
Cemre gözlerini yoldan ayırırken arkada oturan ve camdan dışarıyı izleyen kızına baktı. Onun üzgün olmasına dayanamıyordu. Bu zamana kadar ne yaptıysa o üzülmesin diye yapmıştı. O bunun için bu kadar çabalamışken kızının üzgün olmasının nedenini merak ediyordu.
Ben bi' demir yumruk, eldivenim kadifeden
Ben de pek kibardım henüz acıyı öğrenmeden
Beni eskiten, çok eskiden
"Piştt." dedi gülümserken. Deniz'in gözleri dikiz aynasında onu bulduğunda ekledi. "Bir şey anlatmayacak mısın?"
"Anne babam o kadını mı seviyor?"
Deniz'in sorusuyla afallayan Cemre gözlerini aynadan çekerken yola yöneltti.
Yaramadım, ah, denizleri
Yapamadım ama çok istedim
Değiştiremedim seni
"Sen buna mı üzüldün?" dedi Cemre sesini toplayarak.
"Evet." diyen Deniz kollarını göğsünde birleştirdi.
"Kızım baban seni herkesten çok seviyor." dediğinde ekledi. "Çok üzüldü hatta az önce." dediğinde yutkundu.
"Ben beni sevdiğini biliyorum. Ama.." diyen Deniz ekledi. "Ben babam seni sevsin istiyorum anne."
Cemre’nin parmakları direksiyonun üzerinde sıkılırken derin bir nefes aldı.
Artık beni yakar onun elleri
Şimdi uzaklarda mutluluğunu izlerim
Bir daha sevemem seni
"Deniz'cim babanla ben birbirimizi sevmesek buluşur muyduk sence?" diyen Cemre dikiz aynasından kızına baktı.
"Ama öyle değil." diyen Deniz ekledi. "Siz şimdi arkadaşsınız ben anne ve baba olmanızı istiyorum."
"O nasıl bi cümle ya?" diyen Cemre gülerken konuştu. "Annen ve baban değil miyiz zaten?"
"Öylesiniz ama.." diyen Deniz önündeki kemerle oynarken konuştu. "Mesela Hale'nin anne ve babası gibi el ele tutuşmuyorsunuz."
"Çünkü biz b-"
"Biliyorum boşandınız." diyen Deniz ekledi. "Ama üzülüyorsun anne. Ben görüyorum."
Cemre dikiz aynasından gözlerini birleştirdi. "Yanlış görüyorsun küçük hanım." dediğinde gözlerinden hüzün okunuyordu ama gülümsedi. "Çok mutluyum ben."
"Tamam." diyen Deniz mırıldandı. "Ama babama yine de küsüm." dedi ve kollarını göğsünde birleştirdi.
"Bebeğim babanın arkadaşı olabilir. Neden böyle yapıyorsun?" diyen Cemre kendi söylediği şeyi garipsiyordu. İnsanın anne olması bu demekti demek ki. "Bu onu kötü biri yapmaz."
Deniz alt dudağını büzdü. "Ben kötü biri miyim o zaman?" dediğinde annesine baktı. "Ben kıskandım çünkü."
Cemre bir anda arabayı sağa çekti. Motorun sesi azalıp durduğunda arkaya döndü ve elini Deniz'in küçük elinin üzerine koydu.
“Sen dünyanın en iyi kızısın.” dedi yavaşça. “Kıskanırsın, kızarsın, üzülürsün… bunların hepsi normal.” Sonra elini uzatıp Deniz’in yanağını okşadı. "Ama unutma ki babanın da benim de senden daha kıymetli hiçbir şeyimiz veya hiç kimsemiz yok."
O sırada Deniz annesinin elini tuttu. Küçük avucunun sıcaklığı Cemre’yi anında sarıp sarmaladı.
“Ben sizi barıştırabilir miyim?”
Cemre bu kez gülümsedi. "Bizi barıştırmak senin görevin değil kızım."
Deniz bu sözle hafifçe tebessüm etti.
“Ben yine de isterim… çünkü babam seni görünce hep güzel bakıyor.”
Cemre bununla afalladı. Kaşları çatılırken sordu. "Güzel mi bakıyor?"
Deniz hemen başını salladı.
“Evet. Sen gülünce o da gülüyor. Bilmeden." dedikten sonra ekledi. "Hep öyle. Ama sen bakmıyorsun ki anne… O yüzden görmüyorsun.”
Cemre kaşlarını kaldırırken önüne döndü ve arabayı çalıştırırken konuştu. "Sen çok konuşmaya başladın bu ara."
Deniz kıkırdadı. "Büyüdüm ben."
"Hadi ya." diyen Cemre gülerken yola döndü.
***
Cemre kurduğu alarmı kapatırken başını kaldırıp saate baktığında saat sekizdi. Ertelediği üç alarmının daha olduğunu anlayıp hızla yatağından kalktı ve Deniz'in odasına doğru ilerledi.
Yatağın yanıbaşına oturup kızının yastığa dökülen saçlarını okşadı. Sonra usulca eğilip alnına bir öpücük kondurdu.
"Günaydın prenseees." diye fısıldadığında Deniz gözlerini kırpıştırarak uyandı.
"Günaydın annecim." dedi gülümseyerek ve yavaşça doğruldu.
"Hadi kalk elini yüzünü yıka bende sana hızlıca bir şeyler hazırlayayım yolda yaparsın kahvaltını baya geç kalmışız çünkü." diyen Cemre kapıdan çıkıp mutfağa yöneleceği sırada kapının çalışıyla duraksadı. Kaşları çatılırken kapıyı açtı. Kapıda gördüğü Berk'le gözlerini kıstı. "Berk?" dediğinde Berk gülümsedi.
"Günaydın." dediğinde ekledi. "Deniz uyandı mı?"
"Evet." diyen Cemre Berk'in yüzüne bakarken Berk sordu.
"Girebilir miyim?"
Cemre kendine gelir gibi başını sallayarak kenara çekildi. "Tabi tabi. Şey ben yeni uyandım da bir an idrak edemedim. Kusura bakma."
Berk içeri girerken elindeki poşetleri gördü. Lavabodan çıkan Deniz'le Berk ona doğru kollarını açarken eğildi. "Günaydın dünyanın en güzel kızı." dediğinde Deniz bir an babasını süzerken sonra dayanamadı ve koşarak onun kollarına atladı ellerini boynuna sardı. Berk'te sıkıca ona sarılırken saçlarının kokusunu içine çekti.
"Günaydın baba." diyen Deniz ondan ayrılırken yanağına bir öpücük kondurdu. "Çok erken niye uyandın ki?"
Berk alt dudağını büzerken kızının saçlarını arkaya doğru itti ve konuştu. "Dün akşam iyi geceler öpücüğümü alamayınca uyuyamadım. Benim kalbim bir sıkış bir sıkış." dediğinde abartarak ekledi. "Sonra doktora gittim doktor dedi bunun bir ilacı var."
"Neymiş?" dedi Deniz kaşlarını kaldırırken.
"Sen tabi ki." diyen Berk kızının yanağına bir öpücük kondururken Deniz kıkırdadı.
"Baba ya. Çok komiksin."
Cemre onlara gülümseyerek bakarken konuştu. "O zaman babana sonra gülüyorsun Deniz'cim çünkü artık gerçekten çıkmamız lazım." dediğinde tam mutfağa yöneliyordu ki Berk ona seslendi.
"Ben hazırladım Deniz'e bir şeyler." dediğinde Cemre kaşlarını kaldırırken Berk kenara bıraktığı poşetlerden bir beslenme çantası çıkardı.
Cemre'nin gözleri Berk'i bulurken konuştu. "Çok teşekkürler." dediğinde odasına yöneldi. "O zaman ben hazırlanıp geliyorum." diyen Cemre kapıyı kapatırken Deniz gülümsedi.
"Şey gibi olduk." dedi babasına dönerken. "Aile gibi.."
Berk'in gülümsemesi yüzünde asılı kalırken ayağa kalktı ve gözlerini evde gezdirdi. Komidinin üzerinde Cemre ve Deniz'in birlikte çekilmiş bir sürü fotoğrafı çerçeveletilmişti.
Duvarlarda Cemre ve Deniz'in boyalarla yaptıkları el izleri vardı. Yüzüne buruk bir tebessüm yerleşti.
Cemre ellerini karnına koyarken Berk'e döndü. "Berk." dediğinde Berk gülümserken ona baktı. "Sence kız mı erkek mi?" dediğinde Berk konuştu.
"Kız. Kesinlikle kız. Yüzde bi milyon kız." diyen Berk'le Cemre kıkırdarken konuştu.
"Bence de kız." dediğinde karnını okşadı. "Hele bir gelsin ben onunla neler yapıcam. Tüm evi onunla tasarlayacağım. Her yerde el izlerimiz falan olucak."
Deniz sırt çantasını omzuna alırken babasının dalgınlığını fark etti. “Baba?” dedi usulca.
Berk hemen gülümsedi. “Efendim prenses?”
“Sen… niye öyle bakıyorsun duvarlara?”
Berk bir an ne diyeceğini bilemedi. “Çünkü çok güzel olmuşlar.” dedi sonunda. “Siz ikiniz… çok güzel bir iş çıkarmışsınız.”
"Her yerimiz boya olmuştu." dedi Deniz gülerken.
"Hadi çıkalım." diyen Cemre'nin sesiyle ikisi de ona dönerken Berk'in gözleri Cemre'nin yüzünde gezindi.
Deniz kapıyı açarken önden çıkan Berk'in arkasından Cemre konuştu. "Ben bırakırım okula."
"Veli toplantısı yok mu bugün?" diye soran Berk'le afalladı.
"Ben katılırım."
"Yok bende geleceğim." diyen Berk'le arabasının anahtarına basarken konuştu.
"Peki ama Deniz benimle geliyor çünkü sen puseti kaldırmışsın."
"Ama annee-"
Cemre arabaya ilerlerken konuştu. "İtiraz istemiyorum."
Deniz oflayarak arabaya ilerlerken Berk arabaya binen Cemre'yi izlerken gülümsemeden edemedi.
Okulda indiklerinde Berk yanlarına gelirken Deniz gülümseyerek ikisine baktı. "Toplantıda yan yana oturacaksınız değil mi?" dediğinde Cemre onun kolundaki çantasını düzeltirken konuştu.
"Can ve Hale şurada sen onların yanına hadi bakalım." dediğinde Deniz onlara dönüp öpücük atarken onlar da aynı şeyi yaptılar. Deniz arkasını döndüğünde ise birbirlerine bakmadan okula doğru ilerlemeye başladılar.
"Nasılsın?" dedi Berk bu sessizlikten rahatsız olarak.
"İyiyim. Yetişmem gereken bir toplantım var onun dışında iyiyim."
"Git istersen." diyen Berk'le Cemre duraksarken ona döndü.
"Kızımın toplantısından önemli değ-" çalan telefonuyla burnundan sıkıntılı bir nefes verirken Berk onu izledi. "Efendim Doruk?" diyen Cemre'nin sesi sıkılmış çıkıyordu. "Geleceğim dedim ya ölür müsün biraz idare etsen? Tamam görüşürüz." Cemre oflayarak telefonu cebine atarken okula doğru ilerledi.
Berk'te peşinden ilerlerken toplantı salonuna girdiklerinde toplantı başlamak üzereydi.
Deniz'in sınıf öğretmeni onları görürken gülümseyerek yanlarına geldi. "Berk Bey." dediğinde Berk ile tokalaştıktan sonra Cemre'ye dönerek "Cemre Hanım." dediğinde onunla da tokalaştı. "Hoşgeldiniz öncelikle. İkinizin de gelmesi çok güzel oldu çünkü sizinle ayrıca konuşmam gerekiyor. Toplantıdan önce konuşsak sizi toplantıya tutmasam kabul eder misiniz?" dediğinde Cemre kaşlarını kaldırdı.
"Bir sorun mu var?"
"Yok." diyen öğretmen eliyle köşeyi gösterirken konuştu. "Şöyle geçelim." dediğinde oraya ilerlediler. "Öncelikle ben ikinizin de ne kadar iyi ebeveynler olduğunu görüyorum ve gözlemliyorum. Çok ilgilisiniz Deniz'e. Aslında bunun için sizinle bu kadar rahat konuşabiliyorum çünkü bugünki toplantı sebebimiz bir kampa gideceğimiz olacaktı. Ve bu bir aile kampı." dediğinde ekledi. "Yani anne baba ve çocuk olarak katılım sağlanıyor. Ve herkes böyle katılıyor. Yani elbette siz daha iyi bilirsiniz ama ben Deniz'de son zamanlarda bu aile kavramının eksikliğini özlemini biraz daha fazla hissediyorum. O yüzden bu kampa üçünüzün katılmasını rica edecektim." dediğinde Cemre yavaşça Berk'e döndükten sonra öğretmene döndü.
Berk ise direkt konuştu. "Katılırız hocam." dediğinde Cemre'ye bakarken Cemre'de bununla başını salladı.
"Katılırız." dediğinde öğretmen gülümserken konuştu.
"Çok teşekkür ediyorum. Kamp yarın olacak. Kendi araçlarınızla gelebilirsiniz ben konum bilgilerini ve saatini sizinle paylaşacağım. Şimdi toplantıya yetişmem gerekiyor. İyi günler."
"İyi günler." diyen Cemre kapıya yönelirken Berk'te arkasından ilerledi. Bahçeye çıktıklarında onlara hızla koşan Deniz'e dönen Cemre ona seslendi. "Koşma düşeceksin."
"Ne oldu?" diyen Deniz'le Berk gülümsedi.
"Aile kampı etkinliği varmış." diyen Berk'le Deniz annesine döndü.
"Sen ve dayımla mı gideceğim?" dediğinde Cemre başını iki yana salladı.
"Ben ve annenle gideceksin." diyen Berk'le Deniz gözlerini kocaman açtı ve gülümserken konuştu.
"Yaşasııınn!"
Yorumlar
Yorum Gönder