50.Bölüm: Veda
-burada olmadı belki başka hayatta...
---
Göz kapaklarım bana gereğinden ağır gelirken sırtımda hissettiğim acı ve başımdaki ağrıyla yüzümü buruşturduğumu hissettim. Evet sadece hissettim. Ya da bunu öncekiler gibi hayal mi ettim bilmiyorum.
Kulağıma dolan mekanik ses ve ağzımda hissetiğim maskeyle anladım bir hastanede olduğumu.
Göğsümdeki baskı, kolumdaki iğne, nefesimin yarıda kesilişleri ve elimdeki baskı. Benim elimin aksine sıcaktı bu baskı.
Sonra bir ses duydum çok uzaktan, sanki suyun altından geliyormuş gibi.
"Bora Bey beni duyuyor musunuz?"
Göz kapaklarımı zar zor kaldırırken titrediklerini hissettim. Gözlerimi açar açmaz gözlerime vuran ışık gözlerimi kıprıştırmama sebep oldu.
"Bora Bey beni duyuyorsanız başınızı sallar mısınız?"
Başım… sanki kurşun doldurmuşlardı. Yine de elimden geleni yaptım; küçük acılı bir onay hareketi. Dudaklarım kurumuştu konuşmak istediğimde sadece boğuk bir hırıltı çıktı.
"Kendinizi zorlamayın. Bir kaç saate konuşmanız daha kolay bir hâl alacaktır." dediğinde yüzüme tekrar ışığı tuttu. Gözüm kısılırken o beyazlıkta beynimde bir an canlandı.
Beliz'in eli avuçlarımın içindeydi. Koşuyorduk. Birilerinden kaçar gibiydik. Sonra bir ses duyuldu. Kulağımda bir çınlama tüm sesleri durdururken Beliz'in eli avcumun içinden kaydı gitti.
"Elinizi sıkmayın Bora Bey." diyen hemşire gözümden ışığı çekerken elimin yumruk şeklini aldığını yeni hissedebildim. Yavaşça avcum gevşedi. Yutkunmaya çalıştım ama boğazımdaki acı ile gözlerimi sıkıp geri açmak dışında bir şey yapamadım.
"Şimdi gözünüze tuttuğum ışığı gözlerinizle takip etmenizi istiyorum." diyen hemşire gözüme bir kez daha o ışığı tuttu.
Yere düştüğümde sırtımdaki acı ile sonum gelmiş gibi hissetmiştim. Başım yavaşça sola dönerken yüzüstü yere düşmüş olan Beliz'i gördüm. Sonrası karanlıktı... Uçsuz bucaksız.
"Çok güzel. Bilinciniz sonunda yerine geldi." diyen hemşire gözümdeki ışığı söndürdü. Şimdi sol elinizi kaldırmanızı isteyeceğim. Sol elim bana ağır gelirken zar zor havaya kalktığında doktor elindeki deftere bir şeyler işaretledi ve aynı şeyi sağ elim için de yapmamı istedi. Onunla da bir şeyler işaretledikten sonra konuştu. "Doktor beyi çağıracağım. Sonra normal odaya geçebiliriz." dediğinde onay verir gibi gözlerimi kırpıştırdım.
Hemşire tam arkasını döndüğü sırada boğazımı içimdeki güdüyle zorlayarak bana bile yabancı gelen sesim çıktı. "Beliz?.. Nasıl?"
Hemşire bana dönerken gülümsedi. "Beliz Hanım taburcu oldu."
Derin bir nefes verecekken nefesimin bana yetmediğini hissettim. İki kelime etmeme rağmen nefesim bana yetmemişti.
Hemşire odadan çıkarken nefeslerimi düzenlemek için uğraştım.
Gözlerim yavaşça tekrar karardı.
YAZAR'DAN
Berk'in telefonu çalarken Berk ekrandaki isimle endişeyle yutkundu.
Doktor Sinem Hanım.
Berk telefonu korku ve telaşla karışık açtı.
"Merhaba Berk Bey."
"Merhaba." diyen Berk ekledi. "Bir şey mi oldu?"
"Aslına bakarsanız evet." diyen doktor ekledi. "Bora Bey uyandı."
"Ne?" diyen Berk'in yüzüne kocaman bir gülümseme yerleşirken Ege ve Çağrı merakla ona döndü. "Biz geliyoruz hemen. Teşekkürler." diyerek telefonu kapattığında Çağrı merakla sordu.
"Nolmuş lan?"
Berk ikisine de bakarken konuştu. "Bora uyanmış."
"Oha." diyen Çağrı sevinçle güldü. "Koçum benim be!"
İkisi de Berk'in arkasından ilerlerken karşıdan gelen Lavin onlara doğru seslendi.
"Berk!" Berk hızlı adımlarını bir an yavaşlatarak ona döndüğünde Lavin ekledi. "Bora'dan haber var mı?"
Berk tam gülümseyerek ağzını açmıştı ki Çağrı'nın ağzına kapanan eliyle duraksadı ve kaşları çatıldı.
"Uyanmış." diyen Çağrı ile Lavin tereddütle Ege'ye döndüğünde Ege başını sallarken Çağrı elini Berk'in ağzından çekerken sitemle konuştu. "Bu kız bana gıcık oluyor. Hiçbir sözüme inanmıyor."
"Bende geliyim mi sizinle?" diyen Lavin'le Berk konuştu.
"Hadi gidelim hemen."
Onlar arabaya binerken Cemre taşınan sedyeyle heyecanla ayağa kalktığında Bora'nın gözleri hafif aralıktı. Zar zor açık tutmaya çalıştığı belliydi.
Cemre sedyenin yanına giderken elini Bora'nın elinin üzerine koyarak konuştu. "Bora. Burdayım ben."
Bora konuşmadı. Ama dudaklarına yerleşen tebessüm bile yetti Cemre'nin gözünden bir damla yaşın akmasına. Bu kez mutluluktan ağlıyordu.
Sedye normal odaya doğru ilerlerken Cemre onun arkasından gülümseyerek bakakaldı bir süre. Sonra arkasından duyduğu Çağrı'nın sesiyle o tarafa döndü.
Çağrı koşarak Cemre'ye sarıldığında konuştu. "Yine mi ağlıyorsun sen?"
Cemre gülümseyerek konuştu. "Bu kez mutluluktan."
Çağrı gülerken Cemre'den ayrıldı ve konuştu. "Gözünde yaş kalmadı kızın. Her duyguda ağlıyor."
Ege oflayarak onu iterken Cemre'ye sarıldı. "Geçmiş olsun."
Ege'den sonra Lavin'de Cemre'ye sarıldıktan sonra Lavin Cemre ve Berk'e bir an bakarken Berk'in bakışlarındaki tereddüdü fark etti ve Ege ve Çağrı'ya dönerek konuştu.
"Hadi biz oda numarasını öğrenip gelelim."
Ege Lavin'le yürümeye başlarken Çağrı konuştu. "Siz öğrenip gelin haber edersiniz."
Lavin ona dönerken konuştu. "Hayır sen de gel."
"Niye bensiz yapamıyor musunuz?"
"Çağrı!" diyen Lavin ona gözlerini büyütürken Çağrı omuz silkti.
"Hâlâ itiraf etmedin."
Lavin sıkıntılı bir nefes verirken yüzüne zoraki bir gülümseme yerleştirdi ve dişlerinin arasından konuştu. "Sensiz yapamıyoruz Çağrı."
Çağrı Berk ve Cemre'ye gülümseyerek dönerken konuştu. "Çok ısrar ettiler ben bir gideyim."
"Yemin ederim dayaklık bu çocuk." diye mırıldanan Ege elini Çağrı'nın omzuna atarken oradan uzaklaştılar.
Berk Cemre'ye dönerken gülümsediğinde Cemre gülümseyerek konuştu. "Uyandı."
Berk kollarını iki yana açarken Cemre tereddüt etmeden ona sarıldı. Berk çalan telefonuyla bu sarılmayı kısa tutmak zorunda kalırken Gece'nin aradığını görerek telefonu açtı.
"Alo bende seni arayacaktım tam Gece."
Gece merakla sordu. "Noldu?"
"Bora uyandı." sonra bir an duraksarken ekledi. "Beliz'e haber verirsin ben aramayayım şimdi. Hastanedeyiz."
"Çok sevindim." diyen Gece ekledi. "Ben şey diyecektim... Sabah Beliz'in söylediklerini-"
"Takmıyorum." diyen Berk ekledi. "Sağol."
Telefonu kapattığında Cemre ona dönerken sordu.
"Beliz'e neden kendin haber vermedin?"
Berk'in gözlerine çöken hüznü görmüştü. "Böylesi daha iyi." dediğinde konuyu değiştirmek için ekledi. "Hadi gel doktorla konuşalım."
Cemre başını sallayarak onunla doktorun odasına ilerlerken kapıyı tıklatıp içeri girdiklerinde doktor onlardan oturmalarını istediğini belirten bir hareket yaptı.
"Gözümüz aydın." diyen doktor yüzündeki kocaman gülümsemesiyle konuşmuştu. "Sizi mutlu görmek çok güzel." dediğinde Cemre konuştu.
"Teşekkürler her şey için."
"Görevimiz." diyen doktor ekledi. "Bora uyandı. Hayati tehlikemiz kalkmış yaptığımız testlere göre. Ama.." diyen doktor bir an duraksayıp ikisine baktı. "Kalıcı ya da geçici olduğunu bilmediğimiz bir hasara rastladık. Kalıcı mı geçici mi olduğunu bize zaman gösterecek ancak biz geçici olduğunu düşünüyoruz ve Bora'ya da geçici olduğunu söyleyeceğiz. Hem moral bakımından hem de o ihtimale daha yakın olduğumuzdan."
Cemre'nin kaşları çatılırken sordu. "Nedir?"
"Kurşun biliyorsunuz ki akciğerlerine çok yakın bir bölgeye kadar ilerlemişti. Bu darbe bir travma yaratmış vücutta ve akciğerin faaliyetini düşürmüş. Nefes darlıkları, fazla hareket edememe gibi septomlar görebiliriz. Ki Bora ilk uyandığında konuşurken bile nefes nefese kaldı. Bu tabi ki ilk uyandığı an olduğu için olabilir ama bizim yine de dikkat etmemiz önemli."
"Ne yapmamız gerekiyor?" diyen Berk'le doktor konuştu.
"Size bir şey düşmüyor. Sadece fazla efor sarf etmemeli. Şimdi odasına geçebilirsiniz." diyen doktorla Cemre ve Berk odadan çıkarken koridorda ilerlediler. Bora'nın odasının numarasını mesaj atan Çağrı'nın mesajıyla oraya doğru ilerlediklerinde Cemre kapıda duraksadı.
"Noldu?" diyen Berk'e döndüğünde cebinden telefonunu çıkardı Cemre.
"Şeye haber vereyim.." dediğinde duraksadı ve gözleri birleşti. "Babasına." derken sesi titremişti.
"Ben haber vereyim istersen."
"Yok ben veririm." diyen Cemre Berk'in endişeli bakışlarına gülümseyerek cevap verdi. "Kaçarak hiçbir yere varamayacağım sonuçta."
Berk ona gülümserken Cemre ondan biraz uzaklaştı ve telefonunu açıp numaraya tıklarken titrek bir nefes verdi.
"Alo kızım?" diyen Haluk'un sesi şaşkındı. "Bir şey mi oldu?" dedi sonra sesine endişe karışırken.
"Evet." diyen Cemre ekledi. "Bora uyandı."
"Ne?" diyen Haluk'un sesindeki sevinç belli oluyordu. "Hemen geliyorum." diyen Haluk'la Cemre başını sallayarak telefonu kapatırken arkasına döndü ve Berk'le beraber Bora'nın odasına doğru ilerledi.
"Hep birlikte girebilirmişiz ama biz seni bekledik." diyen Çağrı Cemre'ye doğru konuşurken Ege burnundan gülerek alayla konuştu.
"Çok büyük marifet ordan Çağrı'ya bir ödül."
"Oğlum-" diye Ege'ye dönen Çağrı'yla Berk sözlerini kesti.
"Şşş içeri giriyoruz."
"Tamam." diyen Çağrı ve Ege aynı anda fısıldarken Cemre yavaşça kapıyı açıp içeri girdiğinde Bora'nın tamamen uyandığını gördüler.
"Aslan parçası be." diye fısıldayan Çağrı içeri girerken Lavin önüne gerilen Çağrı'yı hafifçe ittirirken öne doğru ilerledi ve fısıldadı.
"Ya bi çekilsene önümden."
"Kızım bi rahat dur Bora uyanmış zaten."
Berk yatağın yanındaki pencerenin oraya geçerken Çağrı Bora'ya gülümseyerek fısıldadı. "Geçmiş olsun."
Bora ona şaşkın bir şekilde bakarken bir nefes verip nefesini toparladı ve fısıldayarak konuştu. "Niye fısıldıyorsunuz?"
Cemre'nin yüzüne bununla bir gülümseme yerleşirken Çağrı konuştu.
"Berk'in psikolojik baskısı yüzünden oldu herhalde."
Berk ona sırıtırken alayla konuştu. "Hemen de mağdur edebiyatı hemen."
"İyi misin?" diyen Cemre Bora'nın yatağına yavaşça otururken Bora başını salladı.
"İyiyim." diyen Bora yutkunurken ekledi. "Ama şu yatağı biraz kaldırsak otursam hiç fena olmaz." cümlenin sonunda durup soluklanması gerekirken yüzünü buruşturdu.
Cemre onun yanından kalkarken yatağın diğer tarafına geçerek yatağı kaldırdığında komidinin başındaki suyu eline alırken konuştu. "Önce doktora sorm-"
Kapının hızla açılışı ile herkesin dikkati kapıya kayarken kapıdan giren Beliz bir anlık duraksadı. Sonra kendine gelir gibi hızla Bora'ya ilerledi ve kimsenin beklemediği bir şeyi yaparak ona sarıldı.
Çağrı sırıtmaya başlarken çaktırmadan Berk'e baktı ve yavaşça arka cebinden telefonunu çıkarıp onların fotoğrafını çekti.
Ege ona doğru eğilerek konuştu. "Harbi ruh hastasısın biliyorsun dimi?"
Çağrı ona yalandan gülümserken fısıldadı. "Biliyorum."
Bora'ya sarılan Beliz ondan yavaşça ayrılırken konuştu. "Çok geçmiş olsun." Bora afallamış bir şekilde ona bakarken konuştu.
"Sana da."
Beliz bununla gülümserken gözleri Bora'nın yüzünde gezindi. "Teşekkürler." dediğinde kendine gelir gibi ayağa kalkarken kapıdan giren Gece Cemre'ye doğru konuştu.
"Su içebilirmiş. Sordum doktora."
Cemre şişeyi Bora'ya uzatırken Beliz'in gözleri istemsizce Berk'e kayarken Berk alar topar ondan gözlerini kaçırdı ve hareketlenirken konuştu.
"Ben bi aşağı gidip geleyim." dediğinde Bora'ya döndü ve göz kırptı. "Sana sürprizimiz var."
Çağrı ona dönerken konuştu. "Çocuğun ayarlarıyla oynama şimdi kalp krizi geçirip geri komaya girerse görürsün."
"Düzgün konuş lan." diyen Berk kapıdan çıkarken Beliz yutkundu. Gece ona doğru eğilerek fısıldadı.
"Git bence."
Beliz bununla başını sallarken kapıdan hızla çıktı ve Berk'in peşinden koşarken ona doğru seslendi. "Berk." Berk duymasına rağmen adımlarını hızlandırdığında Beliz koşarak ona yetişti ve kolundan tuttu. "Berk!"
Berk ona dönerken başını iki yana salladı. "Ne var?"
"Özür dilerim." diyen Beliz ekledi. "Sabah için."
Berk ona dönerken gözlerindeki kırgınlık çok net okunuyordu. "Sorun değil mi dememi bekliyorsun şimdi?" diyen Berk'le Beliz dudaklarını aralarken Berk ona izin vermeden konuştu. "Bazı özürlerin sorun ortadan kalkınca pek bir önemi kalmıyor bence." diyen Berk arkasını dönüp giderken Beliz dudaklarını birbirine bastırdı ve arkasından bakakaldı.
"Çok korkuttun bizi." diyen Çağrı Bora'nın yanına giderken konuştu. "Oğlum birbirinizi seviyorsunuz dedim de ölüme de gidin demedim."
Cemre ona yan yan bakarken Bora konuştu. "Beni geri uyutamıyor musunuz ya? Çekemeyeceğim bunu?"
"Doymadın mı lan uykuya?" diyen Çağrı sırıtırken Beliz odaya girdi ve Bora ile gözleri birleşti. Bora bununla konuştu.
"Sen nasıl oldun?"
Beliz kaşlarını kaldırırken gülümsedi. "Ben senden dayanıklı çıktım." dediğinde Bora sırıttı.
"Hadi be!" dediğinde ellerini üzülür gibi birbirine çarptı. "Burda kaybettim."
"Aşkta kazanırsın." diyen Çağrı ile ikisi birden çıkıştı.
"Çağrı!"
Çağrı sırıtıp gözlerini kapatırken konuştu. "Şu tınıyı bile özlemişim."
"Berk nereye gitti?" diyen Bora ile Cemre gülümseyerek konuştu.
"Sürpriz dedik ya."
Bora ona göz devirirken Cemre kıkırdayıp onun yanağına bir öpücük kondurdu.
Kapı açılırken önden Berk girdi Bora bununla konuştu. "Ne bu kadar gizem yarattığınız sürpri-"
Berk'in arkasından giren annesiyle gözleri birleşirken annesi gülümseyerek yanına geldiğinde hızla Bora'ya sarıldı.
"Oğlum."
Bora'nın gözleri bununla yavaşça dolarken kollarını annesine sardı.
Kimse Bora'yı böyle görmeye alışık değildi. O yüzden hepsi gözlerini kaçırırken Beliz kaçırmadı. Yüzüne bir tebessüm yayıldı onlara bakarken.
''Anneme çok benziyorsun.'' dedi Berk gözleri yerde takılı kalırken. Gözleri buğulanmış dudaklarında küçük bir tebessümle.
Beliz ''Gerçekten mi?'' dediğinde Berk ona dönerken Beliz ekledi. ''Yani benziyor muyum? Ben bilmiyorum çünkü de.'' Berk onun gözlerinin içine bakarken konuştu.
"Gözlerin... bazen onun gibi parlıyor." dedi. "Özellikle bir şeye kızarken ama yine de kırmak istemezken." gülümsedi hafifçe. "Bir de... haklı olduğunda haklı olduğunu bağırasın geliyor ama sessiz kalmayı seçiyorsun ya... annem de öyleydi."
Beliz başını eğdi. Gözünden bir damla yaş süzüldü. ''Bazen çok acıtıyor.'' dediğinde yanağına süzülen yaşı sildi. ''Onu hiç tanıyamamış olmam. Sanki elimden her şey çalınmış gibi."
Onun da gözleri yavaşça buğulanırken Berk'in üzerine kaydı bakışları. Camdan dışarıyı izliyordu düşüncelerle.
Kapı tıklayıp açılırken elinde balonlarla içeriye giren Devin gülümserken konuştu.
"Geçmiş olsuun." dediğinde önce Beliz'e sarıldı sonra Bora'ya döndü ve konuştu. "Siz o gün bana balon getirememişsiniz." dediğinde elindeki balonları gösterdi. "Ama ben size getirdim."
Bora bıkkın bir nefes verirken konuştu. "Allah aşkına bana balon deme."
"Geçmiş olsun." diyen Çınar'ın ardından sınıftaki herkes girerken Çağrı göz devirerek konuştu.
"Hadi gelelim cenaze namazına." dediğinde ekledi. "Ya oğlum bu çocuğun ciğeri zaten zar zor çalışıyor oksijen kalmayacak odada yahu."
"Sen sus la bebe." diyen Arap'a yan yan bakarken Ege konuştu.
"Sakin ol küçük enişte."
"Küçük enişte demişken Hazal nerede?" diyen Çağrı ile Berk kahkaha atarken konuştu.
"Sen sevgilini niye küçük enişte diyince hatırlıyorsun oğlum?"
"Hayvan." dedi Ege'de Berk'e katılarak.
Hazal önündeki Ali'den dolayı görünmediği için Ali'nin arkasından çıkıp Çağrı'nın yanına yöneldiğinde Zeyno gülerek konuştu.
"Yani çok yanlış bir tespitte değil. Gayet küçük bence."
Hazal ona dönerken gözlerini kıstı. "Sen çok mu uzunsun sanki kızım?"
"Yaaaani.." dedi Ege. Sonra Hazal'ın öldürücü bakışlarıyla ekledi. "Bir kaç santim."
"Ne zaman taburcu oluyor?" diyen Şebnem ile Cemre konuştu.
"Şimdi olabilirmiş hemşire gelip serumunu çıkaracak."
"İyi." diyen Şebnem Cemre'nin yüzüne bakmadan Bora'ya döndü. "Saat üçte uçağımız var ona yetişelim."
Bora'nın yüzü şaşkınlıkla gerilirken Cemre kaşlarını çatarak Şebnem'e döndü. "Ne uçağı?"
Şebnem başını dik tutarak ona döndü ve konuştu. "Amerika uçağı."
"Bu kadar erken gitmenizi beklemiyorduk Şebnem Hanım." diyen Cemre ekledi. "Önce bir Bora iyileşseydi."
"İyileşecek. Çünkü o da benimle geliyor."
"Ne?" diyen Bora ile Şebnem başını salladı.
"İkimize bilet aldım haberi ilk aldığımda."
Cemre'nin kaşları çatılırken konuştu. "Siz böyle bir kararı tek başınıza alamazsınız yalnız."
"Efendim?" diyen Şebnem başını iki yana salladı.
"Bora kararlarını kendi verebilecek yaşta." diyen Cemre ekledi. "Sordunuz mu ki ona gitmek istiyor muymuş?"
"Sormadım." diyen Şebnem ekledi. "Bora'da buraya gelirken bana sormadı. Bende ona bir şey söylemedim."
"Şebnem Teyze-"
"Aren." diyen Şebnem Aren'in sözünü kestiğinde konuştu. "Kararım kesin."
"Kararım?" dedi Bora tereddüt dolu bir sesle kaşları çatılırken. "Benim kararım ne olacak?"
"Ben senin için en doğru kararı verdim zaten." diyen Şebnem'le Beliz'in kaşları havaya kalkarken eli yumruk şeklini almıştı istemsizce. Bora'nın annesine karşı gelmeyeceğini biliyordu. Ama görüyordu yapmak istediğini.
Eğer kalırsa bir şansları olur muydu? Yoksa gidecek miydi? O an içinden kendine kızmakla meşguldu. Üç aydır bu duygularını söyleyememişken şimdi nasıl gitmesini engelleyebilirdi?
Ya da Bora onun için yaşanmamış bir ihtimal olarak mı kalacaktı?
"Anne.." diyen Bora'nın sesiyle Şebnem ina döndü. Bora ekledi. "Ben gitmek istemiyorum."
Cemre'nin başı sanki Şebnem'e meydan okur gibi havalandı.
"Biz çıkalım." diyen Ali'yle herkes çıkarken Ege Çağrı'yı çekiştiriyordu.
"Ya gelsene oğlum."
Çağrı oflayarak onun peşinden giderken öndeki Beliz'e seslendi.
"Beliz bir şey yap."
Kapının önüne çıktıklarında Beliz sordu. Ne yapayım Çağrı?"
"Çocuk gidiyor?" dedi Çağrı kafasını ellerinin arasına alırken. "Benim sizinle ilgili kurduğum hayaller ne olacak?"
Berk dudağını dişlerken konuştu. "Çağrı elimde kalacaksın sırası değil."
"Abilik damarının tutmasının sırası değil Berk." diyen Çağrı'yla Ege gülmesini tutmak için dudaklarını birbirine bastırırken Çağrı'nın kurduğu diğer cümleyle kahkahayı bastı. "Yeterince sıkıntımız var dikkatimizi sana veremeyiz."
"Çağrı." diyen Lavin dişlerinin arasından konuşurken ekledi. "Cıvıma kalacaksın elinde."
Çağrı onlara göz devirip kulağını kapıya yasladığında duyabildiği bir ses yoktu.
"Ses yalıtımını çok iyi yapmışlar maalesef."
Odadaki sessizliği bozan ise Aren'in sesiydi.
"Bende çıkayım siz aile olarak şey ya-"
"Aren." diyen Bora'nın sesiyle duraksadı. "Çıkma."
Aren bununla başını sallarken Şebnem Bora'ya döndü. "Burada kalıp başına daha çok şey gelmesini mi bekleyeceksin?"
"Başıma gelenler burada olduğum için gelmedi başıma anne." diyen Bora bir nefes verdikten sonra ekledi. "Ve benim hayatım hakkında benimle konuşmadan karar veremezsin."
Şebnem’in sesi sertleşti. "Ben senin annenim."
"Ben senin oğlunum." dedi Bora. "Ama artık çocuk değilim."
Şebnem'in yüzü şaşkınlıkla gerildi. "Bora." dedi sesi yumuşarken. "Sen burada kalırsan seni kaybetme korkusu ile yaşayacağım. Gelmek zorundasın."
"Benim evim burası artık anne." diyen Bora ile Cemre'nin yüzüne küçük bir tebessüm yerleşirken gözleri buğulandı.
"Abiler kardeşlerini hep korurlar çünkü." diyen Bora'yla Cemre konuştu.
"Öz abiler canım onlar. İki güne gideceksin iki gün önce gelmişsin abi dememi bekliyorsun."
Bora bununla kaşlarını kaldırdı. "Ben babam değilim."
Cemre bununla gözlerini ondan kaçırdı. "Ne fark eder?" başını ona doğru dikip ekledi. "Gitmeyecek misin?"
Bora gülümsedi. "Gitmeyeceğim." dediğinde sırıttı. "Abicim." Sonra merdivenlerden inmeye başladı. Merdivenlerden indiğinde arkasından bakan Cemre'ye dönerek alayla konuştu. "Şuan spora gidiyorum fazla sevinme."
Kapının açılışıyla hepsinin gözleri kapıya dönerken Bora babasını görmesiyle endişeyle yutkunurken gözleri Cemre'ye kaldığında Cemre yüzündeki gülümsemeyle ona dönüp gözünü kapatıp geri açtı.
"Ben çağırdım."
"Ben kaç ay komada kaldım ya." diyen Bora'ya Aren gülerken Haluk ona sarılırken gülerek konuştu.
"İyi dinlendin eşek sıpası."
Cemre derin bir nefes alırken konuştu. "Ben bi dışardakilere bakayım."
Cemre kapıdan çıkar çıkmaz rahat bir nefes vereceği sırada önüne dikilen Çağrı ve soruları ile kalakaldı.
"Ne oluyor? Bora gitti mi? Gidiyor mu? Gidecek mi? Gitmek mi istiyor?"
Berk elini onun ağzına kapatırken konuştu. "Dilini eşek arıları soksun Çağrı sus artık."
"Amiin." diyen Lavin'le Çağrı Lavin'e dönerken Lavin ona omuz silkti.
Cemre Beliz'in merak dolu bakışlarını görürken konuştu. "Bora gitmek istemiyor. Ama şimdi konuşacaklar."
"E niye çıktın kızım en heyecanlı yerinde." diyen Çağrı kapıya doğru bir adım atarken konuştu. "Senin yerine ben gireyim mi hemen?"
"Annesine de hak veriyorum.." diyen Cemre omuz silkti. "Kimse çocuğunun başının belaya girmesini istemez. Ya da o korkuyla yaşamak."
"Ama adamlar yakalandı." diyen Sarp'la Beliz'in bakışları Sarp'a dönerken gülümsedi.
"Sayende." dediğinde ekledi. "Sağol."
"Ne demek."
Çağrı'nın kaşları çatılırken Ege'ye doğru fısıldadı. "Beliz'in best friendi ben miyim değil miyim?"
"Sensin." dedi Ege onu geliştirir gibi.
"Ben bi kapının önüne çıkacağım." diyen Cemre ekledi. "Önemli bir şey olursa ararsınız."
Berk Cemre'nin peşinden giderken Cemre'nin dışarıya çıkıp gelen arabadan yemek kapılarını aldığını gördüğünde yüzündeki gülümseme büyüdü.
Cemre geriye döndüğünde Berk'i görünce kaşlarını kaldırdı.
"Sonunda bu akşam yemekhaneye gitmiyorlar he?" diyen Berk'le Cemre gülümserken başını salladı.
"Evet." dediğinde olduğu yerde duraksadı.
Berk bununla anlamamış gibi başını iki yana sallarken konuştu. "Ne oldu?"
Cemre elindeki poşetleri gözleriyle işaret ederken sordu. "Yardım etmeyecek misin?"
Berk bununla sırıtırken elindeki poşetlere uzandı ve hepsini aldı. "Ederim." diyip önden yürümeye başlarken Cemre boş kalan ellerine baktıktan sonra Berk'in peşinden yürürken konuştu.
"Havalıydı bu hareket."
Berk ona yan bakış atıp sırıtırken kıkırdadı.
Odanın kapısından giren Cemre ve Berk'le Çağrı konuştu.
"Bora iyi ki uyanmışım diyecek sonunda." dediğinde Bora kaşlarını çattı.
"Onlar ne?"
Cemre gülümserken konuştu. "Öncelikle sarma." derken çantanın içinden çıkardığı saklama kabını masaya koydu. "Sonra içli köfte." diyen Cemre saklama kabını masaya koyarken Çağrı konuştu.
"Bora'nın en sevdiği yemekler bunlar mı yani?"
"Evet." diyen Cemre ile Çağrı burun kıvırdı.
"İnanmam."
"Yemin mi edelim Çağrı?" dedi Bora yerinde doğrulurken. "Sen uzat bana sarmayı."
"Hayır!" diyen Cemre saklama kabının üzerine elini koyarken konuştu. "Tabak hazırlayacağım öyle. Hem daha bitmedi."
Bora bununla gülümserken konuştu. "Benim böyle ölüp ölüp dirilesim geliyor yalnız."
"Düzgün konuş." diyen Cemre sarma kabını alırken çantaya koyar gibi yaptı. "Geri götürürüm valla."
"Ya tamam şaka."
"Tövbe de."
Bora bununla burnundan gülerken konuştu. "Tövbe."
Haluk onları izlerken yüzünde oluşan gülümsemeye engel olamadı. Cemre saklama kaplarının hepsini çıkardıktan sonra dikkatle tabak hazırlamaya başlarken Bora ona sırıtarak bir şeyler söyleyip kızdırıyor Cemre'de ona laf yetiştirirken tabağı hazırlamaya devam ediyordu.
Nefesimi tuttum
Korkmuyorum
Bugün vazgeçmek için çok erken
Cemre tabağı Bora'ya uzatırken Ege konuştu. "Şu yemekler sonunda Bora'ya ulaştı. Bugün de yemekhaneye gitseydi çok üzülürdüm."
"Ne yemekhanesi?" dedi Bora tabağı alırken.
"Bu kız var ya bu kız." diyen Çınar Cemre'yi işaret parmağıyla gösterirken ekledi. "Sen uyurken her gün yemek yaptırıl getirdi. Uyanmadığın için de yemekhaneye verdi."
Bora Cemre'ye dönerken kolunu açtı yana doğru. "Gel kız buraya öpücem bir tane."
Cemre koşarak yanına giderken Bora ona sarılarak alnına bir öpücük kondurduğunda Haluk Şebnem'e nispet yapar gibi kaşlarıyla onları gösterdi.
Şebnem gözlerini devirirken Çağrı konuştu.
"Beliz'i de öps-" sözü Berk'in saklama kabından bir tane sarma alıp Çağrı'nın ağzına tepmesiyle yarım kalırken Çağrı cümleyi devam ettirmesi için Ege'ye döndüğünde Ege Berk'in uyarıcı bakışlarıyla karşılaşırken Çağrı'ya çaresizce gülümseyerek döndü.
"Afiyet olsun bro."
Odadan bir gülme sesi yükselirken Çağrı ağzındakini bitirmeye çalışıyordu.
Uzar mı yol giderken?
Sormuyorum
Adımlarım hep büyük kendimden
"Ayla Teyzem nerde benim asıl ya?" diyen Bora merakla yanındaki Cemre'ye dönerken Cemre'nin gözleri Haluk'u buldu ve gülümsemesi soldu.
"İlk fırsatta gelicek." dediğinde Bora sorduğu sorunun yersizliğini fark ederek konuştu.
"Ben de bir sarma yiyeyim en iyisi." dediğinde ağzına bir sarma atarken Beliz konuştu.
"Asıl kraliçe gelicek birazdan."
"Ay." diyen Hazal yüzüne elleriyle hava gönderir gibi yaparken konuştu. "Bir kişi daha gelirse nefes alamayacağım valla kim geliyor?"
Ali Vefa'lara dönerken konuştu. "Biz çıkalım en iyisi. Tekrardan geçmiş olsun Bora."
"Eyvallah." diyen Bora ile onlar çıkarken Haluk Şebnem'e döndü.
"Bizde çıkalım gençler kalsın hadi."
Şebnem başını sallarken dışarı çıktılar.
"Annen ne kadar gergin bir kadın." diyen Gece ekledi. "Bayıldım."
"Bende diyorum kime benzetiyorum." dedi Berk sırıtarak.
Gece ona gözlerini kısarken Berk güldü.
Belki çok üzülüp giderim, gelmem
Belki yağmur olup yağarım, bilmem
Hiç bitmez bu masal
Aren Cemre ve Bora'nın yanına gelirken Cemre'ye doğru konuştu. "Bize bırakmadın ya bi çekil."
Cemre ona gülerek ayağa kalkarken Aren hızla Bora'ya sarıldı. "Çok korkuttun bizi eşek sıpası." dediğinde Bora yüzünü buruşturdu.
"Eşek sıpası ne ya? Düzgün bir nickname bul en azından."
Tam o sırada kapıdan gelen sesle oraya döndüler. "Turuncu kafa." Bora kaşlarını kaldırırken gülümsedi ve kapıdaki Hanife Teyze'yi gördü. Hanife Teyze ekledi. "İyi midur turuncu kafa?"
Bora sırıtırken konuştu. "Sen bulursun da iyi olmaz mı Hanife Sultan."
Belki zoru seçmek gelir içimden
Belki hayatla yüzleştiğimden
Hiç bitmez bu masal
Ben yazar, ben yaşarım
"Şimdi herkes bir bana bakabilir mi?" diyen Devin ile herkes şaşkınlıkla ona dönerken Devin telefonunu havaya kaldırdı. "Gülümseyin."
Çağrı fotoğraf için sırıtırken aynı zamanda pozunu bozmadan konuştu. "Rolümü çaldın ama neyse."
Herkes onun cümlesine gülerken Devin fotoğrafı çekti.
Nefesimi tuttum
Korkmuyorum
Bugün vazgeçmek için çok erken
Çınar Devin'i kolunun altına alırken ona dönüp konuştu. "Zamanı geldi demek he?"
Devin başını salladı. "Evet."
"Ne zamanı? Neyin zamanı?" dedi Lavin kaşlarını çatarken.
Devin herkeste gözlerini gezdirirken konuştu. "Veda zamanı."
Alaz sabahtan beri bakmaktan kaçtığı o gözlere kilitledi çatılan kaşlarının altındaki gözlerini.
Uzar mı yol giderken?
Sormuyorum
Adımlarım hep büyük kendimden
"Ne vedası ya?" diyen Çağrı ile Çınar konuştu.
"Devin gidiyor."
Alaz'ın kaşları havalanırken gözlerindeki acıyı gizleyemedi.
"Nereye?" dedi Aren onlara dönerken.
"İngiltereye." diyen Devin gülümserken konuştu. "Aslında bayadır var bu fikir aklımda ama Bora ve Beliz'in olayı araya girdi falan. Sonra da Bora'nın uyanmasını bekledim."
Bora gözlerini kapatırken hızla konuştu. "Ben uyanmadım yanlış görmüşsün."
Devin sulanmaya başlayan gözlerini engellemeye çalışırken kıkırdadı.
"Sizi çok seviyorum." dedi sonda sesi titrerken.
Çağrı bununla ina doğru bir adım atarken ona sarıldı. "Sakın beni ağlatayım deme salak kız." dediğinde Devin güldü.
-13. Bölüm Alıntı-
Çağrı, Ege ve Beliz'in kollarına girmiş ikisinin ortasında yürürken önde yürüyen Devin'e doğru konuştu.
''Sakın bizden ayrılma. Senden korku filmlerinde ilk kaybolan salak kız vibe'ı aldım''
Belki çok üzülüp giderim, gelmem
Belki yağmur olup yağarım, bilmem
Hiç bitmez bu masal
Onlar ayrılırken Lavin gözünden süzülen yaşla Devin'e sarıldı. "Gitmesen olmaz mı?"
Devin başını iki yana sallarken güldü ve konuştu. "Olmaz."
Belki zoru seçmek gelir içimden
Belki hayatla yüzleştiğimden
Hiç bitmez bu masal
Ben yazar, ben yaşarım
"Lavinsu kızı daha fazla ağlatma." diyen Berk'le Lavin yanaklarındaki yaşları silerken Devin'den ayrıldı ve ağlamamak için kendini tutan Devin'e bakarak konuştu.
"Ağlamıyor ki."
"Bize de bırak diye söyledim." diyen Berk Devin'e kollarını açarken konuştu. "Beyaz ışığı görme arkadaşım." dediğinde Devin kıkırdayarak ona sarıldı.
-28. Bölüm Alıntı-
"Ohooo baya iyi bu kız ya." diyen Berk cam kenarına geçti. "Çınar sende boşuna telaşlanmışsın. Bizim Devin'le favori aktivitemiz oldu beyaz ışığı görüp gelmek." dediğinde Cemre onun koluna vurdu.
"Bi kere hayırlı konuş ya!"
"Sen anlamazsın aşkım." dediğinde sırıtarak Devin'e döndü. "Dimi kız? Beğendin mi oraları?"
"Bayıldım." dedi Devin sırıtırken.
Yanlış olabilir
Ama eksik kalmasın
Berk Devin'den ayrılırken Devin konuştu. "Sizi tanıdığıma hiç pişman değilim. İyi ki geldim buraya iyi ki yaşadık bunları." dediğinde gözleri Alaz'la buluştu. "İyi ya da kötü fark etmez." dedikten sonra sesini toparlamaya çalıştı. "Ben ev gibi hissettiren bir şeyin ne olduğunu burada öğrendim. Sessizce yan yana durmayı hiçbir şey konuşmadan da anlaşabilmeyi." sonra yavaşça gülümsedi buruk bir şekilde. "İyi ki vardınız." dediğinde Bora gözünden yaş süzülen Lavin'e bakarak sırıttı ve ortamdaki hüznü dağıtmak için onu göstererek alayla konuştu.
"Lavin abartma ya drama queen misin? Ayrıca sen de.." dedi Devin'e dönerken. "Helvamızı kavursaydın bi de kızım ne o daha gitmeden iyi vardınızlar falan."
Devin bunla gülerken düzeltti. "İyi ki varsınız."
"Heh şöyle ya. Gel bana da bi sarıl ben kalkamıyorum biliyorsun." dediğinde Devin Bora'ya sarılırken Hanife Teyze onun sırtını sıvazladı.
Çınar kapıya doğru ilerlerken konuştu. "Ben Devin'i havaalanına bırakayım."
"Bende gelicem." diyen Lavin onunla giderken Devin son bir kez o kalabalıkta gezdirdi gözlerini.
Odadan çıktığında hastane koridorundan dışarıya yürüyen Lavin ve Çınar'a bakarken bir an duraksadı. Onlar kapıdan çıkıp gözden kaybolurken Devin'in aklına okula ilk geldiği gün geldi.
-3. Bölüm Alıntı-
Hoca içeriye girerken arkasından giren kız ile Çağrı şaşkınlıkla konuştu. ''Bu sene bizim sınıfa alımlar mı var ne?'' dediğinde Berk onun söylediği şeyle gülerken Çınar'ın düşen yüzü görüş açısına girdi. Garipsedi bu durumu.
Hoca kızı gösterirken konuştu. ''Yeni sınıf arkadaşınız Devin Duman.'' Kız başını dik tutarken dudağının yanıyla gülümsedi.
Hoca Çınar'a döndü. ''Çınar bir kardeşin olduğunu bilmiyorduk.''
Çınar'ın çene kasları seyrirken Çağrı onun bu ifadesini görünce sırıttı.
Devin gülümserken konuştu. ''Bilmenize de gerek yoktu aslında hocam.'' dedi Devin gözleri Çınarla buluşunca öfke ile doldu.
Elleri yumruk şeklini alırken tam yürümeye başlayacağı sırada arkasından duyduğu sesle kaskatı kesildi.
"Benle vedalaşmayacak mısın?"
Arkasına döndüğünde Alaz ile göz göze kalırken yutkundu. "Ben.." diyen Devin gözlerini kaçırdı. "Özür dilerim. Hayatın mahvolmuş bizim yüzümüzden."
"Hayatımı da sen kurtardın ama." diyen Alaz'ın yüzünde de acı dolu bir gülümseme vardı.
-27. Bölüm Alıntı-
Alaz bir şeyler anlatıyordu ama o duymuyordu. Silahın namlusu Alaz'ın sırtını hedef almıştı.
Babasının parmağı tetiğe bastırılırken nefesi kesilir gibi oldu. Karşısında konuşan Alaz'a çevirdi gözlerini. Kurşun sesi kulaklarına dolarken ani bir hareketle onun arkasına geçti. Hiç düşünmedi kendini Alaz'a siper ederken. "Alaz!" diye bir çığlık duyuldu ağzından.
Sonra karnında hissettiği acı sıcaklığa dönüştü. Arkasındaki Alaz'ın ona döndüğünü ve yere diz çökerek onun kafasını dizlerine koyduğunu hissetti. Gözleri Alaz ile birleşti.
Yolumu kendim bulurum
Sana zahmet olmasın
Sana zahmet olmasın
Alaz ekledi. "Bir vedayı hakediyoruz bence." dediğinde tam kollarını kaldıracaktı ki Devin hep bu anı bekliyormuş gibi onun boynuna sarıldı ve ağzından bir hıçkırık koparken ağlamaya başladı.
Alaz burnunu Devin'in saçlarına gömerken gözlerini kapattığında gözünden bir damla yaş süzüldü.
Belki çok üzülüp giderim, gelmem
Belki yağmur olup yağarım, bilmem
Hiç bitmez bu masal
Sarılmayı ne kadar uzatmaya çalışsalar da Devin yavaşça ondan ayrıldı. "Kendine iyi bak." dediğinde ona gülümsedi.
Alaz başını sallarken yanağını sildi elinin tersiyle. "Sende. Allah'a emanet ol."
Devin başını salladı. "Sende."
"Allah'a emanet ol ne demek anne?" diyen Alaz annesinin yanına otururken annesi ona gülümsedi.
"Bir tür veda sözcüğü." diyen annesiyle kaşlarını kaldırdı Alaz.
"Ama insanlar gülümseyerek söylüyorlar."
Annesi gülümseyerek ona baktı. "Çünkü birini Allah'a emanet edersen onu bir daha görmeden ölmezmişsin. Yani Allah'a emanet ol demek senin güvenliğin Allah'a teslim o seni korur demek. Ben bir daha seni görene kadar Allah'a emanetsin demek."
Alaz omuz silkti. "O zaman bu bir veda değil."
Devin arkasını dönüp hastane çıkışına ilerlerken Alaz sıkıntılı bir nefes verdi yüzü acıyla buluşurken.
Belki zoru seçmek gelir içimden
Belki hayatla yüzleştiğimden
Araba havaalanında durduğunda Çınar bagajdan bavulu indirirken Lavin ve Devin kenarda onu beklemeye başladı.
Çınar bavulu getirdiğinde Devin bavulu tutarken konuştu. "Siz gelmeyin içeri." dediğinde gözleri Çınar'la buluştu. "Zor olmasın."
Çınar hızla ona sarılırken konuştu. "İndikten sonra hemen arıyorsun beni."
"Ararım." diyen Devin gözündeki yaşı silerken biraz daha sıkı sarıldı Çınar'a. "Seni çok seviyorum abi."
Onları izleyen Lavin'in gözünden bir damla yaş süzülürken Çınar'da Devin'e sıkıca sarılırken konuştu. "Ben daha çok."
Devin bunla gülerken ondan yavaşça ayrıldı ve Lavin'e dönerek ona sarıldı. "Çınar sana emanet." dediğinde Lavin başını sallarken onun sırtını sıvazladı.
"Aklın kalmasın."
Devin ondan da aceleyle ayrılırken yanaklarını silerek konuştu. "Gidiyorum o zaman." dediğinde bavulun kolundan tutarken arkasına döndü ve teker sesleri duyulmaya başladı. Sonra aklına gelen şeyle yavaşça duraksayıp arkasına döndü.
"Çınar." dediğinde ekledi. "Annem.." bu kelimeyi söylemek onun için zor bi o kadar da yabancıydı. "Ona bir şey olursa.. Haberim olsun."
Çınar gözünden süzülen yaşla başını salladı. Ve elini kaldırarak el salladı.
50. BÖLÜM SONU
Yorumlar
Yorum Gönder