51.Bölüm: Vicdanının Sesi
-yıkılmak binaya mahsus bir şey değil ki;
bir insanın bir cümle ile yıkıldığını gördüm ben.
YAZAR'DAN
1 Hafta Sonra...
"Oo günaydın gençlik." diyen Bora kantindeki masada oturan arkadaşlarına selam verdiğinde Çağrı tam olarak sandığı gibi bir tepki verdi.
"Günaydın be imparator." diyen Çağrı sırıttı. "Sonunda gelebildin lan okula."
"Erken bile geldim. Doktor daha yat diyordu da.."
Cemre bir sandalye çekip otururken konuştu. "Nefesin daralıyor çünkü hâlâ iki adım atsan."
Bora kaşlarını kaldırdı. "Yaşlılıkta olur öyle şeyler."
"Tabi olur akciğerinden kurşun yedi kalbine doğru yol alıyordu da-"
"Çağrı kalbine kurşun yemek istemiyorsan kapa çeneni." dedi Cemre.
"Ben zaten yemişim kalbimden kurşunu." diyen Çağrı sırıtarak Hazal'a döndüğünde Hazal kıkırdarken yanağına bir öpücük kondurdu.
"Üf." diyen Bora yakalarını silkti. "İşte şimdi nefesim daralmaya başladı. Vıcık vıcık."
"Senin vıcık vıcıklarda geliyor." dedi Ege ilerden yan yana gelen Aren ve Sarp'ı işaret ederken.
"Bir de o vardı." diyen Bora sıkıntılı bir nefes verirken gözlerine kapatılan ellerle kaşlarını çattı. "Çağrı komik değil bak-"
"Yanlış cevap." diyen Beliz'in sesiyle eller gözlerinden çekildiğinde Bora şaşkınlıkla arkasına döndü ve Beliz'i gördü. "Doğru cevap zebani olacaktı."
Bora kaşlarını çattı. "Moodundasın. Hayırdır?"
"Sen geldin ya ondandır." diyen Çağrı Beliz'in ona çıkışmasını beklerken Beliz'in sakince sandalye çekip oturuşuyla şok içinde kalakaldı.
"Evet ondan." diyen Beliz'le Bora'nın kaşları kalkarken konuştu.
"Ben öldüm falan da haberim mi yok?"
"Of düzgün konuşsana ya!" diyen Cemre onun koluna vururken Lavin'in sesini duydular.
"Günaydın. Kenan Bey bahçede bizim sınıfı bekliyor hadi."
"Sebep?" diyen Berk güneş gözlüklerini kafasına kaldırırken gözlerine vuran güneşle gözlerini kısmıştı.
"Üniversite öğrencileri gelmiş onlarla yürüyüş mü yapacakmışız ne?" diyen Lavin'le Ege konuştu.
"Bende diyorum neyimiz eksik." dediğinde Çağrı ona katılarak sahte bir merakla dönerken sordu.
"Neyimiz?"
"Yürüyüşümüz." diyen Ege ile Çağrı ayağa kalkarken yürümeye başladılar.
"Günaydın gençler!" diyen Kenan'ın yanında bir sınıf dolusu insan vardı. "Bora gelmişsin geçmiş olsun."
"Sağolun Kenan Bey."
"Gelelim sadede." diyen Kenan yanındaki grubu gösterirken konuştu. "Yanımda gördüğünüz arkadaşlarınız Yağızoğlu Üniversitesi öğrencileri. Hepsinin dalı farklı ancak amaçları aynı. Çocuk Esirgeme Kurumuna yardım etmek istediklerini söylediler yanıma gelip. Aralarında bir şeyler toplamışlar falan. Bende kendi katkılarımla da üç tır malzeme hazırladım. Bir köydeki esirgeme kurumuna yardım için. Bu iyiliğe sizin de yardımcı olacağınızı ve üniversitedeki kişilerle de konuşarak aynı zamanda kariyer yönetiminizi yapabileceğinizi düşündüm." dediğinde Ali gülümserken konuştu.
"Çok güzel düşünmüşsünüz."
Kenan gülümseyerek ona dönerken Ali'nin gözlerinin parladığını gördü. "Öğrenci temsilcimiz..." diyen Kenan yanındaki esmer çocuğu gösterirken ekledi. "Ayaz Yücel."
"Oha." diyen Gece ile Berk şaşkınlıkla ona dönerken sordu.
"Ne dedin sen?"
Gece onun kafasındaki güneş gözlüğüne uzanırken konuştu. "Şunu versene bir." dedikten sonra Kenan'ın yanındaki çocuğa bir kez daha bakarken konuştu. "Maşallah."
Beliz şaşkınlıkla ona bakarken fısıldadı. "Kalbin falan hızlandı mı?"
Gece ona dönerken gözlüklerini indirdi ve başını iki yana salladı. "Yok."
"Ayaz da size bir konuşma yapsın. Bu proje kimin aklına gelmiş neden gelmiş.."
Ayaz bir adım öne gelirken boğazını temizledi ve konuştu.
"Öncelikle memnun oldum. Bu fikir aslında hepimizin içinden bir şeyler katarak sunduğu bir fikird-"
Arkadaki arkadaşlarından biri itiraz etti. "Hocam yalan söylüyor ya. Kendi fikriydi."
Ayaz bununla gülerken başını salladı. "Yani bu fikirle ben onlara gittim ama onların da içinde böyle bir düşünce varmış. Zaten ben de bunu bile bile gittim. Tek istediğimiz birilerinin hayatına kısa bir an için de olsa dokunabilmek. Burada yoğunluğu oyuncaklara vermeye dikkat ettim Kenan Bey'in de katkılarıyla. Sonrasında bu iş büyüdü ve farklı eğitim araçları gibi bir sürü dal açıldı. Biz bunları tek başımıza da halledebiliriz biliyorum ama benim sizin de katılmanızı isteme sebebim bir kesim eşyalarla ilgilenirken bir kesim de o çocuklarla iletişim halinde olsun oyunlar oynasın gibi şeyler."
"İşte o yüzden sana okulun en yardımsever sınıfını çağırdım." diyen Kenan sınıfa bakarken konuştu. "Hepsi pırıl pırıl çocuklar. Birbirlerine hırlar gürlerler ama biri düşse diğeri tereddüt etmeden kaldırır gerekirse kaldırdıktan sonra devam ederler kavga etmeye."
Berk sırıtarak Sarp'a dönerken göz kırptı. "Tanıdık sanki?"
Sarp'ta gülümserken dudağını kıvırdı.
Gece tıra doğru yönelen Ayaz'a bakarken konuştu. "Beliz."
"Hı?" diyen Beliz merakla ona döndü.
"Benim kalbim şimdi hızlandı galiba."
Beliz sırıtırken onun kolundan tuttu. "Gel benle bir şey yapıcam."
Beliz Gece'yi çekiştirirken Berk hayretle arkalarından bakakaldı. Arkasından gelen sesle oraya döndüğünde karşısında Cemre'yi gördü.
"Selam." dedi Cemre ona gülümserken.
Bununla Berk'in yüzüne kocaman bir gülümseme yerleşirken konuştu. "Selam."
"Şu arkadaşlık konusunu-"
"Görev dağılımı yapıyoruz! Berk Cemre hadii!" diye bağıran Çağrı ile Berk oraya sinirle dönerken sıkıntılı bir nefes verdi.
"Gidelim o zaman." diyen Cemre'ye eliyle önce sen der gibi bir hareket yaptıktan sonra peşinden ilerledi.
Beliz Ayaz'a doğru dönerken konuştu. "Bir şey söylemek istiyorum öncelikle. Gece." diyerek Gece'yi gösterdiğinde Ayaz'ın gözleri Gece'ye döndü. "Kendisi çok iyi bir organizatör. Yani her krizi, düzenlemeyi çok iyi kontrol edebiliyor. Bence o da sana yardım etmeli. Sadece öneri."
Berk başını iki yana salladı. "Katılıyorum en son kendi organize ettiği doğum gününde ayağı burkulmuştu."
Ayaz bununla şaşkınlıkla Beliz ve Gece'ye dönerken Gece aşağıdan Berk'in eline vurdu.
Berk Gece'ye döndüğünde attığı öldürücü bakışları görüp gergin bir gülümsemeyle ekledi. "Ama buna rağmen hiçbir aksilik olmadı. Hatta aksilik olmaması için ayağını burktu."
"Tamam o zaman." diyen Ayaz Gece'ye döndü. "Gece'ydi dimi?" diyerek elini uzattığında Gece heyecandan eli ayağına dolaşmasına rağmen sert ve cool duruşundan ödün vermedi ve dudağının kenarındaki küçük gülümseme ile ellerini buluşturarak konuştu.
"Evet. Ayaz'dı dimi?"
Ayaz bu kafiyeyle gülümserken başını salladı. "Memnun oldum o zaman ortak."
"Bende.." diyen Gece ekledi. "Ortak."
"Projeye isim koymayı düşünüyor musunuz? Düşünüyorsanız aklımda bir isim var da söyleyebilir miyim?" diyen Çağrı'yla Lavin ve Berk yüzlerini buruşturup aynı anda Çağrı'ya döndüler ve konuştular.
"Hayır!"
Ayaz onlara anlam veremeyen bir bakış attıktan sonra Çağrı'ya döndü. "Yani aklıma bir isim vermek gelmedi. Senin aklında varsa bir şey söyleyebilirsin."
"Gece ayazı."
Hazal'ın ağzından bir kahkaha duyulurken Berk onlara döndü.
"Ne kadar iğrenç bir çift oldunuz siz ya?"
"İmajımız açısından aşırı kötü." dedi Ege'de ona katılırken.
Çağrı ise Hazal'ı kolunun altına alırken konuştu. "Kıskanıyorlar aşkım."
Köye geldiklerinde otobüsten inen çocuklar ile Ayaz önlerine geçerek konuştu. "Öncelikle görev dağılımını tamamlayalım." diyen Ayaz'ın gözleri kalabalığın içinde dolaşarak Gece'yi bulduğunda Gece kollarını önünde bağlamış sabit yüz ifadesiyle bekliyordu. Ayaz'ın yüzüne küçük bir tebessüm yerleşti. Kızın sert yapısı onu etkilemişe benziyordu. "Ortak." dediğinde Gece kaşlarını kaldırdı.
Sonra fark ederek onun yanına gitti. "Şimdi öncelikle bir şey söyleyeyim." diyen Gece Bora'yı gösterdi. "Şu turuncu kafalı arkadaş birazcık hasarlı."
"Hasarlı?" dedi Ayaz anlamayarak yüzünü anlamsızca buruştururken.
"Hasarlı ne Gece ya? Yok hurda deseydin." diyen Bora ile Gece yan bir bakış atarken konuştu.
"Yani hurda da diyebiliriz ama işimizi görür." dedi Ayaz'a dönerken. "Vuruldu da."
"He." diyen Ayaz kaşlarını kaldırdı. "Normal galiba böyle şeyler sizin için."
"Gibi." dedi Gece dudaklarını birbirine bastırırken.
"O zaman.." diyen Ayaz duraksadı ve ne diyeceğini bilemeyerek konuştu. "Turuncu kafalı arkadaş?" dediğinde Bora konuştu.
"Bora."
"Bora sen içeri girdiğimizde masal kitabı falan okursun çocuklara oturup. Yanına da birini verelim." diyen Ayaz Gece'ye döndüğünde Gece gülümsedi ve konuştu.
"Beliz." diyerek Beliz'i işaret ettiğinde Beliz ona göz kırptıktan sonra Bora'ya dönüp memnuniyetsiz bir surat ifadesi takındı.
"Resim kabiliyeti olan kişiler de çocuklarla duvar boyama yapsınlar."
"Lavin ve Zeyno." dedi Gece onlara dönerken.
Ayaz başını salladı. "Lavin ve Zeyno." dedikten sonra ekledi. "Memnun oldum. Duvarlarda çocuklarla birlikte bir şeyler yaparsanız çok sevinirim sonuçta onlar gelecek her gün buraya."
"Bende." diyen Zeyno'yla Lavin göz devirdi.
"Bende."
Gece onlara sahte bir gülümseme ile bakarken baş parmağını kaldırdı. "Sizde."
"Bizim çocuklar yukarıya bir oyun odası ve dinlenme odası kuracaklar." diyen Alaz kendi arkadaşlarını gösterirken Gece başını salladı. "Geri kalanlar da çocuklarla falan ilgilensin biz zaten eşyaları falan hallederiz."
"Tamam o zaman. Geçelim." diyen Gece ile herkes kapıdan içeriye girerken öğretmen sınıfa onları tanıttıktan sonra herkes görevinin başına geçti.
"Ne dersin?" diyen Ayaz Gece'ye doğru yaklaşırken ekledi. "Kavga etmeden bitirir mi günü sizinkiler?"
Gece ona döndü. "Bitirir." dediğinde ekledi. "Ne okuyorsun?"
Ayaz sırıttı. "Makine Mühendisliği."
Gece kaşlarını kaldırdı. "Havalıymış." dediğinde ekledi. "Kaçıncı sınıfın?"
"İki." dedi Ayaz aynı zamanda köşede kolileri koyacak bir yer arayan arkadaşına yer gösterirken.
"Zor mu bölüm?"
Ayaz kaşlarını çattı. "Makine mühendisliği mi okumak istiyorsun?"
Gece başını iki yana salladı. "Mimarlık benim hedefim."
Ayaz kaşlarını kaldırdı. "Bana hukuk falan gibi gelmişti. Bir sebebi var mı?"
Gece başını salladı ve yüzüne küçük bir tebessüm yerleşti. "Baba mesleği diyelim."
"Yakışır ama-" diyen Ayaz'ın sözü arkadaşının seslenişiyle kesildi.
"Ayaz baksana bi."
"Bi bakıp geleyim." diyen Ayaz arkasını dönüp uzaklaşırken Gece gülümsedi.
"Şimdi çocuklar bu masalı okumaya başlıyor o zaman Bora abiniz." diyen Beliz ellerini çırptı.
"Ben niye okuyorum sen oku." diyen Bora kitabı ona uzatırken Beliz kitabı eliyle itti.
"Hadi başla."
Bora ona yan bir bakış attıktan sonra kitabı açıp okumaya başladı. "Bir varmış bir yokmuş."
"Bir şey sorabilir miyim?" dedi çocukların içinden siyah saçlı küçük bir kız.
"Tabi." diyen Bora ona dönerken kız merakla açılmış gözleri ile sordu.
"Neden tüm hikayeler bir varmış bir yokmuş diye başlar?"
"Çünkü-" diyen Beliz'in sözünü Bora kesti.
"Çünkü her şey var olmak ve yok olmakla ilgilidir." dedikten sonra ekledi. “Mesela..." dedi kitabı biraz indirip “Şu an buradayız ya. Birazdan bu an bitecek. Yok olacak. Ama tamamen kaybolmayacak. Aklımızda kalacak. İşte masallar da öyle. Gerçek değilmiş gibi başlar ama içindeki duygular hep gerçek kalır.” Sonra gözleri Beliz'le birleşti. "Ama büyülüdürler." dedi kısık çıkan sesiyle. Gözleri hipnoz olmuş gibi ayrılmadı.
Beliz bir an bakışlarını kaçıracak gibi oldu ama kaçırmadı. Dudaklarının kenarı belli belirsiz kıpırdadı. Bora bunu fark etti, etmeme ihtimali yoktu zaten.
Ah kalbim darma duman
Senden iz yok hayli zaman
“Eee?” dedi çocuklardan biri sabırsızca. “Masal?”
Bora boğazını temizledi ve kitaba döndü. "Bir varmış bir yokmuş.."
Aren bebeklerle oynayab kızların yanına gidip yanlarına çökerken konuştu. "Merhaba kızlar." dediğinde elindeki bebeği gösterdi. "Bizi de yanınıza alır mısınız?"
"Eveeet." diyen kızlardan biri sonra onun arkasına bakarken kaşlarını çattı. "Sen de mi bizimle oynayacaksın?"
Aren kaşlarını kaldırarak arkasına döndüğünde ayaktaki Sarp onun yanına bir adım atıp çöktü.
"Evet." diyen Sarp elindeki bebeği gösterdi. "Bebeğim bile var." dediğinde bebeğe baktı. "Erkeğini bulamadım."
"Oynaa." diyen kızlar aralarında kıkırdarken Aren Sarp'a döndü.
"Niye geldin?"
Sarp kaşlarını kaldırdı ve sırıttı. "Sevgiliyiz ya biz hani."
Aren ona döndü. "Onu düzelticem ben en kısa sürede merak etme."
"İyi." diyen Sarp kızlara dönerken kızlar Sarp'ın elindeki bebeğe baktılar.
"Aaa bu şey.." diyen kızın sözünü Sarp tamamladı yüzündeki gülümseme ile.
"Deniz Kızı."
Aren'in bakışları onun yüzünde gezerken burnundaki sızlamayı bile hisseder gibi olmuştu. Yüzüne küçük bir tebessüm yerleşirken Sarp'ın yüzünde gezindi gözleri.
Duygularım feryat figan
Bilmem nasıl yapsam
Hangi kapıyı çalsam
Alaz taşıdığı eşyaları yerleştirirken gözlerine parmak eklemlerinde kalan yara izleri iliştiğinde bir an durup parmağını izin üzerinde gezdirdi.
Devin'in gözleri kırpıştırılarak yavaşça açıldığında buhar maskesinin altından zar zor çıkan sesi duyuldu. ''Alaz...''
Alaz donakalırken yüzüne şaşkınlık dolu bir gülümseme yerleşti. Devin'in gözleri onun yaralı eline kayarken baş parmağı ile yarasının üzerini hafifçe okşadı.
Bir an sen yanımdasın
Saçların da tadımdasın
Sonra işte onunlasın
Aşk mı bunun adı
Beni benden aldı
Zeyno duvarın bir ucunda şekilleri çizerken Lavin çizimleri boyuyordu.
"Yardım lazım mı?" diyen Ege ile Lavin imayla onlara bakarken konuştu.
"Bende tam ara veriyordum."
Zeyno ona göz devirirken konuştu. "Aman çok çalıştın prenses." Lavin ona aldırmadan giderken Ege yanına geldi. Zeyno ona dönerken konuştu. "Sen niye geldin?"
"Bilmem." diyen Ege sırıttı. "Belki düşersin falan.."
-31. Bölüm Alıntı-
Zeyno bir adım geri giderken ayağı bir fırçaya takıldı ve geriye doğru sendeledi.
“Ayy!”
Ege hızlı bir refleksle onun belinden tutarken gövdeleri arasında hiçbir mesafe kalmamıştı. Zeyno’nun elleri Ege’nin tişörtüne tutunurken ikisinin de nefesi aynı anda kesildi.
Bir an için donup kaldılar.
Göz göze gelmeleri sadece bir saniye sürdü ama o saniye sonsuz gibi geldi. Ege istemsizce fısıldadı.
"Yakaladım."
Zeyno da fısıltıyla karşılık verdi. “Fark ettim…”
Akıllarına gelen anla Zeyno sahte bir gülücükle konuştu. "O bi kere olur canım."
"Emin misin?" diyen Ege ona bir adım attığında adeta nefesi kesildi. Burun burunalardı.
Kim kime yanık anlat azcık korkmadan
Vazgeçme benden saklanırsam gözlerinden
Herkes yavaş yavaş toplanmaya başlarken çocuklar evlerine gitmişti. Cemre köşedeki oyuncakları toplarken gözü köşede cam kenarlarına sticker yapıştıran Berk'e takıldı.
Yerde kalan son oyuncağı da hızla sepete fırlatırken ona doğru yürüdüğünde yanına geldi.
"Yardıma ihtiyaç var mı?" dediğinde Berk Cemre'nin sesini duyar duymaz yüzüne yerleşen gülümseme ile ona döndü.
"Var." dediğinde ekledi. "Ama burada değil." dedi cam kenarını gösterirken. Sonra işaret parmağını sol göğsüne doğrulttu. "Burada."
Cemre'nin bununla kaşları kalkarken gülümsedi. "Diyosun."
Berk bununla ona biraz daha yaklaşırken konuştu. "Dedim bile." dediğinde tam yüzlerini yaklaştırmıştı ki Cemre'nin göğsüne yerleşen elleri onu kendinden uzaklaştırdı.
"Bi kardiyolojiye görün bence. İhmal etmeye gelmez." diyen Cemre ekledi. "Arkadaşlık konusunu da konuşacağız." diyip yanından ayrılırken arkasından bakan Berk gülümsedi.
Kim kime deli yangın yeri halleri
Bir dargın bir barışık bu hikaye nasıl biter
Lavin Çınar'ın yanına giderken ellerini birleştirdi ve başını onun omzuna koydu. "Nasıl olmuş?" dedi karşıdaki duvarı gösterirken.
"Senin elinin değdiği her şey gibi.." diyen Çınar onun saçlarının arasına bir öpücük kondurdu ve ekledi. "Çok güzel."
Kendimle iyiydim ben
Nerden çıktın bi bilmeden
İçimdeki yalnızlığı
Duvarlarım çöktü avcuna düşüverdim
Sarp Aren'in peşinden çöp poşetlerini taşırken içeriye doğru seslendi. "Biz arka mahalleye çöp atmaya gidiyoruz unutmayın bizi burada."
Berk bununla alayla seslendi. "Seni unutmaya ömrüm yetmez."
Sarp ona gülerken çöp poşetlerini de alıp Aren'in peşinden çıktı.
Tam diğer sokağa girdikleri yolda duydukları kahkahalar ile Sarp bir koluyla Aren'in önüne geçerken duraksadı. "Arkamda kal."
Aren bu hareketle kaşlarını kaldırırken onun arkasından yürümeye başladığı sırada karşıdaki kalabalıktan onlara yükselen sesle durdular.
"Şştt. Burayı yol geçen hanı sandınız herhalde zengin bebeleri." diyen adam üzerlerine yürürken diğerleri de peşinden ilerledi.
"Yol ya zaten." diyen Aren'le adam sırıttı.
"Bizim yol. Parasını vermeden geçemezsiniz."
Sarp bununla sıkıntılı bir nefes verirken eli arka cebindeki cüzdana gittiğinde onu durduran Aren'in eliydi.
"Tapusu mu sizde anlamadım?"
"Anlatalım güzellik." diyen adam Aren'e bir adım atarken Sarp sıktığı yumruğunu adamın yüzüne geçirdi.
"Ben size başka şeyler anlatmadan gidin burdan." diyen Sarp'la dudağından akan kanı silen adam güldü. Sonra da eli arka cebine gittiğinde arkasındaki üç adamda bir adım ileri geldi. Adam cebinden çıkardığı çakıyı açarken çıkan metalik ses Aren'in Sarp'ın koluna yerleşen elinin daha da sıkı tutmasına neden oldu.
"Anlatsana." diyen adam onlara bir adım daha yaklaşırken Aren aniden Sarp'ın kolunu bıraktı ve Sarp'a döndü.
"Bıçağa dikkat et."
Sarp daha Aren'in kurduğu cümleye ve nedenine anlam veremezken Aren hızla öne atıldı ve ayağını kaldırarak karşılarındaki adamın eline bir tekme attı.
Bıçak yere düşerken Aren adamın atak yapmak üzere olduğunun farkına vararak yumruk yaptığı elini yüzüne geçirdikten sonra dizini kırıp adamın acı içinde kıvranmasına sebep olacak o hamleyi yaptığında adam yere düşerken acı içinde bağırdı.
"Huh." diyen Aren ona şok içinde bakan Sarp'a döndükten sonra diğer üç adama baktı ve onların da şok içinde onu izlediğini görerek sırıttı. "Sıra hanginizde beyler?" dediğinde ona doğru atak yapan üç adamla Sarp ileri atıldı ve ikisinin boğazına kollarını dolarken Aren'de karşısındaki adama yumruk atmakla meşguldu.
Sarp'ın kollarındaki bir adam korkuyla ondan ayrılıp kaçarken diğeri direnmekte kararlıydı. Sarp onu yumruğuyla yere indirirken üzerine eğildi ve yakasına yapışırken konuştu. "Öyle olmaz ama tek tek gelin." dediğinde yüzüne bir yumruk daha indirdiği adam ondan özür dilerken Sarp üzerinden kalktı ve diğer adamların da koşarak kaçtığını gördü.
Aren nefes nefese ellerini beline koyarken konuştu. "Paslanmışım."
Sarp bununla sırıttı ve o da nefes nefese konuştu. "Paslanmış halin buysa." dediğinde ekledi. "Ben senden korkmaya başladım."
Aren bununla gülerken konuştu. "Merak etme." dediğinde alayla göz kırptı. "Sevgilime bir şey yapmam."
İkisi de zar zor aldığı nefeslerle kahkaha atarken gözleri birleşikti.
Kim kime yanık anlat azcık korkmadan
Vazgeçme benden saklanırsam gözlerinden
Etraf toplandığında Ayaz ışıkları söndürmek için ilerlerken yanındaki Gece konuştu.
"İyi iş çıkardın."
Ayaz ışıkları söndürürken telefonunun fenerini açtı ve konuştu. "Çıkardık." Gece bununla istemsizce gülümsediğinde Ayaz konuştu. "Gülümsedin."
Gece kaşlarını çatarken ona baktı. "Yani?"
"Yani çok gülümseyen biri değilsin sanki. Ama yakışıyor... Gülümsemek."
Gece başını salladı ve gülerken konuştu. "Çok tercih etmiyorum diyelim." dediğinde Ayaz gülerek başını salladı.
Kim kime deli yangın yeri halleri
Bir dargın bir barışık
bu hikaye nasıl biter
Gençler okulun önünde onları bırakan otobüsün ardından Çağrı'nın öne attığı planla bir cafeye geçerken Ali, Zeyno, Arap ve Vefa Tozluyaka'ya dönüyordu.
Tozluyaka'nın girişinde taksiyi durduran Ali ile hepsi ona şaşkınlıkla bakarken Ali taksiciye parasını verirken konuştu. "Biz burda ineriz abi sağol."
Hepsi anlam veremeyerek peşinden inerken Arap konuştu.
"La oğlum bizi deli mi bir şey yaptı. Tövbe estağfurullah hava soğuk niye burda indik."
Arap'ın söylenmelerini umursamayan Ali önden yürümeye başlarken Zeyno konuştu. "Neden burda indik Ali?"
Ali onlara dönüp cevap vereceği sırada Vefa yanına doğru yürürken konuştu. "Bir şey konuşacak bizimle." dediğinde doğru mu der gibi Ali'ye baktı.
Ali gülümseyerek başını sallarken Zeyno ve Arap'a dönerek konuştu. "Sonra Vefa'ya kardeşim diyince alınıyorsunuz lan."
Dördü yan yana yürümeye başlarken Zeyno konuştu. "Ağzındaki baklayı çıkar sen."
Ali bununla dururken onların karşısına çıktı.
"Ali korkmaya başladım bak." diyen Arap'la gülerken konuştu.
"Kenan Bey'e baba demeli miyim?"
Üçü de şok içinde kalırken Vefa biraz daha fazla şok olmuştu.
"O nerden çıktı la?" diyen Arap sessizliği bozduğunda Ali konuştu.
"Adam bir şeyleri düzeltmeye çalışıyor söylediği gibi. Annemi yani... bizi bırakmasında da bir suçu yokmuş. Annesinin baskısı falan... Bugün yaptığı çok dokundu kalbime aslında.." dediğinde ensesini kaşıdı. "Çok karışık kafam."
"Sen şunu söyle." diyen Zeyno ekledi. "Ona baba demek istiyor musun?"
Ali bir an dururken Vefa nefesini tutmuş Ali'nin cevabını bekliyordu.
"İstiyorum." diyen Ali ekledi. "Hayatımdaki o boşluk dolsun istiyorum."
Vefa'nın gözleri sıkıca kapanıp açılırken beyninde o gece tekrarladı.
Aralık kapıdan bakan Vefa'nın görüş açısına Kenan Yağızoğlu girdi. Telaşla yanındaki yardımcısına bir şeyler söylüyordu.
"Sorgulama Metin! Kimsenin görmemesi gerekiyor duydun mu beni!"
"Ama Kenan Bey bu bir cese-"
"Metin biliyorum ceset olduğunu. Dışardaki kamera dahil kimse görmeyecek duydun mu beni!"
---
"Bak ne duydun ne gördün bilmiyorum ancak sadece bildiğim şey o duydukların ve gördüklerin o kadar değil."
"Görüyorum Kenan Bey." dedi Vefa yerdeki silinmesine rağmen gitmemiş kan izlerine bakarken. "Ölüm bir anda olmaz. Yavaş yavaş ölür insan." Yutkundu. "Ya da öldürülür."
"Vefa susmak zorundasın. Evini adresini her şeyi biliyorum. Sizi bu dünyadan kazıyabilecek kadar gücüm var." dedi ve kaşlarını çatarak Vefa'nın korkak gözlerine dikti gözlerini. Sonra da yerdeki kan izlerini işaret etti. "Sizden de kalan tek iz bu olsun istemezsin değil mi?" dediğinde Vefa yutkundu.
"Ama ben yapamam. Susamam." dedi titreyen sesiyle Vefa.
Kenan güldü. "Öyle bir susarsın ki."
---
Sahneye çıktığında gözleri okulun demir kapısında onu gururla izleyen Ali ile kesişti.
Yine Ali'nin sözleri yankılandı kulağında. "Akıllı olmakla işimiz yok bizim oğlum. Vicdanımız olsun yeter. İnsan olalım yeter. Sende ikisi de var şanslısın."
Vefa içindeki vicdanı susturmaya çalışırken Kenan Yağızoğlu ona döndü ve elini uzattı. "Tebrikler Vefa." dediğinde Vefa gözlerini kapıdaki Ali'den ayırdı ve Kenan'a döndü. Kenan ile tokalaşmak için elini onunla birleştirdiğinde gözleri birleşti. Vefa'nın vicdanı sustu orda.
Vefa'nın gözleri Ali ile birleşirken Ali ondan onay almak ister gibi konuştu.
"Sence kardeşim?"
Vefa yutkundu. "Bence.." dediğinde çalan telefonunu cebinden çıkardı. "Babam arıyor ben eve gitsem iyi olucak." diyerek hızla ordan uzaklaşırken Ali Arap ve Zeyno'ya döndü.
"Neyi var?"
"Sosyal pili bitmiştir." diyen Arap ekledi. "Az daha burada durursak bitecek bi pilimiz kalmayacak."
Sabah okula gelen Vefa ilk defa okula Ali'lerden ayrı gelmişti. İlk yapacağı iş belliydi. Dün akşamdan beri kafasının içini daha çok meşgul eden bu mesele tam altı sekiz aydır onunlaydı.
Gözleri okul bahçesinde gezinirken banklarda oturan Ege'yi bulduğunda hızla ona doğru ilerledi.
"Berk nerede?"
Ege gözlerini kısarak başını Vefa'ya kaldırırken konuştu. "Sana da günaydın Vefa."
"Günaydın." diyen Vefa aynı sabırsızlıkla sordu. "Berk nerede?"
"Orada." diyen Ege bahçe kapısından giren Berk'i işaret ettiğinde Vefa hızla Berk'e doğru ilerlemeye başladı.
Berk okula doğru yürürken arkasından duyduğu Cemre'nin sesiyle gülümseyerek arkasını döndü. "Günaydııın."
"Günaydın."
Cemre gülümserken konuştu. "Geçti mi?" dedi Berk'in sol göğsünü işaret ederken.
"Ümit var galiba." diyen Berk'e başını salladı.
"Kantine gideli-"
Cemre'nin cümlesi Vefa'nın seslenişiyle yarım kaldı.
"Berk!" Berk kaşlarını çatarken Vefa'ya döndüğünde yanına gelen Vefa konuştu. "Konuşalım mı bi?"
"Hayırdır?" diyen Berk'e başıyla ileriyi işaret eden Vefa konuştu.
"Konuşalım öğrenirsin."
"Sonra konuşsak?" dedi Berk Cemre'yi işaret eder gibi.
Vefa başını salladı. "Şimdi konuşacağız."
Cemre onun bu haline anlam veremezken Berk'e döndü. "Sonra otururuz." diyerek onlardan uzaklaşırken Berk Vefa'ya döndü.
"Derdin ne oğlum senin?"
Vefa önden yürümeye başlarken adımları emin nefesleri titrekti. İlerdeki spor salonuna girdiklerinde kapıyı kapattı. Vefa etrafa bakarken sıkıntılı bir nefes verdi.
"Derdim.." dediğinde Berk'in gözlerine baktı. "Baban."
Berk kaşlarını çattı. "Ne?"
"Bizim neden bu okula geldiğimizi düşündün mü hiç?"
"Babam burs vermek istedi-"
"Tı." diyen Vefa başını iki yana salladı. "Yanlış cevap. Doğru cevabı söyliyim. Babanın suçunu örtbas edebilmek için."
Berk ona anlamsızca bakarken konuştu. "Vefa söylediklerinden bir şey anlamıyorum açık konuş."
"Yılsonu partisinde baban bir cinayet işledi." diyen Vefa Berk'in gözlerini kapatıp sıkıntılı bir nefes verişini şaşkınlıkla izledi. Bu tepkiyi vermesi garibine gitmişti. Kaşları çatıldı. "Şaşırmadın?"
Yıkılmak binaya mahsus bir şey değildi.
"Biliyorum." diyen Berk'in sesi kısık çıkarken eli yumruk oldu.
Vefa kaşlarını kaldırdı. "Lavin'in annesi?" dedi bunu bilip bilmediğini ölçmek için. Berk başını salladı. "Sen biliyorsun." dedi Vefa. "Bile bile.." dediğinde dehşete düşmüş gibiydi. "Lan bile bile Lavin'le arkadaşsın. Bende akşamdan beri Berk dışında kime söylesem diyorum bu yük ona çok ağır diyorum." diyen Vefa sinirle bir nefes verdi. "Sen zaten saklıyormuşsun katili."
"Oralar öyle değil." diyen Berk ekledi. "Ne isteyecektin benden?"
"Babanı ihbar etsen etsen sen edersin diyecektim de sende o ada-"
"Dur o zaman." diyen Berk cebinden telefonunu çıkardı. "Alo Çınar." dediğinde Vefa meraklı bakışlarını ona çevirdi. "Spor salonuna gelir misin? Acil."
Berk telefonunu kapatırken Vefa gözleri dolu dolu sordu. "Çınar?"
Berk başını salladı. "Biliyor." dediğinde hızla sordu.
"Sen nereden biliyorsun onu anlat."
Vefa o geceyi anlattıktan sonra Çınar spor salonuna geldiğinde Berk'e merakla döndü.
"Noldu?" sonra Vefa'nın kızarmış gözlerine baktı. "Napıyorsunuz burada?"
"Vefa biliyor." diyen Berk Çınar'a bakarak ekledi. "Lavin'in annesinin katilinin babam olduğunu."
Çınar yutkunurken bu gerçek yüzüne yüzüncü kez çarpılıyordu belki ama her seferinde yeterince afallıyordu.
"Görmüş." diye ekledi Berk. "O gece."
Çınar Vefa'ya dönerken konuştu. "Gitsin o zaman polise. Kurtarsın hepimizi artık bu yükten."
Berk başını iki yana salladı. "Babam tehdit etmiş onu. Bu okula gelmelerinin sebebi oymuş."
Çınar'ın kaşları çatılırken sinirle Vefa'ya döndü. "Bir can karşılığında.." dediğinde idrak edemez gibi baş ve işaret parmağıyla burun kemerini tuttu bir kaç saniye. "Lan değer mi?"
"Sen niye sakladın?" diyen Vefa ile duraksarken Berk aralarına girdi.
"Tamam!" diyen Berk yutkundu. "Ben yapacağım ihbarı." dediğinde Çınar'a döndü. "Sana söz verdiğim gibi." dediğinde ekledi. "Bana iki hafta verin. Sadece iki hafta. Sonra herkes her şeyi öğrenecek." dediğinde yutkundu. "Tamam mı?"
Çınar onun gözlerine bakarken gözündeki acıyı görüyordu. Başını salladı usulca. Vefa da başını salladıktan sonra spor salonundan hızla çıktı Berk.
Okula ilerlerken arkasından duyduğu Lavin'in sesi içinde soğuk bir hava dalgasının hareket etmesine neden oldu.
"Günaydın Berk." dediğinde Berk arkasına dönerken ona gülümsedi.
"Günaydın."
"Yüzün solgun görünüyor." diyen Lavin ekledi. "İyi misin?"
"İyiyim." diyen Berk normale dönmek için kendini zorladı. "Sen?"
"Bende iyiyim." diyen Lavin kocaman gülümsedi. "Babam geri dönüyormuş."
Berk kaşlarını kaldırdı ve gülümsedi. "Gözün aydın." dediğinde onlara doğru gelen Çınar'ı görerek bunu fırsat bildi ve hızla konuştu. "Seninki geliyor. Bende bi kantine gideyim."
"Görüşürüz." diyen Lavin Çınar'a döndü. "Günaydın aşkım."
"Günaydın." diyen Çınar ona sarılırken gülümsedi. En azından iki hafta sonra geçecek diye teselli etti kendini.
"Bir haberim var." diyen Lavin'e baktı merakla. "Babam geri dönüyor."
Çınar kaşlarını kaldırdı. "Ciddi misin?" dediğinde Lavin'in kocaman gülümsemesine baktı ve ona tekrar sarıldı. "Çok sevindim."
"Babamın gelmesine mi?" dediğinde Çınar ondan ayrıldı ve gülümseyip yanağına bir öpücük kondururken konuştu.
"Senin bu kadar mutlu olmana."
Lavin kıkırdarken yanlarından geçen Vefa'nın yüzündeki ifadeye takıldı gözleri. Kaşları çatılırken sordu. "Neyi var?"
Çınar omuz silkti. "Bilmem."
Gece yağmaya başlayan karla cebinden çıkardığı eldivenlerini ellerine geçirirken Beliz'e döndü. "Dün gece beni eklemiş."
"Kim?"
"Beliz ben kaç kişiden bahsediyorum sana?" dedi Gece kaşlarını çatarken sonra gülümseyerek ekledi. "Ayaz."
"Yaaaa." diyen Beliz onun koluna vururken konuştu. "Sonunda şu günleri gördüm Allah'ım."
"Hangi günleri?"
"Aşık olduğun günleri." diyen Beliz onun yanağından makas aldıktan sonra sırıttı.
"Abartma Beliz." diyen Gece sonra ciddiyetini koruyamadı. "Tamam yani yakışıklı." dedikten sonra yüzüne daha büyük bir gülümseme yerleşti. "Baya yakışıklı."
"Hadi mesaj at. Kahve falan için okuldan sonra."
"Saçmalama." diyen Gece'ye hemen çıkıştı.
"Ya araya soğukluk girerse hiç yazamazsın." diyen Beliz ona döndü. "Nolur?" Gece bilmiyorum der gibi omzunu silkerken Beliz'in gözüne bahçe kapısından giren Bora takıldı ve konuştu. "Sen yazarsan bende gider konuşurum."
Gece şaşkınlıkla kaşlarını kaldırdı. "Ciddi misin?"
Beliz başını salladığında Gece hızla telefonunu açtı ve Ayaz'a hızla mesaj attı.
-Bugün bi kahve içer miyiz?
"Oha." dedi Beliz. Sonra okula yaklaşan Bora'ya döndü. "Çok ani gelişti Gece. Yapamayacağım galiba."
"Ya hadi!" diyen Gece onu kolundan iteklerken konuştu. "Karda bastırdı iyice. Tam zamanı."
"Buzlar kraliçesi olan sensin canı-"
"Hadi ben kaçtım." diyen Gece hızla okula yönelirken Beliz derin bir nefes verdi ve kendine fısıldadı.
"Hadi Beliz." Sonra tam yanından geçmek üzere olan Bora'ya seslendi. "Bora!"
"Günaydın." diyen Bora yanına gelirken ekledi. "Rüyanda beni mi gördün hayırdır?"
"Bir şey konuşmam lazım seninle?"
Bora bununla kaşlarını çattı. Beliz'i bu kadar ciddi görmeye alışık değildi. Karşısındaki kızın ciddiyetle dolu yüzüne baktı. Hızlanmaya başlayan kar kızın uzun kirpiklerine yapışıyordu. Soğuk havadan olsa gerek burnu kıpkırmızıydı. Şimdi onunla bu konu hakkında dalga geçmek isterdi ama bu kadar ciddi olan konu neydi?
"Noldu bir şey mi oldu?"
Beliz başını salladı. "Oldu." diyen Beliz derin bir nefes aldı ve yutkundu. "Uzun zaman önce bir şey oldu."
"Noldu kızım korkutmasa-"
"Ben sana aşık oldum."
Aşık olmak böyle bir şeydi işte, insanın içine ansızın yağan bir kar gibi; önce üşütür, sonra her yeri bembeyaz yapar, kaçacak yer bırakmazdı.
Kar sessiz yağardı, tıpkı aşk gibi. Kimseye haber vermez, bağırmaz, çağırmazdı. Ama bir bakarsın her yer bembeyaz. Bastığın zemin değişmiş, bildiğin yollar kapanmış, geri dönmek zorlaşmış olurdu. Aşık olmak da buydu işte; fark ettiğinde çoktan içine işlemişti.
Adımların yavaşlar. Eskiden yürüdüğün yollar artık aynı değildir. Kayarsın, duraksarsın, dönmeyi düşünürsün ama ayakların seni ileri taşır. Çünkü aşk, insana yön sormaz. Kar gibi örter; mantığı, kaçışları, bahaneleri.
Ve en tuhafı şudur: üşüdüğünü bilirsin ama yine de orada kalırsın. Çünkü bazı soğuklar insanı hasta etmez, bazı kışlar insanın içini ilk kez ısıtır. Aşık olmak, tam da bu çelişkiydi. Donarken vazgeçmemek.
51. BÖLÜM SONU
Yorumlar
Yorum Gönder