one shot: özlediğim sen değilsin ilk halin. •p2

                       YAZAR'DAN


"Hadii ama anne!" diyen Deniz kapının önündeki çantaların üzerine oturmuş annesinin çıkmasını bekliyordu. "Babam nerede kaldı?"

"Baban gelince arayacak kızım." diyen Cemre'de kapıya yönelirken kapıyı açmasıyla karşısında Berk'i görerek irkilirken Berk'te kapının bir anda açılmasıyla korkmuştu.

"Babaaa!" diyen Deniz Berk'in bacağına sarılırken Berk onu kucağına aldı.

"Günaydıın." dediğinde Cemre eline çantaları alırken konuştu. 

"Günaydın."

Berk bununla boşta kalan elini ona doğru uzatırken konuştu. "Ben taşı-"

"Taşırım ben." diyen Cemre ona baktı. "Tek arabayla gidelim." diye de ekledi. Sonra Berk'in yanından geçip Kendi arabasına doğru ilerlerken konuştu. "Sende getir çantalarını."

Deniz Berk'in şaşkın ifadesine bakarken gülümsedi. "Baba hadi annem kızacak."

Berk onu kucağından indirirken kalan çantaları da alarak arabaya ilerledi ve Cemre'nin yanına geçerek çantaları koydu. Cemre bagajı düzeltirken Berk sordu.

"Ben süreyim mi?"

"Yok." diyen Cemre omuz silkti ve omzunun üstünden ona baktı. "Ben sürerim."

"Uykulu gözüküyorsun da o yüzden.." diyen Berk ile Deniz hemen çıkıştı.

"Çünkü üçe kadar toplantı yaptı bilgisayardan annem." diyen Deniz ekledi. "Ondan sonra da uyumadı."

Berk'in bakışları Cemre'ye dönerken Cemre kaşlarını kaldırdı. "Pardon hanımefendi bu bilgi nereden geliyor size. Mışıl mışıl uyuyordun?"

"Uyuyordum ama en son uyandığımda seslerinizi duydum. Sonra uyandığımda da sen televizyonu açmıştın ve uyumuyordun." diyen Deniz omuz silkerken ekledi. "Hem ben korkarım babam sürsün." 

"İyi tamam." diyen Cemre ön koltuğu açıp otururken Berk şaşkınlıkla Deniz'e döndü.

"Sen naptın az önce?" dediğinde Deniz saçını eliyle savurdu.

"Annemi ikna ettim." dediğinde sırıtarak konuştu. "Ben süper bebeğim baba unuttun mu?"

Berk onun bu tavrıyla kahkaha atarken saçlarını karıştırdı. Sonra da arka koltuğun kapısını açarak onu bebek pusetine koyduktan sonra o da ön koltuğa geçerken yan tarafındaki Cemre'ye baktı. 

Cemre başını arkaya yaslamış ön camdan dışarı bakıyordu. Hiç mutlu gözükmüyordu.

Berk ondan gözlerini çekerek arabayı çalıştırdığında Cemre'nin telefonu birkaç kez titredi. Berk'in gözleri ekrana kayarken mesaj gönderen kişinin Doruk diye kaydedildiğini gördü. Cemre mesajları ekrandan okuduktan sonra cevap vermeden sildi.

"Keşke Ege Abi de gelseydi." diyen Deniz'le Berk'in bakışları yoldan ayrılmazken Cemre'nin bakışları yavaşça Berk'e döndü. İfadesiz tutmaya çalıştığı yüzüne biraz baktıktan sonra arkaya doğru dönüp konuştu.

"Ege ev taşıyor." dedi sanki sadece Deniz'e söylemiyor gibiydi. Sonra bakışları Berk'e döndü. "İşlerini toparlamış dönüyor buraya."

Berk gözlerini yoldan ayırmazken eli arabanın ekranına gitti ve son çalan şarkıyı açarak sesi yükseltti.


Yoksun, söylesene yerin nasıl dolsun
Tamam senin dediğin gibi olsun


Cemre'nin gözleri açılan şarkıyla Berk'i bulurken Berk'in gözlerinin de onu bulmasıyla hızla gözlerini kaçırdı.


Solsun çiçeklerim,
solsun bahçemin gülleri


Cemre başını yandaki cama çevirirken Berk bir anlık ona bakıp geri yola döndü.


Demiştin ya zaman ilaç
Sorsana bir de bana
Olmuyor alıştım ben sana


Deniz oturduğu yerden bir annesine bir babasına bakarken babasının da ara ara annesine baktığını fark ederek ona doğru konuştu.

"Şşş uyudu."

Berk bununla kaşlarını kaldırırken başını hafifçe eğip Cemre'ye baktığında cama başını yaslamış bir şekilde uyuyakaldığını gördü. 

"Ne çabuk?" diye fısıldarken Deniz konuştu.

"Yalan mı söylüyorum ben baba?" dedi ve kaşlarını çattı. "Dedim ya gece uyumadı diye."

Berk onun bu haline gülümsemeden edemezken konuştu. "Bir de araba sürecekti böyle."

"Sürerdi ki." diyen Deniz omuz silkti. "Sana güvendiği için uyudu bence."

Berk'in gözleri bununla tekrar Cemre'yi bulduktan sonra yola döndü.


Geçiyorsun yanımdan her şeyi bile bile
Nasılsın tanıdık yabancı
Nasılsın tanıdık yabancı 


Araba durduğunda neredeyse dört saatlik bir yolun sonunda kamp alanına gelmişlerdi. Berk yavaşça arkasına dönerken Deniz'in de uyuyakaldığını görerek gülümsedi.

Sonra yavaşça Cemre'ye doğru fısıldadı. "Cemre.." 

Ancak cevap veya bir hareketlilik olmayınca ona doğru biraz eğildi ve usulca koluna dokundu. 

Cemre bununla irkilirken eli refleks olarak Berk'in kolunu çekti. Gözlerini açtığında göz gözelerdi.

Berk afallarken Cemre'nin kokusunun burnuna doluşuyla durgunlaştı. 


Gelsen, nasıl özlediğimi bilsen
Nefessiz kalışımı görsen
Anlar mısın beni
Anılar kurtarır mı bizi


Cemre yavaşça geri çekilirken Berk'te ondan uzaklaştı ve gözlerini kaçırarak konuştu. "Geldik."

Cemre başını bir sağa bir sola yatırdıktan sonra yavaşça arkaya döndü. "Uyumuş." diye fısıldadığında Berk kaşlarını kaldırdı.

"Kızımı uyutmamışsın gece belli ki."

Cemre ona yan yan bakarken gülümsedi. Sonra yavaşça arabadan inerek Deniz'in kapısını açtı.

"Deniz." dediğinde Deniz homurdanarak başını diğer yöne çevirdi. "Geldik kızım." diyen Cemre'nin ardından Deniz'den hiçbir tepki gelmediğinde Cemre arabadan inen Berk'e dönerken konuştu. "Uyandıramıyorum?"

Berk kaşlarını çatarak sordu. "Neden?"

"Sana çektiği için." 

Cemre'nin bu cümlesiyle Berk'in yüzüne bir sırıtış eklenirken konuştu.

"Dünyanın sonu gelse duymaz yani." 

Gözleri birleşirken bu cümle çok tanıdıktı ikisine de. Kaç yıldır ayrı olmalarına rağmen içlerini titretecek kadar tanıdık.

Cemre'nin sınav için çıkardığı notlar pencereden esen rüzgarla uçuşurken Cemre'nin ağzından bir çığlık kopmuştu. Cemre bu çığlığın sonra farkına varıp pencereyi kapatırken koltukta uyuyakalan Berk'e baktı ama hâlâ uyuduğunu görerek istemsizce gülümsedi.

Sonra saatin geç olduğunu fark edip masanın üzerindeki notlarını topladı ve Berk'e doğru yöneldi.

Koluna dokunarak usulca konuştu. "Berk.. kalk yatağına yat hadi geç oldu."

Berk bir şeyler mırıldanıp koltukta yön değiştirdiğinde Cemre onu uyandıramayacağını bilerek koltuğun üzerindeki battaniyeyi üzerine serdi yavaşça. Ve yanağına usulca bir öpücük kondurdu.

Cemre de sabah yanağına kondurulan öpücükle gözlerini kırpıştırarak uyandığında karşısında ona hayranlıkla bakan Berk'i gördü. Sonra gözleri saate kaydı ve saatin yedi olduğunu gördü.

"Sen bu saatte uyandın." dedi kaşlarını kaldırarak Berk'e bakarken. "Kıyamet alameti falan herhalde."

Berk hâlâ uykulu olan gözleri kısılarak gülümserken mırıldandı. "Nedenmiş o?"

"Uykucu bir bebek olduğun için." diyen Cemre kollarını onun boynuna dolarken ekledi. "Dünyanın sonu gelse duymuyorsun uyurken."

Berk bu cümleyle kahkaha atarken konuştu. "Tüh bende bu sabahki sınavın için alarm kurmuştum. Dünyanın sonu geldi demek ki."

Cemre kaşlarını kaldırdı. "Ciddi misin sen? Sırf benim sınavım için mi kurdun alarmı?"

"Evet." diyen Berk onun saçını yavaşça kulağının arkasına sıkıştırırken ekledi. "Ne kadar panik yaptığını biliyorum sınav günleri. İşini biraz kolaylaştırmak istedim."

Cemre bununla gülümserken Berk'i biraz daha kendine çekti ve alınlarını yasladı. "Az önce beni öptün ya."

"Evet?"

"Bir daha öp." dediğinde Berk'in gözleri onun dudaklarına kaydı ve yavaşça sokularak dudaklarını birleştirdi.

Ayrıldıklarında alınları birbirine yaslıyken Berk fısıldadı. "Seni çok seviyorum."

"Bende seni." diyen Cemre üstündeki Berk'i yavaşça iterken ekledi. "Ama şimdi bana öyle bakmayı bırakman lazım yoksa hazırlanamayacağım." dediğinde dolabının karşısına geçip ne giyebileceğini düşünürken konuşan Berk'le ona döndü.

Berk yatakta dirseğini yatağa yaslamış elini yanağına koymuş ona bakarken muzip bir ifadeyle konuştu. "Bakmayı bıraktığımda haber verirsin." 

"Beerk!" diyen Cemre ona kaşlarıyla kapıyı gösterirken ona gülerek odadan çıktı.

Cemre gözlerini aceleyle Berk'ten kaçırırken Berk onun yanına gelip arabanın kapısından Deniz'e baktığında Cemre bir adım geri gitti.


Demiştin ya zaman ilaç
Sorsana bir de bana
Olmuyor alıştım ben sana


Berk Deniz'in kemerlerini usulca çözerken onu uyandırmamaya özen göstererek kucağına aldı.

Cemre kapıyı kapatırken elindeki anahtarla arabayı kilitledikten sonra kamp alanına ilerlemeye başlayan Berk duraksayarak ona seslendi.

"Telefonumu unuttum ön koltukta."

Cemre geri dönüp kapıyı açarken koltuktaki telefonu aldı ve kapıyı kapatıp arabayı tekrar kilitledikten sonra tam yürümeye başlamıştı ki elinde titreyen telefonla refleks olarak ekrana baktı.

Aslı: Günaydııınn. Nasılsın?
Aslı: Geçen akşamki programı bir daha tekrarlasak mı?

Cemre yaptığının yanlış olduğunun farkında olarak kendine kızarak telefonun ekranından gözlerini ayırdı. Ancak bir kez daha titreyen telefonla yine ekrana kaydı gözleri.

Aslı: Güzeldi..

Cemre'nin bu mesajla kaşları çatılırken bir anlık çenesi kasıldı. Sonra başını iki yana salladı ve kendi kendine kızdı. Çünkü buna hakkı yoktu biliyordu.


Geçiyorsun yanımdan her şeyi bile bile
Nasılsın tanıdık yabancı
Nasılsın tanıdık yabancı 


Berk'in yanına geldiğinde Deniz'in hafifçe uyandığını ve mırıldanarak babasıyla konuştuğunu gördü.

"Ne zaman geldik?"

"Şimdi geldik kaçırdığın bir şey yok." diyen Berk gülümserken Cemre'nin sesiyle gözleri ona kaydı.

"Deniz'i alayım ben." diyen Cemre'ye Deniz'i Berk'in kucağından alırken Berk'e telefonunu uzattı. "Sende telefonunu al."

Berk telefonunu alırken konuştu. "Ben taşırdım yorulmasaydın."

Yeni yeni uykusu açılan Deniz gözlerini kısıp babasına baktı. "Ben ağır mıyım baba?" dediğinde Cemre'de onun gibi gözlerini kıstı.

"Sen benim kızıma ağır mı dedin babası?"

Berk bu görüntüyle gülümsemeden edemezken iki elini havaya kaldırdı. “Ben hiçbir şey demedim! Vallahi demedim!”

Deniz dudaklarını büzüp babasına bakmaya başladı. “Bence dedin.”

“Ben öyle bir şey nasıl derim ya?” diye atıldı Berk.

"Ben taşırdım yorulmasaydın dedin." diyen Deniz onay almak ister gibi annesine dönerken Cemre başını sallayarak onay verdi.

"Evet."

Berk bununla konuştu "Yardım etmek istedim.” 

Deniz küçük parmağını babasına doğrulttu.
“Ben ağır olduğum için mi yardım etmek istedin?”

Cemre bununla gülmesini tutmak için dudaklarını birbirine bastırıp yan tarafa dönerek gizlemeye çalışırken Berk bunu fark ederek gülümsedi istemsizce. Deniz bununla kaşlarını çattı.

"Anne gülüyor musun sen?" dediğinde Cemre ona döndü.

"Yo ne münasebet." dediğinde Deniz işaret parmağını ona doğru salladı.

"Gülüyorsun gülüyorsun." dediğinde ekledi. "Babamın gülümsemesinden anladım."

Cemre'nin gözleri bununla Berk'i bulurken Berk yüzündeki gülümsemeyi hızla sakladı.

"Hadi gidelim." derken onlara arkasını döndüğünde Cemre ona göz devirirken Deniz karşıda gördüğü Can ile heyecanla annesinin omzuna dokundu.

"Anne Caan! Beni bırak." 

Cemre onu kucağından indirirken Berk onlara dönüp Deniz'in koşmaya başladığı yöne kaşlarını çatarak baktı.

Cemre onun yanına gelirken Cemre'nin yanından yürümeye devam etti ve sordu.

"Bu Can hayırdır?"

"Ne hayırdır?" dedi Cemre ona dönmeden.

"Prens prenses bir şeyler dedi geçen de."

"Gösteri yapacaklar." diyen Cemre'yle konuştu.

"Şuan niye sarılıyorlar?"

Cemre duraksayıp Berk'e dönerken gülümsedi. "Sen kızını mı kıskandın?"

"Kıskanmam mı lazım?" diyen Berk kaşlarını ciddiyetle çatarken Cemre kendini tutamayıp kahkaha atmaya başladı. "Neye gülüyorsun?" diye ekledi Berk.

Cemre’nin kahkahasına rağmen Berk’in yüzündeki ciddiyet zerre bozulmayınca Cemre nefesini toparlamaya çalışarak elini göğsüne koydu. “Berk… o çocuk beş yaşında.”

“E tamam işte.” dedi Berk hâlâ ciddi bir ifadeyle. “Beş yaşındalar. Bu işler böyle başlıyor. Önce sarılmalar… sonra birlikte kaydıraktan kaymalar… sonra-”

“Kaydıraktan kaymalar mı?” diye sözünü kesti Cemre gülerek.

Berk kaşlarını kaldırdı. "Bu kadar sevgi pıtırcığı olmakta iyi değil herkese sarılmasın." diyen Berk'le Cemre ciddi kalmaya çalışarak konuştu.

"Kimlere sarılsın?"

Berk omuz silkti. Tam ağzını açıyordu ki onlara doğru koşan Deniz bağırarak sordu.

"Annee! Babaaa! Can bana annesiyle birlikte yaptığı kurabiyelerden getirmiş onların çadırına kadar gidip gelebilir miyiiz?"

Cemre dudaklarını birbirine bastırıp gülmemek için uğraşırken Berk’in yüzündeki dehşet ifadesi bir anlığına dondu.

“Ne yapmış?"

“Kurabiye." dedi Deniz sevinçle.

"Git kızım ama fazla uzaklaşma." dedi Cemre araya girerek.

Deniz eliyle ileriyi gösterdi. "Hemen şuradaki çadır zaten." diyerek koşmaya başladığında Cemre onun arkasından bakan Berk'e baktığında kıkırdarken konuştu. 

"Çadır yapacak mıyız yoksa akşam Canların çadırında mı kalırız?"

Berk'in bakışları ona dönerken konuştu. "Oo süper Cemre Hanım." dediğinde elindeki çantaları kaldırarak yürümeye devam etti. "Dalga geç sen benle bakalım." 

Cemre arkasından sahte hüzünlü bir sesle konuştu. "Nolurmuş dalga geçersem çadırımı mı yapmazsın?"

"Kendine ayrı çadır mı getirdin?" dedi Berk arkasını dönmemesine rağmen sesindeki şaşkınlık okunuyordu. 

"Evet. Nolacaktı? Aynı çadırda mı kalacaktık?" diyen Cemre ile çadır kuracakları yerde durarak çantaları yere bıraktı.

"Aile kampı ya hani?"

Cemre'nin gözleri onu buldu. Duraksadı. "Ama biz iki ayrı çadırız ya hani?" söylediği cümle kendine bile ağır gelirken Berk'in gözlerindeki acıyı çok net görebildi. 

Berk hızla önüne dönüp çantaların birinden çadırını çıkarırken gözünden yavaşça süzülen yaşı sildi.

"Allah kahretsin.." diye mırıldanan Cemre'nin sesiyle hafifçe ona döndüğünde yüzündeki dehşet ifadesini görüp sordu.

"Noldu?"

Cemre hâlâ çantaların arasında bir çanta ararken konuştu. "Çadırımı evde unutmuşum." Berk bununla kendini tutamayarak kahkaha atmaya başladığında Cemre şok içinde ona döndü. "Niye gülüyorsun?"

Berk kahkahalarının arasında kendi çadırını çıkarıp Cemre'ye gösterirken konuştu. "Şimdi... Sen Canların çadırında mı kalıyorsun?"

Cemre bununla yüzünü buruşturdu. "Benim laflarımı bana söylerken hiç komik olmuyorsun."

"Yo bence çok komiğim." dedi Berk gülerken. Sonra ciddileşerek Cemre'ye döndü. "Tut şu çadırın ucundan yoksa üçümüzde gece ayazına kalacağız."

Cemre başka çaresi kalmadığı için Berk'in getirdiği çadırın ucundan tuttu.

Çadır hazır olduğunda Deniz bunu görerek koşarak geldi ve sevinçle bir çığlık attı. "Çok güzel olmuuuuş!"

Havanın kararmaya başladığını gördüğünde konuştu. "Bu akşam bir etkinlik yok. Yarın başlayacakmış. Girelim mi çadırımıza?" diyen Deniz'in gözlerindeki ışıltıyla Cemre gülümsedi.

"Girelim." sonra Berk ile gözleri buluştu. "Çadırımıza."

Deniz sevinçle çadıra girerken Berk ve Cemre göz temaslarını bir süre çekmedi. İkisi de o an fark etti. Ne zamandır biz dedikleri bir şey yoktu. Bunu kaybettiklerini yeni fark etmeleri bile içlerinde aynı yeri sızlattı. 

"Anneee! Babaa! Hadii!"

Deniz'in sesiyle gözleri ayrılırken Berk konuştu. "Sen gir benim bir telefon konuşması yapmam lazım."

Cemre başını sallarken çadıra girdi.

"Dur ışıklarımızı da çıkarayım." diyen Vemre çantadan getirdikleri yaprak dekorlu ışıkları çıkarıp çadırın etrafına sardıktan sonra içeri girdi ve fermuarı yarısına kadar çekti. Deniz kocaman gülümsemesiyle çadırın üstünden yüzlerine vuran ışıklara bakarken konuştu.

"Çok güzel olduu." sonra gülümseyerek annesine döndü. "Babam nerede?"

"Gelir şimdi telefonla konuşması gerekiyormuş."

"Ege'yi görüntülü arayalım mıı?" diyen Deniz'le Cemre çadırın açık kalan fermuarından eğilerek Berk'e baktığında hararetli bir şekilde telefonda konuştuğunu görerek başını salladı. 

"Hadi arayalım."

Telefon üçüncü çalışında açılırken Ege ekranda Deniz'i görmesiyle gülümseyerek konuştu.

"Vay vaaay kimleri görüyorum? Prenses sen beni arar mıydın ya?"

"Her zaman arıyorum ya Egee!" diyen Deniz ona eliyle öpücük gönderirken konuştu. "Bak biz çadırdayız."

"Gittiniz yani kampa?" diyen Ege'yle Deniz başını hızla salladı.

"Babam ve annem yaptı çadırı." Ege başını sallarken lafı değiştirmek istercesine arka kamerayı çevirdi.

"Valla bende böyle kolilerin içindeyim işte. Çağrı hayırsızı da yardıma gelecekti sözde bir saat oldu yok." dediğinde etrafı gösterdi ve kamerayı geri kendine çevirdi.

Deniz işaret parmağını ekrana sallarken gözlerini kıstı. "Çağrı'ya hayırsız dediğini ona söyleyeceğim."

"Neden?"

"Çünkü o benim kankam." diyen Deniz'le Cemre ve Ege gülerken çadırın açılan fermuarıyla Berk'in sesi duyuldu.

"Neye gülüyorsunuz?"

Cemre'nin gülümsemesi solarken ekrana döndü. Tam kapatacağını söyleyecekti ki Ege ondan önce davrandı.

"Tamam prenses seni çokça öpüyorum." Berk Ege'nin sesini duymasıyla duraksarken yanağını ısırdı. Ege ekledi. "Bol bol eğlen ararım seni yine."

"Görüşürüz Egee."

"Görüşürüz."

Telefonun kapanmasıyla kısa bir sessizlik oluştu.

"Hadi uyuyalım mı?" diyen Deniz'in sesi böldü sessizliği. 

"Saat daha dokuz." diyen Berk sesindeki şaşkınlığı gizleyemedi. "Sen bu kadar erken mi uyuyorsun?"

"Arabada uyuyamadım." diyen Deniz omuz silktiğinde çadıra koydukları kocaman şişme yatağın ortasına yattı. 

Cemre kaşlarını kaldırıp Berk'e bakarken imayla konuştu. "Babanın bu saatlerde daha mühim işleri olduğu için şaşırdı tabi."

Berk bununla yüzünü buruşturdu. "Ne gibi mühim?"

Cemre Deniz'in yanına uzanırken konuştu. "Bilmem."

"Aslı cadolozu." diyen Deniz'le Cemre ve Berk şaşkınlıkla Deniz'e dönerken Berk gülümsemesini tutamayarak sordu.

"Ne dedin ne dedin?"

Deniz yattığı yerden doğrulurken konuştu. "Cadoloz dedim."

"O kelimeyi nerden öğrendin sen?" diyen Berk'in ardından Cemre yerinden doğrularak sordu.

"Ve neden öyle dedin?"

"Kelimeyi dayımdan öğrendim." diyen Deniz fısıldadı. "Beliz'e dedi." Sonra ekledi. "Çünkü Aslı'yı sevmiyorum ve o bir cadoloz."

"Niye sevmiyorsun?" diyen Berk'le Cemre'nin bakışları Berk'e döndü.

"Sevmiyorum baba." diyen Deniz omuz silkerken Cemre sordu.

"Aslı kim?"

"Arkadaşım." diyen Berk'le Deniz ofladı.

"Ben dışarı çıkıyorum." dediğinde Cemre onu durdururken Deniz konuştu. "Aslı hakkında konuşmayı bırakıp uyuyalım mı?" dediğinde gülümsedi. "Ben ilk defa sizin aranızda uyuyacağım." 

Berk'in yüzüne küçük bir tebessüm yerleşirken konuştu. "Sen küçükken de bizim aramızda uyurdun ki."

"Ben hatırlamıyorum o zamanları baba. Adı üstünde küçüktüm ya."

Cemre buna gülerken Berk konuştu.

"Dil pabuç kadar."

Deniz esnerken Cemre onun yanına uzandı ve üzerlerini örttü. Berk'te Deniz'in diğer yanına yatarken Deniz'in gözleri çoktan kapanmaya başlamıştı.

"Baba.." dedi uykulu sesiyle mırıldanır gibi. Gözlerini açık tutmaya çalışırken. 

"Efendim kızım." diyen Berk Deniz'in saçlarını okşadı.

"Annemle bi daha evlenir misiniz?"

Berk'in kaşları çatılırken Cemre'ye bakmamak için ayrıca çaba gösterdi. Cemre'nin gözleri ise onun üzerindeydi.

"Nerden çıktı şimdi bu?"

"Bilmem." diyen Deniz esnerken ekledi. "Selin'in anne babası boşanmış sonra birbirlerine aşık olduklarını fark edip tekrar evlenmişler." dediğinde gözleri yavaşça kapanırken iç çekerek mırıldandı. "Belki biz de tekrar aile oluruz.."

Deniz uykuya dalarken Cemre ve Berk'in gözleri istemsizce birleşti. Sonra her zamanki gibi kaçırdılar gözlerini.

Sabahın ilk ışığı çadırın ince naylonundan sızarken Berk uyandı. Sonra kolundaki ağırlığı hissetti ve başını çevirip oraya baktı. Cemre’nin başı omzunun çukuruna gömülmüş saçları yüzüne dağılmıştı.

Berk hafifçe doğruldu etrafa baktı. Fermuar yarıya kadar açıktı ve anlaşılan Deniz çoktan arkadaşlarının yanına gitmişti. Berk başını tekrar yastığa bıraktı. Kımıldamak istemedi. Çünkü Cemre hâlâ uyuyordu ve Berk onu uzun zamandır uyurken görmemişti. 

Uyurken görmeyi geç iki yıl içinde hiç bu kadar fazla görmemişti. 

Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

şu kalsın ki aklınızda, kadının sessizliği vedadır..

21.Bölüm: Uyan

23.Bölüm: Yeni Çocuk