53.Bölüm: Kum Fırtınası
-o kum fırtınası bittiğinde, nasıl olup da onun içinden geçebildiğini, nasıl hayatta kalabildiğini anlamayacaksın. o fırtına bitti mi bunun bile farkına varamayacaksın. yalnız tek şeyden emin olacaksın. o fırtınanın içinden geçtikten sonra o fırtınaya adım atmadan önceki kişi olmayacaksın artık, aynı kişi olmayacaksın. evet, işte kum fırtınasının anlamı bu.
YAZAR'DAN
Söylenen her söz, saklanan her ayrıntı havaya karışan kum taneleri gibi etraflarında dönüyor, nefes almayı zorlaştırıyordu. Gençlerin hiçbiri aynı kalamayacaktı, çünkü bu gerçek her birinin hayatına başka bir yerden sızıyordu. Birinin çocukluğundan kalan masumiyetini söküp alıyor, diğerinin geleceğe dair kurduğu düzenli hayalleri paramparça ediyor, bir başkasınıysa ilk kez kendi karanlığıyla baş başa bırakıyordu.
Kum fırtınasının en zor yanı, insanın ne zaman başladığını anlamamasıydı; o gün de öyle olmuştu. Başta sadece rahatsız edici bir rüzgâr sandıkları şey, kısa sürede görüşlerini kapatmış, yollarını belirsizleştirmişti. Kaçmak isteseler de yönlerini bulamıyor, durmak isteseler de oldukları yerde kalamıyorlardı.
Bir şeylerin kırıldığını duyuyorlardı ama bunun bir dal mı, yoksa içlerinde kopan son bağ mı olduğunu ayırt edemiyorlardı. Herkes kendi yükünü taşıyordu; kimse kimseninkini alamazdı, uzanılan eller hep havada kalıyordu. Fırtına onlara şunu öğretmişti: bazı gerçekler paylaşıldıkça hafiflemez, aksine daha da ağırlaşır. O gün, kumun içinde yürürken, aynı yerden geçseler bile artık aynı yolda olmadıklarını sessizce kabullendiler.
Kum fırtınası geride kalmıştı denebilirdi, evet. Ama bıraktığı izler yön tabelası gibiydi; ne tarafa giderlerse gitsinler, dönüp dolaşıp o güne bakacaklardı. Çünkü bazı gerçekler yaşanıp bitmez. Sadece insanın içine yerleşir ve oradan dünyaya bakmayı öğretir. Ve artık baktıkları dünya, eskisinden daha net değil; sadece daha sertti.
Berk yanağındaki yaşı hızla silerken kapıyı açan Lavin'in Kenan'ı ve babasını görür görmez yaşadığı sevinci izledi önce.
Kız babasına sarıldıktan sonra sevinçle bir de Kenan'a sarılmıştı.
Berk midesinde oluşan ağrıyla yüzünü buruşturdu. Gözlerini sıkıca kapatırken başını yere eğdi.
"Aaa babaa!" diyen Beliz'in sesiyle başını geri kaldırdı. "Ne güzel bi sürpriz bu!" diyerek babasına sarıldı.
"Berk söylemedi mi?" diyen Kenan'la bakışları Berk'e döndü.
"Yok." dedi Beliz Berk'e bakarken gözlerindeki o karamsar ifadeyi gördü.
Kenan ve Selim masaya ilerlerken Beliz Berk'in yanına geldi tereddütle. "İyi misin?"
Berk Beliz'e baktı. "İyiyim." dediğinde gülümsedi.
"Beliiz bak babanın çocukluk anısını anlatıyorum." diye bağıran Hanife Teyze ile Berk ona masayı işaret etti.
"Git sen. Ben bi yüzüme su çarpıp geleceğim." Beliz ona başını salladıktan sonra tam arkasını dönmüştü ki Berk'in kolunu tutan eliyle duraksadı. "Beliz." dedi Berk sesindeki endişe ve korkuyu gizlemeden.
"Berk?"
"Özür dilerim."
Beliz'in düşünmesine bile izin vermeden yanından ayrıldı. Beliz bununla kaşları çatılırken kafasında düşüncelerle masaya döndü.
Berk açtığı suyu yüzüne çarptıktan sonra ellerini mermere dayadı ve aynadaki yansımasına baktı. Gözünün önünden film şeridi gibi geçti her şey.
"Çınar bir gelir misin?"
Çınar onun yanına geldiğinde koridorun köşesine gittiler. "Spor salonunun görüntüleri çıkmış. Bilgisayar odasına gidip izleyelim." dediğinde Çınar başını salladı.
***
Kadraja giren Kenan Yağızoğlu ve karşısındaki kadın epey gerilimli bir kavga ediyor gibilerdi. En son Kenan Yağızoğlu kadını omuzlarından itti ve kadın kafasını arkadaki futbol kalesinin demirine çarparak yere yığıldı.
***
Berk eliyle Çınar'ın kolundan yakaladı. "Dur." diye bir fısıltı döküldü dudaklarından. Çınar'ın bakışları bakışlarıyla birleşti.
***
"Ben... Beliz üzülsün istemiyorum Çınar. Kız yıllar sonra geldi. Aile diyebileceği birilerinin olduğunu gördü." dedi ve yutkundu. "Babamı o kadar seviyor ki onu bu rüyadan uyandırmak istemiyorum. Çünkü bu gerçek..."
Çınar başını sallarken gözlerini gökyüzüne çevirip cümlenin devamını getirdi.
"Kabus gibi." dedi titrek bir nefes verirken.
***
''Ömrüm boyunca korktuğum adamı koruyorum ben."
***
Ona gülümseyerek bakan Lavin'e gülümsedi. "Hem aynı yaraları paylaşıyoruz. Daha iyi kim anlayabilir seni." dediğinde Lavin başını sallarken Berk ayağa kalktı. "Sarılmak ister misin?"
Lavin başını sallarken ayağa kalktı. Birbirlerine sarıldıklarında Berk'in gözleri bir kez daha pişmanlıkla kapandı.
***
Lavin kısa bir an durdu. İç çekti. “Bazen senin gibi birini tanıdığım için şanslı mıyım yoksa geç tanıdım diye üzülmeli miyim bilmiyorum. İyi ki varsın Berk... Gerçekten.'' dediğinde Berk başını salladı.
''Sen de Lavinsu.''
***
Berk suyu hızla kapattı ve doğruldu. Derin bir nefes verdikten sonra doğruldu ve telefonunu açtı. Titrek parmakları hızla polis numarasını tuşladı.
Karşıdan duyulan sesle konuştu. "Ben bir ihbarda bulunmak istiyorum." Aynadaki yansımasının dudaklarının titrediğini fark etti.
"İhbarınızın konusu nedir?"
"Cinayet." diyen Berk yutkundu. "Kenan Yağızoğlu'nun işlediği bir cinayet."
İçinde bir çerçeve düştü tuzla buz oldu. Kırıkları kalbine battı. Dediği gibi ömrü boyunca korktuğu adamı korumuştu bu güne kadar. Ama bugün ihbar ettiği kişi babasıydı...
Aynada küçük çocuğu gördü. Resimlerde bile babasını kocaman çizen ve büyüyünce onun gibi olacağını söyleyen.
Sonra annesinin sesi doldu kulaklarına. "Ne olursa olsun iyi biri olacaksın sen oğlum." diyen.
"Bir kez daha soruyorum. Kanıdınız var mı beyefendi?" diyen polisle kendine gelir gibi oldu.
Vazgeçebilirdi tam şuan. Yok diyip asılsız bir ihbar olarak kayda geçirebilirdi.
"Var." dedi. Bu kez sesi titremedi.
Biliyordu. Buradan geri dönüş yoktu. Ve bir daha hiçbir şey eskisi gibi olmayacaktı.
Telefonu adres verip kapattığında polis hattına videoyu gönderdi.
Yanmıştı gemiler yanacağı kadar. Bundan sonrası küllerin arasından yürümekti artık.
O kapıdan çıktı ve masaya oturdu. Kulağına Cemre'nin ona boğuk gelen sesi doldu. "Berk iyi misin?"
Başını sallamakla yetindi. Gözleri Beliz ve babasının üzerine kaydı.
"Canım babam benim ya!" diyen Beliz babasına sarılırken Berk telefonundan kafasını kaldırıp onlara baktı.
"Valla bak." diyen Kenan gülümseyerek ona sarıldı ve ekledi. "Ben böyle sevgi pıtırcıklığına alışkım bir adam değilim. Şımarırım he."
"Şımar." diyen Beliz omuz silkti. "En fazla daha çok sarılırsın."
"Yalnız." diyen Berk sırıtırken ekledi. "Sarılma süresini aştın."
"Sarılamadığımız yıllara saysın hayat." diyen Beliz gülerken Kenan'a biraz daha sıkı sarıldı.
Berk yutkundu.
Gözleri bu kez Lavin ve Çınar'ı buldu.
Çınar başını Lavin'in omzuna koymuştu. Lavin ise bir eliyle onun saçını okşuyordu. Bir yandan da Kenan ve Beliz'i dinliyorlardı.
"Katlanmıyorum. Alaz kötü biri değil Berk." diyen Lavin'le duraksadı Berk.
"İyi de onun yanında kalarak Çınar'la aranızdaki duvarları yükseltiyorsun ama."
Lavin derin bir nefes alırken konuştu. "En azından Alaz benden bir şey saklamıyor."
Nefesi nefes borusunda takılacak gibi olurken titreyen eli önündeki bardağa uzandı. Su boğazında geçerken içini ürpertti.
Beliz ile göz göze geldi. Beliz onun bakışlarından anlıyordu bir şeyler olduğunu. Berk ona yavaşça gülümserken içinden ikizlerin birbirinin aklını okuyamamasına şükretti.
O an kapının dışında bir siren sesi duyuldu. Berk'in omuzları gerindi.
Kapı tıkladığında ayağa kalkan kişi Selim'di. O kapıyı açtığında siren sesleri diplerindeydi.
Berk ayağa kalkarken yutkundu. Herkes senkronize bir şekilde kapıya yönelirken Berk sadece durdu.
Küllerin arasından yürümek böyle bir şeydi işte. Ateş sönmüştü belki ama yer hâlâ sıcaktı. Ve her adımda ayakların yanıyordu.
"Kenan Yağızoğlu." diyen polisin sesiyle Berk'te Beliz'in yanına geçti.
"Buyrun." diyen Kenan'ın sesi anlam veremez gibiydi. Sanki işlediği bir cinayet yokmuş gibi. Sanki ölümüne sebep olduğu kadının eşi ve kızıyla az önce masada oturmuyormuş gibi.
"Hakkınızda bir ihbar var."
Selim yavaşça Kenan'a döndü. "Asılsızdır beyefendi." dediğinde ekledi. "Ne ihbarı?"
"Alisa Sezen'i öldürme suçundan tutuklusunuz."
Ses dalga dalga yayıldı. Kimseden çıt çıkmadı. Kimse gerçekliğini ayırt edemedi. Berk'in gözleri Lavin'in titreyen ellerini buldu.
Lavin polise döndü. "Ne?" dediğinde yutkundu. "Na- Nasıl?"
Polis Kenan'ın ellerine yönelirken Kenan elini sertçe çekti. "Polis bey. Ben nereden bileceğim saçma bir sokak serserinin beni ihbar etmediğini?"
Hanife Teyze'nin eli kalbinin üzerine giderken Çağrı ve Ege onu tuttu ve arka kapıdan hep birlikte çıktılar.
Kenan kapıdan çıkarken polis arabalarının ortasında dikilen komiserin yanında durdu. "Kim yapmış ihbarı?"
"Kenan Bey gizlilik sebebiyle söyleyemiyoruz."
"Ben yaptım." Herkes şok içinde Berk'e dönerken Berk babasının tam karşısına dikildi. "Hep derdin ki bir işi yanlış yapıyorsan bile üzerini öyle kapat ki kimse senin açığını bulamasın." diğerlerine bakmamak için dolu gözlerini zorladı. Kuruyan dudaklarını ıslattı. "Açığını bulduğun kişininde yanlışa devam etmesine izin verme." dediğinde yavaşça gülümsedi. "Benzemiş miyim sana?" dediğinde yutkundu. Sesi titredi. "Baba.."
Kenan'ın gözleri kısılırken yavaşça Berk'in gözlerinden ayrılıp önündeki komisere döndü ve ellerini uzattı. Polis Kenan'ı alıp giderken herkes şok içindeydi.
"Ne saçmalıyorsun sen ya?" diyen Lavin'in titrek sesiyle Berk gözlerini kapattı. Kolundan tutulmasıyla Lavin'e döndü ve gözlerini açtı. "Ne saçmalıyorsun dedim Berk?" diyen Lavin'le yutkundu.
Üstünde bu sırdan kurtulmanın mı yoksa zaten yandığı için mi bilinmez bir rahatlık vardı.
"Özür dilerim." dedi sesi fısıltı gibi çıkarken.
Lavin'in gözünden bir damla yaş süzüldü.
"Ne?" diye bir fısıltı koptu dudaklarından. Sonra yutkundu. "Berk şaka yapıyorsun dimi?"
"Altı ay önce öğrendik."
"Altı ay." dedi Lavin kaşlarını kaldırırken şokta gibiydi. "Sen altı aydır babanın katil olduğunu biliyorsun ve yüzüme baka baka yalan söyledin. Bir de benimle annemin katilini aradın? Öyle mi?"
"Başta gerçekten arıyordum. Çınar benden yardım istedi. Kamera kayıtlarını istedim arşivden.."
Lavin onu göğsünden ittirdi sertçe. "İğrençsin." dediğinde gözleri öfkeyle kaplanmıştı. "Sus dinlemek istemiyorum sus!"
Berk gözlerini kapatırken konuştu. "Arşivden çıkan videoyu gördüğümüzde şok olduk."
Lavin bir an sakinleşti. Sadece nefes sesleri duyuldu. "Şok oldunuz? Kimle?"
Berk'in gözleri anlık olarak Çınar'ı bulurken Lavin korkuyla onun gözlerinin bulduğu Çınar'a döndü.
Yüzündeki ifadeyi gördüğünde hayatı başına yıkılmış gibiydi.
"Çınar.." dedi titreyen sesiyle. Ona yaklaştı. Yalvarır gibi konuştu. "Bilmiyordum de.." Çınar'ın gözünden süzülen bir damla yaşa takıldı gözü. Başını iki yana salladı. "Hayır hayır." dedi hızla. "Ağlama... lütfen bilmiyordum de."
"Biliyordum.." diyen Çınar Lavin ile beraber derin bir nefes aldı. "Lavin bak ben senin kadar..."
Lavin'in nefesi kesilir gibi olurken bir adım geriye gitti.
“Benim kadar ne?" dedi ona bakarken. "Benim kadar yıkıldın mı? Benim kadar kandırıldın mı?” Gözlerinden yaşlar akıyordu ama sesi titremiyordu. Bu ağlamanın en tehlikeli hâliydi. "Benim kadar hayal kırıklığına uğradın mı?" dediğinde Çınar'a bağırdı. "Söylesene Çınar? Sana hiç yaralarımı sarmak istediğin, içinin gittiği biri ihanet etti mi?"
"Çınar'a ben söyledim söylememesini." diyen Berk'in sesiyle Lavin ona döndü.
"Allah sizin belanızı versin ya!" dediğinde Berk'e bağırdı. "Ben ilk sana geldim be ilk sana! Kimsem yoktu ölüyordum yalnızlıktan." omuzları çökerken sesi titreyerek ekledi. “Ben sana sarıldım Berk!" diye devam etti sesi çatlayarak. "Annemin katilini arıyordum ve yanımda kim vardı?" ağzından nefes verdi. "Onun katilinin oğlu vardı."
Berk ağlıyordu artık. Sessiz ve utanarak. Sanki ağlamaya bile hakkı yokmuş gibi hissediyordu.
Selim arabasına binip detayları öğrenmek için oradan uzaklaşırken Lavin Çınar'a döndü.
"Ve sen..." dedikten sonra başını iki yana salladı. "Devin haklıydı." dudaklarını ıslattı. "Sana güvenmenin bedelini ödüyorum şuan."
-7. Bölüm Alıntı-
Sınıftan hızla çıkan Devin Çınar'a döndü. ''Sen napıyorsun ya?'' diyerek onu göğsünden itti. ''Saçma sapan insanları suçluyorsun falan.'' Lavin'in gözleri merakla ikisi arasında gidip geldi. ''Geçmişini unutma.''
Çınar gözlerini kırpıştırdı. ''Devin..'' dediğinde Devin onu umursamadan Lavin'e döndü.
''Bence ona çok güvenme.'' dedi Çınar'ı kastederken. ''Sonra bedelini ödersin.''
Çınar ona bir adım atarken Lavin bir adım geriye gitti. Bakışları ikisinin arasında mekik dokurken konuştu. "Hiç mi acımadınız bana? O adama sarıldım teşekkür ettim güldüm o adama. Annemin katiline. Hiç mi cız etmedi şuranız?" dedi kalbini gösterirken. "Demediniz mi bu kız zaten yalnız bir yalnızlıkta biz eklemeyelim?"
Cevap gelmedi.
Lavin acıyla gülümsedi. "Anladım." dediğinde yorgun adımları evin kapısına yönelirken arkasına dönmedi. Kapının kapanışıyla Berk başını yerden kaldırıp çaprazında kalan Beliz'e baktı.
Dağılmış gibiydi. Hızla onu kollarının arasına aldı. "Özür dilerim." diye fısıldadı. "Böyle öğrenmeni istemezdim ama gücüm kalmadı saklayacak."
Beliz kollarını ona sararken Çınar merdivenlere oturdu.
Cemre Beliz ve Berk'e bakarken ne yapacağını bilemez bir haldeydi. Berk Beliz'den ayrılırken derin bir nefes verdi. Bora'ya döndü.
"Beliz'i eve götürür müsün?" dedi güçsüz çıkan sesiyle. Bora hızla başını salladı.
"Merak etme."
Berk başını salladı. "Sana emanet."
Cemre bu cümleyle yutkunurken onun hızlanan adımlarının arkasından hızlandırdı adımlarını. "Berk nereye?"
Berk arabaya binerken Cemre kolundan tuttu.
"Özür dilemeye." diyen Berk başını küçük bir çocuk gibi yana eğdi. Gözünden bir damla yaş daha süzülürken sesi titreyerek konuştu. "Özür dilemem gereken biri daha var Cemre."
"Ertele özür dilemen gereken kişiye özrünü."
Lavin'in sert sesiyle ikisi de ona döndü.
Lavin Berk'in arabasının arka koltuğuna binerken kapıyı kapatmadan konuştu. "Karakola götür beni. Benimkini babam aldı."
Berk gözündeki yaşı silerken başını sallayıp sürücü koltuğuna oturdu. Cemre'de hızla yan koktuğa geçtiğinde arabayı sürmeye başladı.
Arabada çıt çıkmadı. Karakola geldiklerinde ilk açılan kapı Lavin'in kapısıydı. Hızla karakola ilerlerken arabadan inen Berk yutkundu. Arabanın önüne yaslanırken Cemre'de onun yanına geldi.
"Yanlış yaptım." dedi Berk. "Beliz babamı yeni bulmuştu. Üzülmesin istedim. O üzülmesin isterken şimdi herkesi üzdüm." dediğinde sesi titredi. "Beliz'i bile.." sonra karakola giren Lavin'in arkasından bakarken sordu. "Bakar mı yüzüme bir daha?"
Cemre'nin yüzü bir süre Berk'in yüzünde gezdi. "Bilmiyorum." dediğinde yutkundu. "Çok dağıldı Berk. Bir değil iki yerden darbe yedi." Cemre nefesini içine çekti. "Yine yapayalnız kaldı." sonra burnunu çekti. "Hatırlıyor musun o gün bahçede sizi görmüştüm. Sarılmıştınız. O gün demiştim ki kendime bir insan neden iki gündür tanıdığı birine derdini açıp sarılsın? Bugün Lavin verdi bana cevabını. 'Demediniz mi bu kız zaten yalnız bir yalnızlıkta biz eklemeyelim?' diyerek."
Bir savaşın sonundaki
O yıkık dökük bi' yerdeyim
Lavin'in adımları babasının yanında durduğunda kısılmaya başlamış sesiyle sordu. "Gerçek miymiş?"
Selim başını salladı. "Gerçekmiş."
Lavin gözlerini sıkıca kapatırken ağlaması hızlandı. Ellerini yüzüne kapatırken sandalyeye oturdu.
Yoruldum, yoruldum, yoruldum
Berk ve Cemre kapıdan girerken Berk Lavin'i görünce adımlarını durdurdu ve başını diğer tarafa çevirdi. Onun bu halini gördükçe kendinden nefret ediyordu.
Lavin ellerini yüzünden çekerken babasına sordu. "Videoyu gösterdiler mi?"
Selim başını salladı. "Gösterdiler."
"Bende görmek istiyorum." diyen Lavin ayağa kalktı. "Kim ilgileniyor?"
"Lavin göstermezler. Bana zor gösterdiler." diyen Selim'le Lavin başını iki yana salladı.
Hızla sorgu odasının kapısındaki polisin yanına gitti. "İhbar videosunu görmek istiyorum."
"Hanımefendi bu yasadışı bir şey gösteremeyiz."
"Görmem lazım." dedi Lavin gözünden bir damla yaş süzülürken.
"Maalesef hanımefendi bizimde kurallarımız emirlerimiz var onlara uymak zorundayız."
"Lavin." diyen Cemre Lavin'in kollarından tutarken ekledi. "Gel bir nefes al."
Lavin ondan kollarını kurtardıktan sonra Berk'e doğru ilerledi. "Göster bana videoyu."
"Lavin-"
Lavin onu dinlemeye niyetli değildi. "Göster dedim."
Berk'in gözleri tereddütle Cemre'yi bulurken Cemre ona başını salladığında Berk cebinden telefonunu çıkarıp videoyu açtı ve telefonu Lavin'e doğru tuttu.
Kadraja Alisa girdiğinde Lavin'in yüzüne acı bir gülümseme yerleşirken gözlerinden yaşlar süzülmeye devam ediyordu. Eli yavaşça ekrana uzanırken annesinin üzerinde baş parmağını hareket ettirdi okşar gibi. "Annem.."
Berk gözlerini sıkı sıkı kapattı ona bakmamak için.
Esir kalbim, kimse bilmiyor
Bir katilin elindeyim
Görüntü ilerlerken Kenan Alisa'yı ittiriyor ve Alisa yere düşüp kafasını kale direğine çarpıyordu. Video bittiğinde Lavin'in yüzü acıyla buruştu. Eli yumruk şeklini alırken acıyla alt dudağını ısırdı.
Yenildim, yenildim, yenildim
Ağzına gelen kan tadını umursayacak hali yoktu. Sorgu odasının kapısı açıldığında elleri kelepçeli olan Kenan yanındaki polislerle içerden çıktı.
Lavin titrek bir nefes alırken Cemre yavaşça ona yaklaştı. "Lavin gel biz dışarı çıkalım."
Lavin onu dinlemedi. Zar zor da olsa dikti bakışlarını Kenan'ın yüzüne. Bir adım dahi yaklaşmadı. Bakışları birleştiğinde başını eğdi Kenan.
"Baksana yüzüme." koridor sanki Lavin nefretini kussun diye sessizliğe bürünmüştü. "Yedi ay boyunca nasıl gözlerime gözlerime baka baka evimize geldiysen bana sarıldıysan yine aynı şekilde yüzüme baksana." adımları zar zor oraya ilerlediğinde arada dört adım bıraktı. Dişlerinin arasından sinirle konuştu. "Neden öldürdün annemi?"
Kenan yanındaki polislere dönerken konuştu. "Götürün beni."
"Söylesene! Ne yaptı annem sana ya? Kadın ortak olacağız diye okula bakmaya gelmişti. Neydi derdin?"
Kenan başı eğik bir şekilde dururken konuştu. "Tüm hisseleri almak istedi. Okulu tamamen üzerine alacağını söyledi. Bende böyle bir şey olamayacağını söyledim. Tartıştık. Amacım öldürmek değildi.."
Lavin kaşlarını kaldırırken başının döndüğünü hissetti. Hızla yandaki duvardan tutunurken polisler Kenan'ı götürdüler.
Cemre Lavin'in kolundan tutarken konuştu. "Lavin gel seni eve götüreyim."
"Ben.. ben annemin ölüm sebebi olan o okulda.." cümlesine devam edemedi. Başını iki yana salladı.
Lavin Cemre'den kolunu çekti.
Adımları karakolun önündeki merdivenlerde dururken dizlerinin onu taşıyacak mecali kalmamıştı. Yavaşça merdivenlerden birine oturdu.
"Bak Lavin." dedi kendine fısıldarken. "Kaldın yine bir başına."
Bi' yangındı, bir ben yandım
Bile bile kandım
Karakolun kapısından çıkan Selim ile ayağa kalktı. Ona sarılmasını beklemiyordu. Kolları kalkmadı. Tam tersi olarak yüzü iğrenir gibi buruştu.
Bir adım geri gitti. Elini uzattı arabanın anahtarını belli eder gibi.
"Eve gideceğiz." dedi Selim anahtarı sallarken.
Lavin yavaşça başını salladı. Selim avcunun içine anahtarı bıraktığında eli yumruk şeklini aldı.
"Taksi tutarsın." diyerek arkasına döndüğünde onu durdurmaya çalışan babasının seslenişlerini ve peşindeki adımları görmezden geldi.
Arabaya biner bilmez arabayı çalıştırırken hızla gaza bastı ve oradan ayrıldı.
Karakoldan çıkan Berk derin bir nefes verirken ellerini kendine gelmek ister gibi yüzüne kapattı. Birkaç saniye bekledikten sonra ellerini yüzünden çekti ve eli telefonuna giderken Cemre elini onun elinin üzerine koydu.
"Beliz bizim evde. Bora haber verdi. Uyumuş bile hatta." dediğinde Berk başını sallarken konuştu.
"Çınar'ı aramam lazı-"
"Berk." dedi Cemre onun duraksamasını sağlayarak gözlerini birleştirdi ve ekledi. "Biraz da kendini mi düşünsen?" dediğinde Berk yutkundu.
Çarpıyor, göğsüme
Bir yalnızlık şarkısı, ah
İçimi çiziyor, keskin
"Bunca zaman kendimi düşünüp bencillik yaptığım için bu haldeler zaten."
Cemre başını iki yana salladı. "Kendini düşünmedin Berk. Eğer kendini düşünseydin asıl ilk yapacağın şey o kayıtları görür görmez polise vermek olurdu. Babana olan nefretinin içinde ne kadar büyük olduğunu biliyorum ben. Beliz için seni geçmişine hapseden adamı polise vermedin. Bu hikayede bencil olan son kişi sensin belki de."
"Ama Lavin bana güveniyordu." diyen Berk gözünden süzülen yaşı eliyle silerken ekledi. "Beliz üzülmesin diye onu on katı üzdüm." dediğinde ellerini önünde sonuç der gibi bir işaret yaptı. "Beliz'de üzüldü. Elime yüzüme bulaştırdım her şeyi."
Susmuyor, geceyi tam ortasından
Vurup yine, ah
Kalbime batıyor, keskin
Cemre ona hızla sarılırken konuştu.
"Babalarımızın suçlarını biz üstlenmek için çok küçüğüz daha." dedi çocukken söylediği o cümleyi söylerken.
12 Yıl Önce
Berk koltukta oturmuş yere bakarak düşüncelere dalmışken Cemre yanına oturdu ve konuştu.
"Noldu?"
"Babam toplantı saatini unutunca benimle ilgilendiğini söylemiş. İçerideki adamlara sadece seninle oynadığımı söyledim ve sanırım bana kızdı. Öyle baktı."
Cemre kaşlarını kaldırdı. "Nasıl?"
"Suçlar gibi."
"İyi de onun suçu." dedi Cemre gözleri büyürken.
"Evet ama ona ortaklık etmemi istiyordu demek ki." dedi Berk yine alt dudağını büzerken.
Cemre bununla kıkırdamasını tutamazken elini ağzına kapattı.
Berk kaşlarını çatarken ona döndü. "Neye gülüyorsun?"
"Senden suç ortağı mı olur?" dediğinde gülerek ekledi. "Biz daha altı yaşındayız altı."
Berk bununla gülümsedi ve omuz silkti. "Belki oğullar babalarının ortakları olabilir."
Cemre onun güldüğünü görerek ona sarıldı. "Sakın bir daha üzülme. Babalarımızın suçlarını biz üstlenmek için çok küçüğüz daha."
Cemre Berk'ten ayrılırken ellerini onun yanaklarına götürdü ve gözünden akan yaşları silerken konuştu. "Hâlâ çok küçüğüz babalarımızın suçlarını üstlenmek için."
Çarpıyor, göğsüme
Bir yalnızlık şarkısı, ah
İçimi çiziyor, keskin
Bora Beliz'i kendi yatağına yatırmış kendisi ise yere oturup yatağa yaslanmıştı.
Beliz'in onun elini tutan eline kaydı gözleri. Sonra yüzüne dökülen bir tutam saçı parmağıyla yavaşça çekti.
Susmuyor, geceyi tam ortasından
Vurup yine, ah
Kalbime batıyor, keskin
Lavin arabayı mezarlık yoluna park ettiğinde derin bir nefes vererek arabadan indi.
Gözünde halihazırda bekleyen bir yaş yanaklarına doğru süzülürken tişörtünün kollarını çekiştirerek avuç içinde sıktı ve göz yaşlarını sildi.
Adımları mezarın başında dururken taştaki yazıları okudu.
Alisa Sezen
D: 15.03.1984
Ö: 23.06.2024
Gözünün önünde beliren videoyla gözlerini sıkarken elini mezar taşının üzerine koydu. Soğuktu.
Ama hissetmiyordu. İçi bu kadar yanarken üşümek mümkün müydü ki?
"Ben geldim anne.." dedi sesinin titremesini engelleyemezken.
İçimde bi' yerlerde
Saklı bir şarkım var
Başını mezar taşının köşesine yaslarken yavaşça çöktü. "Özür dilerim..." dediğinde tekrar ağlamaya başlarken konuştu. "Katlinle aylardır aynı masaya oturdum.. onun okuluna gittim.. ondan teşekkür ettim..." devam edemedi. Başını iki yana salladı. "Kendimden o kadar nefret ediyorum ki..." başını taştan kaldırdı ve isminin yazılı olduğu yere bakarken ekledi. "Nefes alamayacak gibi oluyorum." sonra gözlerindeki yaşları sildi. "Trafik kazası yaptı dediklerinde daha az acımıştı canım biliyo musun? O zaman da ölmüştün ama... öldürülmemiştin."
Duyamadım onu
Duyamadım onu
"Keşke o gün evden çıkarken son bi kez sarılsaydık birbirimize." buruk bir şekilde gülümsedi. "Tamam pek huyumuz değil ama... hisseder ya insan veda ettiğini. Hissetseydik. Belki gitme derdim sana."
Göz çukurlarından hüzünler
Kalbine dayanmış
Eli yavaşça annesinin toprağını okşadı. "İzledim videoyu.." dedi yüzü acıyla buruşurken yutkundu.
Göremedim onu
Göremedim onu
Acıyla dudaklarını ısırırken nefes alış verişi hızlandı. İçinde bir yanma hissetti.
"Üzülme, geçer", dediler
"O artık iyi", dediler
Ağlamasını tutamazken boğazından bir hıçkırık koptu. "Canın çok acıdı mı anne?"
Düşüyormuş
Tutamadım onu
Ağlarken başını toprağa yasladı. "Düştükten sonra yardım istedin mi seni iten o ellerden? Benim defalarca sıktığım selamlaştığım ellerden." başını toprağa biraz daha yasladı. "Ben bununla nasıl yaşayacağım anne?" derin bir nefes aldı ciğerlerine yetmiyormuş gibi. "Nasıl?"
"Üzülme, geçer", dediler
"O artık iyi", dediler
Bir süre öyle kaldıktan sonra yavaşça başını kaldırdı. Yanağına yapışan toprakları silkeledikten sonra gözlerini kapattı ve derin bir nefes aldı.
Gecenin soğuğu iyice yüzüne vurmaya başlamıştı.
Düşüyormuş
Tutamadım onu
Her gece baş ucumda
Gülüşlerin aklımın ucundan geçer
Yıllar geçer
Ben sende kalırım
Gözlerini açtığında başını gökyüzüne doğru kaldırdı. Gözleri yıldızlarla iliştiğinde acıyla kısıldı.
-4. Bölüm Alıntı-
"İsim de koyuyor musun?" sorusuyla Lavin ona döndü. "Yani yıldızlara." diyen Berk telefonu cebine attı.
Lavin yüzündeki buruk gülümsemeyle gözlerini gökyüzüne çevirdi.
"Hani diyorlar ya insanlar ölünce gökyüzünden bir yıldız kayarmış diye." dediğinde Berk konuştu.
"He ona inanıyorsun." dedi gözlerini Lavin'e çevirirken.
Lavin gözlerini gökyüzünden çekmeden başını iki yana salladı. "Aksine. Ben ölenlerin bir yıldıza dönüştüğüne inanıyorum." yutkundu ve yüzüne acı dolu bir gülümseme yayıldı. "Çünkü geceleri daha çok özlüyor insan. Sabah bir şekilde hayat devam ediyor diye geçiştiriyorsun etrafa bakınıyorsun ama gece..." Berk'e döndü. "Gece aklına geliyor. Daha büyük bir acı çekiyorsun. Ve yıldızlarda sadece gece ortaya çıkıyor." dediğinde Berk ona gülümsedi. Sonra yüzünü gökyüzüne kaldırdı.
"İyi geceler anne." dedi.
Lavin de gökyüzüne yüzünü çevirirken konuştu.
"İyi geceler anne."
Topraktaki eli yumruk şeklini alırken avcundaki toprağı sıktı.
İçimde bi' yerlerde
Ağlayan bi' çocuk var
Mezarlığın girişindeki arabasından onu izleyen Çınar sıkıntılı bir nefes verirken yüzünü ovuşturdu. Ne yapacağını bilmiyordu.
Onu bu kadar üzen şeye çare bulamadığı yetmezmiş gibi bir de bunun bir parçası olmanın ağırlığını taşıyordu.
Bulamadım onu
Bulamadım onu
Lavin mezarlıkta saatlerce durdu. Sabahın ilk ışıkları mezarlığa vururken Çınar Lavin'in ayağa kalkıp üstünü silkelediğini ve mezarlık çıkışına adımlarını yönelttiğini gördü.
Daha fazla dayanamadı. Açtı kapısını indi arabadan.
Lavin arabasına doğru yürürken gördüğü araba ve yanında dikilen Çınar'ı gördüğünde konuştu.
"Sen hâlâ nasıl gelebiliyorsun yanıma?" dediğinde Çınar'ın karşısına dikildi. "Ne olsun istiyorsun Çınar?"
"Senin yanında olmak istiyorum."
Lavin bununla sinirle bi kahkaha attı. "Dalga mı geçiyorsun?"
“Hayır.” dedi. Sesi yorgundu ama netti. “Dalga geçmiyorum. Yanında duramazsam başka hiçbir yerde duramam.”
Lavin kaşlarını çattı. "Yanımda durmak mı? Bu akşam yaşanan şeyin farkında mısın sen?"
"Farkındayım Lavin." dediğinde elleri Lavin'in titreyen ellerine uzandı. Tam tutuyordu ki Lavin hızla ellerini geri çekerken gözlerindeki öfkeyi gördü. "Biliyorum benim de payım var böyle olmanda ama izin ver yanında olayım. Senin acı çekmene göz yumamam."
“Yum.” dedi Lavin sesini yükseltirken. “Çok güzel kelime. Bunca zaman naptınız!" dediğinde elleriyle Çınar'ı göğsünden ittirdi. "Siz ikiniz bana yaşadığım altı ayın koskoca bir yalan olduğunu öğrettiniz." Bir kez daha itti. "Nasıl yaparsın bunu bana ya? Nasıl? Ben sana kıyamazken nasıl bu kadar büyük bir şeyi benden saklarsın? Nasıl o adamla her karşılaştığımda buna göz yumarsın?" dediğinde duraksadı ve gözünden akan yaşlarla konuştu. "Nefret edemiyorum senden. Çünkü kendime olan nefretim o kadar büyük ki... Senden nefret edecek halim bile yok Çınar.."
Her pişmanlığının
Nedeni ben olmuşum
Çınar itildiği yerde kaldı. Geri adım atmadı ama sanki içinden bir şey çekilip alınmış gibiydi. Gözleri doldu.
“Biliyorum.” dedi kısık bir sesle. “Ben de kendimden nefret ediyorum zaten. Her şeyi mahvettim biliyorum. Seni mahvettim biliyorum." Yutkundu. "Bizi mahvettim biliyorum." Sesi titredi.
Lavin başını iki yana salladı. Saçları yüzüne düştü. Omuzları titriyordu ama ağlamamaya direniyordu.
"Evet mahvettin." dedi sesi ağlamaklı çıkarken başını kaldırdı. Gözlerini gözlerine kilitledi. "Ama sağlam bitirdin." yutkundu. Sakinliği içindeki yangını körüklüyor gibiydi. Ama içindeki öfkeyi dışına vuramıyordu. Dolup da taşamamak bu muydu? "Bi daha çıkma karşıma."
Arkasını dönmüş gidiyordu ki Çınar konuştu. "Yaşayamam ki.." dedi sesi titrerken. Sonra sesisini toparladı. "Yaşayamam Lavin. Tamam ben sana burda kaç neden anlatsam neden saklandığımı açıklasam senin için soğumayacak. Yanlış yaptım biliyorum. Ama ben sensiz yaşayamam Lavin."
''Çınar benden ayrılamazsın.''
''Yeter Ada bıktım anlıyor musun bıktım! Bitti.''
''Ben sensiz yaşayamam Çınar.''
''Herkes herkessiz yaşayabilir hiç merak etme!''
Anlayamadım onu
Anlayamadım onu
Lavin başını iki yana salladı ve omzunun üstünden Çınar'a bakarak konuştu.
"Bende senle yaşayamam."
Her gece baş ucumda
Gülüşlerin aklımın ucundan geçer
Lavin'in arabası oradan uzaklaşırken Çınar arabasına yaslandı. Gözleri yere indi.
Yıllar geçer
Ben sende kalırım
Cemre arabada yanında oturan Berk'e dönerken sordu. "Özür dilemem gereken biri daha var demiştin. Kimdi?"
Berk gözlerini direksiyondan çekmezken konuştu. "Annem."
"Niye özür diliyorsun?"
"Kötü biri olmayacağıma inanıyordu çünkü."
"Kötü biri değilsin Be-"
"Kötüyüm ama. Belki saf kötü değilim ama yaptığım şey neresinden bakarsan bak kötülük. Annem olsa böyle yapmazdı. Anında verirdi polise."
Cemre başını iki yana salladı. "Annenin yaptığı seçimi hatırlamıyor musun peki?" dediğinde ekledi. "Bir insanın evladından ayrı kalması ne kadar zor bir karar biliyor musun? Onu seçmek uygulamak..." Elini Berk'in elinin üzerine koydu. "Annen seni anlardı bence."
Her gece baş ucumda
Gülüşlerin aklımın ucundan geçer
Lavin eve girdiğinde bomboş kalan eve baktı. Babasının yukarıda olduğunu konuştuğu avukattan anlayabiliyordu.
Yorgun adımlarla kurulan masaya ilerledi. Başköşeye oturdu ve bomboş kalan masaya baktı.
Yıllar geçer
Ben sende kalırım
1 Hafta Sonra - Mahkeme Günü
"Verilen deliller ve sanığın ifadesinden yola çıkılarak Kenan Yağızoğlu'nun Alisa Sezen'i öldürmekten müebbet hapis cezasına çarptırılmasına karar verilmiştir."
Lavin kıstığı gözleri Kenan'ın üzerindeyken ellerine kelepçelerin takılmasını izledi. Bakışlarındaki sertlikten hiçbir şey eksilmezken adımlarını dışarıya yönlendirdi.
Orada oyalanmak ve onlarla göz göze gelmek dahi istemiyordu. Annesine karşı olan son sorumluluğunu da yerine getirmişti.
Arabasına bindiğinde tam arabayı çalıştırıyordu ki dışarı çıkarılan Kenan'ın arkasından çıkan Beliz ve Berk'e takıldı gözleri.
Beliz'in gözleri artık yumuşak bakmıyordu babasına. Kenan yanındaki polislerle dururken Beliz ile vedalaştı.
Berk onun yüzüne dahi bakmıyordu o günden beri. O yüzden ona bir şey söylemedi.
Ama polisler Kenan'ı cezaevi aracına bindirmek için yönlendirdiğinde duydukları Berk'in sesiyle duraksadı.
"Baba." diyen Berk Kenan'ın ona dönmesiyle yavaşça ona yaklaşıp sarıldığında Lavin gözlerini sıkı sıkı kapattı.
Beyninde Berk ile olan diyalogu yankılandı.
"Hayatını mahveden kadın... Annesi." dediğinde yola kilitlediği gözleri buğulanırken konuştu. "İnsan annesinden ne kadar nefret ederse etsin ona bir şey olsa yine de yüreğinde tarif edilemez bir boşluk oluşuyor Berk." diyen Lavin gözünden süzülen yaşı sildi.
"Biliyorum." dedi Berk. "Aynısı babalar için de geçerli." verdiği titrek nefes aralarındaki sessizliği sağladı.
Lavin gözlerini açıp gaza bastı ve oradan uzaklaştı.
Cezaevi aracı yanlarından uzaklaşırken Berk Beliz'e döndü.
Gözlerindeki yaşları silerken konuştu.
Sonra arabayı işaret etti. "Gidelim mi?"
"Nereye?" dedi Beliz omuz silkerken. "Şuan eve gitmek istemiyorum."
"Annemize." diyen Berk ekledi. "Çocuklar her üzüldüğünde annesine koşar ya."
Beliz yavaşça başını salladı. "Gece'ye biraz gecikeceğimizi söyleyeyim." dedikten sonra mesaj attı.
Araba mezarlıkta dururken Beliz Berk'in peşinden ilerledi sessizce. Buraya son gelişinde annesine cevabını bilmediği soruları sormuştu.
Neden benden vazgeçtin demişti. Şimdi alıyordu cevabını. Annesi babasının nasıl biri olduğunu biliyordu anlaşılan. Kim isterdi ki böyle bir adamın elinde büyümek?
Berk büyümüştü.
Berk yolda durup yaptırdığı çiçek buketini mezarın üzerine koyarken konuştu. "Arayı baya açtım anne." dedi mezar taşına elini koyarken. Sonra Beliz'e dönerken konuştu. "O gerçeği öğrendiğimden beri gelmiyorum buraya." sonra yutkundu. "O akşam Cemre durdurmasaydı gelip özür dileyecektim. Sonra erteledim bugüne. Sanki özrüm daha geçerli olurmuş gibi... Daha affedilir."
Beliz gözlerini mezara çevirdi. "Şu oğluna bir şey söyle anne ya. Kendini suçlayıp duruyor saçma sapan."
Berk bununla sırıttı. "Şikayet bi de."
"Evet." diyen Beliz gülümserken ekledi. "Hayır bi de kendini suçluyor üzülüyor bende üzülüyorum mecbur."
"Mecbur?"
"İkizimsin çünkü." diyen Beliz ekledi. "İçime böyle bir şey oturuyor senin yüzünden."
"Öküz mü?" dedi Berk Beliz'i kolunun altına alırken. Sanki annesiyle gerçekten konuşuyormuş annesi onları gülümser bir ifadeyle izliyormuş gibi hissediyordu.
"Öküz." dedi Beliz başını sallarken.
Berk bununla sırıtarak konuştu. "Bora'dır o."
"Sevgilim hakkında düzgün konuş." diyen Beliz onun koluna hafifçe vururken Berk mezara dönerken konuştu.
"Sevgilisini benden daha çok seviyor anne. Kıskanıyorum ama."
Beliz bununla kıkırdarken başını onun göğsüne biraz daha yasladı ve konuştu. "Senin bu oğlunu herkesten çok seviyorum anne."
Berk başını ona doğru eğerken şakayla karışık konuştu. "Mecbur?"
"Yok isteyerek." diyen Beliz mezar taşına döndü. "Biz birbirimizi bulduk anne. Yazmıştın ya mektupta üzgünmüşsün beni bıraktığın için. Üzülme artık." dedikten sonra Berk'e döndü. "Üzülmeyelim artık."
Berk gülümserken başını salladı. "Şuan aynı annem gibi bakıyorsun." dediğinde ekledi. "O da bir şeye ikna etmek istediğinde böyle bakardı bana."
"Ayy sen kesin yumurta yemezdin dimi? Annem de seni ikna etmeye çalışırdı."
"Cık." dedi Berk. "Beyazını yerdim."
"Hadi ya. Tutmadı." diyen Beliz mezara döndü. "Valla annemin başını şişirdik sayende." dediğinde Berk güldü.
"Sen varken aksi mümkün değil zaten."
"Kırıcısın." dedi Beliz alt dudağını büzerken.
Berk ona biraz daha sarılırken konuştu. "İyi ki varsın."
"Sende iyi ki varsın." diyen Beliz ekledi. "Hadi gidelim artık."
Berk başını salladı. "Kızın bana emanet anne."
53. BÖLÜM SONU
Yorumlar
Yorum Gönder