isfad: ben düşmanımı sırtından vurmam.
İso ve Fadime yine nefretle baktı birbirine. İso tam yine onu kızdırmak için dudaklarını aralamıştı ki ikisinin de irkilmesini sağlayan o sesi duydular. "Ula siz de mi burdaydınız?"
Şerif odaya girerken gözlerini onlara dikti.
İso amcasına dönerek başını salladı. "Ha burdayız. Ortağız ya biz." dedi kendininde sindiremediği cümleyle.
Şerif güldü. Alay vardı gülüşünde. "Yok yeğenum yok. Koçariden.." dediğinde işaret parmağını Fadime'ye yöneltti. "Furtuna'ya.." dediğinde de parmağı İso'yu hedef almıştı. "Ortak olmaz." dediğinde ikisine bakarak ekledi. "Ortakta olmaz yâr da olmaz." duraksadıktan sonra doğduklarından beri onların peşini bırakmayan düşmanlığı haykırdı yüzlerine. "Biz birbirimize ya ihanet ederiz ya da birbirimizi öldürürüz." dediğinde gözleri Fadime'nin üzerinde durmuştu.
İso amcasının sözlerinin ardından yutkundu ve Fadime'ye uzanan bakışları ile istemsizce kolunu Fadime'nin önüne doğrulttu
.
Amcasının nasıl bir psikopat olduğunu biliyordu.
"Fadime!" dedi Şerif. "Gökhan'ı bırakın. Yoksa hiç hoş şeyler olmaz."
Fadime'nin korkusuz gözlerine ilk defa korku yerleşti. Daha bir hafta önce gözünü kırpmadan bir kadın öldürmüştü bu adam.
Kolunda hissettiği baskıyla İso'nun önüne uzanan kolunun ona biraz daha yaklaştığını ve kolunu tutarak korumaya çalıştığını fark etti. Kaşları şaşkınlıkla havalanırken Şerif'in yanlarından geçen adımlarıyla bakışları geri ona döndü.
"Siz de yakışıyorsunuz ha." diyen Şerif yanlarından geçip giderken İso arkasından sinirle mırıldandı.
"Psikopat herif."
"Sen.." dedi Fadime İso'ya dönerken. "Az önce beni amcandan mı korudun?"
"Ula herif deli görmeyi misun?"
Fadime gözlerini kıstı. "Furtunacuk." dedi ona FURTUNA olduğunu hatırlatmak ister gibi. "Düşmanız ya biz. Sensin onla aynı tarafta olan."
"Ben amcamla aynı tarafta falan değilim Fadime." dediğinde kaşlarını çattı. "Hem sana neden açıklama yapıyorum ben." dedikten sonra sırıttı. "Çeyrek mafya."
Fadime bununla göz devirdi. Sonra bir adım yaklaştı. "Amcanın dediği gibi. Biz birbirimize ya ihanet ederiz ya da birbirimizi öldürürüz." dediğinde yine dikti başını İso'ya. İso'nun cene kasları bu yakınlıkla kasıldı. Fadime'nin nefesi dudaklarına vururken kurduğu cümle ile yutkundu. "Kendim korurum da kendimi sana muhtaç kalmam."
İso'nun gözleri Fadime'nin o dik bakışlarında takılı kalmıştı. Nefesi dudaklarına değecek kadar yakındı kadın; o inatçı o ateş gibi yanan gözler şimdi bir adım ötedeydi. Yutkundu tekrar ama bu sefer öfkeden değil başka bir şeyden. Kontrol edemediği bir şeyden.
"Korktun az önce görmedim mi sanaysun?" dediğinde gözleri kızın gözlerini siper almıştı.
Fadime bununla bir adım geriye gitti. "Korkmadım." dediğinde o cesurca bakan bakışlarını İso'dan kaçırdı. Çünkü en çok düşmanından gizlemeliydi korkusunu. "Düşünüyordum sadece."
"Ne düşünüyordun?" diye İso Fadime'yi köşeye sıkıştırmaya kararlı gibiydi. "Gökhan'ı bırakmayı mı?"
"Rüyanızda görürsünüz ula." diyen Fadime ile İso sırıttı. Ve ona bir adım attı. Yine dip dibelerdi.
"O zaman kolumun senin önüne gerilmesini düşünüyordun?"
"Hayır." dedi Fadime dişlerini sıkarak ama sesi biraz titremişti. "Sadece... şaşırdım."
İso güldü bu sefer düşük sesle boğazından gelen bir kahkaha ile. Elini yavaşça kaldırdı Fadime'nin koluna dokunacak kadar yaklaştırdı ama dokunmadı. Eli havada kaldı. "Şaşırdın ha? Karadeniz'in kaya gibi kızı şaşırdı mı yoksa?" dedi fısıltıyla. "Yoksa... hoşuna mı gitti Fadime?" dediğinde Fadimenin az önce ona Furtuna olduğunu hatırlattığı gibi. KOÇARİ olduğunu hatırlattı. "Düşmanının seni koruması?"
Fadime'nin gözleri bununla sinirle açıldı. Gözlerini kaçırmadı ama dik dik baktı. Elini kaldırıp İso'nun elini itti sertçe.
"Dokunma bana Furtuna." dedi keskin bir sesle. "Hoşuma gitmedi. Sadece... beklemiyordum. Senin gibi birinin..."
"Sözünü bitir." dedi İso sesi birden ciddileşerek. Gözleri kısıldı. "Senin gibi birinin ne? Psikopat olmadığını mı diyecektin? Amcam gibi olmadığımı mı?"
Yutkundu. Korktu duyacağı cevaptan. Neden korkuyordu ki? Bilmiyordu.
Fadime sadece gözlerini kaçırırken İso konuştu.
"Benden ne bekliyordun Fadime?” dedi alçak bir sesle. “Herkes gibi mi olayım istiyordun? Kan dökeyim, bağırayım, korkutayım..." Dudaklarını ıslattı ve kızın gözlerinden kaçan gözlerini yakaladı gözleri. “Ben kimsenin aynası değilim.” dedi sonra. “Ne amcamın, ne soyadımın, ne de bu lanet işlerin.”
Fadime kaşlarını çattı. Aklına gelen soruyu sordu. “O zaman neden hâlâ buradasın?” dedi. “Neden onun gölgesinde dolaşıyorsun?”
"Çünkü bazen kalmak seçim değildir.” dedi. “Bazen kalmak zorundasındır.”
Sessizlik çöktü aralarına. Ağırdı. İnsanın omzuna basan cinsten.
Fadime başını salladı. "İyi o zaman. Senin ailen Furtunalar benim ailem Koçariler. Düşmana yakışır şekilde davran. Kolunu falan da uzatma önüme." yine cümleleri ard arda sıralamıştı. Heyecanlandığında veya utandığında böyle yapardı.
İso bununla sırıttı. Yine o gevşek hali geri döndü. "Tamam kol mol yok. Koçari kızı heyecanlanaay!" dedi ellerini iki yana kaldırırken. Sonra da arkasını dönüp yürümeye başlamıştı.
Fadime onun son sözüyle oflayıp göz devirirken İso geriye dönüp ona seslendi.
"Şunu da bil Fadime Koçari.”
Fadime istemsizce durdu. Dönmedi ama kulak kesildi.
"Ben düşmanımı arkadan vurmam.” diyen İso'nun cümlesiyle yavaşça ona doğru döndü. İso işaret parmağıyla uzaktan onu işaret etti. "Senin aksine."
Fadime yutkundu. Daha geçen gün onu barış için Koçari'ye götürüp arkasından vurmuştu onu. Ama o çocuk bugün onu kendi amcasından korumuştu.
"Kartlar açık." dedi Fadime yine de altta kalmamak adına.
İso başını salladı ve üzerine ceketini geçirirken konuştu. "Gökhan'ı bırakmazsanız bi furtuna kopacak. O furtunanın içinde kalacak kişi ne Eleni ne de senin o abin olacak adam Adil. O furtunanın içinde kalacak kişi sensin Fadime Koçari."
Fadime yanından geçip giderken omzuyla ona hafifçe çarptı. Bilerek.
“Unutma Furtunacuk.” dedi arkasını dönmeden. “Ben ateşim kimse beni yakamaz."
İso bununla sırıttı ve Fadime ona dönerken alayla konuştu. "Ben de barutum."
"Kurtulabilen kurtulsun o zaman." diyen Fadime'den bir adım uzaklaştı İso.
Aralarındaki düşmanlığı daha net bildiği için konuştu.
"Bu hikayede kimse kurtulamaz."
Fadime omzunu silkti ve yine burnunun dikine gitti. "O zaman sonuna kadar gideriz."
İso başını salladı. "Gideriz." kaşlarını kaldırdı ve ekledi. "Bu yolda yan yana gelmek zorunda kalırsak…” durdu. Gözleri bir anlığına yumuşadı. “İlk vurulan ben olmam.”
Kapıdan gelen Gezep'in sesiyle ikisi de oraya döndü. "Fadime bu gaybana ile ne yapaysun burda?"
Fadime Gezep'e dönerken konuştu. "Ne edeyum. Saçma sapan konuşup durayi. Bende bunu dinleyip dinleyip duruyorum. Fabrika mı işletiyoruz çocuk mu eğitiyoruz belli değil Gezep Abi..." ard arda sıraladığı cümlelerden sonra derin bir nefes verdi sonra kapıya yöneldi. "Darlandum da!" diyerek kapıdan çıkarken İso sandalyesine oturdu ve arkasından bakarken istemsizce sırıttı.
Yorumlar
Yorum Gönder