11.Bölüm: Bi Tek Ben Anlarım
Ateş
Kamp günü gelip çatarken kızlar kamp çantaları ile otobüsten indiler. Kamp alanı epey kalabalıktı. Öğrencileri bırakan otobüsler oradan hızla ayrılıyorlardı.
Umay derin bir nefes çekerken konuştu. "O kadar güzel ki havası."
"Aynı hava." dedi Açelya yürümeye başlarken. "Onu da romantize edeceksen... Bize çadır yeri falan kalmaz söyleyeyim."
"Didişip durmayın ya kafa dinleyelim diye geldik şuraya." dedi Minel.
"Sen uzayda da kafa dinlerdin Minelcim." dedi Dicle ona dönerken.
"Dicleee!" diyen Minel'le ağzına fermuar çeker gibi yaptı.
"Tamam tamam." diyen Dicle ekledi. "Göksu'yu bulalım buralarda bi yerdeymiş."
"Baya açıklayıcı bir konum olmuş buralarda bir yerde." diyen Açelya ile Beste konuştu.
"Açelyacım sen niye yürüyen bir gerginliksin şuan?"
Açelya omuz silkti. "Gerildim."
"Neyden?" dedi Beste ona dönerken.
Açelya onu korkutmak ister gibi döndü. "Böceklerden meselaa.."
Beste başını iki yana salladı. "Böcek falan olmaz dimi ya burada?"
Umay etrafa bakındı ve alt dudağını yukarı kıvırıp alayla konuştu. "Hiiiç ne arasın böcek ormanda?"
Dicle Beste'nin omzuna elini atarken konuştu. "Sen değil böcekler senden korksun." dediğinde Minel gülerken konuştu.
"Neydi bu 'geldikleri gibi giderler' mi?"
"Çok komikti bi daha olmasın." diyen Açelya ileriye doğru ilerlerken bir an durdu. Gördüğü şeyden emin olmak için gözlerini kıstı. "Kızlar." dediğinde Beste ofladı.
"Kızacaksan kız. Ben unuttum çadırımı evet."
"Ne?" diyerek şok içinde ona dönen Dicle Umay ve Minel'in ardından onlara dönmeyen Açelya konuştu.
"Üst kattakiler burada."
"Neeee?!" diyerek bu kez Açelya'ya dönen kızların arasına Beste'de eklenmişti.
"Ney değil zurna." duydukları sesin sahibine döndüklerinde karşılarında Bartu vardı. "Noldu dikmişsiniz gözlerinizi bizimkilere ciddi alıcı mısınız?"
"Evet." dedi Açelya. "O kamp yerini ilk biz gördük."
Kızlar şok içinde Açelya'ya dönerken ona en hızlı ayak uyduran Umay olmuştu.
"Evet."
Bartu ile tartışarak diğerlerinin yanına kadar gelen kızlarla Aybars başını kaldırırken onları görmesiyle sırıttı. Dicle'ye dönerken konuştu.
"Yine yapamadın mı bensiz?"
Dicle göz devirirken Açelya konuştu. "Toplanın hadi."
"Pardon?" dedi Toprak ona dönerken.
"İlk biz gördük burayı." dedi Açelya ona doğru.
"Yani?" diyen Uzay ekledi. "İşaretleseydiniz o zaman."
"Öf tamam ya hadi kızlar başka bir yer bulalım." diyen Dicle Aybars'a dönerken ekledi. "Bende kaşıntı yapıyor zaten burası." dediğinde kolunu kaşır gibi yaptı.
Aybars sırıttı. "Dikkat et böcek falan olmasın."
Dicle tam ağzını açıp bir şey söyleyeceği sırada Beste çığlık atarak ondan uzaklaştı.
"Nerde nerde böcek! Dicle silk kolunu."
Aybars yüzünü buruşturarak elleriyle kulaklarını tıkadı.
"Ne ses var kardeşim ya?" dediğinde ekledi. "Şaka yaptım yok bir şey."
Dicle ona göz devirdi ve yere bıraktıkları çantaları geri sırtlanmaya başladı.
"Kalksanıza burada." diyen Toprak ekledi. "Düşman değiliz ya. Zor bulursunuz zaten yer."
"Nereye sığacağız acaba?" diyen Dicle'yle Aybars bu anı bekliyormuş gibi konuştu.
"Aynı çadırda kalırız senle olmaz mı?"
Beste sırıttı. "Oluur."
"Beste!" diyerek gözlerini belerterek Beste'ye döndü Dicle. "Hadi gidelim." dediğinde önden yürümeye başladı. Diğer kızlar da peşinden yürürken Aybars gülerek konuştu.
"İnatçı keçi." Uzay sırıtarak ona bakarken göz göze geldiler. "Ne sırıtıyon lan?" dedi Aybars ona başını iki yana sallarken.
"Bilmem." diyen Uzay ona göz kırptı. "Sen niye sırıtıyorsun kızın arkasından?"
"Ne alaka oğluum?" diyen Aybars sandalyesine oturdu. "Sıradan bi kız işte."
"Yüzün hiç öyle demiyor." dedi Bartu da katılarak imayla.
"Benimki ne diyo bilmiyorum ama seninki birazdan dağılınca konuşamayacak."
"Kavga edeceğinize şu çadırı da kuralım." diyen Toprak kendi çadırını gösterirken.
"Hiç yardım edesim gelmedi." diyen Aybars gözlerini kapatıp derin nefesler aldı.
"Tam bi şerefsizsin biliyosun dimi?"
Aybars gözleri kapalıyken sırıttı. "Biliyorum."
"Çadırlarınızı az yana kaydırın da biz de gelelim!" diye bağıran Umay'ın sesiyle Aybars gözlerini açarken kahkaha attı.
"Gitmiyo muydunuz siz?"
Dicle tek kaşını kaldırırken konuştu. "Babanın yeri mi?"
"Yalnız bizim Ateş falan da gelecek nereye sığacağız?" diyen Toprak'la Umay kaşlarını kaldırdı ve yanındaki Beste'nin kolunu sarsarken konuştu.
"Ateş geliyorsa Doruk'ta geliyordur dimi?"
Beste ona dönüp başını salladı.
Bartu toprağa cevap vermek için konuştu.
"İstersen aynı çadırda kalırız bebeğim."
"Gece birimize kayma da." dedi Aybars sırıtarak Bartu'ya dönerken.
Kızlar yavaş yavaş yana kayan çadırlarla kendi çadırlarını çıkardılar ve beş çadırla oraya kuruldular. Göksu da yanlarına gelmişti. Beste ise çadırını unuttuğu için Umay ile aynı çadırda kalacaktı.
"Eee hani yer ayırmışlardı?" diyen Doruk ve Ateş'in yanındaki Beril kalabalığa bakarken kızları gördü. "Kızlar!" dediğinde gülümserken Dicle Umay'a bakarken konuştu.
"Hadi canım geçmiş olsun."
"Aaa Beril sen de mi buradaydın?" diyen Umay kaşlarını kaldırırken yanına gelen Beril ile sarıldı.
"Aa." diyen Bartu Uzay'ın kulağına eğilerek fısıldadı. "Çöp poşetimizle çarpışan kız."
"O ne demek lan?"
"Parti vardı ya. O gün ben çöp indirirken çöp poşetimize çarpmıştı."
Yanlarında onları dinleyen Aybars'ta onlar gibi fısıldayarak alayla konuştu. "Sen çarpmadın o çöp poşetine çarptı yani."
"Kızlar selam." diyen Doruk elini onlara doğru kaldırıp selam verirken Umay heyecanla konuştu.
"Selaam!"
Minel ona yan yan bakarken konuştu. "Çok amatörce."
"Bunu sen mi söylüyorsun?" dedi Beste ona gülerken.
Aybars Toprak'a yaklaşarak sordu. "Tanışıyor mu oğlum bu kızlarla? Ne alaka? Hangisinin sevgilisi?"
Toprak bu sorularla kaşlarını çatıp Aybars'ın yüzüne bakarken konuştu. "Hangisine cevap vereyim?"
Aybars omuz silkti. "Hepsine."
"Kimsenin sevgilisi değil." diyen Toprak ekledi. "Geçen gün kafede tanışmışlardı."
"Eee." dedi Göksu. "Kampın olmazsa olmazı nedir?"
"Nedir?"
İki üç kişinin ağzından çıkan soruyla Göksu konuştu.
"Ateş başında gitar çalıp şarkı söyleyecek bir eleman." dediğinde etrafta göz gezdirdi. "Var mı aranızda."
"Bartu gitar çalıyor." diyen Aybars elini Bartu'nun omzuna koyarken ekledi. "Başımızı şişiriyor da evde."
"Getirmedim gitarımı." diyen Bartu'yla Beril konuştu.
"Aa üst komşularınızla mı geldiniz?" diyen Beril gözlerini kısıp Bartu'yu baştan aşağı süzerken Dicle konuştu.
"Kader ortağıyız diyelim." diyen Dicle ekledi. "Yer bulamadık."
"Kader değil kısmet." diyen Aybars'la gözleri oraya döndü.
"Senin kısmet anlayışın epey geniş olduğu için pek bir şey diyemeyeceğim."
"Uuu." diyen Bartu Aybars'ın yan bakışlarıyla sesini düşürerek ekledi. "Bu iyiydi."
Herkes etrafı keşfetmeye giderken Dicle çadırı ile inatlaşıyordu. Çekici bir kez daha vururken kendi kendine söylendi. "Hadi ya ne inatçı toprakmışsın."
"Sana çekmiş." ilerden gelen seslenme ile başını yana çevirirken Aybars'ı görmesiyle gözlerini devirirken önüne döndü. "Nold-"
"Ahh!"
Aybars'ın cümlesi Dicle'nin acı dolu haykırışı keserken Aybars endişeyle ona doğru ilerleyip eğildi.
Dicle çekici yere atarken yanlışlıkla vurduğu parmağını acı içinde tutarak yüzünü buruşturdu.
"Noldu? Eline mi vurdun?"
"Evet." diyen Dicle ekledi. "Senin yüzünden."
"Dakika bir gol bir ya. Dur bi bakalım." diyen Aybars'ın eline temas eden eliyle bir anlık afallarken gözleri onun yüzünü buldu. Aybars parmağına dikkatle bakarken konuştu. "Morarmış bi buz falan bulalım." dediğinde Dicle konuştu.
"Şuradaki çantaların içinde bir tane termos çanta olacaktı. Onun içinde var." dediğinde Aybars hızla çantayı alıp geldi. Buz kabından bir tane buz çıkarırken Dicle buzu diğer eliyle almaya uzanmışken Aybars'ın elini tutup buzu yarasına tutuşuyla yutkundu.
Gözleri onun gözlerine kaydı. Elaya çalan bir kahve tonuydu. Tam kahve denemezdi. Evet elaydı gözleri.
Bir anda kendi siyah gözlerine dönen gözlerle bakışları birbirlerine kilitlendi.
O an parmak uçlarındaki buza değil de tutuşan bir ateşe dokunuyormuş gibi hissetti.
Yorumlar
Yorum Gönder