12.Bölüm: Bi Tek Ben Anlarım
Kamp
"İlerde bir mağara var lan!" diyen Uzay'ın sesiyle birbirinden ateşe değmiş ve yanmış gibi uzaklaştı Aybars ve Dicle.
"Ne- Nerde?" diyen Aybars afallarken Uzay'a döndü.
Uzay'ın gözleri ikisinin arasında gidip gelirken konuştu. "Siz napıyordunuz ya?"
"Buz." dedi Dicle elindeki buzu gösterirken.
"Buz?" diyen Uzay kaşlarını çattı.
"Elime vurdum yanlışlıkla çekici."
Uzay başını sallarken konuştu. "Geçmiş olsun."
Dicle teşekkür etmek için ağzını açmıştı ki Aybars'ın boşluğuna gelerek konuştu.
"Sağol." Uzay ve Dicle anlamsız bakışlarla Aybars'a dönerken Aybars kaşlarını kaldırdı. "Yani.." diyen Aybars elini ensesine götürüp ensesini kaşırken konuştu. "Komşuyuz ya. Komşuculuk ruhu."
Uzay kaşlarını kaldırdı ve sırıtarak konuştu. "Hadi ya. Geçen marketten geldiğimde bana araba çarpsaydı demiştin. O zaman ruhun tatile mi çıkmıştı?"
Aybars kendine gelerek konuştu. "Şaka yapıyorum oğlum ya. Yoksa banane bu.." diyerek Dicle'ye döndü. "İnatçı keçinin elinden."
Dicle başını salladı. "Bencede. Sanane." dediğinde elindeki yarısı erimiş buzu yere attı ve kenardaki çekici alıp onlara doğru gelen Toprak'a uzattı. "Şu çadırı kurar mısın?" Sonra arkasındaki Aybars'a döndü ve konuştu. "Başka yardım isteyecek adam göremiyoruz da."
Uzay bununla omuz silkti. "Ben naptım ya?"
Akşam olurken herkes yavaş yavaş çadırına çekilmişti.
"Eee bu akşam etkinlik falan da mı yokmuş?" dedi Umay çadırın önündeki sandalyesinde otururken.
"Yarın akşammış." diyen Açelya ekledi. "Doğa yürüyüşü varmış sabahta."
"Dağa mı çıkıyormuşuz?" dedi az uzaklarındaki Uzay.
"Evet." diyen Beste ilerideki dağı işaret etti. "Zirvesine çıkacakmışız sabahın altısında."
Aybars sırıtarak o tarafa döndü ve konuştu. "Doğal yaşam alanına geldin yine iyisin." dedi Dicle ile göz teması kurarken.
Dicle bununla güldü. "Uzay." dediğinde Aybars'tan gözünü ayırmadı.
"Efendim." diyen Uzay ile ekledi.
"Mağara gördüm demiştin dimi ileride?" dediğinde ekledi. "Arkadaşa yatacağı yeri gösterirsen.. Malum kışta geliyor."
"Ooo!" diyen Bartu ağzını kapatırken Aybars'ın delici bakışlarıyla ekledi. "Sivrisinek ısırdı galiba bacağımı."
Dicle bununla Aybars'a yan bir gülüş atarken önüne döndü.
Beste onun morarmış elini tutarken konuştu. "Bi sağlık öğrencisiyle tanıştım. Ona durumu söyledim. Akşam gelir bakarım dedi."
"Abartılacak bir şey yok ya." diyen Dicle umursamasızca omzunu silkerken Beste göz kırptı.
"Yakışıklıydı ama."
Beste bunu kısık sesle söylemesine rağmen Aybars duymuştu. "Amaan kuş götünü yara sanmış.." cümlesini bitiremeden duyduğu sesle duraksadı.
"Selam."
Başını sesin geldiği yöne doğru kaldırırken sarışın fazla sarışın bir çocuğun onlara baktığını gördü.
"Selam?"
"Beste burada mıydı?" dedi çocuk karanlıkta yüzlerini seçmeye çalışırken. "Bir arkadaşınız yaralanmış."
"Burdayım burda!" diyen Beste ayağa kalkarken çocuğun yanına gitti. "Arkadaşlar bu Rüzgar." dediğinde gülümseyerek Rüzgar'a da herkesi tanıttıktan sonra Dicle'yi gösterdi. "Yaralı olan arkadaşımız da Dicle." dediğinde Dicle yaralı olmayan elini Rüzgar'a uzatıp tokalaştı.
"Memnun oldum. Çok abartılacak bir şey yok ama Beste abartmayı seviyor biraz." dediğinde Beste yüzündeki gülümsemeyle Aybars'ın onlara dönmüş olan delici bakışlarına bakıyordu.
"Bakalım ona öyle karar veririz." diyen Rüzgar ile Dicle morarmış parmağını uzattı. "Oo." dedi Rüzgar yüzünü buruştururken. "Baya incitmişsin sen bunu." derken yere koyduğu küçük çantadan bir krem ve bez çıkardı. "Bunu süreyim sarayım iyi gelir." dediğinde kremi açtı ve parmağına sürdü. Sonra da bezi sardı. "Buz tuttunuz mu?"
"Tuttum ben." diyen Aybars atılırken Uzay sırıttı.
"İyi yapmışsınız." diyen Rüzgar Aybars'a dönerken ekledi. "Önemlidir."
"Ne okuyordun ki sen?" diye sordu Aybars kaşlarını kaldırarak.
"Veterinerlik."
Aybars gülmemek için alt dudağını ısırırken Dicle'ye döndü. "İsabet olmuş."
Dicle kısılan gözleriyle Beste'ye dönerken Beste omuz silkerek konuştu. "Sağlık okuyorum dedi."
"Yani arkadaşımın eli morardı diyince.." diyen Rüzgar ekledi. "O kadar da bilgim var. Hemen hemen aynı metaryeller kullanılıyor zaten."
Dicle gülümsedi. "Teşekkürler Rüzgar."
"Geçmiş olsun." diyen Rüzgar tam gidiyordu ki Bartu seslendi.
"Bize katılmak ister misin?"
Rüzgar durup düşündüğünde bunun eğlenceli olabileceğini düşündü. "Çadırımı alıp geliyorum."
Aybars gözlerini belerterek Bartu'ya dönerken konuştu. "Ne alaka şuan ne alaka?"
"Oğlum kedim var. Onla ilgili bir şeyler soracağım."
Aybars sıkıntılı bir nefes verirken önüne döndü.
Beril telefondan başınınkaldırırken konuştu. "Telefonu çeken var mı ya? Konum atamam gerek."
"Hayırdır kime atıyosun konumu?" dedi Doruk ona dönerken.
"Ya bizim fakülteden. Derslere gelen bir üst sınıf var geçen sene dersleri ekmiş ve yerine imza atan olmayınca kalmış."
Ateş sırıttı. "Bu kadar ayrıntıya gerek yoktu."
"Öff." diyen Beril ekledi. "Arkadaşım işte."
Dicle telefonunu uzattığında Beril gülümseyerek teşekkür etti.
"Selaam!" diyen kızla Beril hemen ayağa kalkarken hızla onun yanına gitti.
"Hoşgeldin canım sonunda gelebildin." diyerek kıza sarılırken kız konuştu.
"Otobüsü kaçırınca kendi arabamla gelmez zorunda kaldım. Yollar da çok kötü."
"Gel gel seni bizimkilerle tanıştırayım." diyen Beril diğerlerine döndü. "Deren. Benim fakültemden." dediğinde Ateş gülerek cevap verdi.
"Az önce cv'sini ortaya döktüğün kız yani." dediğinde Deren'e döndü. "Memnun olduk alttan bir sürü ders alan kız."
Deren kaşlarını kaldırarak Beril'e dönerken Beril gülümsedi. "Ateş biraz şeydir.." cümlesini tamamlamadı herkesin kendi hayal gücündeki hakareti oraya yerleştirebilmesi için.
Deren konuştu. "Memnun oldum bende." dediğinde ekledi. "Devamsızlıktan kaldım bazı saçma sebeplerden dolayı ama halledicem."
Deren kızlarınnyanına geçip kızlarla konuşmaya başlarken gelen sesle duraksadı ve yüzü düştü.
"Ateş yakacak bir ateş çukuru da buldum." diyen Rüzgar sürükleyerek getirdiği çadırı koyarken elindeki demirden ateş çukurunu da yere bıraktı.
"Adamsın lan!" diyen Bartu gaza gelerek onun yanına gitti ve ona yardım etmeye başladı.
"Bu ne alaka ya?" diye mırıldanan Deren'i duyan Dicle sordu.
"Veterinerlik ok-"
"Biliyorum." diyen Deren Dicle'ye dönerken konuştu. "Maalesef ki."
"Nerden biliyorsun?" dedi Göksu merakla.
Deren sadece kızların duyabileceği bir sesle konuştu. "Eski sevgilim."
"Neeee!"
Beste'nin şaşkınlık dolu bağırışıyla Rüzgar'ın bakışları orayı bulup Deren ile birleşmiş ve durgunlaşmıştı.
Aybars bu bakışmayla kaşlarını çatarken Dicle'nin bir şeyler bilebileceğini düşünmüştü.
Aybars: Pişşşt
Dicle gelen mesajla Aybars'a bezmiş bir bakış atıp telefonu eline aldı.
Alt Komşu: seni engellemem için deney falan mı yapıyorsun?
aynı ortamdayız farkında mısın?
Aybars: Aaa
Olur mu öyle şey
İnsan içinde söylenecek şey var söylenmeyecek şey var
Alt Komşu: dökül
Aybars: Üslubuna edecek iki çift lafım da var ama
Önce şunu çözmeliyim
Bunların arasında bir şey mi var
Alt Komşu: kimlerin?
Aybars: Senle benim;)
Dicle bununla çatık kaşlarıyla Aybars'a bakarken Aybars keyifle sırıttı ve göz kırptı.
Aybars: Kimin olacak
Rüzgar ve Deren'in
Alt Komşu: SANANE
Aybars: Yazıklar olsun
Aşk olsun
Kız sarışın diye soruyorum yoksa banane
Aybars yaptığı imayla yan bir gülüşle telefona bakarken ekrana Dicle'nin mesajı düştü.
Alt Komşu: swna bakmsz o kıx
Aybars bu mesajla sesli bir kahkaha atarken herkesin bakışları ona döndü.
"Gerildim." dedi Aybars sırıtarak. "Sessizlik olunca böyle oluyor." dediğinde Rüzgar'a döndü. İşaret parmağı ile Deren ile ikisinin arasında bir çizgi çizerken konuştu. "Siz tanışıyor musunuz?"
Rüzgar'ın bakışları tekrar Deren'i bulurken Deren gözlerini kaçırarak konuştu.
"Maalesef." dediğinde gözlerini Rüzgar'ın gözlerine dikti. "Dünya küçük işte."
Rüzgar başını salladı. "Maalesef ha?" dediğinde kaşlarını kaldırdı. "O kadar olduk mu Deren? Maaleseflik kadar?"
Deren yutkunurken başını salladı. "Olduk."
Dicle bu diyaloga sebep olan Aybars'a öldürücü bakışlar atarken Aybars ise arkasına yaslanmış keyifle olanları izliyordu. Dicle bununla ayağa kalkarken konuştu.
"Ateş yakalım o zaman." dediğinde Aybars'a döndü. "Gelde odun toplayalım hadi."
"Ben ne alaka kızım ya?" diyen Aybars'a kaşlarını kaldırırken Aybars ayağa kalktı ve peşinden ilerledi.
Dicle oradan yeterince uzaklaştıklarına emin olarak bir ağacın dibinde adımlarını durdurdu.
"Baş başa kalmak istiyorsun anladıkta bu kadar belli etme." diyen Aybars'a bakarken konuştu.
"Sen ne kadar arsız bir insansın ya? Ne hakla insanların özel hayatlarını kurcalıyorsun?"
Dicle'nin göğsünde birleştirdiği kollarıyla ciddi bir ifadeyle sorduğu bu soruya Aybars bir adım yaklaşarak cevap verdi.
"Arsızlık değil. Merak sadece."
"Gitti mi merağın bari? İnsanların yarasını deştin." diyen Dicle'yle Aybars elini ağaca dayarken Dicle'ye biraz daha yaklaşmıştı. Dicle ağaç ile Aybars'ın arasında kalmasıyla yutkundu.
"Yara sarmakta marifetli en azından veteriner bey." dedi Dicle'nin sarılı parmağına anlık bakıp yine gözlerini birleştirirken.
Dicle'nin siniri heyecana karışmıştı ama geri adım atmaya niyeti yoktu.
"Yara sarmak marifet de.." dediğinde gözleri Aybars'ınkilere kilitlendi. "Yara açmak tam senlik anlaşılan."
Aybars bununla kaşlarınj kaldırdı ve yüzlerini biraz daha yaklaştırarak nefesi Dicle'nin yüzüne değerken sordu. "Sen beni ne kadar tanıyorsun Dicle?"
Dicle’nin sırtı ağacın sert gövdesine iyice yaslanırken Aybars’ın nefesi tenine her değdiğinde zihnindeki cümlelerin birbirine dolandığını hissediyordu.
"Tanımıyorum." dediğinde ekledi. "Ama gördüğüm kadarı yetiyor. Eğlenmek için insanların bam teline başıyorsun."
Aybars’ın dudaklarının kenarı hafifçe yukarı kıvrıldı. Bu o her zamanki alaycı gülüşlerinden değildi; daha çok bir şeyi kabullenmiş ama yine de meydan okuyan bir ifadedeydi. "Gördüğün kadarıyla yetiniyorsan yanılmaya mahkumsun komşu kızı." dedi sesi iyice kısılarak.
Sonra yavaşça Dicle'den uzaklaştı. Küçük odun parçaları toplayıp kampa giderken sessizdiler. O cümlenin üzerine başka bir cümle söylenmemişti.
"Erken oldu." dedi onları gören Bartu ateş çukurunda yanan ateşi gösterirken.
"Taş mı çaktınız naptınız?" dedi Aybars elindeki odunları kenara bırakırken.
"Ateş için taşa gerek mi var?" diyen Beste ona dönen Dicle ve Aybars'a imayla baktı.
Yorumlar
Yorum Gönder