14.Bölüm Bi Tek Ben Anlarım

                            Fıstık

Beste elindeki anahtarı koltuğun üzerine fırlatırken kendisi de koltuğa adeta yığılmıştı. "İnsanın evi gibisi var mı be? Evim de eviim!" 

Açelya'da kendini koltuğa bırakırken başını koltuğa yaslayarak yavaşça yana yatırdı ve ona baktı. "Yaşlı gibisin şuan."

"Yarın dersi olmayan var mı kızlar ya?" diyen Minel ekledi. "Temizlik günlerimizi takas etsek."

"Ben gitmeyeceğim derse." diyen Dicle ekledi. "Ben yaparım temizliği."

Beste tek kaşını kaldırdı. "Niye gitmiyorsun? Hayırdır?"

"Ya yine bi dağılım falan bir şeyler yapacaktık da yapamadım."

"Aybars'tan istesene." diyen Açelya ekledi. "Ya da oturun beraber kafa patlatın."

"İstemem." diyen Dicle ekledi. "Hem yarın akşam için Deren'i çağırmayı planlıyorum."

"Ya tamam ben yaparım temizliği." diyen Minel ekledi. "Bizim dersimiz erken bitiyor zaten kızlar da yardım eder. Sen yap ödevini git."

"Ederiz." diyen Beste Dicle'ye döndü. "Hadi sen okuluna annecim." diyerek kapıya yönelirken Dicle kaşlarını çatarak ona sordu.

"Sen nereye?"

Beste duraksarken gülümseyerek ona döndü. "Şu kampta bizim yönetici çocuğu göremedim. Ölmüş mü kalmış mı bir bakayım."

Beste hızla kapıyı kapatıp çıkarken Umay kahkaha attı. "Kısmetse olura döndük yemin ederim. Burası kızlar evi orası erkekler."

Minel başını Dicle'ye doğru eğerken konuştu. "Yukarıdan ödev yardımı istemeye gidecek olursan bana da haber ver."

Dicle ona göz devirirken odasına ilerledi ve konuştu. "Kendim hallederim ben ödevimi."

"Koolay gelsin canıım." diyen Umay kapının kapanış sesiyle gülerek Açelya'ya döndü. "Hadi sende bi salaklık yap artık."

"Ne salaklığı?" dedi Açelya anlamsızca bakarken.

"Aşık ol." diyen Umay'la Açelya yüzünü buruşturdu.

"Bu gruba bir akıllı lazım canım." diyen Açelya arkasına yaslandı. "Rahatta kalın ben sizi korurum."

"Oğlum şu oyunun sesini kıs bak!" diyen Aybars odasından çıkarken Uzay'a bağırıyordu.

Uzay onun inadına sesi biraz daha açarken oyunda artan silah sesleriyle sırıttı. 

Bartu odasının kapısını açarken uykulu sesiyle gözleri kapalı bir şekilde konuştu. "Noluyo oğlum?"

Aybars bununla konuştu. "Evi tarıyorlar Bartu yere yat yere!"

Bartu şaşkınlıkla gözlerini açarken sorgulamadan ellerini kafasına siper etti ve kapı girişine çöktü. 

Uzay ve Aybars bununla kahkahalara boğulurken oturma odasından gelen Toprak konuştu. "Sesiniz çok çıkıyor yine he." dediğinde yere çökmüş Bartu'ya kaşlarını çatarak döndü. "Sen napıyosun lan?"

"Silah seslerini gerçek sandı salak." diyen Uzay oyunun sesini kısarken Bartu ayağa kalktı ve Aybars ve Uzay'a bakarken konuştu. "Şu yaptığınızı insan düşmanına yapmaz biliyosunuz dimi?"

Aybars ve Uzay birbirlerine ellerini çakarken Toprak konuştu. "Ses tonunuzu ayarlayarak konuşun bir de aşağıdakileri dinlemek zorunda kalmayalım."

"Gelsinler ya." diyen Aybars ekledi. "Bizi kim alabiliir! Biz buradayız." 

Bartu bununla yüzüne bir sırıtma ekledi ve Toprak'a göz kırparken konuştu. "Dicle'yi özledi o."

Aybars tam ağzını açmıştı ki tıklayan kapıyla duraksadı. O kapıya yönelirken Toprak kendini oturma odasındaki koltuğa atarak konuştu. "Başlıyoruz."

Aybars kapıyı açtığında karşısında Dicle'yi görmesiyle sırıttı. "Buyur komşu kızı?"

Dicle derin bir nefes alıp verirken konuştu. "Analiz işinde bana yardım eder misin?" diyerek elindeki kağıda çizdiği şeyleri gösterdi. 

"Ödev mi vardı?" diyen Aybars kaşlarını kaldırdı. "Sen benden yardım mı istiyorsun?"

Dicle onun bu ukala tavrıyla arkasına dönüp giderken konuştu. "Öf buraya gelmem hatay-"

"Binanın önündeki banklarda hallederiz iki dakika." diyen Aybars ekledi. "Montumu giyip geliyorum."

Dicle merdivenlerden inerken kendine söylendi. "Aferin Dicle. Kırk yıl düşmezsin artık dilinden." apartmanın kapısını açıp çıkarken sol tarafta kalan parka yöneldi ve banklardan birine oturdu. "Başka çarem mi vardı sanki?" dedi kendine cevap verir gibi ellerini masanın üzerine koyarken. "Kafan çalışmıyorsa seçmeseydin bu böl-"

"Bakırköy'den bi randevu aldım sana aksatma." diyerek karşısına oturan Aybars'la yüzünü buruşturdu.

"Sende geleceksen tamam." diyen Dicle başını yan yatırırken Aybars'ta onun taklidini yaparak başını yan yatırıp konuştu.

"Yapamıyorsun bensiz."

Dicle gülümseyerek başını salladı. "Yapamıyorum." sonra ciddileşerek ekledi. "Hadi buz tutmadan halledelim şu ödevi."

Aybars elinde getirdiği kağıdı ona uzattı. "Hallettik."

"Yaaa." diyen Dicle gülümsedi. "Amcan da olmasa biz napacağız?"

Aybars omuz silkti. "Amcam sağolsun." dedikten sonra ayağa kalkmak üzere olan Dicle'ye çıkıştı. "Dur hemen kalkma."

"Sebep?" dedi Dicle geri otururken.

"Evdekiler ödev yapıyoruz sanıyor." dediğinde göz kırptı. "Karizmamı bozma."

"Ödev? Karizma?" dedi Dilce. "Alakayı çözemedim ama iyi oturalım biraz daha."

"Eeee?" diyen Aybars ekledi. "Nelerden hoşlanırsın?" Dicle bu soruyla kaşlarını kaldırırken Aybars ekledi. "Benim dışımda."

"Senin dışındaki seçenekler o kadar fazla ki nereden başlasam bilemedim." dedi Dicle gözlerini devirerek. "Mesela ego yığınlarından uzak durmaktan hoşlanırım. Havasından geçilmeyen komşularla muhatap olmamak favori aktivitemdir." bunları söylerken masada biraz daha eğilmişti öne doğru.

Aybars bununla sırıtarak aynı şekilde eğildi. Yüzleri epey yakındı. Ortada duran elleri ise değmek üzereydi ama ikisi tarafından da korunan bir mesafe var gibi değmiyorlardı.

Gözleri Dicle'nin yüz hatlarında dolaşırken konuştu. "Arkadaşların ne zaman bizi izlemeyi bırakacak?"

Dicle kaşlarını çatarken bir an duraksadı. "Yok artık ya." diye fısıldayarak başını evlerinin mutfak camına çevirdiğinde pencerede gördüğü Umay ve Beste ellerine fincanlarını almış ve perdenin arkasından gözükmediklerini düşünüyorlardı. 

"Var artık ya." diyen Aybars'a dönerken Aybars'ın gözlerinin nereye takıldığına baktığında bakışlarının sarılı parmağını hedef aldığını gördü. "Nasıl oldu?"

"İyi." dedi kısaca cevap verirken. Soğuktan titreyen kollarını elleriyle sıvazlarken Aybars konuştu.

"Kalkalım hadi."

"E daha beş dakika oldu." dediğinde ekledi. "Karizmanı çizmeyeyim."

"Farkındayım benle daha çok zaman geçirmek istediğinin ama buz da tutma." dediğinde yan yana apartmana girmişlerdi. birinci katı çıktıktan sonra Dicle dururken Aybars merdivenlere yönelmişti.

Dicle kapıyı tıklatacakken vazgeçti ve merdivenlere çıkmak üzere olan Aybars'a seslendi. "Teşekkür ederim yine."

Aybars kıza döndüğünde gözleri birleşti. Yüzüne bu kez alaydan yoksun sıcak bir gülümseme yerleşti. "Rica ederim komşu kızı." dediğinde merdivenlere yöneldi.

Dicle kapıyı açıp içeri girerken kapıyı kapattığında arkasına yaslandı ve yüzündeki gülümsemeye engel olamadı. Sonra hızla yüzündeki gülümsemeyi soldi ve elindeki kağıdı ayakkabılığa koyup kaşlarını çatarak mutfak camına ilerledi.

"Siz iyi misiniz?" dediğinde Umay ve Beste hızla masanın başına geçmiş kendi hallerinde sohbet ediyormuş gibi davranmaya çalışıyorlardı.

"Evet ya o öyle olunca bende çok şey yapm-" diyen Beste kaşlarını kaldırırken Dicle'ye döndü. "Aaa Dicle sen mi geldin? O kadar dalmışız ki duymamışız."

Dicle gözlerini kısarken yanlarına gelerek onun taklidini yaptı. "Oo Doclo son mo goldon? O kodor dolmoşoz ko doymomoşoz."

Umay kaşlarını kaldırdı. "Noluyo be?"

"Kabak gibi ortadaydınız canım." diyen Dicle mutfak camını gösterdi. "Daha kalın bi perde alalım mahallenin dedikoducu teyzeleri olacaksanız."

"Nasıl gördün kız?" diyen Beste'ye döndü Dicle.

"Çocuk gördü çocuk. Arkadaşların ne zaman bizi izlemeyi bırakacaklar diye sordu."

"Ay rezil olduk." diyen Umay'a göz deviren Dicle kapının çalışıyla kapıya yöneldi. 

"Bunu sonra konuşacağız" dedi kapıyı açarken. Karşısında Deren'i gördüğünde yüzüne kocaman bir gülümseme yerleştirirken konuştu. "Hoşgeldiiiin."

"Hoşbuldum." diyen Deren ona sarıldıktan sonra etrafa bakınırken gülümsedi. "Ne kadar güzel eviniiz." 

"Teşekkür ederiz efendim." diyen Minel ekledi. "Sizden güzel olamaz da demek isterim."

"Beril otobüslerde sürünüyor yine." dediğinde ekledi. "Bana pek güvenmedi."

 "Şu araba mı senin araban?" diyen Beste camdan yeşilin epey açık tonu olan arabayı gösterirken.

"Evet adı da Fıstık."

Açelya şaşkınlıkla kaşlarını kaldırdı. "Arabanın adı mı var?"

Aybars eve girdiğinde evden gelen kalabalık sesle kaşlarını çattı ve oturma odasına ilerledi. Oturma odasındaki evdekiler disinda Doruk, Ateş, Cenk ve Rüzgar'ı gördüğünde konuştu.

"Hoşgeldiniz ne ara geldiniz?"

"Sen çıktık mtan iki dakika sonra falan geldiler kardeşim." diyen Toprak göz kırptı. "Odağın başka yerlerdeyse demek ki. Görmemen normal."

"Gevşek gevşek konuşma lan." diyen Aybars koltuğa otururken Rüzgar kaşlarını kaldırdı. 

"Valla çok güzelmiş eviniz. Asansör dışında." dediğinde cama doğru gidip perdeyi sıyırırken kaşları çatıldı. "Fıstığın ne işi var lan burada?"

Uzay ofladı. "Bartu bu kez de kuşlara yem olarak fıstık mı koydun camın önüne?"

Bartu ona dönerken çıkıştı. "Gerizekalı mıyım oğlum ben kuş napsın fıstığı?" derken Rüzgar'ın yanına gitti ve pencerenin önündeki mermerin boş olduğunu gördü. "Hani oğlum fıstık?"

Rüzgar parmağı ile arabayı işaret etti. "Orada."

"Araba lan o." diyen Bartu ile Toprak'ta yanlarına geldi.

"Deren'in arabası." diyen Rüzgar ekledi. "Adı Fıstık."

Toprak şaşkınlıkla kaşlarını kaldırdı. "Arabanın adı mı var?"


Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

şu kalsın ki aklınızda, kadının sessizliği vedadır..

21.Bölüm: Uyan

23.Bölüm: Yeni Çocuk