15.Bölüm: Bi Tek Ben Anlarım
Doğuruyoruz!
"O zaman aşağıda senin diğer fıstık var." diyen Ateş'e dönen Rüzgar konuştu.
"Ne biçim konuşuyorsun lan?"
"Eee dökül bakalım." diyen Aybars oturan Rüzgar'a bakarken ekledi. "Ne geçti aranızda maaleseflik?"
Rüzgar bu cümleyle Deren'in maalesef tanışıyoruz cümlesini hatırlayarak sıkıntılı bir nefes verdi. "Birinci sınıfın başlarında tanıştık. Çok hızlı ilerledi aramızdaki duygular. Duvara tosladık."
Toprak gülerken konuştu. "Duvara tosladık baya açıklayıcı oldu kanka."
"Size ne oğlum çocuğun eski ilişkisinden." diyen Cenk ekledi. "Elinizde bir çekirdeğiniz eksik."
"Vardı dolapta getireyim mi?" diyen Bartu ile Uzay güldü.
"O değil de fıstık ne lan?" diye dalga geçerek konuşan Aybars'a küçük bir tebessüm etti Rüzgar. Konuşmadı. Bu tebessümün altında bir şeylerin yattığı belliydi.
Beril elinde ezber kağıtları ile içeri girerken Deren konuştu. "Hâlâ oyunu mu ezberlemeye çalışıyorsun sen?"
"Evet. Girmiyor şu lanet olası aklıma girmiyor. İki gün kaldı ya sahneye."
"Doğaçlama yaparsın." diyen Açelya umursamaz bir tavırla konuştuğunda Deren ona dönerken konuştu.
"Dizi çekmiyoruz ezberlemesi lazım."
Açelya kaşlarını kaldırdı. "Valla zor iş Allah kolaylık versin."
"Kızlar biliyo musunuz Minel tarot bakıyor."
Göksu kaşlarını kaldırırken heyecanla Minel'e döndü. "Ciddi misin yaaa!"
"Eveet." diyen Minel tam odasına ilerliyordu ki kapının çalmasıyla kapıya yöneldi.
"Birini mi bekliyorduk?" diyen Umay kaşlarını çatarken Beste başını iki yana salladı.
Minel kapıyı açtığında karşısında gördüğü hamile kadınla gülümsedi. "Buyrun?"
Karşıdaki kapının açık oluşundan karşı komşuları olduğunu anlamıştı.
Kadın hafifçe yüzünü buruşturup konuştu. "Merhaba. Ben karşıda oturuyorum. Sekiz buçuk aylık hamileyim de.."
"Allah bağışlasın."
"Sancım başladı."
Kadının aniden kurduğu cümleyle Minel'in gözleri büyürken içeriye seslendi. "Doğuruyoruum!"
"Ne?" diyen kızlar Minel'in doğurma ihtimalini düşünmezken kapıya yöneldiler ve kapıdaki kadını gördüler.
Beste hemen kadının koluna girerken onu eve soktu. "Siz gelin." diyip onu koltuğa oturturken ekledi. "Hemen ambulansı arıyoruz biz."
"Olmaaaz!" diyen kadın karnını tutarken ekledi. "Kocam gelmeden ambulansı çağırmayın. Aradım yolda."
Minel telaşla kadının alnından damlayan terleri silerken Açelya'ya bağırdı. "Açelya bir şey yaap!"
Açelya telaşla konuştu. "Eczacılık okuyorum kızım ben kadın doğum değil!"
"Kadının etrafından çekilin nefes alsın!" diyen Deren bir kaçını geriye çekmeye çalışırken Dicle bağırdı.
"Allah'ını seven pencere açsın!"
Beste pencere açarken bir yandan da Umay'a dönüp konuştu. "Bence arayalım ambulansı."
"Kadının ne kadar bağırdığını görmedin mi?"
"Çocuğu burda mı doğursun?!" diye bağıran Beste kadının yanına girerken konuştu. "Ablacım kocanı arar mısın hemen bi konuşayım."
Kadın telefonun ekranında açık kalan numarayı uzatırken Beste telefonu kulağına götürdü. Hepsinin eli ayağı birbirine dolaşmıştı.
"Abi karın doğuruyor sen neredesin?" Beste bir süre karşıyı dinledi. "Hamile kadın evde tek başına bırakılır mı? Siz erkekler hep aynısı-!"
Dicle telefonu Beste'nin kulağından alırken konuştu. "Abi biraz daha hızlı olmazsan çocuğun hiç hijyenik olmayan bir ortamda doğacak. Bir haftadır temizlemiyoruz biz bu evi." diyerek telefonu kapattığında kadına dönerek ekledi. "Beş dakikası varmış sakin kalıyoruz."
"Oğlum bu bağırışlar ne?" diyen Bartu kaşlarını çatarken pencereyi açıp pencereden baktığında aşağıdaki pencerenin de açık olduğunu ve çığlıkların oradan yükseldiğini gördü. "Aşağıdan geliyor."
Toprak bununla konuştu. "Az önce de Minel'in sesi geldi doğruyorum diye?"
"Noluyo lan?" diyen Uzay kaşlarını çattı ve kapıya yöneldi. Uzay aşağı inerken diğerleri kendi kapılarının önünden Uzay'ın seslenmesini bekledi. Uzay zaten açık olan kapıyı yavaşça tıklatırken konuştu. "Müsait misiniz? Bir sorun mu var?"
Ama kimse onu duymuyordu. İçerideki çığlık ve bağırarak konuşma sesleriyle içeri girdiğinde gördüğü manzarayla gözlerini şok içinde açtı.
"Bebeğin babası siz misiniz?" diyen Göksu telaşla Uzay'a dönerken Minel gözlerini kocaman açtı.
"OHA!"
"Yok hayır. Ben sesinizi duydum. Ne oluyor diye geldim." dedikten sonra kapıya çıkıp yukarıya doğru bağırdı. "Doğuruyoruuuz!"
Bu bağırışla diğerleri merdivenleri üçer beşer atlayarak inerken Bartu'nun sesi apartmanda yankılandı. "Yettim kardeşiim!"
Kapıdan giren erkekler gördükleri manzaraya bir an anlam veremedi.
Dicle kadının başında kırmızı bir yelpaze ile onu serinletmeye çalışırken konuşuyordu. "Dayan ablacım dayan. Tut biraz daha."
"Sıçıyo mu sanki kadın tut biraz daha ne?" diyen Göksu kadının alnını silerken Beste ve Umay pencereden dışarı bakıp nerede kaldı bu adam diye söyleniyorlardı.
Minel mutfaktan elinde bir leğenle gelirken Dicle gözlerini büyüttü. "Bu ne Minel!"
"Doğurursa diye. Dizilerde hep böyle kaynar su ve havlu getiriyorlardı ya."
"Götür şunu hemen!" diyen Dicle camdaki Beste ve Umay'a seslendi. "Doyamadınız cama!"
"Kocan geliyor ablaa!" diyen Beste koşarak kadının yanına gelirken elinden tuttu. "Yetişti."
"Suyum geldiiii!" diye bağıran kadınla tekrar gözleri büyürken Aybars Rüzgar'a döndü.
"Sen doğum yaptırabilir misin?"
"Veterinerlik okuyorum lan ben."
Aybars bununla kaşlarını çattı. "Hani hemen hemen aynı metaryeller kullanılıyordu?"
"O ezilmeydi gerizekalı." diyen Rüzgar kızların yanına gelirken konuştu. "Etrafını bi açalım tamam sakin." derken kızlar onların varlıklarını yeni fark etmişti. Herkes yavaşça kadından uzaklaşırken Rüzgar sordu. "Ambulans çağırdınız mı?"
"Hayıır!" diye bağıran kadın ekledi. "Kocam gelmeden olmaaaz!"
"Rüzgar bir şey yap!" diye bağırdı Dicle telaşla.
Rüzgar kaşlarını kaldırdı. "Arkadaşlar ben en son bir ineğin doğumuna asistanlık yaptım. Eğer kadının kişnemesini beklemiyorsanız teknik olarak yetkim dışındayım."
"Yeşiiim! Geldim aşkım!" diyen adam elindeki dondurma poşeti ile ortada kalakalırken telaşla elindeki poşeti Aybars'ın eline tutuşturdu.
Aybars elindeki poşeti kaldırıp içindeki anaslı dondurmaya bakarken konuştu. "Allah analı babalı büyütsün abi."
"Hadi şimdi ambulansı arayalım." diyen Beste'ye başını iki yana sallayarak cevap verdi Açelya.
"Açılma başlamış ambulansı bekleyemeyiz!"
Deren hızla konuştu. "Fıstık'la gidelim!"
Bartu ve Uzay yine duydukları araba ismiyle gülmemek için dudaklarını birbirine bastırırken kapı dışına çıktılar.
"Fıstık kim?!" diyen adam karısını kolundan tutup kaldırırken Deren konuştu.
"Arabam arabaam!"
Herkes apar topar merdivenlere ilerlerken apartmanda adeta bir izdiham yaşanıyordu. En önde doğurmak üzere olan bir kadın ve yanında perişan eşi arkasında on altı üniversiteli genç.
Merdivenlerden inerken Cenk'in kolundan tutan Beste isyanla konuştu. "Bu apartmanın niye asansörü yok?"
"Apartmanı ben inşa etmedim!"
Sonunda sokağa çıktıklarında soğuk havayla Yeşim biraz daha kendine gelmişti. Deren titreyen elleriyle cebindeki anahtarı çıkarıp arabayı açarken sürücü koltuğuna ilerledi.
Apartmanın girişindeki Rüzgar onu izlerken gözlerindeki endişeyi görerek yanına gitti. Diğerleri kadını arabaya bindirirken Rüzgar Deren'e elini uzatarak konuştu.
"Telaştan süremezsin şimdi sen."
Deren duyduğu sesle gözlerini oraya çevirirken bir çift mavi gözle karşılaştı. Sonra başını salladı ve anahtarı avcunun içine bıraktı.
Kadını sonunda arabaya bindirdiklerinde Dicle Deren'e doğru döndü.
"Öne bin bende arkaya geçiyorum. Yalnız bırakmayalım."
Dicle arabaya binerken kapıya gelen Aybars adama elindeki poşeti göstererek konuştu. "Abi dondurmayı vereyim mi?"
Adam ona dönmezken karısını sakinleştirmeye çalışıyordu.
Dicle poşete koluyla vururken konuştu. "Gevşek gevşek konuşma!" diyip kapıyı çekerken kapı Aybars'ın yüzüne kapandı.
Bartu onun elindeki poşeti alırken konuştu. "Taksiyle sende git peşlerinden." dedi uzaklaşan arabanın arkasından bakarken.
"Kadın doğum çantasını unutmuş." dedi Uzay elindeki kocaman çantayı uzatırken.
Aybars elindeki çantaya baktı. "Bu olmadan doğuramıyor mu?"
Hastane önünde duran arabayla Dicle arabadan inerek kapıya doğru bağırdı. "Doğum yapıyor! Acil yardım ediin!"
Gelen sedye ile kadın içeri alınırken hepsi peşinden ilerlemişti. Doğumhanenin önünde kaldıklarında kapı kapandı.
"Yetiştik." diyen Dicle derin bir nefes verirken Rüzgar başını salladı.
"Valla bi an arabada doğuracak sandım." dedikten sonra Deren'e döndü ve anahtarı işaret ve baş parmağı arasında sallandırarak konuştu. "Takdim edeyim Fıstığı."
Deren anahtarı alırken ona doğru konuştu. "Sağol."
Dicle'nin gözleri ikisinin gölgeli bakışları arasında gidip gelirken kapıdan gelen sesle başını oraya çevirdi. "Sizce kız mı olacak erkek mi?" diyen Aybars nefes nefese yanlarına gelirken doğum çantasını Dicle'ye uzattı. "Doğum çantasıymış."
Dicle onun elinden doğum çantasını alarak kapıdaki hemşireye uzattı. Hemşire içeri girerken Rüzgar konuştu.
"Bence kesin kız."
"Bence erkek oğlum ya." diyen Aybars Rüzgar'a döndü.
Dicle ve Deren kaşlarını kaldırmış bu kadar telaştan sonra nasıl bunun kritiğini yapabildiklerini düşünüyorlardı.
Yorumlar
Yorum Gönder