1.Bölüm: Bi Tek Ben Anlarım

                    Yeni Başlangıçlar


"Tamam annecim geldim ben şimdi hadi kapatıyorum. Yerleşince ararım." Toprak iki valizini de geldiği binanın önünde iki yanına bırakmış annesi ile konuştuktan sonra durup bir apartmana bakmıştı.

Apartman dört katlı çok kalabalık gözükmeyen bir apartmandı. Gözleri apartmana çıkan merdivende durdu. 

İzmir'den gelmiş ve daha ikisiyle tanışmadan üç kişi ile tuttuğu apartmanın önündeydi şimdi. 

Aklına gelen düşünceyle valizlerini kenara çekti ve merdivene oturup ev için kurulan gruba girdi. Uzay denilen çocuk kurmuştu grubu.

                 Ev Arkadaşlığı Deneyi

Toprak: Anahtar kimde? Ya da evde olan var mı?

Bartu: Ben daha yola bile çıkmadım kanka

Toprak: Seni ve gevşekliğini biliyorum

Aybars: Ben akşama gelirim

Uzay: Evdeyim

Toprak: Kapıdayım bende

Uzay: Come on 
Ama bir sorun var

Toprak: Nedir?

Uzay: Asansör yok

"Siktir ya." diyen Toprak bavullarına baktı ve bu kararının doğruluğunu bir kez daha gözden geçirdi. "Bartu seni öldüreceğim oğlum."

Bu cümleyi kurar kurmaz duyar gibi telefonu titremişti.Telefonu açıp kulağına götürdü.

"Cidden yok mu lan asansör?" diyen Bartu'yla burnundan soludu.

"Yemin mi edelim Bartu?"

"Gelince görürüm." diyen Bartu ekledi. "Bu arada az beddua ette başımdan bela eksik olsun." diyerek telefonu kapattığında Toprak başını iki yana salladı ve elindeki bavullarla apartmana girdi.

Hızla Uzay'ın önceden attığı adresteki kat numarasına baktı ve üçüncü kat olduğunu görünce kendini teselli eder gibi gülümsedi.

"En azından dört değil Toprak." dediğin de birinci katı çıkmıştı bile. İkinci katın merdivenlerini çıkarken kulağına dolan seslere kulak kabarttı.

"Evet anne ev çok büyük. Yani biz şuan dört kişiyiz ama.."

Toprak bavullarını merdiven başına geldiğinde bırakıp nefeslendi. Sesi dışarı taşan kız belli ki annesiyle telefonda konuşuyordu.

"Evet beş kişi olacağız. Ben itiraf sayfasında patlaştım. Sığarız ya. Anlaşmazlık olursa da.. Hallederiz bir şekil."

Toprak bavullarını aldı ve kendi katına sonunda yaklaşmaya başlarken kızın sesi boğuklaştı.

Elindeki bavulları bırakan Toprak durduğu kapının kapı numarasına baktı. 5.

Hafifçe gülümsedi. Asıl hayatı şimdi başlıyordu işte. 

Kapıyı tıklattığında kapıyı açan Uzay ona gülümserken konuştu. "Oo Seyit Onbaşı. Hoşgeldin."

"Hoşbuldum." diyen Toprak içeri girdi ve kapıyı kapattıktan sonra elini Uzay'a uzattı. Yüz yüze tanışmamışlardı sonuçta. "Toprak ben."

"Uzay bende." diyen Uzay evi gösterdi ve ekledi. "Kiranın niye bu kadar fazla olduğunu anladığım saatlerdeyim. Tam olarak dört tane yataklı oda var. Ve eşyalı."

Toprak omuz silkti ve sırıtarak ilerledi oturma odasına. "Daha ne olsun?"

"Yönetici de öğrenciymiş biliyor musun?" diyen Uzay Toprak'ın oturduğu kanepenin bitişiğindeki kanepeye oturdu.

"İyii anlar bizi o zaman." diyen Toprak evi incelemekle meşguldu. "Ne okuyodun sen?" dedi sonra Uzay'a dönerken.

"Eczacılık." diyen Uzay ekledi. "Sen?"

"Mimarlık."

"Vaay yakışıır." diyen Uzay aklına gelen şeyle ekledi. "Dur seni de apartman grubuna alayım. Yönetici ısrarla tembihledi tüm arkadaşlarını al diye."

"Niye birimiz olsa yetmiyo mu?"

"Oğlum evde olduğumuz zaman olur olmadığımız zaman olur." dediğinde Toprak'ın telefonuna gruba eklendiğine dair mesaj gelmişti. "Diğerleri gelmeden odanı seç derim." diyen Uzay'la başını sallayarak ayağa kalktı Toprak.

Odalarda tek tek gezdi ve küçük ama caddeye bakanı seçti. Odada gözlerini gezdirirken aklında İzmir'de bıraktığı odası canlandı. Duvardaki eskizler, kenara koyduğu top figürlü koltuğu, annesinin üşümesin diye verdiği battaniyesi.. 

"Uzay!" dedi aklına gelen şeyle. "Ben buraya yerleşiyorum o zaman."

Akşama doğru kapının çalışıyla Uzay kapıya çıkarken kapısının pervazındaki Toprak'a sordu. "Bu kez senin mobilyacılar mı dersin?"

Toprak'ın tanıdığı bir mobilyacı akrabası vardı. Raf ömrü dolmuş ya da tercih edilmeyen mobilyaları bir depoda topluyordu. Toprak'ta eve ruh katabileceklerini düşünüp ondan şuan depoda olanları istemişti.

"İnşallah." diyen Toprak'la kapıyı açtı ve karşısındaki Aybars'ı görünce kaşlarını kaldırdı. 

"Oo Seyit Onbaşı iki." diyem Uzay'a Aybars anlamsız bir bakış atarken içerideki Toprak cevap verdi.

"Herkesi böyle karşılayacak galiba."

Aybars bavullarıyla içeri girerken konuştu. "Merhaba beyler." dediğinde ekledi. "Bu asansör işi hiç olmadı yalnız."

"Bencede." diyen Toprak'ta onun peşinden oturma odasına geçerken Uzay konuştu.

"Valla yapacak bir şey yok. Alt katı sordum aslında yöneticiye orayı da öğrencilere verdiğini söyledi. En alttada oturmayız zaten."

"Başa gelen çekil-"

Aybars'ın cümlesi yarım kalırken Uzay'ın kapıyı açmasıyla "Merhaba." diyen Bartu'yu duyan Toprak konuştu.

"Bu çekilmez."

"Dakika bir gol bir ev arkadaşlarımızı bana doldurmaya mı başladın kanka? Çok ayıp." diyen Bartu'yla selamlaşırlarken Aybars'la da tanıştılar.

İlerleyen saatlerde dördü de konuşmuş ve kaynaşmışlardı. Zaten erkekler yapıları gereği hızlı kaynaşırlardı.

Oturmuş mobilyaları beklerken sonunda apartmandan gelen gürültülerle anladılar mobiyacıların geldiğini.

Aybars kapıya çıkarken Toprak'a dönüp konuştu. "Şimde ne sövüyorlardır ama asansör yok diye."

Sırıtarak kapıyı açtığında karşısında kapıyı tıklatmak üzere olan mobilyacılardan birini görünce yüzündeki pis sırıtmayı silip konuştu. "Hoşgeldiniz kolay gelsin."

Adam ona kolaysa başına gelsin der gibi bir bakış atıp geçerken Aybars onun arkasından gülmemek için dudaklarını birbirine bastırdı.

Toprak adama doğru konuştu. "Abi siz salona yığın bunları gerekirse kapının önüne bırakın biz hallederiz."

Aybars gözlerini belertirken konuştu. "Nasıl halledicez oğlum saçmalama."

"Aybars!" diyen Toprak adamları gösterirken ekledi. "Şaka yapıyo abi o siz koridora kapının önüne bırakır gidersiniz."

Aybars oflarken Bartu yanına gelip ona doğru fısıldadı. "Fazla merhametli fazla."

Mobilyacılar gittiğinde nerdeyse bir koridoru kaplayan kolilere bakan Aybars derin bir iç çekti. "Şimdi gerçekten Seyit Onbaşı olma zamanı."

Onlar eşyaları taşımaya başladığında Aybars aldığı kolileri eve taşırken yere biraz hızlı bırakıyordu. Bu da çıkan sesi iki katına çıkarıyordu.

"Aybars az yavaş bırak şu kolileri." diyen Bartu elindeki koliyi yere bırakırken Aybars konuştu.

"Başlayacağım şimdi sizin merhametinize. O zaman içeri koysalardı oğlum."

"Asansör yok napayım diyiverdim öyle." diyen Toprak'a bakan Aybars başını salladı.

"İyi halt yedin." Sonra telefonuna gelen bildirim sesiyle masanın üzerindeki telefonunu eline aldı. "Bu kim ya?" diye mırıldanırken yabancı numaradan ard arda gelen mesajlara tıkladı.

053********: YUH
ÇÜŞ
Bİ DE MÖÖLEMEYİ DENESENİZE

Aybars: ???
Kimsin?

053********: alt kata taşınmaya çalışıyorum ben de
maşallah üstümüzde tepindiğiniz için pek mümkün değil evde durmak

Aybars: Numaramı nerden buldun?

053********: apartman grubundan? 
bu mu şuan derdimiz peki?
biraz insan olmayı mı deneseniz?

Aybars: Apartman grubundaki onca kişiden üst katınızda olanın ben olduğumu nereden anladınız?

053********: 12 kişi var?
ya ayrıca sen sıkıntılı mısın?
sana gelmişim şikayetimi belirtiyorum sen bana numaramı nerden buldun yok niye bana yazdın?
sanane kardeşim?
keyfim ve kahyası sana yazmak istedi.
var mı bi diyeceğin?

Aybars: Ya tabi olabilir
Profil fotoğrafım ilgini çekmiştir mesela
Olur öyle şeyler

053********: ?

Aybars: Sadede gel diyorum

053********: ben sana sadede gelicem bekle

Kız sohbetten çıktığında Aybars pis pis sırıttı. Egosundan asla ödün veremiyordu. 

"Sağol kanka erken oldu." diyen Bartu kendini koltuğa bırakırken kolilerin çoğunun yerleşmiş olduğunu gördü.

"Aşağıdaki kızlardan biriyle konuşuyordum."

"Ne ara kaynaştın lan?" diyen Toprak'ın ardından Uzay da gelip oturma odasına otururken Aybars sırıttı.

"Ben kaynaşmadım o kaynaştı."

"Ne yazdı?" diyen Bartu ile üçü de merakla bakarken Aybars cevap verdi.

"Möölemeyi de denesenize." dediğinde baş parmağı ile işaret parmağı arasında küçük bir boşluk bırakırken konuştu. "Bırazcık sesimizden rahatsız olmuşta."

Uzay gülerken sordu. "Diledin mi özür?"

"Ne münasebet?" diyen Aybars'la Bartu konuştu.

"Hani ses çıkaran biziz ya? Hani böyle durumlarda özür dilenmesi gerekir falan."

Aybars omuz silkti. "Oğlum biliyorum ben onun amacını. Ben sana sadede gelicem dedi bak telefonu kapattım on dakika geldi hala gelmedi. Bir hazırlanıyorsa beni yüz yüze göreceği için tabi normal." 

Toprak gülerek başını geriye yasladı. "Biz çıkalım isterseniz?" dediğinde Aybars sırıtırken çalan kapıyla ayağa kalktı.

"Geldi bak." dedi sırıtarak kapıyı açmadan önce. Oturma odasındaki Bartu, Toprak ve Uzay yavaşça eğilip kapıya bakarken gelenin bir kız değilde erkek olması onlara da şok yaşatmıştı.

"Selam beyler." diyen çocuk ile onlar da kapıya giderken Uzay kaşlarını kaldırdı.

"Selam?" dedi daha bu sabah gördüğü çocukla kaşları çatılırken.

"Nolmuştu?" diyen Aybars ile çocuk konuştu.

"Ben bu apartmanın yöneticisi Cenk." diyen Cenk ekledi. "Alt kattan şikayet var."

Bartu burnundan gülerken Aybars'a döndü. "Aynen baya biliyormuşsun amacını."

"Daha bugün geldiniz. Böyle olmaz." diye devam eden Cenk'le Uzay konuştu.

"Kusura bakmayın malum yerleşme falan derken."

"Çocuk muyuz hem? Kendileri gelip söylesin." diyen Aybars'la Cenk ona döndü.

"Söylemişler zaten de dalgaya alınmışlar."

"Onlarda bize mööleyin falan yazdı. Bunları konuşu-" sözü Uzay'ın elinin ağzına kapanması ile yarım kalırken Uzay konuştu.

"Tamamdır Cenk. Kusura bakmayın bir daha olmaz."

Cenk başını sallaerken üst merdivenlere yöneldi ve söylendi. "Ben dedim çoluk çocukla uğraşmayalım diye."

Aybars eve girer girmez telefonu eline alırken yabancı numaranın sohbetine girdi.

Aybars: Böyle mi geldin sadede?

053********: ayyynen
noldu
beğenemedin mi:(

Aybars: Yok
Bayıldım
Baya komikmiş

053********: ?

Aybars: Anladın sen
Bi daha da yazma bana

Dicle elindeki telefonu koltuğa fırlatırken mırıldandı. "Meraklıyım sana sanki ukala."

"Noldu kıız? Kime sinirlendin yine?"

"Yine değil hâlâ o yukardaki çocuğa sinirliyim. Yazmış yine."

Beste Dicle'nin yanına oturdu. "Amaan boşversene. Belki doğru düzgün görmeyeceğiz bile." dediğinde ekledi. "Yöneticinin yanına çıktın ya.. Bi de şu kira işini konuşsaydın kızım."

"Aklıma gelmedi o an ama o çocuk indirmez kirayı falan baya gözü açık birine benziyo." diyen Dicle'yle Beste kaşlarını çattı. 

"Nasıl yani? Çocuk derken?"

"Ayaküstü konuştukta öğrenciymiş o da. İkinci sınıf ama. Geçen seneden neri kalıyormuş burada."

Beste hayretle kaşlarını kaldırdı. "Benim aklımda da yönetici diyince göbekli bi amca falan belirmişti."

Dicle bununla güldü.

"Bize kahve yaptıııım!" diyen Umay kafasına sardığı havluyla ve elindeki tepsiyle yanlarına geldiğinde ekledi. "Duş o kadar iyi geldi kii. Hemen bir yorgunluk kahvesi içmeliyiz diye düşündüm."

"Mineeeel!" diye odasındaki Minel'i çağıran Beste'yle Minel'in kapı açılma sesinin ardından Minel geldi. "Gel kız kahve içiyoruz."

"Ellerinize sağlık valla." diyen Minel'de koltuğa otururken ekledi. "Rafları nasıl monteleyeceğimizi düşünüyordum bende."

"O bu saatten sonra olmaz artık da. Yarın okuldan sonra bakarız icabına." dedi Beste fincanı dudakları arasına götürürken. "Belki yukardaki çocuklardan biri yardım falan eder."

"Iyy." diyen Dicle göz devirdi. "Allah onların yardımına muhtaç bırakmasın bizi."

"Niye canım?" diyen Umay ekledi. "Ne demiş atalarımız? Komşu komşunun külüne muhtaçtır."

"Bencede." diyen Minel Dicle'ye döndü. "Hem kaç kişiler ki?"

"Dört kişilermiş yönetici söyledi."

"Sen niye yöneticinin yanına çıktın?" dedi Umay merakla.

"Ohoo!" diyen Beste sırıttı. "Yukardakilerden biriyle yüz göz oldu bile."

"Neee?" diyen Umay'la Dicle konuştu.

"Ya şimdi sen banyodayken ben bunların hayvan gibi tepinmelerine biraz tepki gösterdim. Gittim apartman grubuna yeni alınan numaralardan birine yazdım tamam mı? Ben şikayetimi dile getiriyorum o gelmiş bana ne yazıyo biliyor musun?" herkes pür dikkat Dicle'ye bakarken kurduğu cümleyle kahkaha atmaya başladılar. "Profil fotoğrafım ilgini mi çekti?"

"Bu egoyla gitsin Everest'e tırmansın." dedi Minel kahkahalarının arasında.

Beste kaşlarını kaldırıp Dicle'ye döndü. "Çekti mi peki ilgini?"

"Yok ya." diyen Dicle tam arkasına yaslandığı sırada yukardan güm diye bir ses duyuldu. Dicle Umay'a dönerken konuştu. "Sen az önce bi atasözü söyledin ya. Külüne değil sabrına bizimki."

"Oğlum çok ses çıkarıyorsun bak yine dayanacaklar kapıya." dedi Uzay ampullerden birini takan Bartu'ya.

Bartu sırıttı. "Gelsinler tanışmış oluruz hem."

"Hiç çekemem öyle tipleri." diyen Aybars koltukta uzanıyordu. "En ufak seste yöneticiye gideceklerse işimiz var bunlarla."

"Çıkan seste ufak bi ses değildi ama kanka." diyen Uzay'la telefonundan gözlerini ayıran Aybars Uzay'a bakarak konuştu. 

"İstersen sen aşağıya taşın ne dersin?"

Bartu'nun taktığı ampulle etraf aydınlandığında Uzay konuştu. "O sandalyeden.." Bartu sandalyeden hızla yere atladığında tamamladı cümlesini. "Yavaş in."

"Paraşüt mü açayım Uzay?" diyen Bartu ile Uzay konuştu.

"Ben yeni bir ev bakmaya başlayacağım belli ki biz buradan atılacağız."

"Saçmalamayın." diyen Aybars konuştu. "Bir giden olursa o biz olmayacağız."

"Oğlum büyütmeyin ilk günden. Kaç sene kalacağız sonuçta burada. Bakmışsınız kafa kızlardır."

Aşağıdan gelen matkap sesiyle hepsi bir an için sessizleşirken Aybars uzandığı yerden doğrularak Toprak'a doğru bir elini yumruk yapıp yan tutarken diğerini açık bir şekilde üzerine çarparak kapak işareti yaptı ve konuştu. "Aldın mı cevabını?"


Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

şu kalsın ki aklınızda, kadının sessizliği vedadır..

21.Bölüm: Uyan

23.Bölüm: Yeni Çocuk