2.Bölüm: Bi Tek Ben Anlarım

                               RAF

Alarm sesiyle uyanan Beste yarı açık gözleriyle alarmı hızla kapatıp karşı yatağında hâlâ uyuyan Dicle'ye baktığında onun ilk dersinin öğlen olduğunu hatırlayıp yavaşça yatağından kalktı ve kıyafetlerini alıp sessizce lavaboya geçti.

Üzerine bir bluz altına bir mini etek geçirdikten sonra makyajını da tamamlayıp lavabodan çıktığında çoktan hazırlanmış onu bekleyen Minel ve Umay ile gülümsedi.

Üçü aynı sınıfta oldukları için gayet rahatlardı. Hızla evden çıktıklarında Beste apartman girişinde aklına gelen şeyler hızla kızlara seslendi.

"Durun!"

Umay gözlerini belerterek geriye dönerken Minel sokakta yankılanarak onlara geri dönen Beste'nin sesiyle irkilerek baş parmağını damağına yaslayarak korktuğunu belirtti.

"Noldu?" diyen Umay'la Beste konuştu.

"Anahtar yok bizde. Evde bıraktık. Dicle bizden sonra gelirse ve biz kapıda kalırsak?"

"Ya mesaj atarız ayakkabılığa koyar." diyen Umay'la yollarına devam edip otobüs durağına gelmişlerdi.

Durakta onlar dışında bir çocuk daha duruyordu. Onun dışında kimse yoktu. Minel'in gözleri çocuğun üstünde gezinirken Beste ve Umay heyecanlı olduklarından bahsediyorlardı.

"Hangi otobüse bineceğiz onu biliyor musunuz siz?" diyen Minel'le ikisi de duraksadı. Bir otobüs bekliyorlardı ama hangi otobüs?

"Yoo." diyen Beste ve Umay'la yandaki çocuğun sesi duyuldu.

"Yardımcı olabilirim isterseniz? Buralıyım da ben."

Minel heyecanla çocuğa döndüğünde Beste ve Umay onun otobüsü sormasını beklediler.

"Mavi mi yeşil mi?"

Çocuk bu soruyla kaşlarını çatıp anlamsız bakışlar atarken Beste ve Umay'ın da yüzünde aynı anlamsız bakışlar vardı.

"Nasıl?" dedi çocuk Minel'e bakarken.

"Gözlerin mavi mi yeşil mi?" diye sordu Minel daha durağa geldiğinden beri gözleri dikkatini çeken çocuğa bakarak.

Minel’in bu ani ve pat diye sorulan sorusuyla durakta bir anlığına sessizlik oluştu. Beste ve Umay arkadaşlarının bu tavrıyla birbirlerine bakıp gözlerini fal taşı gibi açtılar ve gülmemek için ikisi de kendini zor tuttular.

Çocuğun yüzüne yan bir gülüş yerleşirken konuştu. "Güneşe bakınca ela sana bakınca bela.." dedi şakacı tavrıyla ve gülerken ekledi. "Mavi..." dediğinde Minel'in ona bakan kehribar gözlerine dikti gözlerini. "Ama ışığa göre bazen yeşile çalıyor." diyen çocuk Minel'e elini uzattı. "Ben Uzay bu arada. Evim şu sokakta beş dakika uzakta falan."

Minel gülümserken ellerini birleştirdi. Kendi evinin de aynı sokakta ve beş dakika uzakta olduğunu hatta dün akşam üst katlarında ses çıkaran o çocuklardan olabileceğini düşünmenin yanından geçemeyecek kadar afallamış ve heyecanlanmıştı.

"Minel bende."

"Çok güzel." diyen Umay araya girerken Uzay ve Minel ellerini birbirinden ayırdı. "Tanışma faslınızı bölmek istemezdim ama biraz daha sormazsak büyük ihtimalle geç kalacağız. Biz İstanbul Teknik Ünüversitesinde okuyoruz."

"Aa bende hangi bölüm?" diye sordu Uzay merakla.

"Grafik tasarım."

"Fakültelerimiz karşı karşıya benimle binersiniz otobüse." diyen Uzay yola bakmaya başlarken Beste sırıtarak koluyla Minel'i dürtükledi.

Otobüs geldiğinde Uzay'la birlikte tıklım tıklım olan otobüse bindi kızlar. Beste çantasını karıştırırken onlara seslendi. "Biriniz Dicle'ye yazsanıza ben telefonunu bulamıyorum şu lanet çantada."

"Ben yazarım." diyen Minel pantalonunun arka cebinden telefonunu çıkarıp tam ev için kurdukları gruba girmişti ki otobüsün aldığı hızlı virajla savrulurken Uzay yukardan tutunduğu yere bir eliyle daha sıkı tutunurken diğer elini refleksle Minel'in beline yerleştirdi.

"Dikkat." diye fısıldadı. 

Minel kehribar gözlerini Uzay'ın o ışığa göre renk değiştiren mavi gözlerine dikti.

"Sağol." diyerek dengesini tekrar kurarken utangaç bakışlarını kaçırdı ondan.

Beste sonunda çantasından bulduğu telefonu Minel'e gösterirken sırıttı ve gruplarına bir mesaj attı.


                  Kız Neşesi Midir Peki?

Beste: Güzellik uykundan uyanınca ve okula gitmeye karar verince lütfen komidinin üzerindeki anahtarı ayakkabılıkta bir ayakkabının içine falan koy dışarıda kalmayalım biz.

Dicle: Size de günaydın canım arkadaşlarım
Tamamdır bende

Dicle çoktan hazırlanmış çıkmaya hazırdı. Beste'nin mesajı üzerine hızla komidinin üzerindeki anahtarı da alıp evden çıktı. Anahtarı ayakkabılığın içindeki ayakkabılardan birinin içine attıktan sonra ayakkabılığı kapattı ve henüz kapının önündeyken gruba mesaj attı.

Dicle: Anahtar pembe ayakkabının içinde
Çıkışt|

Yukardan gelen adım sesleriyle mesajını yarım bırakmak zorunda kalıp gözlerini hafifçe merdivenlere çevirdiğinde sarışın bir çocuğun merdivenlerden indiğini gördü. Aynı anda çocuğun gözleri onun gözleriyle kesiştiğinde bunun dün yazdığı çocuk olduğunu anlamış gibiydi.

Telefonuna geri dönerken çocuğun onu tanıyamayacağını çünkü profil fotoğrafının herkese açık olmadığı için rahattı.

"Çok ses yaptık mı?"

Dicle kaşlarını çatarak merdivenlerden inmiş bir kaç adım uzağında duran çocuğa baktı.

"Efendim?"

"Dün akşam diyorum rahatsız olup bir arkadaşınız yöneticiye şikayet etmiş bizi."

Dicle çocuğun bu tavrıyla kaşlarını kaldırdı. "Ses yapıyordunuz ki etmiş."

Aybars sırttı. "Ama bu işler öyle değildir ya hani? İnsanlar konuşa konuşa hayvanlar koklaşa koklaşa demişler. Önce gelip konuşsaydı arkadaşınız."

Dicle bununla yan bir şekilde gülümsedi. "Siz direkt koklaşarak anlaşmaya çalışanlardansınız galiba?"

"Anlamadım?"

"Profil fotoğrafım ilgini mi çekti yazan da sendin diyorum."

Aybars bu farkındalıkla kaşlarını kaldırdı. "Sen miydin o?"

Dicle başını salladı. "Evet." dedikten sonra kaşlarını indirip kaldırırken akşam mesajda yazdığı cümleyi tekrarladı. "Noldu beğenemedin mi?"

"Beğenmemi mi isterdin?"

Dicle yüzünü buruşturdu. "Görüşmemek üzere." diyerek arkasına döndüğü sırada Aybars'ın sesini duydu.

"O pek mümkün değil aynı apartmandayken ama neyse."

Dicle adımlarını durdurmadan yürümeye devam ederken arkasındaki adımların otobüse kadar onunla geldiğini gördü. Durakta dönüp yan tarafta beklemeye başlayan Aybars'a baktıktan sonra kendi otobüsünün geldiğini fark ederek otobüse elini kaldırdıktan sonra otobüse bindi.

Şansına boş koltuk bulduğunda buna mutlu olarak gülümserken çantasından telefonu çıkardı ve kızlara yazarken yarım kalan mesajını tamamladı.

Dicle: Çıkışta şu raf işlerini halletsek iyi olucak
Ev darmadağınık

Arkadaşlarının hiçbiri çevrimiçi olmayınca sohbetten çıktı. Kafasını kaldırdığında ayakta kalan ve bir eliyle yukardan tutunan diğer eliyle telefonundan biriyle mesajlaşan Aybars'ı gördüğünde ofladı. Anlaşılan o da İstanbul Teknik Ünüversitesinde okuyordu.

Otobüsten indiğinde saatine baktı ve dersine yaklaşık beş dakika olduğunu fark etti. Gözleri kendi fakültesini ararken önünde indiği grafik tasarım fakültesinin yanındaki bina olduğunu görerek gülümsedi.

Adımları fakültenin merdivenlerinde ilerlerken etrafa bakındı. Fakültenin bahçesindeki bir sürü tanımadığı yüz arasından bir tane yüz çok tanıdıktı. Aybars.

Kaşlarını kaldırdı ve binaya yöneldi. Herhalde ikinci sınıf falandır diye geçirdi aklından. İlk dersinin olduğu dersliğe girdiğinde arkasından gelmiş bir telefonuna bir derslik adına bakıp kontrol eden Aybars'la gözleri şaşkınlıkla açıldı.

Aybars'ın gözleri de şaşkınlık içinde onu  gözlerini bulurken ikisi aynı anda konuştu. "Yok artık!"

"Selaam!" diyen sesle sırasında oturan Beste kafasını kaldırarak karşısındaki sarışın kıza baktı.

"Selam?" dedi sorgulayıcı bir ses tonuyla.

"Beste sensin dimi?"

Beste başını salladı. "Tanışıyor muyuz?"

"Yok." dedi kız. "Ama tanışmaya geldim." Yüzüne kocaman bir gülümseme yerleşen ve gözleri ışık saçan kıza bakarken gülümsedi Beste. Kız elini uzattığında tokalaştılar. "Ben Açelya. Karşıdaki Eczacılık fakültesinde okuyorum. İtiraf sayfasındaki paylaşımını görmüştüm."

"Memnun oldum! Çok memnun oldum!" diyen Beste heyecanla kızın elini sıktı. "Ciddi alıcı mısın?"

Sorduğu bu soru Açelya'ya komik gelirken boğazından kaçan kahkahayı gizleyemedi.

"Yani siz de isterseniz. Bi de benim işim biraz acil. Yani bi an önce taşınmam gere-"

"İsteriz tabiki isteriz." diyen Beste gülümsedi. "Hatta bu çıkış bizimle gel sana evi gezdirelim. Senin için de o kadar acilse hemen taşınırsın." dedi ve vu heyecanının sebebini açıklamak için durup ekledi. "Kira bize biraz fazla geldi açıkçası da."

"Yoo." diyen Umay'a çevrildi gözleri. "Bize gelmedi. Eve göre gayet normal hatta dimi?" diyerek Minel'e döndü.

Minel başını salladı. "Evet."

"Kızım ben dışarıda içeceğim kahve paralarını eve vermek istemiyorum. Hem yeni ev arkadaşımızı görmüyor musunuz ne kadar tatlı?" dediğinde elini Açelya'nın çenesinin altına doğru tuttu. 

Açelya Umay ve Minel'e otuz iki diş gülümserken Minel ve Umay gülümseyerek başlarını salladılar.

Açelya dersinin olduğunu söyleyip yanlarından ayrılırken Minel elini yanağına yaslayıp telefonunu elinde çevirmeye başladı.

"Noldu kız? Sabahki çocuğu mu düşünüyorsun?" dedi Umay başını onun omzuna yaslarken.

"Sabahki çocuk?" dedi Minel anlamıyormuş gibi yaparak.

"Ya şu şey yok mu?" diyen Beste sırıttı. "Gözleri mavi olan ama güneşe bakınca yeşile çalan. Neydi adı ya.." dedi Beste düşünüyormuş gibi.

"Uzay." dedi Minel gülümserken. 

"Heh." diyen Umay Minel'e göz kırptı. "Uzay." Sonra aklına gelen şeyle başını omzundan çekerken ekledi. "Telaşımız car diye orda söyleyemedim ama.. Çocuk buralarda oturuyorum ve beş dakika var evime dedi."

"Yani?" dedi Minel ve Beste ona dönerken.

"Yani bu çocuk bizim üstümüzde yaşayan Dicle'nin deyimiyle.." dediğinde işaret ve orta parmaklarını tırnak işareti yaparak ekledi. "Tepinen çocuklardan biri olmasın."

Minel bir iç çekerek elini tekrar yanağına yasladı. "Keşke olsa.." Beste ve Umay kaşlarını çatarak Minel'e dönerken Minel ekledi. "Ona kek yapıp götürürdüm."

Dicle ders biter bitmez fakülteden çıkacakken sınıftaki sırada çantasının içine bakarak söylenen kız dikkatini çekti.

"Allah kahretsin ya!"

Dicle yavaşça oraya yaklaşırken sordu. "Pardon? Bir sorun mu var?" 

"Parfümüm kırılmış." diyen kız çantasının içindeki kırık parfüm şişesini çıkarırken kenardaki çöp kovasına attı ve sıraya geri döndü. 

"Çantanda sırılsıklam olmuş." diyen Dicle çantayı kulpundan tutup kaldırırken etrafa yayılan parfüm kokusuyla gülümsedi. "Ama her şey çok güzel kokuyor."

Kız çatık kaşlarını kaldırırken Dicle'nin cümlesiyle yüzüne bir gülümseme yayıldı. Çantasını alırken elini uzattı. "Ben Göksu."

"Dicle bende." diyen Dicle'yle el sıkıştılar. 

"Bir şeyler içelim diyeceğim ama çantam sırılsıklam." dedi Göksu koluna taktığı çantasını gösterirken.

"Hiç sorun değil. Benimde çok acil eve gitmem gerek. Yarın mı diyoruz o zaman?" dedi işaret parmağıyla onu işaret ederken.

"Tamamdır." diyen Göksu ile Dicle kapıdan çıkarken hızla merdivenlere yöneldi. 

Arkasından gelen sesle başını hafifçe çevirirken sesin sahibiyle sıkıntılı bir nefes verdi.

"Sen bu kadar güzel bir yerden bakabiliyor muydun olaylara ya?" diyen Aybars merdivenlerde yanına gelirken Dicle göz devirdi.

"Ne diyosun?"

"Dedin ya kıza her yer güzel kokuyo falan."

Dicle merdivende duraksayarak Aybars'a döndü. "Sen beni mi dinliyorsun?"

Aybars onun aksine duraksamazken o öne geçmişti. "Dinlemek değil de kulak misafiri olmak diyelim." dediğinde Dicle'nin yanına yetişmesi için adımlarını yavaşlattı. Sonra da yan yana yürürlerken yana dönüp yüzündeki sırıtmayla konuştu. "Eminim ki dün bizi yöneticiye şikayet eden ses tonundan daha naifti ses tonun."

"Bak." diyen Dicle ekledi. "Dün akşam ters düştük diye sürekli didişmemize gerek yok."

"Barış mı teklif ediyorsun yani." diyen Aybars'ın küçümseyici ses tonuyla Dicle başını iki yana salladı.

"Unut tamam mı son söylediğim cümleyi?" diyerek önden giderken Aybars arkasından hafifçe sesini yükseltti. 

"Bende memnun oldum Dicle!"

Dicle kaşlarını çatıp geriye dönerken yüzünü buruşturdu. "Adımı nerden duydun ya?"

"İyi bir kulak misafiriyim."

Dicle "öf" diyerek hızla merdivenlerden indi. 

                 Kız Neşesi Midir Peki?

Dicle: tahmin edin kimle aynı fakültede ve aynı sınıftayım?

Umay: aklıma bir kişi bile gelmedi desem
sıfırdan insan tanımak çok zor ya
exlerinden birinin adını bilsem onu derdim mesela şuan
elde var sıfır 

Beste: Çatladım meraktan hadii

Dicle: Aybars
Dicle:

Minel: Aybars kimdi ya?

Dicle: Üst kattaki ego balonu

Umay: Aaaaaaaaaa
tesadüfe bak
Minel'de bugün onlardan birine aşık oldu

Minel: LAN YOKSAAA
DİCLE ÇOCUK MAVİ YEŞİL GÖZLÜ MÜ?

Dicle: van kedisi mi bu çocuk Minel?
normal kahverengi gözdü yani
o kadar detaylı bakmadım
ne alaka şuan

Beste: sen gel akşamki dedikodu konumuz ve yeni ev arkadaşımız hazır

Dicle: raf için yakınımızdaki markette duran amcadan yardım istemeyi düşünüyorum
gelirken ona da uğrayayım

Umay: Yok biz o işi hallettik

Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

şu kalsın ki aklınızda, kadının sessizliği vedadır..

21.Bölüm: Uyan

23.Bölüm: Yeni Çocuk