3.Bölüm: Bi Tek Ben Anlarım
KEK
"Çok teşekkür ederiz yardıma geldiğin için." dedi Umay az önce apartmanın kapısında karşılaştıkları ve üst katlarında yaşadığını öğrendikleri Toprak'a dönerken.
"Ne demek, komşuyuz sonuçta." diyen Toprak etrafa bakındı. "Kaç tane raf var?"
"On desek korkar mısın?" dedi Minel kaşlarını kaldırırken.
Toprak bununla güldü. "Yok korkmam." dediğinde ekledi. "Kardeşimden alışığım. Siz kızlar seviyorsunuz raf tablo falan."
Kapı tıkladığında Umay kapıyı açtı ve evi Beste'nin sesi doldurdu.
"Eveet işte burası evimiiz!" diyen Beste'yle Toprak kaşlarını kaldırıp Minel'e döndü.
"Misafiriniz mi vardı?"
"Yok. Misafir sayılmaz." dediğinde Toprak'ın gözleri Beste ile gelen kıza takılırken büyülenmiş gibiydi. Minel ekledi. "Yeni ev arkadaşımız sayılır."
"Aa aa duymayayım bi daha." dedi Beste kocaman gülümsemesiyle. "Sayılır falan değil ev arkadaşımız."
"Çok güzelmiş gerçekten." diyen kız dönüp Toprak'a bakmamıştı bile. Evi incelemekle meşguldu.
Kapı bir kez daha çalarken Beste kapıya koştu.
"Nasıl hallettiniz?" dedi Dicle nefes nefese içeri girerken.
"Atlı mı koşturdu kızım?" dedi Beste ona bakarken.
"Soruma soruyla cevap verme nasıl hallettiniz?" diyen Dicle ceketini çıkarırken Beste konuştu.
"Üst kattakilerden biriyle karşılaştık ondan yardım istedik."
Dicle başta kaşlarını kaldırsa da şuan evde olanın Aybars olamayacağını bilerek başını salladı.
"Siz baya komşuculuk oynuyorsunuz yani?"
"Dicle bu çocuk çok efendi. Seninkinin aksine." diyen Beste'yle Dicle gözlerini kocaman açarak ona döndü.
"Kimmiş benimki ya? Nerden benimki oluyormuş? Saçmaladın iyice."
"Şaka yaptım ya." diyen Beste kolunu onun omzuna attı. "Yeni ev arkadaşımızda burada hem."
"Hoşgeldiniiz." diyen Dicle içeri girerken önce yeni ev arkadaşları olan kıza döndü. "Dicle ben."
Kız kocaman gülümserken Toprak gözlerini ondan alamıyordu. "Bende Açelya." diyen kız ekledi. "Memnun oldum."
"Bende çok memnun oldum." diyen Dicle Toprak'a döndü ve konuştu. "Sizi şikayet ettiğim için ev arkadaşın gibi bana kinli değilsen tanışalım."
Toprak güldü. "Yok değilim. Toprak bende." dediğinde anlık olarak Açelya ile birleşti gözleri. "Hepinizle tanıştığıma memnun oldum..da." dediğinde etrafa bakınırken ekledi. "Bana artık rafların yerlerini ve rafları gösterirseniz yapayım gideyim."
Umay başını sallarken Açelya'ya döndü. "Senin var mı asacak rafın falan."
"Varda ben tamamen taşındığımda hallederim." dedi Açelya.
"Halledemezsen.." diyen Toprak'a kaydı gözleri. "Hallederiz."
"Sağol." dedi Açelya.
"O zaman ilk benim odamdan başlayabiliriz." diyen Dicle önden ilerlerken Toprak onu takip etti.
"Sen napıyosun Allah aşkına Minel?" diyen Umay Minel'in mutfakta volta atan haline bakarken Minel konuştu.
"Kek."
"Ne keki?"
Minel gülümsedi. "Canım kek çekti olamaz mı?"
"Az önce çocuğa evinizde Uzay diye bir çocuk var mı diye sormasaydın inanırdım canının çektiğine." dedi Umay göz devirirken.
"Ayağımın altından çekilir misin?" dedi Minel zaten dağınık olan mutfakta ilerlemeye çalışırken.
"Kızım etraf zaten dağınık daha-"
"Çık dedum da!"
Umay şaşkınlıkla gözlerini açarken Minel'in içinden çıkan Karadeniz damarıyla mutfaktan kayboldu.
"Bak şimdi canım bizde tam odalarımızı seçmedik." diyen Beste oturma odasında oturmuş Açelya'yla oda düzeni kurmaya çalışıyordı. "Dört oda var zaten biliyosun ki. Biz Umay ile kabul ettik aynı odada kalmayı. Ama en büyük odayı almak şartıyla."
"Benim için hiç sorun değil boyu. Bir an önce taşınayım da." diyen Açelya ile Beste merakla sordu.
"Bir sorun mu var? Çok acelecisin."
"Yok..." diyen Açelya ekledi. "Yani varda yok. Halamlarda kalıyorum da ben şuan. O yüzden."
"Deccal baba tarafı problems diyosun." diyen Beste ile gülerlerken Toprak matkabını durdurdu ve evde bir sessizlik oluştu.
"Bitti bunlar kızlar." diyen Toprak ekledi. "Ben gideyim."
Beste ayağa kalkarken konuştu. "Çok teşekkür ederiz valla. Bizi çok büyük bir dertten kurtardın."
"Ne demek. Bir daha gece matkap çalıştırmazsanız seviniriz bu arada." diyen Toprak'ı kapıdan uğurladıklarında Dicle sonunda yerleştiği odasından çıktı.
"Sonunda oradaki dağını-" sözü burnuna dolan kokuyla kesilirken gözlerini kapatıp derin bir nefes aldı. "Allah'ım bu koku da ne?"
Umay kendini koltuğa atarken konuştu. "Minel kek yaptı."
Minel mutfaktan bir tabağa doldurduğu keklerle çıkarken Dicle kocaman gülümseyerek onun yanına gitti. "Allah'ım ev arkadaşının da hayırlısı işt-"
Tam bir kek alacağı sırada Minel tabağı çekti. "Bunlar sizin değil."
"A aa." diyen Dicle kaşlarını çattı. "Kimin?"
"Yukardakilerin." dedi Beste ortalıkta kalan son bir kaç koliyi de boşaltıp kapıya fırlatırken. Sonra aklına gelen şeyle bir anda başını kaldırdı. "Bende bir tabak yöneticiye mi götürsem? Belki kiradan düşer."
"Oof iyice deli ettiniz kendinizi." diyen Umay Açelya'ya döndü. "Hâlâ bu eve gelmeye kararlı mısın?"
Açelya kıkırdadı. "Evet."
Ding dong.
"Oğlum açsanıza kapıyı!" dedi Aybars odasında uzanıp telefona bakarken.
"Oyundayım açamam." diye bağıran Uzay'ı duyduğunda ikinci şansını denedi Aybars.
"Bartu!"
"Uyuyordu o." diye cevap verdi Uzay gözlerini bilgisayardan ayırmadan.
Oflayarak yerinden kalktı Aybars Toprak'ın da duşta olduğunu bildiği için.
Kapıyı açtığında karşısında gördüğü kızla kaşlarını kaldırdı.
"Buyrun."
"Ee merhaba ben alt katta oturuyorum da. Kek yapmıştım size de getireyim dedim."
Aybars kaşlarını kaldırarak uzatılan tabağı aldı. "Dicle denen kız dokundu mu bu keke?"
"Hayır da.." diyen Minel kaşlarını çattı anlamsızca. "Niye?"
"O zaman yiyebiliriz. Ne bileyim zehir falan katmıştır bu bi suikasttır falan diye düşünmüştüm." dediğinde Minel'in merakla arkasından biri gelecek mi diye eve baktığını fark etmişti. "Kime baktın?"
"Bakmadım. Ee yani kimseye." diyen Minel gülümsedi. "İyi günler." diyerek merdivenlerden inerken arkasından bakan Aybars konuştu.
"Teşekkür ederiz."
"Afiyet olsun." diyen Minel aşağıdaki kapılarından bağırıp binada yankı yapan sesiyle kapıyı kapatmıştı.
Aybars yüzünü buruştururken kapıyı kapattı. "Hepsi mi değişik bunların anlamadım ki?"
"Kim gelmiş?" diyen Uzay ile sinirle konuştu.
"Oyunun başından nasıl kalktın?"
"El bitince kalktım işte oğlum." diyen Uzay elindeki tabağa kilitlendi. "Vaay bunlar ne?"
"Aşağıdaki kızlardan biri getirmiş." diyen Aybars kızı betimlemeye çalıştı. "Turuncu saçlı bi kızdı."
Toprak banyonun kapısını kapatırken ve başını bir havlu ile kurularken konuştu. "Minel."
"Minel mi?" dedi Uzay kaşlarını kaldırırken. Aklına duraktaki kız geldi.
"Sen nereden biliyorsun adını oğlum?" dedi Aybars kaşlarını çatarken.
"Onlardan geliyorum ben." dedi Toprak ve ekledi. "Raf taktım. Hee hatırladım kız bana sizin evde Uzay diye biri yaşıyor mu diye de sormuştu."
"Lan keşke ben açsaydım kapıyı ya." diyen Uzay'la Aybars tabaktan bir kek alıp yerken konuştu.
"Dedim sana." dediğinde ekledi. "Bi daha da kapıya ben çıkmam. O Bartu'ya da söyleyin yirmi dört saat uyku da zararlı."
"Biz napıcaz?" dedi Uzay masanın üzerindeki tabağa bakarken.
"Nasıl?"
"Tabak boş gönderilmez." dediğinde Aybars ellerini havaya kaldırdı.
"Valla beni alakadar etmez. Naparsanız yapın."
"Hiçbirimizin elinden de bi bok gelmez ki." dedi Uzay kara kara düşünürken.
Aybars telefonla meşgulken konuştu. "Bartu'yu uyandırın belki o biliyordur bir şeyler."
"Gözün kaldı benim uykumda." diyen Bartu oturma odasına gelip otururken konuştu. "Hayvan gibi ses yaptınız nasıl uyuyayım."
"Geceler çuvala girmedi henüz." dedi Aybars ona göz kırparken.
"Oğlum bu tabağı nasıl vereceğiz?" dedi Uzay içi kek dolu tabağa bakarken.
Aybars oturduğu yerden doğruldu. "Tabağa bak tabağa." dediğinde hepsi tabağa baktı. "Hâlâ dolu dimi?" Hepsi evet der gibi başını salladığında Aybars arkasına yaslanarak müthiş bir rahatlıkla ekledi. "O zaman sorun yok. Boş gönderilmezse boş olunca düşünürüz."
"Aynen." diyen Toprak oturma kapısının pervazına yaslanırken saçlarını kuruttuğu havlusunu omuzuna atıp ekledi. "İlk gününüz nasıl geçti?"
"Sıradan." diyen Aybars sırıttı. "Dün akşam bizi şikayet eden kızla aynı fakülte artı aynı sınıftayım."
"Baya sıradanmış kanka." dedi Bartu kaşlarını kaldırırken.
"Ben çıkıyorum o zaman yöneticinin yanına." diyen Beste tabağa koyduğu birkaç dilim keki göstererek kızlara döndü.
"Ya Beste sen niye bu kadar takıksın kızım bu kiraya?" dedi Dicle başını kaldırırken. "Şurada iki dilim kek yiyeceğiz ikiniz dağıttınız tüm apartmana."
Minel bununla konuştu. "Sus hatırlatma kapıya bile çıkmadı zaten tüm emeklerim boşa gitti."
"Ya küsüratlı çünkü ben düz hesap istiyorum. O küsüratla kaç kahve içerim ben sizinle bi kafede otururken biliyo musunuz siz?" diyen Beste de kendini savunduğunda Dicle ikisine bakarken başını iki yana salladı.
"Siz delirmişsiniz."
Beste onları dinlemeden evden çıktı. En üst kattaki dairenin kapısını tıkladığında kapıyı açan çocuk atletliydi. Ateletinden dolayı belli olan kasları Beste'nin ilgisini çekmişe benziyordu. Gözlerini yüzüne çevirdiğinde kaşlarını kaldırdı Beste kendine gelmek ister gibi.
Göbekli amca beklediği yönetici sahidende boylu poslu yakışıklı çocuktu.
"Buyrun?" diyen yöneticiyle Beste gülümsedi.
"Merhaba Beste ben. İkinci katta oturuyoruz. Yeni taşındık."
"Cenk bende apartman yöneticisi." diyen Cenk başını iki yana salladı. "Bir sorun mu var?"
"Yok." diyen Beste elindeki tabağı uzattı. "Ben dün akşam sorunu sorunsuz çözdüğünüz için teşekkür mahiyetinde kek getirmiştim."
"Bu benim görevim." diyen Cenk tabağı aldı. "Yine de teşekkür ederim."
"Bir de.. kira hakkında konuşacaktım." diyen Beste ekledi. "Ya şimdi biz öğrenciyiz-"
"Hiç ağzınızı yormayın ben size söyleyeyim. Bu zaten en çok indirim yapılmış fiyatı. Bir lira bile aşağı inemem."
"Beş yüz de mi inemezsiniz?" dedi Beste başını yan yatırırken.
"İmkanı yok." dedi Cenk başını iki yana sallarken. "Ellerinize sağlık. İyi günler." derken Beste başını salladı ve merdivenlere yöneldi. Kapı kapanınca sinirle mırıldandı.
"Boğazında kalsın." Cenk'in evinden öksürme sesleri gelmeye başlarken Beste gözlerini sıkıca kapattı. "Allah'ım keşke başka bir şey isteseydim ya."
Aybars gözlerini alarm sesiyle açarken başındaki telefonundan alarmı kapatmaya çalıştı. Ancak çalan alarmın onun olmadığını fark etmesi on dakikasını almıştı.
Telefonu kaldırıp saate baktığında saatin daha 09.30 olduğunu fark etti. Onun dersi 13.00'deydi.
"Beynimizi siktin Bartu." dedi daha odadan çıkmadan bile alarmın sahibini tahmin ederken. Hızla Bartu'nun odasına girdiğinde son ses çalan alarmla yüzünü buruşturdu. "Kalk lan!" diye bağırdığında anca gözlerini açan Bartu uykulu sesiyle konuştu.
"Noluyo ya?"
"Lan madem alarmla uyanamıyorsun bok mu varda son sese kadar açıyorsun şunu?"
Bartu elini uzatıp alarma yetişirken ofladı. "Uyku problemlerim var oğlum benim." dediğinde Aybars uyku sersemi olduğu için afalladı.
"Sen uyuyamadığın için uyku hapı falan içiyorsun o yüzden mi bu kadar uyuyorsun?"
"Tı." dedi Bartu ve yataktan doğrulurken ekledi. "Uyumakla alakakalı hiçbir sorunum yok. Uyanamıyorum."
"Başlatma şimdi uykundan." diyen Aybars odasına geçip kapıyı kapatırken Toprak odasından seslendi.
"Yemin ederim şiddetli geçimsizlik yaşayan anne baba kavgası."
"Hay betimleme gücüne maşallah be." diye Uzay ekledi. "Uykudan uyanmış halinle nasıl bu betimlemeyi kurdun?"
"Oğlum niye hepiniz uyandınız?" diyen Bartu ile üçünden birden aynı ses yükseldi.
"Senin yüzünden!"
"He." diyen Bartu mırıldandı. "Doğru."
Dördünün de telefonundan bildirim sesi duyulduğunda hepsi ekrana baktı.
KARDELEN APARTMAN
053********: Beş numaralı daire yani yukarımızda olan daireden sabahın bu saatinde insani olmayan sesler yükseliyor araştırılsın.
"Üf yine başladık." dedi Aybars odasından çıkarken.
Cenk: Gençler? Bir sıkıntı mı var?
Aybars: Arkadaşımız ayağını burkmuş canı acıyordu.
Ayrıca alt katın da pür dikkat bizi dinlediğini düşünüyorum araştırılsın.
Cevap gelmeyince biraz bekledi ve yazdı.
Aybars: Hapşurdum çok yaşa da der misin?
053********: Geber
Apartman grubunu okuyan Bartu mutfakta bir kahkaha attığında Aybars'ın kapıdan ona attığı öldürücü bakışlarla susmuştu.
"Kızlar." diyen Minel Beste ve Umay'ın odasına gelirken Dicle'de kapı pervazına gelmişti.
"Noldu?" dedi Dicle Minel'e bakarken.
"Sizce ayağı burkulan Uzay mıdır?"
Yorumlar
Yorum Gönder