5.Bölüm: Bi Tek Ben Anlarım
Davetsiz Misafir
Bir hafta hızla akıp giderken herkesin evde olduğu bir pazar gününe gözlerini açmışlardı.
Bartu telefonuna ard arda gelen mesajlarla ofladı ve yarı açık gözleriyle saate baktı. 10.37
Ev Arkadaşlığı Deneyi
Uzay grup adını değiştirdi.
Boş Tabak
Aybars: Şimdi sesli bir küfür ederdim de aşağı kattan bir şikayet daha yememek için kendimi tutacağım
Uzay: Tabak tezgahın üstünde duruyor
Üç gündür
Çok korkunç
Ya tabağı çaldık sandılarsa
Aybars: Senin sorununu çözersem ekmek almaya gider misin?
Uzay: EVET
Aybars: Ben Dicle'den salı gününün notlarını istemeye gideceğim bugün. Dün Toprak'ın pastaneden aldığı kurabiyelerden koyarız içine olur biter
Uzay: Bunu nasıl akıl edemedim ya
Neyse ben kalkayım da ekmek almaya gideyim
Toprak: Hala almadın mı sen o notları lan?
Aybars: Aklımdan çıkıvermiş
Bartu: Siz niye aynı evin içinde mesajlaşıyorsunuz?
Aybars: Alt kata ses gitmesin diye
Şaka
Bartu: Zaten bu kadar düşünceli olabileceğini düşünmemiştim
Aybars:
Uzay markete girdiğinde ekmek reyonuna yönelirken oradaki saçları dağınık pijamalı kızı gördü. Minel'di bu.
"Kurban sen mi seçildin?"
Arkasından ona yaklaşan sesle uyku mahmuru gözleriyle o tarafa dönen Minel bir an duraksadı. "Nasıl?" dedi kaşlarını çatarken.
"Markete seni mi gönderdiler diyorum?"
"Başkasını mı göndermiş gibi duruyorlar?" Minel'in ciddi kurduğu bu cümleyle Uzay gülümsedi.
"Sabahları biraz huysuz oluyoruz galiba." dediğinde Minel raftaki ekmeğe uzandı ve aldı. "Şey diyecektim aslında ben.." diyen Uzay ensesini kaşırken düşündü.
"Ney?" dedi Minel kaşlarını kaldırırken.
"Sen geçen kek getirmişsin galiba. Ellerine sağlık çok güzeldi."
"Afiyet olsun."
"Ee.." diyen Uzay gözlerini birleştirdi. "Bizde düşündük nasıl teşekkür ederiz diye.." dedi ve ekledi. "Bu sabah bize kahvaltıya gelsenize."
"Yok zahmet vermeyelim biz size. Hem ben bir karşılık bekleyerek yapmadım o keki."
"Israr ediyorum. Karşılık olarak yapmıyorum diye düşün." diyen Uzay başını yan eğip Minel'in gözlerine bakarken Minel bu bakışlara hayır diyemezdi.
"Tamam o zaman." diyen Minel ile Uzay gülümsedi.
"O zaman 11.30 diyoruz." diyerek kasaya yönelen Uzay'a gülerek başını salladı.
"Dedik bile."
Boş Tabak
Uzay: KALKIN MAHVOLDUK
Aybars: Yo kalkamam
Toprak: Noldu Uzay marketteki reyonda boş tabak mı gördün?
Bartu: MSLWKDWLFKODOELEKDLW SALAK
Uzay: KIZLAR BİZE KAHVALTIYA GELİYOR
Aybars: Hangi kızlar
Kaç kişiler
Sarışınlar mı
Uzay: Alt komşumuz olan kızlar
Aybars: Anlamadım kar tanesi
Uzay: Markette Minel'le karşılaştık
Kahvaltıya davet ettim
Bartu: Ne gerek vardı?
Uzay: Kız bize kek yapmıştı
Aybars: KAHVALTI HAZIRLAMAMIŞTI
AYRICA SADECE MİNEL YAPTI KEKİ NİYE DİĞERLERİNİ DE ÇAĞIRDIN
Uzay: Minel tek gelir miydi gerizekalı
Aybars: Olm biz çözmüştük ya kek meselesini
Toprak: Yapacak bir şey yok
Kalkın da şu evi yaşanacak bir yer haline getirmeye çalışalım
Bartu: COK ZOR OLACAK AQ
Evin kapısı anahtarla açıldığında oturma odasını toplayan Toprak kapıdan elindeki büyük poşetle giren Uzay'a döndü.
"Geldin mi gerizekalı?" diyen Aybars odasından çıkarken Uzay ona döndü.
"Yok yoldayım hâlâ."
"İnşallah araba çarpar." diyen Aybars poşete bakarken konuştu. "Bunlar ne?"
"Elimizden bi bok gelmediği için hazır patates kızartması, sigara böreği, salam falan aldım."
"Kızlaaaar!" diyerek eve giren Minel ile oturma odasında başını koltuğun başına yaslamış sosyal medyada gezinen Dicle başını o tarafa çevirdi.
"Noluyo ya?"
"Yukarı kahvaltıya gidiyoruz?"
Dicle bir kahkaha attı. "Sağol ya güldürdün gerçekten." dediğinde Minel'in ciddi yüz ifadesini gördü. "Sen ciddi misin?"
"Evet. Uzay davet etti. Bende hayır diyemedim."
"Birbirimizi mi yiyecekmişiz?" dedi Dicle ona bakarken.
Minel sırıttı. "İnşallah bir gün." diyen Minel ekledi. "Hadi kalkın 11.30 dedik."
"Ben gelmiyorum." diyen Dicle'yle başını iki yana salladı.
"Yaa Dicle lütfeeen." diyen Minel yanına oturdu. "Hepimizi çağırdı çocuk. Ayıp olur ya hadi."
"Beş kişiyiz zaten Minel. Nereden hissedecekler yokluğumu?"
"Hisseder hisseder seninki." diyen Beste göz kırptığında Dicle yanındaki yastığı alıp ona fırlattı.
"Bana bak bunu kırk kere söylersin bu benim başıma gelir. Yakarsın beni kızım."
"İhtimal var yani?" diyen Beste ona tekrar göz kırptı.
Dicle yüzünü buruşturdu. "Şu hareketlere bak ya. Aynı onun gibisin şuan."
"Şaka yapıyorum şaka. Sizden bi bok olmaz. Daha doğrusu o çocuktan bi bok olmaz."
"Bartu uyan artık amına koyayım ya." diyen Aybars hem tavanın başında durarak patateslerin kızarmasını bekliyor hemde Bartu'ya bağırıyordu.
Bartu mutfak kapısına gelirken konuştu. "Onu arada karıştırman gerekiyo biliyosun dimi?" dedi patatesleri gösterirken.
Aybars kaşlarını çattı. "Niye kızarıyorlar işte?"
Bartu burnundan gülerken Toprak girdi mutfağa ve çekmeceden bir tahta kaşık alarak patatesleri karıştırdı.
"Ne gevşek adamlarsınız ya? Yanıyorlarmış az kalsın."
"Ben bakıyodum valla." diyen Aybars sırıtarak oturma odasına giderken Uzay'ın oraya kurduğu masada göz gezdirdi. "Oğlum madem böyle yetenekleriniz var biz niye her sabah poğaça alıyoruz?"
Telefonuna gelen bildirimle telefona bakarken Uzay onu duymamış gibi yaparak oturma odasından çıkmıştı.
Bade: Dün çok eğlenceliydi
Bugün sana bir sürprizim var
Aybars: Bugün müsait değilim malesef
Bade: Ben müsaitim amaa
Oflarken telefonu koltuğun üstüne attı.
"Sigara börekleri yandı!" diyen Toprak'ın sesiyle gülerken üçünün de koşuşturduğu mutfağa baktı.
"Noldu gevşşeek Toprak?" dedi Aybars laf çarpıtarak.
Uzay yanık kokusu çıksın diye balkonu açıyordu. Gözleri Bartu'ya döndü.
Bartu'da iş yapıyormuş gibi görünmek için tezgahın üzerindeki çöpleri çöpe atıyordu.
Kapının çalışıyla üçü de telaşla Aybars'a döndü. "Açsana!"
Aybars oflarken kapıya yöneldi. Kapıyı açtığında kızlar kapıdaydı.
"Günaydııın!" diyen Umay gülümseyerek elindeki kurabiye dolu tabağı uzattı. "Elimiz boş gelmeyelim dedik."
"İyi dediniz." diyen Aybars gergin bir şekilde kızın elindeki tabağa bakarken arkasından gelen Toprak konuştu.
"Hoşgeldiniz." dedi gülümseyerek. "Buyrun."
Kızlar içeri geçerken Aybars elinde kurabiye dolu tabağı tezgaha koyup Bartu ve Uzay'a döndü.
"Etti iki boş tabak."
Uzay başını ellerinin arasına aldı. "Allah'ım debelendikçe batıyoruz."
Uzay son tabakları da alırken oturma odasına geçtiler.
Aybars'ın gözleri Dicle'yi buldu. Ama o yine ona bakmıyordu. Gözlerini Beste, Umay ve Açelya'ya çevirdi. "Merhaba kızlar. Ben.."
"Aybars." dedi Beste işaret parmağını doğrulturken.
Aybars bununla sırıttı. "Aynen."
"Beste bende."
"Umay." dedi Umay başını sallarken.
"Açelya bende."
"Memnun oldum." diyen Aybarsta masadaki sandalyesine otururken Minel konuştu.
"Bunların hepsini siz mi yaptınız?"
"Hepsini Uzay yaptı." dedi Bartu. Sonra sırıtarak Uzay'a döndü. "Elleriyle."
"Ellerine sağlık Uzay." dedi Minel gülümseyerek Uzay'a dönerken.
Dicle telefonuna gelen bildirimle çatalındaki peyniri ağzına atarken ekrandaki Üst Kat Salak1 yazısıyla çaprazında kalan Aybars'a döndü gözleri. Aybars telefona bakıp bir şeyler yazıyordu.
Dicle de arkasına yaslanırken telefonunu aldı.
Üst Kat Salak1: Pişt
Küs müyüz
Dicle: ne alaka
Üst Kat Salak1: Yüzüme bakmıyorsun da
Dicle: bakmam mı lazım?
Üst Kat Salak1: Hee
Anladım ben anladım tamam
Dicle kaşlarını çatarak göz ucuyla Aybars'a bakarken onun da sırıtarak ona baktığını gördü.
Dicle: ne anladın acaba yine
pis pis sırıtmayı da kez
yapıştırasım geliyo suratına
Üst Kat Salak1: Önce sorunu cevaplayayım
Şeyi anladım
Daha çok aşık olmamak için bakmıyosun
Dicle: ay
İMDAT DİYE BAĞIRICAM ŞİMDİ
Üst Kat Salak1: Bağırsana bi lütfen
Dicle telefonunu kapatıp tabağının yanına biraz sert bırakırken Toprak sordu.
"Bir sorun mu var?"
Dicle kaşlarını kaldırdı ve gülümsedi. "Yok. Kılıfıma bir şey yapışmışta." dediğinde bakışları Aybars'ı buldu. "Çıkmıyor. Baya yapıştı." dediğinde telefonunu ve çay bardağını alıp ayağa kalktı. "Çay alacağım başka isteyen var mı?"
"Ben doldur-" diye ayağa kalkan Toprak'ı durdurdu.
"Ben hallederim."
Mutfağa ilerleyip çayını doldurduktan sonra kapının çalışıyla duraksadı. Kimsenin kapıya gitmeyişiyle sesten duymadıklarını anlamıştı.
Kapıyı açtığında karşısında duran sarışın kız ona gülümsedi. "Selaam ben Aybars'a bakmıştım."
Dicle kaşlarını kaldırdı. "Hiç şaşırmadım." diye mırıldandı.
"Efendim?"
"Çağırıyorum." dedi Dicle içeri geçerken.
"Aybars." Aybars onun adını ilk defa söyleyen kıza döndü şaşkınlıkla. Tam sırıtarak yine sinirini bozacaktı ki kızın kurduğu cümleyle yüzü düştü. "Kız arkadaşın gelmiş."
Bartu bununla güldü. "Hangisi?"
Aybars masadan kalkıp Dicle'nin yanından geçecekken ona döndü ve sadece onun duyabileceği ses tonunda konuştu. "Bana yardım eder misin?"
"Ne yardımı?"
"Sorgulamadan yardım eder misin?" dedi Aybars.
Dicle bir an Aybars'ın sesinde hiç dalga olmayışıyla ve yüzündeki gerçekten sıkılmış ifade ile duraksadı. Normalde beter ol der aklının ucundan bile geçirmezdk yardım etmeyi ama belli ki gerçekten yardıma ihtiyacı vardı.
Dicle başını salladı. "Ederim."
Aybars kapıya ilerlerken Dicle'de peşinden ilerledi.
"Hani müsait değildin Aybars'cım? Sana sürpriz yaparım demiştim." diyen kız Aybars'a göz kırptığında Aybars bir an Dicle'ye döndü.
Dicle ona 'ne var' der gibi bakarken Aybars elini Dicle'nin beline koyarak onu kendine yaklaştırdı. Dicle'nin bedeni şaşkınlıkla kasılırken Aybars konuştu. "Müsait değilim dedim çünkü müsait değiliz."
Kızın yüzü aniden düştü.
Dicle belindeki elin sıcaklığıyla gözlerini Aybars'a çevirdi.
"Peki." diyen kız başını salladı. "Size iyi eğlenceler."
"Teşekkür ederiz." diyen Aybars gülümserken kapıyı kapattı.
"Gerizekalı mısın ya sen?" diyen Dicle'yle sırıttı.
"Noldu kalbin mi hızlandı?" dedi Aybars göz kırparken.
"Çok komik." dedi Dicle kaşları çatılırken. "Ben yardım diyince çay koymak ne bileyim bir şeyler almak falan sandım."
"Yalan söyleme böyle şeyler istesem hayatta yapmazsın."
"Sen beni kaç gündür tanıyorsun ki?" dedi Dicle sonra ekledi. "Tamam bunlar sanmadım ama bir kızın kalbini kırmak için yardım istediğini düşünemedim."
"Ya tamam uzatma. Napayım evime kadar bulmuş korktum kızdan."
Dicle şaşkınlıkla konuştu. "Nasıl sen vermedin mi adresi?"
"Ya deli miyim ben bir gün takıldığım kıza ev adresimi vereyim?"
"Nasıl buldu ki?"
Aybars sırıttı. Sonra sahte bir ciddiyetle Dicle'ye biraz yaklaştı. "Abisi bulmuştur. Anlarsın ya." dedi ve göz kırptı. "Tehlikeli adamlar." dediğinde ekledi. "Hem beni arkadaşlarına da anlatmışsın. Ne iş?"
"Ne ne alaka?" dedi Dicle kaşları çatılırken.
"Adımı ben söylemeden bildiler." dedi Aybars göz kırparken ekledi. "Belini tuttuğumda çok heyecanlandın mı?"
"Hayal dünyanda nasıl yaşıyorsun bilmiyorum ama eğer birinin seni arkadaşlarına anlatmasını ne bileyim seni düşünmesini veya numaranı ezberlemesini falan istiyorsan kapıdaki kızı göndermeyecektin."
Aybars tam cevap veriyordu ki içerden gelen seslerle Dicle o tarafa döndü.
"Kalktık biz o zaman." diyen Umay'la Dicle gülümsedi.
"Şükür Allah'ım çok şükür."
"İçin kan ağlıyor beni daha uzun göremeyeceksin diye biliyorum." diyen Aybars'a göz devirirken yanından geçerek kapıyı açtı ve çıktı.
Aybars kızlarla beraber aşağıya inip notlarını aldı ve eve geldi.
"O bakışlar neydi Toprak'cım?" diyen Uzay göz kırptı. "Yemeği değil kızı yedin."
"Salak salak konuşma." diyen Toprak önüne dönerken Bartu konuştu.
"E baya kafa kızlar hepsi de."
"Ben demiştim." dedi Toprak omuz silkerken.
Dicle odasına geçerken yatağa uzandı. Komidindeki telefonu bir kez titrediğinde onu eline aldı.
Üst Kat Salak1: Balkona çık.
Yorumlar
Yorum Gönder