6.Bölüm: Bi Tek Ben Anlarım

                           Balkon

Dicle aldığı mesajla odasının küçük balkonuna çıktığında kimsenin olmayışıyla rahat bir nefes verdi. 

"Pişt. Burdayım burda." 

Yukardan gelen sesle balkon demirlerine yaslanıp başını kaldırdı. "Ne var yine ne?" dedi bıkkın bir şekilde.

"Odan orası mı senin?" 

"Sanane oğlum?" dedi Dicle başını iki yana sallarken.

"Neyse.." diyen Aybars sırıttı. "İstiklal Marşını biliyosun dimi?"

"Ya sen sıkıntılı mısın ciddi soruyorum bak."

"Bilmiyor musun?" dedi Aybars tavrını bozmadan.

Bıktırana kadar soracağını bildiği için cevap verdi. "Biliyorum napcan?"

"Anneme gelin alcam." diyen Aybars kahkaha attı. "Şaka şaka. Ne demişler İstiklal Marşında?"

"Sonra yöneticiye şikayet edince ben suçlu oluyorum bak!" diyen Dicle yukarıya doğru işaret parmağını salladı. "Konuşuyorsan konuş konuşmuyorsan giriyorum içeri."

"Bastığın yerleri toprak diyerek geçme tanı demişler." diyen Aybars'la Dicle başını iki yana salladı.

"Yanii?" diyen Dicle ekledi. "Üstüne mi basayım?"

Aybars sırıtırken konuştu. "Bana taş demek istediğinin farkına vardım ama şuan bunu konuşmayacağım." diyen Aybars sadede geldi. "Yere bi bak diyorum defteri attım."

Dicle başını yere doğru eğdiğinde yerdeki mor küçük defterini gördü. "Ya sen gerçek bir hayvansın. Böyle mi teşekkür ediyorsun?"

"Ne tür bi hayvan?"

"Öküz." dedi Dicle sinirle.

"Kalbine oturdum yani." diyen Aybars hâlâ sırıtıyordu. "Sen seviyorum demesen de olur be Dicle." dedi kızı daha da kızdırmak için.

Dicle yerden defteri aldıktan sonra son kez kafasını kaldırıp konuştu. "Seni yöneticiye değil polise şikayet edeceğim Aybars."

Balkonun kapanma sesini duyan Aybars balkonda bir kahkaha attı.

Aybars keyfi yerinde bir şekilde oturma odasına geçtiğinde sadece televizyondaki spikerin sesiyle Bartu ve Toprak'a döndü. Uzay televizyona ful odaktı.

"Noldu lan?" 

"Şş." diyen Toprak elini dudaklarına götürürken ekledi. "Çok sinirli şuan."

"Niye?" diyen Aybars'la Bartu gülerek konuştu. 

"Fenerbahçe her zamanki gibi yeniliyor çünkü."

Uzay'ın ona dönen öldürücü bakışlarıyla gülümsemesi solarken Uzay konuştu. "Bitsin sıçıcam ağzına bekle."

Aybars sırıtırken koltuğun üzerinde duran cips pakedini eline alıp Uzay'ın yanına oturdu elini onun omzuna atarken konuştu. "Alt tarafı bi maç ya. Sanki şampiyonluk gidiyor." dedi alayla.

Uzay'ın bakışları ona dönerken ağzındaki cipsi zor yutmuştu.

Bartu kahkaha attı. "Mimar Selim Bey'in hiç şampiyonluk görmemiş Uzay'a yaptığı tasarım." 

Uzay televizyondan gelen gol sevinci sesleriyle televizyona döndü ve durumun 2-0 olduğunu gördü.

"O değilde." diyen Aybars ekledi. "Biz bu Cenk'le arayı yapmalıyız. Çağısanıza onu."

"Sen gay miydin lan?" dedi Bartu şaşkınlıkla.

Toprak kendini tutamayarak bir kahkaha atarken Uzay televizyonu kapatıp onlara döndü.

Aybars Bartu'ya dönerek konuştu. "Salak mısın oğlum? Öyle değil. Bu alttaki kızlar... Yani kızlar demeyeyim direkt Dicle bizi çok şikayet etti ya. Kötü izlenim yarattık çocukta. Aynı apartmanda yaşıyoruz." dediğinde Toprak ekledi.

"Katılıyorum. Ve buldum." dediğinde Aybars sırıttı.

"Einstein'ım bee! Nedir?"

"Playstation." 

***

Açelya dizisini açıp oturma odasındaki köşede üzerine battaniyeye aldı ve yeni bölümün başlamasıyla heyecanla izlemeye başladı.

"Kızlar bir şey dicem." diyen Umay konuştu. "Storymi beğendi."

"Neeee!" diyen Beste yüzüne sürdüğü kil maskesini yarım bırakırken koşarak oturma odasına geldi. 

"Aşkım eveet!" diyen Umay'la sevinç çığlıkları atarlarken Minel oturma odasına geldi ve gülümsedi. 

"O zamaaaan. Bu geceyi tarot gecesi ilan ediyoruuum!"

"Allaaah!" diyen Beste tuvalete koştu ve oradan bağırdı. "Hemen yüzümü yıkayıp geliyorum çünkü ben hep bu anı bekledim."

"Sen baya baya bakıyor musun ya tarot?" dedi Açelya televizyonun sesini kısarken. Dizisinden daha ilgisini çeken bir konu bulmuştu.

"Bakıyorum. Hepsi de çıkıyor hemen hemen." diyen Minel odasına gidip kartlarını alıp gelirken mutfaktan elindeki su bardağı ile çıkan Dicle konuştu.

"Benim hiç ilgimi çekmiyor ya. Sanki baktırsam enerjimi sömürecekmiş gibi."

Açelya başını iki yana salladı. "Hayır hayır." diyerek onu kolundan çekiştirerek koltuğa oturttu. "Bakacaksak hepimize bakacağız."

Minel elinde kartlarla gelirken halıya oturdu. "Hadi o zaman." dediğinde kızlar da gelerek yerde daire oluşturdular.

"İlk beeen!" diyen Beste'ye herkes ona verirken Minel derin bir nefes alıp kartları Beste'ye kestirdi ve halının üzerine üçlü bir açılım yaptı. İlk kartı çevirdi.

"Kader Çarkı çıktı." dediğinde Dicle kaşlarını kaldırdı.

"Allah Allah sağol ya her şeyi anladık şuan."

"Ya tamam açıklıyorum." diyen Minel Beste'ye döndü ve konuştu. "Bu kişi hayatına girmiş ama girmemiş."

"O nasıl oluyo?" dedi Açelya kaşlarını çatarken.

Dicle yan bir gülüşle konuştu. "Girecekmiş son anda vazgeçmiş galiba." Açelya ile ikisi gülerken Minel devam etti.

"Yani şöyle tanıyorsun ama yüzeysel. Tam tanımamışsın. Belki her gün görüyorsun falan ama öyle zaman geçirmişliğin yok."

"Allah Allah." dedi Beste. "Ben tanıdığım herkesle zaman geçiririm aslında."

"Salak mısın Beste?" diyen Umay ekledi. "Mahallenin bakkalı Mehmet Abi'yle zaman geçirdin mi?"

"Ay inşallah o değildir." diyen Beste'yle Dicle gülerken onun bacağına vurdu.

Minel ikinci kartı çevirdi. "Ohaaa!" dedi heyecanla. Sonra kartı çevirip diğerlerine gösterdi. Diğerleri karta anlamsız bakışlar atarken bir sessizlik oluştu.

Dicle sessizliği bozdu. "Minel biz bunlardan anlasak sana mı baktırırdık falı? Ne bu çıplak insanlar var?"

"Aşıklar kartı." dedi Minel. "Bu kişiyle çok benziyorsunuz Beste. Yani birbirinizi gerçekten tanımaya başladığınızda ikiz miyiz biz diyecek kadar benziyorsunuz."

"İkiz de olmayalım da." dedi Beste.

"Ruh ikizi yani canım." diyen Minel son kartı da çevirdi. "Kılıç şövalyesi." diyen Minel açıkladı. "Bu kişiyle birbirinizi bir anda tanıyacaksınız. Yani yok öyle zamanla tanırız birbirimizi falan yok."

"Ayy ben çok heyecanlandım kim acaba buu!" diyen Beste derin bir nefes alıp verirken konuştu. "Aldım kabul ettim yedi yedi yedi."

"Sıradakii!" diyen Minel ile Açelya öne atıldı.

"Ben ya ben." 

Açelya'da kartları seçtiğinde Minel yorumlamaya başladı.

"Azize. Bak bu sensin." diyerek kartı işaret etti Minel. "Bilge sessiz ama içten içe çok şey bilen... Ancak yanında bir kart daha var: Tılsım Şövalyesi. Bu kart yavaş ama çok sağlam adımlarla gelen birini temsil eder. Sanki böyle kapıda bekliyor. Açsan girecek." Üçüncü kartı çevirdi. "Kupa Onlusu." dedi Minel yüzünde kocaman bir tebessümle "Yani o kapıda bekleyen Tılsım Şövalyesi var ya o içeri girdiğinde geçici bir heves için değil resmen senin hayatında kök salmaya gelecek."

"Davetiye hazırlıklarına şimdiden başla diyor yani." dedi Umay ve Minel'e döndü. "Karıştır hemen seçicem." 

Minel gülerken kartları karıştırdı Umay'a kestirdi ve seçtirdi. 

"Değnek Yedilisi." dedi Minel. "Bu kart diyor ki senin bu beğendiğin çocuk aslında çevresinde çok dikkat çeken biri. Yani sadece senin radarında değil sanki başka 'rakipler' ya da onun ilgisini dağıtan çok fazla şey var. Ama çocuk herkese kapılarını açmıyor."

"Bana açsın lütfeeeen." diyen Umay ile Minel ikinci kartı açtı.

"Yıldız kartııı!" diye bağırdı Minel elindeki kağıdı havaya kaldırırken. "Bu çocuk seni ulaşılamaz parıl parıl parlayan bir yıldız olarak görüyor."

"Oha." diyen Açelya Umay'a döndü. "Storyni beğenirken de beğeneyim mi beğenmeyeyim mi diye düşünmüş müdür?"

"Düşünmemiştir." diyen Dicle'ye döndüler. "Erkek bu düşünür mü?" dedi Dicle omuz silkerken.

"Öf erkekler kapatılsın ya." diyen Beste ona katılırken hemen geri vites yaptı. "Ama benim tanıştığım daha çok tanışacağım hariç."

"Kılıç Üçlüsü." dedi kartı açan Minel. "Hayal kırıklığını temsil eder. Yani tam sen bu çocukla bir yola girecekken senin hiç beklemediğin bir yerden kalbini kıracak bir haber alabilirsin."

"Başka kart seçeyim mi?" diyen Umay'la Dicle güldü. 

"Onun yerine iptal iptal iptal de."

Minel kartları karıştırırken Dicle'ye döndü. "Son gülen iyi güler canıım. Çek bakalım." dediğinde Dicle başını iki yana salladı.

"Yok ben almayayım. İnanmıyorum ya olmaz zaten."

Minel ona kartları biraz daha uzatırken başını yana eğdi. "Israr ediyorum."

Dicle bununla gülerken başını salladı. "Seni kıracağıma kafamı kırarım o zaman." diyerek kart seçti.

"Asılan Adam." diyen Minel ekledi. "Senin hayatında biri var ya da girmek üzere. Ama bu süreç öyle 'el ele tutuşalım parkta gezelim' tadında olmayacak. Sancılı bir dönem bu. Bir şeyler askıda kalacak belirsizlikler canını sıkacak hatta belki 'keşke hiç tanışmasaydım' diyeceksin."

"Eee?" dedi Dicle ilgisiz bir şekilde. "İkinci ne diyor?"

"Aziz Kartı. Yani bu kart der ki. Birbirinizin ilgi alanında değilsiniz. Frekanslarınız henüz birbirini yakalamamış. İkiniz de birbirinizin hayatının içindesiniz ama kalbinin radarına henüz girmemişsiniz." Hız kesmeden üçüncü kartı açtı. "Aaa! Ay Kartı." dediğinde Dicle başını iki yana salladı.

"Çatlatmasana insanı."

"Hani ilgin yoktu kıız?" diyen Umay'a omuz silkti Dicle.

Minel konuştu. "Bu kartta 'iyi' ya da 'kötü' yoktur sadece 'bilinmezlik' vardır. Yani bu çocukla sonunuzun ne olacağı belli değil. Ay gibi. Ne yöne gidersen o yöne gelir."

"Ee bunun için mı baktın? Koca bir belirsizlik." dedi Dilce ona bakarken.

"İşte sonunuzu siz belirleyeceksiniz."

Kartları toplayıp televizyon başına geçtiler. Dizinin en romantik yerinde yukardan duydukları bağırış sesleriyle hepsinin bakışları tavana yöneldi.

"Gooolll!"

"Oğlum kol bozuk diyorum ya!" dedi Bartu sinirle Toprak'a açıklama yaparken.

"Hiç yalan atma kardeşim." dedi Cenk gülerken. "Az önce değiştirdik kolları."

"Oynayamadığını kabul mü etsen Bartu'cum." dedi Uzay sırıtarak.

"Ama biz iki kişiyi-"

"Başta kendiniz demiyor muydunuz biz ikimizi yenebilen daha çıkmadı diye ebedi dostlar?" dedi Aybars göz kırparken. "Naber?"

"Oğlum bu iyi oynuyordu önceden ne bileyim?" dedi Toprak.

Bartu inatla ısrar etti. "Kol bozuk işte."

Kapının çalışıyla hepsi birbirine bakmaya başladı.

"Ben açtııım." dedi Aybars ayaktayken.

Toprak arkasından güldü. "Elimizde büyüdü lan. Daha dün bir daha da kapıyı ben açmam demiyor muydu?"

Bartu güldü. "Benim kararlılık seviyesi."

Aybars kapı açıldığında karşısında Beste ve Dicle'yi gördü.

"Hayırdır bu saatte?" dediğinde Dicle'ye sırıttı. "Beni mi özledin?"

Beste bununla yüzündeki sinirli ifadeyi silerken sırıtarak Dicle'ye döndü.

Dicle ise hızla cevap verdi. "Bana bak tepinmeyi bırakın artık üstümüzde yoksa.."

Aybars işaret parmağını ona doğru uzatarak konuştu. "Tehditten önce bir şeyi düzeltmek isterim. Biz sizin üzerinizde tepinmiyoruz üst katınızda tepiniyoruz. Yoksa ne olur?"

"Yoksa." dedi Beste ve ekledi. "Yukarı çıkar sizi yöneticiye şikayet ederim ve atılırsınız bu kez."

Aybars bununla alayla gülerek tam bir şey söyleyecekti ki arkasından Cenk'in sesi duyuldu.

"Bir sorun mu var?" diyen Cenk Aybars'ın yanına gelirken kapıdaki kızlara baktı.

Beste ve Dicle şaşkınlıkla Cenk'e bakarken Aybars sırıttı ve konuştu.

"Şikayete gelmişler."

"Nolmuştu?" dedi Cenk.

Beste konuştu. "Ne kadar fazla ses çıkardığınızın farkında mısınız?"

"Yo değildik valla." dedi Aybars ellerini iki yana kaldırırken dudağını yukarıya doğru büzdü.

"Of bunlara laf falan anlatılmaz ya." dedi Dicle bunun üzerine ve merdivenlere yöneldi.

"Hanımlar bi dakika." diyen Cenk Beste ina dönerken ekledi. "Kusura bakmayın farkında değildik bu kadar ses yaptığımızın. Bir daha da olmaz."

Beste kaşlarını kaldırdı. "Bi zahmet olmasın." dedi ona bakarken. "Yönetici olacaksınız bir de." diye mırıldandı merdivenlerden inerken.

Cenk içeri girerken alt dudağını ısırdı. Diğerlerine bakarken konuştu. "Çok mu ses yaptık ya?" 

Uzay omuz silkti. "Çıt çıkmıyordu."

Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

şu kalsın ki aklınızda, kadının sessizliği vedadır..

21.Bölüm: Uyan

23.Bölüm: Yeni Çocuk