9.Bölüm: Bi Tek Ben Anlarım

                              Çorap
        
"Ooofff!" diyerek bir kağıdı daha buruşturarak salonun ortasına fırlattı Beste. Masanın üzerindeki dağınık kalemlerini ve kağıtlarını topladı ve ayağa kalktı. Hızla odasına girip üzerine hırkasını alırken kulaklıklarını da taktı.

Kapıya yöneldiğinde mutfaktan çıkan Dicle sordu. "Nereye?"

"Yürüyüş yapmam gerekiyor." diyen Beste ekledi. "Yoksa bu bölümü seçtiğim için atacağım kendimi camdan."

Dicle bununla güldü. "Olur öyle şeyler. Hemen gel yemek yapıyorum."

Beste bununla gülümserken onun yanağına bir öpücük kondurdu. "Bitanesin bi tanee!"

Beste boynuna taktığı kulaklığı kulaklarına geçirirken beş dakika uzaklarında kalan sahile yürüdü.

Telefonundan açtığı şarkı kulaklarına doldu. Bаzı sözler var nasıl yaralar.

Banka oturup gözlerini denize diktiğinde derin bir nefes aldı. Yanına oturan bedenle yana döndü. Karşısında Cenk'i görmek beklediği bir şey değildi. Kulaklığını yavaşça indirdi.

"Kovmayacaksan oturabilir miyim?" diyen Cenk'e istemsizce gülümsedi.

"Oturdun zaten." dediğinde ekledi. "Sende bizi apartmandan kovmayacaksan oturabilirsin." dediğinde Cenk bununla güldü.

"Oturdum zaten." diyen Cenk arada oluşan sessizlikle kulaklığını işaret etti. "Ne dinliyorsun?"

"Tekini sana vereyim diyecektim ama kulaküstü." dedi Beste boynundaki kulaklığı gösterirken.

Cenk bununla airpordlarını kutusundan çıkardı ve bir tanesini Beste'ye uzattı. 

Beste gülümseyerek kulaklığı alırken telefonunu kendi kulaklığındaki bağlantıyı kesip o kulaklığa bağladı.

Telefonundaki oynat tuşuna basmasıyla ikisinin de kulağına şarkı doldu. Nаsıl yаrаlаr açаr yüreğinde. Bir bаşkаsı söyler de hiç aldırmаzsın. Ben bir söz edince kırılmış bir cаmsın.Toplаyаmаm seni sen de yаrаlаrsın.

Dicle oturma odasına geçip otururken yanına gelen Minel konuştu. "Abimin uçağı rötar yapmış. Ve sabaha kadar da uçak yokmuş." 

"E gelsin eve." dedi Dicle. "Sabaha kadar havaalanında mı bekleyecek?"

"Sormadan çağırmayayım dedim."

"Saçmalamaa." dedi Dicle. "Yabancı mı sanki? Hepimizle de çok iyi anlaştı hem."

"Çağırıyorum o zaman." diyen Minel telefonu kulağına götürürken Dicle telefonuna gelen bildirimle ekranı açtı.

Üst Kat Salak1: Balkonuna çorabım düştü

Dicle: banane

Üst Kat Salak1: Verebilir misin onu bana?

Dicle: yoo
veremem

Üst Kat Salak1: Ama en sevdiğim çorabım

Dicle: tüh
napsak
çok üzüldüm

Üst Kat Salak1: Üzüldün mü
Değildi tm tm üzülme

Dicle: sen bana sınama mısın kardeşim ya?

Üst Kat Salak1: Sana mıyım
Sence ben dünyadaki en yakışıklı erkek miyim ve benim için nelerden vazgeçerdin

Dicle: seni görmemek için yakında bu evden vazgeçeceğim

Üst Kat Salak1: Kırıcı oluyorsun
Oysa ben her sabah kalkıp bir Dicle'yi göreyim de içim açılsın diyordum

Dicle: tm.👍🏻

Üst Kat Salak1: Bu da şakaydı
Neyse
Ben dün akşamki meseleye döneyim
Sana yalan söyledim
Aslında çocuğu Uzay görmüş camdan
Sonra da başladı evde dört dönmeye
Minel'den hoşlanıyor galiba (aramızda kalsın)
Sonra başladı beni darlamaya yok Dicle iyi kızdır söyler hem aynı bölümdesiniz falan diye
Bende el mahkum yazdım sana yani
Çocukta net bi cevap alamadı kara kara onu düşünüyor
Sen şu cevabı versen mi artık 
Üzülüyorum ona çok

Dicle: yaaaaaa
uzay ne kadar tatlııı

Bu mesajı okuyan Aybars kaşlarını çattı. Sonra gözleri az önce yalanına alet ettiği, sırıtarak kazandığı oyunun sonuç ekranını çeken Uzay'a kaydı.

"He çok tatlı." diye mırıldandı ve mesajlara döndü.

Alt Komşu: keşke kendi sorsaydı
kesin cevap alırdı

Aybars: Versene 

Alt Komşu: gel kendin al demedim mi?

Aybars: Cevabı nasıl gelip kendim alayım?

Alt Komşu: ÇORABI DİYORUM GERİZEKALI

Aybars: Al senin olsun ya
Sen cevabı ver
Kim o lavuk

Alt Komşu: lavuk???

Aybars: Pardon
Bi an sinirlendim Uzay'ın üzgünlüğünü görünce

Alt Komşu: ayrıca ne yapayım ben senin çorabını 

Aybars: Hala cevabı vermedin?

Alt Komşu: sende çorabını almaya gelmedin?

Aybars: Beni göresin mi var;))

Dicle kısa bir ara çevrimdışı olduktan sonra Aybars gelen mesaja baktı.

Alt Komşu: çorabını kapının önüne koydum gel al

Aybars bununla burnundan güldü. 

Merdivenlerden indiğinde kapının eşiğine koyulmuş çorapları aldı. Tam yukarı yönelmişti ki apartmana çıkan ayak sesleriyle o tarafa döndü ve kızların kapını çalmak üzere olan çocuğu gördü.

"Hoşgeldiniz." dedi gülümserken. "Kime bakmıştınız?"

Çocuk onu baştan aşağı süzerken elindeki çoraplarla kaşları çatıldı. "Siz kime bakmıştınız?"

"Çorabımı aldım." diyen Aybars kapıyı işaret ederken çocuğun gerilen çene hatlarına baktı.

"Ne işin var kardeşim senin bu evde çorabının?"

Aybars omuz silkti ve alaycı tavrıyla konuştu. "Senin ne işin varsa bu evde ondan." dediğinde kapının açılışıyla ikisi de kapıya döndü.

Kapıdaki Dicle önce eşiğe bakarken sonra şok içinde ona bakan Aybars ve Samet'e döndü. "Noluyo ya?" diye mırıldandı.

"Bilmem noluyo?" diyen Samet ekledi. "Bu çocuğun çorabının sizin evinizde ne işi var?"

"Sanane." diye çıkışan Aybars ekledi. "İster çorabım olur ister tişörtüm ister şortu-"

Samet'in ona doğru yönelmesiyle Dicle araya girdi. "Samet abi dur."

Aybars bununla yüzündeki alaycı sırıtmayı sildi. "Abi mi?"

Dicle Samet'e dönerken konuştu. "Üst komşumuz o bizim. Çorabı düşmüş balkona." dediğinde Samet bir adım geri gitti. 

"He." dediğinde ekledi. "Öyle desene."

"Abi mi?" diye tekrarlayan Aybars'la Samet elini uzattı.

"Samet ben. Minel'in abisiyim."

Aybars yüzündeki mahçup gülümseme ile ellerini birleştirirken konuştu. "Aybars. Kusura bakmayın ben bi an yabancı erkek gö-"

"Yok ne kusuru?" diyen Samet gülümsedi. "Sevindim hatta kızların onları koruyan komşuları olmasına."

Dicle kaşlarını çattı onları izlerken. 

"Abiii." diyen Minel Samet'in yanına gelirken kolundan çekiştirdi. "Gel bi gel. Dicle bir yemekler yapmış. Böyle bir şey yok." 

Onlar içeri geçerken Aybars sırıtarak kapıya sırtını dayamış ellerini göğsünde kavuşturmuş olan Dicle'ye döndü. "Yemek mi yaptın sen?"

"Evet." dedi Dicle ve alayla ekledi. "Yer misin?"

"Yok daha görecek günlerim var."

Dicle gülümserken başını salladı. "Zıkkım ye."

"Teşekkür ederim." dedi Aybars ve merdivenlerden çıktı. 

Eve giren Aybars elindeki çorabı havaya doğru atarken ayağıyla vurdu ve çorap oturma odasına girdi. "Aybars vurdu gol olduu." diyerek oturma odasına girerken üç arkadaşının da bakışları ona döndü. "Aşağıdaki çocuğun kim olduğunu öğrendim."

Aynı anda farklı kelimeler çıktı üçünün de ağzından.

"Kimmiş?" dedi Uzay merakla.

"Nasıl öğrendin?" dedi Toprak kaşları çatılırken.

"Kimse kim bize ne?" dedi Bartu umursamaz bir şekilde.

"Minel'in abisiymiş."

"Sen niye öğrendin bunu hayırdır?" diyen Bartu göz kırptı. "Aşık mısın?"

"Kime?" dedi Toprak telaşla Aybars'a dönerken.

"Saçma sapan konuşma lan." diyen Aybars Bartu'nun ensesine bir şaplak atarken ekledi. "Çorabım düşmüştü onu almaya gidince gördüm."

"İyi de." diyen Uzay ekledi. "Sen çamaşırlarını balkona asmıyorsun ki?"

Aybars bununla kaşlarını kaldırdı. Doğruydu. Evlerinde kurutma makinesi vardı Toprak'ın mobilyacı tanıdığı sayesinde.

"Öf." diyen Aybars yerden çorabını aldı. "Bu kez asmak istedim yani. Hem hangi öğrenci evinde kurutma makinesi var. Empati yaptım."

"Sen?" dedi Bartu ve güldü. "Çok komikti bi daha olmasın." dediğinde heyecanla bir o yana bir bu yana giden Uzay'a baktı. "Sen napıyorsun lan?"

"Boş tabakları götürme zamanı geldi de geçiyor."

"Hay sikicem boş tabağını da seni de." diyen Aybars hızla mutfağa geçen Uzay'a baktı.

"Ev patlamazsa iyi." dedi Toprak.

Tıklayan kapıyı açan Açelya Beste'ye bakarken sordu.

"Neredesin sen?"

"Yürüyüşteyim." diyen Beste omuz silkerken gülümsedi.

"Samet Abi geri geldi. Uçağı rötar yapmış." diyen Açelya ile Beste kolunu büküp yumruk yapıp sevinir gibi bir hareket yaptı.

"Yaşasın son tamir işlerini de yaptıracağız."

İçeri girdiğinde Dicle'nin masayı hazırladığını Umay ve Minel'in oturmuş telefondan postları için fotoğraf seçtiğini, Samet'in de Dicle'ye yardım ettiğini gördü.

"Mutfakla haşır neşir misin böyle?" diyen Samet'le Dicle konuştu.

"Değilim malesef." diyen Dicle ekledi. "Hatta bi yerde işler sarpa sardı gerisini Açelya ile hallettik."

Açelya güldü. "Bi yerde dediği de başta." 

"Aslında meraklıyım." diyen Dicle ekledi. "Ama olmayınca olmuyor işte abi." 

"Abi mi diyorsun hâlâ Samet'e?" dedi Umay başını kaldırırken. "Bizden sadece bir yaş büyükmüş."

"Aaaa!" diyen Dicle Samet'e döndüğünde Samet konuştu.

"Aşk olsun daha büyük mü gösteriyorum?" 

"Yok yok." diyen Dicle ekledi. "Minel'in abisi falan diyince."

Kapının tıklamasıyla Samet kapıya yöneldi. "Ben açarım."

Kapıyı açtığında karşısında iki tane dolu tabakla duran çocuğu görünce kaşlarını kaldırdı. Tabakların birinde börek diğerinde kurabiye vardı. Pastaneden alındıkları çok belliydi.

"Buyrun?" dedi Samet başını sallarken.

"Eee." diyen çocuk ekledi. "Ben Uzay. Kızların üst katında yaşıyoruz da. Bizde tabakları kalmıştı. Boş göndermeyelim dedik."

Samet bununla gülümsedi. "Ne güzel etmişsiniz." dediğinde tabakları alırken ekledi. "Kaç kişisiniz siz yukarıda?"

"Dört." 

"Yemeğe gelir misiniz?" diyen Samet Uzay'ın yüzündeki şaşkın ifadeyi gördüğünde ekledi. "Kardeşimin komşularını tanımak isterim."

"Tabi tabi." diyen Uzay hızla konuştu. "O zaman ben bizimkileri çağırıp geleyim."

Kapıyı kapattığında oturma odasında bir gün sarma sarıp saramayacakları konusunda tartışan kızlara seslendi. "Misafirimiz var."

"Kim?" dedi Beste merakla.

"Üst komşularınız."


Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

şu kalsın ki aklınızda, kadının sessizliği vedadır..

21.Bölüm: Uyan

23.Bölüm: Yeni Çocuk