18.Bölüm: Kadınlarımız
"Bu dünyadaki her şey kadının eseridir."
Mustafa Kemal Atatürk
"Sen otur." diyen Dicle mutfaktaki masanın sandalyesini çekerken Aybars'a işaret etti ve buzdolabına yöneldi.
Aybars sandalyeye bakarken "Cık." dedi ve buzdolabından türk kahvesini çıkarmış olan Dicle'nin yanına geldi. "Bende yardım edeyim.".
Dicle bununla kaşlarını çattı ve ona döndü. "Hangi dağda kurt öldü?"
"Ölmedi." diyen Aybars omuz silkti. "Ben hep centilmen bir erkek olmuşumdur."
Dicle cezveye kahveyi koyup karıştırırken konuştu. "Hadi ya. Biz hiç göremedik de."
"Çarpılırsın ama." diyen Aybars tezgaha sırtını dayarken Dicle'ye bakarak konuştu. "Ödevlerinin hepsini ben yaptım ya sene başından beri."
"Amcan yaptı." diyen Dicle başını iki yana sallarken cevzevi aygaza koydu.
"E ben verdim."
"Vermekte marifet yani."
"Aynen öyle. Vemreyedebilirdim ama verdim mi verdim."
Kapıdan gelen sesle ikisi de irkilirken kapıya döndüler.
Beste ellerini yüzüne siper etmiş ama işaret ve orta parmağı arasından bir mesafe bırakmış onlara bakarken konuştu. "Noluyor? Kim kime veriyor? Öpüştünüz mü?"
Dicle ve Aybars bu cümleyle birbirine dönerken aynı anda yüzlerini burusturdular ve Beste'ye döndüler.
"Saçmalama!"
Beste ellerini yüzünden indirirken yan bir gülümsemeyle onlara baktı. "Hoşgeldin Aybars."
"Hoşbuldum."
"Napıyorsunuz siz burada?" diyen Beste ikisine bakarken Dicle konuştu.
"Kahve yapıyorduk."
"Niye?"
"Kahve ne yapılır Beste?" diyen Dicle ekledi. "Ne saçma sorular bunlar ya? Sana da yapayım mı?"
"Yok teşekkür ederim. Ben odama çekiliyorum. Siz rahat rahat takılın." dedi muzur bir sırıtmayla ve odasına ilerledi.
Aybars Dicle'ye dönerken sordu. "Sen benden mi hoşlanıyorsun?"
Dicle bununla sıkıntılı bir nefes verdi. "Bende nerede kaldı günlük sorum diyordum. Ne alaka şuan?"
"Ne bileyim arkadaşların böyle davranıyor falan." dediğinde kaşlarını kaldırdı. "Anlattıysan duygularını demek ki."
"Yok." diyen Dicle kahveyi karıştırırken ekledi. "Garip arkadaşlarım var benim."
"Fark ettim onu." dediğinde Dicle ona döndü elini tezgaha yaslayarak.
"Nasıl fark ettin?"
"Sende garipsin."
Dicle bununla gülümsedi. "Teşekkür ederim."
Sonra kaynayan kahveye dönüp fincanlara doldurdu.
Kahvelerini derslerle ilgili ilk sohbetlerini yaparken içtiklerinde Aybars boş fincanı alarak ayağa kalktığında tezgaha yöneldi.
"Ben hallederdim." diyen Dicle yanına gelirken Aybars konuştu.
"Elime yapışmaz ya." diyerek fincanı sudan geçirdikten sonra bulaşık makinesine yerleştirdi. "Bana müsade o zaman." diyen Aybars kapıya yönelirken arkasından ilerleyen Dicle kapıda durduklarında konuştu.
"Çok teşekkür ederim tekrardan."
"Sana teşekkür etmeyi yasaklayacağım az kaldı." diyen Aybars sırıttı. "Teşekkür mü edersin klişesiyle flörtleşmeye çalıştığının farkındayım." dedikten sonra ekledi. "Ben teşekkür ederim kahve için."
"Afiyet olsun." diyen Dicle ile aralarında bir sessizlik olurken gözleri birleşik dudaklarında kocaman bir gülümseme vardı.
Dicle’nin yüzündeki o kocaman gülümseme Aybars’ın gözlerindeki muzur parıltıya çarptı ve o an, kapı eşiğindeki o dar alanda zaman sanki bir süreliğine askıya alındı.
Aybars gitmek için bir hamle yapmadı; Dicle ise kapıyı kapatmak için en ufak bir acele göstermedi.
Aybars yüzüne yavaşça hücum etmekte olan sıcaklıkla yutkunurken elini ensesine götürdü ve gözlerini zar zor ayırarak konuştu. "Gideyim o zaman ben."
Dicle bununla kendine gelir gibi gözlerini kırpıştırdı. "Görüşürüz."
"Görüşürüz."
Dicle kapattığı kapının arkasına yaslanırken alt dudağını dişleyerek dudaklarındaki gülümseme büyüdü.
***
Sabah uyanır uyanmaz annesini görüntülü arayan Aybars telefonun açılmasıyla telefonu biraz yukarı doğrulttu.
Ekranda gördüğü annesiyle yüzüne kocaman ve sıcak bir gülümseme yerleşirken konuştu. "Dünya kadınlar günün kutlu olsun annem." dediğinde annesi oğluna gülümseyerek cevap verdi.
"Teşekkür ederim oğlum." dediğinde ekledi. "Duygulandırdın beni aglayacağım vallahi sabah sabah."
Aybars bununla gülerken konuştu. "Hemen bir drama queenlik hemen."
Annesi kapının çalışıyla duraksarken ekrana işaret parmağını gösterip telefonu masanın üzerine koyduğunda kapıya ilerledi. Aybars bununla ekrana bakarken annesinin elinde bir saksı çiçekle ve dolu gözlerle geri gelip telefonu eline alarak ona bakmasıyla gülümsedi.
"Oğluum." dediğinde çiçekler ve kendini gösterdi. "E çok güzel bunlar."
"Senden güzelini bulmak imkansızdı bende biraz seçici davrandım." dediğinde elini dudağına götürerek öpücük attı. "Seviyorum seni hadi kapattım." dediğinde annesinden türlü türlü teşekkür ve duygulandığına dair cümle dinledikten sonra nihayet telefonu kapattı.
Telefonuna gelen bildirimle kaşlarını kaldırdı ve ekranda gördüğü bildirimin gerçekliğini sorguladı.
Alt Komşu: piştt
uyandın mı?
Aybars: Evet?
Tövbe haşa kıyamet mi kopuyor?
Baktım güneşte doğudan doğmuş
Alt Komşu: aşağıya gelin
bize
Aybars: Hooop
Yavaş gel ya
Bizdeki de yürek
Alt Komşu: noluyo be?
Aybars: Öyle bi anda bize gel falan
Ani oldu yani
Alt Komşu: bize gelin dedim??
Aybars: Dördümüzde mi?
Alt Komşu: evt?
Aybars: Kızım var ya ben senden acayip tırsmaya başladım he
Bi ipucu ver bari
Niye çağırıyorsun bizi?
Alt Komşu: gelince görürsünüz
Aybars: İnsan bi korkma der
Alt Komşu: korkma
Aybars: Bak şimdi daha çok korktum
Alt Komşu: hadii!
Aybars telefonu alıp odasından çıkarken oturma odasından gelen alaycı seslerle oraya yöneldi.
Uzay aldığı yastığı gülerek Bartu'ya fırlatırken konuştu. "Kadınlar günün kutlu olsun şekerim."
Bartu uykusunun açılmasını beklerken halıya kilitlenmişti.
Aybars onların bu haline gülerek konuştu. "Aşağı çağırıyorlar bizi."
"Kimler?" diyen Toprak ve Uzay aynı anda heyecanla konuşurken Bartu inlara anlamsız bakışlarla döndü ve konuştu.
"Zemin kattaki dede ve nine çağırıyor. Mal mısınız amına koyim? Kim var aşağıda?"
"Minel." diyen Uzay kaşlarını kaldırdı ve Aybars'a döndü. "Minel mi çağırıyor?"
"Bilmiyorum orasını hadi inelim."
Toprak ve Uzay sorgulamadan kalkarken Bartu üçüne bakarken konuştu. "Siz her çağırıldığınız yere gider misiniz böyle?"
Ve sonuç olarak dördü de üç numaralı dairenin kapısındaydılar. Kapıyı açan Açelya onlara pek memnun olmayan bakışlarını yumuşatarak bakarken konuştu. "Buyrun."
İçeri geçtiklerinde oturma odasında oturan kızlar ve karşı dairelerinde oturan yeni çocuğu olan adamla ortama anlam vermeye çalışırlarken Beste konuştu.
"Hiç lafı dolandırmadan uzatmadan anlatayım. Bugün dünya kadınlar günü. Ve Gürdal abimiz karısına bir sürpriz yapmak istemiş. Bize gelmiş ne yapsak ne etsek diye. Bizde düşündük taşındık ama tam bir şey bulamadık. Kadın ruhundan azıcık da olsa anlayabileceğinizi düşünerek sizi çağırdık." dediğinde Dicle ona baktı.
"İyi ki lafı dolandırmadın." dediğinde Minel konuştu.
"Benim aklımda bir fikir var aslında." dediğinde erkeklere bakarak ekledi. "Ama sizin de yardımınız gerekiyor."
"Nedir?" diyen Uzay koltuğa otururken Dicle ve Beste ona yargılayıcı bakışlar atmakla meşguldü.
"Biz şimdi grafik tasarım öğrencisiyiz ya. Görsel yeteneğimiz epey yüksek. Övünmek gibi olmasın." derken hafifçe kıkırdadı.
Beste yüzünü buruşturarak Dicle'ye eğildi ve fısıldadı. "Hallere bak hallere."
"Tanıyamıyorum şuan." diyen Dicle'de ona katılırken Minel'i dinlemeye devam ettiler.
"Abi karısını ve çocuğunu bir şekil evden çıkaracak. Bizde o sırada hemen bir organizasyon yapacağız. Sizde kapıdan gelen geçen olursa evdeki ustalar olacaksınız sadece."
"Biz bir şey yapmayacak mıyız?" diyen Toprak'la Beste konuştu.
"Eh ihtiyacımız olanları falan alırsınız."
"Evlenmişiz gibi oldu."
Uzay'ın ağzından çıkan bu cümle herkesin dönüp ona garip bakışlar atmasına neden olmuştu.
O sırada Umay gaza gelerek elini öne doğru uzattı. "O zaman var mısınız?"
Dicle yüzünü buruştururken elini onun elinin üzerine koydu. Sonra herkes garipsesede elleri birbiri üzerine yerleşti ve hep bir ağızdan "Varız" dediler.
Gürdal abi sonunda karısıyla evden çıktığında onlara bırakılan anahtarla içeri girdiler.
Uçuşan balonlar ve epey hararetli bir koşuşturmacanın ardından ev hazırdı. Erkekleri gül almaya yollayan kızlar sonunda nefeslenmek için kendilerine koltuğa bırakmışken etrafa ve birbirlerine yüzlerinde bir gülümseme ile bakıyorlardı.
"Güzel oldu he." diyen Açelya gülümserken Beste konuştu.
"Bizim elimizin değdiği bir şeyin güzel olmama ihtimali yüzde kaç?" dediğinde Umay konuştu.
"Sıfır sıfır sıfır."
Kapının çalışıyla Docle ayağa kalkarken konuştu "Hadi geçin masanın etrafına."
"Daha güller gelmedi ki." diyen Minel ile Açelya konuştu.
"Sen süsleri yapıştırıp bir yandan Uzay'la flörtleşirken duymamış olabilirsin canım. Güller sonra verilecek zaten."
Dicle kapıyı açtığında karşısında duran Yeşim ve Gürdal'a gülümserken Yeşim şaşkınlıkla etrafa bakıyordu.
Yürüyerek salona girdiklerinde kızlar hep bir ağızdan kadınlar gününü kutladığında bebeğini beşiğine bırakıp hepsiyle sarıldı.
"Çok teşekkür ederim kızlar." diyen Yeşim onlara gülümserken oturma odasına önden giren Toprak ve diğerleriyle bu kez şaşkınlıkla onlara döndü.
Hepsi ona birer gül uzatırken onlardan da teşekkür etti.
Kızlar tam masadaki yemekleri servis etmeye başlamışken yanlarına gelen Aybars'ın elindeki güllere takıldı gözleri.
"Dünya kadınlar gününüz kutlu olsun." diyen Aybars elindeki gülleri tek tek onlara dağıtırken ekledi. "Biz bugün burada sadece 'figüran ustalar' gibi davrandık ama asıl mimar sizsiniz. Zekanızla emeğinizle ve o hiç bitmeyen garip ama hayran bırakan enerjinizle hayatı çekilir kılan sizlersiniz. İyi ki varsınız iyi ki alt komşumuzsunuz."
"Yaaa ağlayacağım ama ben galibaa." diyen Minel ekledi. "Teşekkür ederiz."
Beste Aybars'a bakarken kaşlarını çatıp konuştu. "Az önce konuşan sen miydin? Sesin benziyordu da anlam veremedim."
Aybars gülerken Dicle alayla konuştu. "Amcana mı hazırlattın konuşmayı da."
"Hayır." diyen Bartu'ya döndület. "Chatgpt'ye hazırlattı."
"Tüm sırrı bozdun." diyen Aybars'a güldüler.
Tüm kadınların dünya kadınlar günü kutlu olsun. Unutmayın ki bu hayatta bizim kadar kimseye parlamak yakışmıyor. Işığınızı söndürmeye çalışan her kim ya da her ne varsa, onlara sadece gülümseyin.
Dünya, biz cesaretle gülümsediğimizde ve birbirimizin elini tuttuğumuzda çok daha yaşanılır bir yer haline geliyor.
Bir kadın ne zaman kendi sesini duyurmak için ayağa kalksa, aslında tüm kadınlar için ayağa kalkmış olur.
"Adını değil kadını yaşat."
Hayat mücadelesinde nefesi ve hikayesi yarım kalmış isimleri sadece soğuk haber başlıklarına sığdırılmaya çalışılan tüm kız kardeşlerimiz; en çokta sizin gününüz kutlu olsun.
Dünya kadınların o eşsiz dokunuşuyla direnciyle ve bitmek bilmeyen sevgisiyle dönüyor. Yolun ne kadar engebeli olursa olsun, içindeki o kadim güce güven. Sen yürüdükçe yollar çiçeklenecek, sen sesini yükselttikçe dünya gerçek tınısını bulacak.
Varlığınla mücadelenle ve hiç sönmeyen ışığınla... 8 Mart Dünya Kadınlar Günümüz Kutlu Olsun.
Yorumlar
Yorum Gönder