20.Bölüm: Bi Tek Ben Anlarım
Dünya O Kadar Küçük Değil
Beste koşarak geldiği apartmanın önünde nefeslenmek için ellerini dizlerine koyduğu sırada binanın kapısından duyduğu Aybars'ın sesiyle başını kaldırıp ona baktı.
"Oo kankam nereden böyle gecenin bi körü nefes nefese?"
Beste saçlarını düzeltirken nefeslerini düzenleyip konuştu. "Koştum biraz." dediğinde başını iki yana salladı. "Koşarım ben böyle de ." derin bir nefes verdi nefesinin yetmeyişiyle. "Öyle ya hadi iyi gece-"
"İyi geceler gençler." diyen Cenk'in sesiyle adeta yerinde donakalırken gözleri büyüdü.
"İyi geceler." diyen Aybars Cenk'e dönerken ellerini eşofmanın cebine soktu ve ekledi. "Hayırdır sen de mi koşudan."
.
Cenk başını salladı. "Koşudan." dediğinde ona mahçup bir ifadeyle bakan Beste'yle göz göze gelmesiyle sırıttı.
"Ne tesadüf Beste'de koşudan geldi." diyen Aybars sırıttı. "Karşılaşmadınız mı?"
"Yo." diyen Beste aceleyle gözlerini kaçırırken ekledi. "Niye karşılaşalım? Dünya o kadar da küçük değil."
Cenk bununla gülerken konuştu. "Sen fazla koşmuşsun herhalde. Yorulmuş gibisin."
Beste bununla hızla konuştu. "Aynen. İyi geceler size." diyerek koşarak merdivenlerden çıktığında kapıyı adeta alacaklı gibi çaldı ve açılana kadar da çalmayı bırakmadı.
Kapıyı açan Açelya ona çatık kaşlarıyla bakarken konuştu. "Noluyo kızım alacaklı gibi?"
Beste içeri girerken oturma odasındaki kızların ona şaşkın bir şekilde bakışıyla konuştu.
"Ben Cenk'i öptüm."
"Neeee?" diyen Dicle ayağa kalkarken Açelya şaşkınlıkla konuştu.
"Naptın naptın?"
"Öptüm." diyen Beste yüzünü elleri arasına alırken oturma odasında volta atmaya başladı. "Çok salağım ağlamak istiyorum. Niye böyle bi şey yaptım ki bende bilmiyorum. Acaba taşınsak mı? He? Ben ev falan bakmaya başlayayım."
"Neresinden öptün?" diyen Umay ile hepsi ona dönüp 'gerçekten mi' bakışlarını atarken Minel konuştu.
"Bu kadar telaş yaptığına göre alnından Umay." dedi sitemle. "Dudağından." dedi sonra anlamamış olma ihtimaline karşı.
"Off sus sus." diyen Beste elini tamamen yüzüne kapatırken konuştu. "Ben ayrılıyorum arkadaşlar aranızdan. Kendinize yeni bir ev arkadaşı bulun. Yarın sabah herkes uyurken pılımı pırtımı toplar giderim."
O odasına ilerlerken Minel gülerek arkasından seslendi. "Gitsen ne olacak altı ay vücudunda Cenk'in DNA'ları dolaşacak."
Dicle yüzünü buruşturarak ona döndü. "Ne alaka?"
"Biriyle öpüşünce altı ay DNA'sı vücudumuzda kalıyormuş."
Açelya ona kınayıcı bakışlar attı.
Sabah sınıfa giren Dicle elini alnına yaslamış diğer eliyle de telefonunu tutmuş telefona bakan Aybars'ı gördü ve duraksadı.
Hep mantığı ile hareket ederdi. Ve mantığı ona bu çocuktan uzak durmasını haykırırken adeta çekim yasası üzerine oynuyormuş gibi çekildi çocuğa.
Kendini yanına otururken buldu.
"Günaydın." dediğinde Aybars ona dönerken telefonu sıranın üzerine ters bir şekilde bıraktı.
"Günaydın." dediğinde Dicle'yi süzdü. "Hayırdır ya beni mi özledin?"
Dicle bununla sırıttı ve kaşlarını kaldırdı. Geçen Karan geldiğinda kapıda Aybars'ın ona kurduğu cümleyi taklit ederek cevap verdi. "Olamaz mı?"
Aybars onun bu tavrıyla gülümsedi. "Şşt komşu kızı." dediğinde ekledi. "Sen bana günden güne daha çok tutuluyorsun sanki farkında mısın?"
"Of." diyen Dicle sahte bir üzüntüyle ekledi. "Çok mu belli ettim?"
"Maalesef." diyen Aybars ona doğru eğilip yüzlerini yakınlaştırırken Dicle afallamıştı. Aybars nefesi Dicle'nin yüzüne çarparken yüzündeki çapkın gülümsemeyle ekledi. "Belki bende sana tutuluyorumdur?" dediğinde gözlerine kilitledi gözlerini. "Heyecanlandırır mı bu seni?"
Dicle gözlerinin birleşmesiyle adeta nefesini tutarken aralarındaki sessizliği fark ederek hızla doğruldu ve Aybars'tan uzaklaşarak ellerini ona doğru uzattı ve sahte bir titreme yaptı ellerine.
"Heyecandan elim ayağım titriyor." dediğinde yan bir gülüş takındı.
Aybars bununla güldü. Sonra sıraya bıraktığı telefonunu eline aldı ve aklına gelen şeyle Dicle'ye döndü.
"Sahi sen beni ne diye kaydettiğini hiç söylemedin?" dediğinde Dicle dudaklarını yukarıya doğru kıvırdı.
"Merak mı ettin?"
"Çatladım meraktan." diyen Aybars'la Dicle telefonunu açtı ve onun numarasına tıklayarak kişilerindeki profilini gösterdi.
Aybars gözlerini kısarak kaydediliş biçimini okudu.
Üst Kat Salak1
Aybars gülmesini tutamazken sordu. "İki kim?"
Dicle çok önemli bir konu düşünüyormuş gibi elini çenesine götürdü ve konuştu. "Bartu olabilir."
Aybars kaşlarını kaldırırken hayretle güldü. "Ha bi de sıralaması da var."
"Aynen." diyen Dicle ekledi. "Şanslısın." dedi ve ayağa kalkarken ona göz kırptı. "Birinci sensin."
Aybars onun arkasından sırıtarak baktı. Dicle bir kaç ön sırasındaki Göksu'nun yanına oturup sohbete başladığında bile ayrılmadı odağı ondan.
Kızlar akşam Beril ve Deren'i de eve çağırıp toplanmışlardı. Minel bir yandan Beste'yi Cenk'le konuşması için ikna etmeye çalışırken bir yandan kahve fincanını eline almış kafasından bir şeyler sallıyordu.
"Bak burada bir dudak işareti gördüm."
Beste kolunu ondan sinirle çekerken konuştu. "Siktir git ya." dediğinde ekledi. "Travmalarımla dalga geçmeyi bırakın artık."
Deren gülüşlerinin arasında konuştu. "Hiçbir şey de mi söylemedin? Pat diye öptün mü?"
"Ne deseydim?" diyen Beste ile Deren konuştu.
"Ne bileyim genelde seni seviyorum falan derler de."
Beste omuz silkti. "Sevmiyorum ama yalan mı söyleseydim?" derken kızların ona dönen garipseyici bakışlarıyla açıkladı. "Ya tamam iyi çocuk... Hoş çocuk.. Kasları falan var... E boy pos tabi maşallah.. Yakı-" Ne yaptığının farkına vararak sustu. "Seviyormuşum." dediğinde başını elleri arasına aldı. "İyi de hangi ara sevdim? Ne alaka ya? Doğru düzgün konuşmadık bile."
"Bence kek götürdüğünde." diyen Dicle elini havaya kaldırırken Minel konuştu.
"Yaaaa bu aşkın mimarı ben miyim yanii?"
"Ne aşkı be?" diyen Beste ekledi. "Salak salak konuşmayın. Yeter artık."
Açelya ona yan bakışlar atarken konuştu. "Bipolarsın."
"Kızlar size ayıp olmazsa ben yan odada hemen ezberimi yapıp gelebilir miyim?" diyen Beril elindeki kağıtları gösterirken Deren konuştu.
"Bu azmi gösterseydim şuan alttan beş dersim yoktu işte."
Beril ona gülerek boş bir odaya girerken tıklayan kapıyı Umay açtı. Karşısında gördüğü dört çocukla konuştu.
"Hayırdır?"
"Oturmaya geldik." diyen Uzay ekledi. "Yok mu müsade."
Onun sesini duyan Minel şaşkınlıkla Dicle'ye dönerken fısıldadı. "Uzay'ın sesi mi o?"
Dicle bıkkın bir şekilde başını sallarken "Maalesef." dediğinde Minel hızla saçını düzeltti ve ayağa kalktı.
Tam kapıya doğru ilerliyordu ki oturma odasının kapısının önündeki paspasa ayağı takıldı ve yere serildi.
"Ahh!"
Beste bununla ona gülmeye başlarken kapıdaki Uzay ve diğerleri şaşkınlıkla kafalarını eğmiş yerdeki Minel'e bakıyorlardı.
Umay kaşlarını çatarak bakarken kapıdan ayrılmadan konuştu. "Minel? İyi misin?"
"Galiba kırıldı." diyen Minel'in acı dolu sesiyle yine adeta bir kıyamet koparken Uzay gelip Minel'in omzuna girdi ve onu belinden kavradı.
"Basabiliyor musun?"
Minel ayağını yere bastığında yüzünü acıyla buruşturup iki yana salladı. "Basamıyorum."
Deren anahtarını alıp kapının önüne gelirken konuştu. "Ben fıstığı çalıştırıyorum hemen gelin sizde."
Aybars ona imayla bakarken konuştu. "Ahh şuan Rüzgar'ım olsaydı hastaneye gitmemize gerek kalmazdı."
Deren ona öldürücü bakışlarını atarken merdivenlerden indi.
Herkes bağır çağır aşağı inerken kızların kapısını kapatıp çıkmak üzere olan Bartu içerideki odadan bir bağırış sesi duydu.
"Bıraksana kolumu! Dinlemek istemiyorum seni!"
Bartu kapıya yaklaşırken kulağını dayadı. Kaşları çatıldı. Girmek için tereddüt etti.
"Bırak kolumu dedim canımı acıtıyorsun!"
Bartu bu cümleyle kapı kolunu hızla indirirken sinirle konuştu.
"Bıraksana lan kızı-"
Karşısında sadece Beril'i görmesiyle duraksadı.
"Noluyo?" diyen Beril elindeki kağıtlarla ona dönerken Bartu konuştu.
"Allah'ın delisi. Allah'ın manyağı napıyorsun sen burada?"
"Aa sanane be?" diyen Beril onu baştan aşağı süzerken ekledi. "Asıl sen napıyorsun burada? Kızlar nerede?"
"Hastanede." diyen Bartu rahat bir şekilde söylediği kelimeyle gülümsedi.
"Nee?" diyen Beril ona dönerken ekledi. "Noldu?"
"Minel ayağını kırdı."
Yorumlar
Yorum Gönder