22.Bölüm: Bi Tek Ben Anlarım
Formül
KARDELEN APT SAKİN
KALAMAYANLARI
Cenk: Bu yüksek sesin sebebi kimse ben inmeden kesebilir mi şunu?
İnersem hoş olmayacak çünkü
Minel: Valla biz değil enişte
Cenk: Ne
Minel: Ay
Şey ya
Yanlışlıkla oldu
Benim ayağım çatladı da
Alçım çarptı yanlışlıkla
Cenk: Geçmiş olsun
Minel: Sağol enişte
Beste: SENİ GÖRDÜĞÜM YERDE AMINA KOYDUM BİL
Minel: Kilitledim ki kapımı
Cenk: Lan bu sesi kim yapıyor?
Dicle: kesin aybars yapıyordur
Aybars: Kusura bakmayın öncelikle mesaj bildirimlerinizi duymamışız
Çünkü Bartu sabahtan beri kulağımızı sikiyor gitarıyla
Ve o duyduğunuz ses ondan çıkıyor
Ama Dicle'cim istersen biz ben çıkarıyormuşum gibi şey yapabiliriz
Geleyim mi kapıya?
Kavga falan ederiz?
Aybars: Kapıya geliyim öyle at
Dicle: sus lütfen artık sus
Bartu: Bir alkış alayım
Hepiniz dinlediniz restialimi
Toprak: 👏🏻👏🏻👏🏻
Uzay:👏🏻👏🏻👏🏻🙉👏🏻👏🏻👏🏻👏🏻
Aybars: 👏🏻👏🏻
Açelya: çok iyiydi lütfen bi daha olmasın
Toprak: Sen git bir toprağa falan bas
Bu kadar sinir normal değil
Aybars: MWKWKDJKEKDOEKSİWKKS
YAZDIĞI MESAJA BAK AMK
TOPRAK TOPRAĞA BAS DİYOR
Açelya: ben onun üzerine bir basıcam görücekte
Toprak: Napmışımkine ben
Açelya: erkek zekalı olman yetiyor
Uzay: Sende biraz kıskanç gibisin de neyse
Açelya: KSKWMXKWMFKLWKDKS
şizofren misin uzay?
Toprak: u büyük
Açelya: 👍🏻👍🏻
Bartu: Gitarı bıraktım bu tantana ne
Açelya: uzay
bizim bi lab deneyi vardı ya
karışım falan bulacaktık
grup olmamız gerekiyordu falan
benle grup olsana
hiç evden çıkasım yok
Uzay: Size mi geleyim?
Açelya: yani
bizde temizlik var aslında
umay her yeri birbirine kattı falan
Minel: Boğuluyorum deterjan kokusundan
Uzay: Aa
Benim az önce çöp atmaya giderken merdivenlerde gördüğüm
Masumlar Apartmanı Safiye'ye benzeyen Umay mıydı
Bartu: Benzetmeye bak aq
Minel: Temizlik işini biraz ciddiye alıyor da
Benzetmesi maalesef doğru
Uzay: Bende temizlikçi falan çağırdılar sandım.
Merdivenleri silmiş parmak uçlarımla basarak geçtim
Bana bi döndü
Pardon abi dedim bende
Umay: Bastın çünkü
Uzay: Uçamayacağıma göre?
Minel: Evet
Umay: Çatlağın iyileşsin seni evden atacağım
Açelya: NEREDE YAPIYORUZ ŞU DENEYİ?
Uzay: Ben o aşağı bir daha inmem
Aybars: Biz Bartu'yla Cenk'e çıkıcaz zaten
Açelya: diğerini de alın
Toprak: Benim bi adım var yalnız
Açelya: toprak
Toprak: t büyük
Açelya: diğeri
Uzay: Onun çizimi var
Çıkmıyor o yüzden
Minel: Keşkee bende gelebilseydim
Uzay: Gel istersen
Kucağımda taşıyayım seni
Aybars: Biz çıkalım isterseniz
Dicle: çık
Aybars: A aaaa
Noluyo
Biz güle oynaya geçiniyorduk
Dicle: gıcığım sana
Aybars: Bende aşığım sana
Aybars'ın yazdığı mesajla gruptaki herkes görüldüde kalırken üst kattan Uzay'ın bağırışı duyuldu. "Gol be gool!"
Açelya bu bağırışla yüzünü buruştururken Dicle'ye döndü ve konuştu. "Fenerbahçe gol atamayacağına göre... Senin vermen gereken tepkiyi Uzay verdi."
Gruba gelen mesajla Dicle başını geri telefona çevirdi.
Aybars: Şaka yaptım şaka
Heyecandan bayılma şimdi
Bartu: DKWKDKWKKXKWKXKWK
BU İYİYDİ
BAYA İYİYDİ
Açelya: seni jüri yapan kim?
Bartu: Kızım sen niye böylesin
Açelya: çok erkek var rahatsız oluyorum
Toprak: Lez misin
Cenk:
Açelya: >lez misin'e yanıt olarak
Uzay: Gittiler gel
Toprak'ı odaya kilitledim merak etme
Toprak: Sanki odadan çıkabildiğim var da
Kendi evimi inşa ederken görücem ben sizi
Bartu: Bak mesela ben hiç uğraşmıyorum bile
Aybars: Bartu ilerde kendi inşa ettiği evde PlayStation oynarken çocukları Penceresiz kaldım anne şarkısını söyleyecek
Aybars: Yok
İlk şakam sana aşık olduğumu yazdığımdı
En büyük şaka da o olduğu için günlük şaka sınırım doldu
Dicle: gülmedik ama
Minel yazıyor...
Dicle: minel sakın
Beste: Rusya duuur
Bartu: Geliyor Manas Destanı
Minel: Tm ya yazmıyorum
Açelya kapıya geldiğinde kapıyı tıklattı ve elindeki küçük not defteriyle kapının açılmasını beklemeye başladı.
Kapı Toprak tarafından açılırken Toprak ona gülümseyerek konuştu.
"Hoşgeldiniz."
"Sen niye gitmedin?" diyen Açelya ona bakarken Toprak geçsin diye kenara çekilirken konuştu.
"Kusura bakmayın hanımefendi kendi evimden çıkıp yöneticinin evine gitmedim oyun oynamaya ders çalışıyorum rahatsız olmazsınız inşallah." derken üzerindeki hırkanın yakalarını önünde birleştirdi ve sosyal medyada viral olan şakalardan birini yaptı. "Ayıp olmazsa ceketimi çıkarabilir miyim?"
Açelya ona oflarken bir yandan da gülmesini gizlemeye çalışarak başını yana çevirerek yanından geçti.
"Gel kız gel buradayııım!" diyen Uzay'ın sesi oturma odasından geliyordu. Açelya oraya doğru yöneldiğinde orada resmen bir laboratuvar kurulmuştu.
"Bu ne Uzay?" diyen Açelya etrafı incelerken ekledi. "Formül yazacaktık sadece."
"Bu formülleri uygulayacağız ya orada." diyen Uzay laboratuvar gözlüğünü başına kaldırıp ekledi. "İşimizi garantiye alalım dedim."
"İşinizi garantiye alırken topumuzun işini bitirmeyin de." diyen Toprak kapının dışından onlara bakarken sırıttı.
"Nasıl?" dedi Uzay kaşlarını kaldırırken alaycı bir ifadeyle.
"Apartmanı havaya uçurmayın diyorum."
Açelya yüzünü buruşturdu. "Tamam." dediğinde Uzay'a döndü. "Ben bir kaç tane yazdım." dediğinde elindeki not defterini uzattı. "Bunları bir dene o zaman."
Uzay formülleri bir kapta birleştirmek için hazırlanırken Toprak hiç ilgisini çekmeyen bir şeye ilgisini çekiyormuş gibi yapıyordu.
Adım adım yanlarına geldiğinde Açelya ve Uzay'a bakarak konuştu.
"Ee şimdi siz eczacılık okumuyor musunuz?"
"Hı." dedi Uzay dikkati formüllerdeyken.
"Niye formülle falan uğraşıyorsunuz?" yan bir gülüş takındı. "İlaçları siz mi hazırlayacaksınız?"
Açelya masaya yaslanmış olan Toprak'ı baştan aşağı süzdü. "Sizde sekreterlerinizi mi tavlayacaksınız?"
"Sen hâlâ orda mısın ya?" diyen Toprak kaşlarını çattı. Tam Bartu'nun salak olduğu gibi cümleler kurup kendini açıklayacaktı ki Uzay konuştu.
"Ben kıskanıyor demiştim."
Açelya'nın anlamsız bakışları Uzay'a dönerken şişelerden birinden güm diye bir ses çıkmasıyla üçü de irkildi.
Uzay elindeki defteri korkuyla masaya fırlatırken hızla masadan uzaklaştı. "Yazdığın formüle bak ya." dedi sitemle Açelya'ya bakarken.
"He çünkü senin evi laboratuvara çevirmen çok normal." dedi Açelya ona dönerken.
"Yok." diyen Uzay kapıya ilerlerken ekledi. "Yapma dediler ama ben rahat duramayacağım."
"Noluyo oğlum?" diyen Toprak'la yanındaki Açelya ona kaşları çatık bir şekilde bakarken Uzay kapıyı hızla kapatarak dışarı çıktı ve dışardan bir kilit sesi geldi.
"Sizi kilitliyorum."
"Nee?" diye bağıran Açelya kapıya yaklaşırken kapı kolunu indirmesiyle Uzay'ın ciddi olduğunu anladı ve bağırdı. "Uzay aç şunu."
Kapının öbür tarafından Uzay'ın hınzır gülüşü duyulduğunda Toprak bağırdı.
"Uzay komik değil aç şunu!"
"Ben aşağı iniyorum." diyen Uzay'la ikisi de şok içinde birbirine döndü. "Perdeler asılacakmış Minel çağırdı. Sizde ben gelene kadar uslu uslu oturun."
"Uzay açmazsan çok kötü olacak bak!" diye bağıran Açelya'nın sesiyle Uzay kahkaha attı.
"Çok korktum şuan."
Dış kapının açılma sesi duyulduğunda Uzay'a bağırdı. "Buradan bi çıkayım o deney şişelerini tek tek sana sokmazsam var ya."
"Lan çalım atsana çalım!" diye bağıran Cenk Bartu'ya bağırırken Bartu'dan kimseyi şaşırtmayan bir cevap geldi.
"Kol bozuk lan."
Aybars ve Rüzgar sekizinci gollerini atarken beraber kahkaha atarak birbirlerinin ellerine çaktılar.
Aybars kahkahalarının arasında konuştu. "Şu bozuk kolları da hep Bartu'ya veriyorsunuz olmaz ki böyle."
"Ee ne ısmarlıyorsunuz bize?" diyen Rüzgar Bartu ve Cenk'e yan bir gülüşle bakarken Aybars atladı.
"Kalkın gidiyoruz."
"Nereye lan?" diyen Cenk ona merakla dönerken diğerleri de aynı merak dolu ifadeyle ona bakıyorlardı.
"İzmir'e."
Bartu, Cenk ve Rüzgar onun şaka yaptığını düşünerek birbirlerine bakarak kahkaha atmaya başladılar.
Kendilerini İzmir'de bir söğüşçüde bulduklarında üzerlerinde rastgele giydikleri eşofmanları ve kapüşonluları vardı. Saat gece 01.01'di.
Aybars artırdığı restorantın sahibi ile tokalaşırken konuştu. "Sağol Ahmet Abi seni de gece gece rahatsız ettik ama."
"Ne rahatsızlığı yeğenim mutlu olduk aksine yengenle. Annenlere çok selamlar." dediğinde ona eliyle arkadaşlarının oturduğu masayı işaret ettiğinde Aybars ona uykulu gözlerle bakan arkadaşlarının yanına ilerledi.
Bir sandalye çekip otururken sırıtarak konuştu. "Efsane bir şey yiyeceksiniz birazdan bak sıfır abartı."
"Soğüş yemek için aniden İzmir'e geldiğimize inanamıyorum hâlâ." diyen Cenk masaya sorgulayan bakışlarla bakarken Bartu konuştu.
"Bende hâlâ o son golü nasıl yedik onu aşamıyorum."
Rüzgar bununla sırıttı. "Sondan kaçıncı? He sondan sekizinci olan falan mı? Dikkatinizden kaçmıştır kanka ya çok takma kafana."
Aybars'la gülmeye başlarlarken Cenk yüzünü buruşturdu. "Size de eğlence çıktı."
Ahmet Usta elindeki tabakları masaya bırakırken "Afiyet olsun gençler." diyip yanlarından uzaklaştı.
Son bir saat diğerlerinin Aybars'a söğüş için gerçekten değdiğini içeren övgü dolu yorumlarıyla geçerken mekandan çıktıklarında saat 02.30'du.
"Tadı damağımda kaldı. Efsane bir şeydi efsane. Buraya bir de gündüz gözüyle gelmemiz şart." dedi Bartu.
"Bi de bu yolun dönüşü var." diyen Rüzgar uykulu gözlerini ovuştururken Aybars konuştu. "Ne dönüşü?"
"Daha ne yapacağız lan her yer kapalı?" diyen Cenk'e Bartu ve Rüzgar başını sallayarak katılırken Aybars sırıtarak konuştu.
"Evet her yer kapalı. Ama bir yer hariç." diyen Aybars munzur bir sırıtışla ekledi. "Akacağıız."
Toprak ve Açelya bulundukları odada buldukları tüm battaniye ve ceketleri omuzlarına atmış birinin onların yokluklarını fark etmesini bekliyorlardı bu sırada. Uzay'ın yaptığı karışım onları zehirlemesin diye odadaki tüm pencereleri açmışlardı.
"Uzay ne yapıyor bu kadar saat sizin evde?" diyen Toprak'a dönen Açelya konuştu.
"Beste ona kırk tane perde takıp çıkarttırıyordur. Yeni perdeler almıştı." dediğinde ekledi. "Asıl sizinkiler kaç saattir oyun oynuyor biri bile gelmedi?"
"Uyuya mı kaldılar acaba?" diyen Toprak oflarken camın birini dayanamayarak kapattı. "Yeter dondum."
Açelya onun yanına gelip pencereyi açarken konuştu. "Sen ölmeyi bayılmak sandın herhalde." dediğinde ekledi. "Salak arkadaşının hazırladığı formülü beş dakika solusan kavuşursun Allah'ına."
"Sen yazdın salak arkadaşımın hazırladığı formülü." dedi Toprak kaşlarını kaldırarak bir sırıtışla.
"Sana laf anlatacağıma son çare kapatacağım şu camı."
"Donarak öleceğiz bu gidişle de." diyen Toprak'la Açelya ona dönerken konuştu.
"Gel de şu deney şişelerini toplayalım bari." dediğinde şişelerden birinin içindeki sıvıyı büyük kaba boşalttığında duyulan fıs sesiyle Toprak ani bir refleksle kolunu Açelya'ya siper ederek onu geriye doğru savurdu.
Sırtı duvara değen Açelya önündeki Toprak'a baktığında yüzleri arasında sadece birkaç santim vardı. Arkadan yükselen dumanı ve sıçrayan sıvıyı gördüğünda dudakları şaşkınlıkla aralandı.
Toprak'ın gözleri onun yüzünde gezinirken kızın nasıl bu denli güzel olduğunu sorgulamadan edemedi. Gözleri şaşkınlıkla aralanan dudaklarına kaydı. Sonra geri gözlerine kayarken sordu.
"İyi misin?"
"İyiyim." diyen Açelya doğrulurken Toprak'ta bir adım geriye giderek ondan uzaklaştı. "Neden oldu anlamadım. Pasif bir asitti oysa döktüğüm."
"Geleceğin eczacısı he?" dedi Toprak alaycı bir tavırla.
"Haha çok komik gerizekalı." diyen Açelya şişede yavaşça inmeye başlayan karışımı eline alırken ekledi. "Dikkat ette gülerken yüzüne fırlatmayayım."
"Tamam ya bu oldu galiba." diyen Beste ile derin bir oh çeken Uzay koltuğun üzerinden indi. Saate baktığında büyük bir şoka uğradı.
"Saat üç olmuş." dediğinde Dicle konuştu.
"Uzay? Siz en son yukarıda Açelya ile ödev yapacaktınız ama sen sekizden beri perde asıyorsun? Açelya nerede?"
Koltukta yatan Minel şaşkınlıkla konuştu. "Aa doğru."
Uzay köşeye sıkışmış gibi bir süre etrafa bakınırken hızla telefondan Toprak'ı aradı. Telefon çalıp çalıp meşgule düştüğünde kaşlarını çattı.
"Lan." diye mırıldanıp bu kez Aybars'ı aradı. Telefonu beşinci çalışta açarken karşıdan gelen yüksek müzik sesiyle yüzünü buruşturdu. "Neredesin?"
"Merak ediyorsan konum veriyorum." diyen Aybars müziğin sesini bastırmak için bağırıyordu. "İzmirdeyiz."
Uzay bununla daha da korkuyla sordu. "Desiniz? Kim kim?"
"Ne saçma sorular soruyorsun lan? Sen ve ödev bağımlısı Toprak dışında bizimkiler işte."
"Gecenin bir vakti ne işiniz var oğlum sizin İzmir'de?"
Aybars yine bağırarak cevap verdi. "Kapatıyorum bebeğim. Gelince konuşuruz. Bi sarışın yaklaşıyor. Öptüm bay."
Telefon kapandığında Dicle merakla sordu. "Ne İzmir'i? Açelya mı İzmir'deymiş?"
"Yok." diyen Uzay ekledi. "Aybarslar İzmir'e gitmiş."
"Açelya?" dedi Umay sorgular bir şekilde.
"Ben onları yukarıya kilitledim ya."
Yorumlar
Yorum Gönder