23.Bölüm Bi Tek Ben Anlarım

                                                                                       İZMİR

"Sağolun ya hayatımda gördüğüm en hayırlı arkadaşlarsınız." diyen Açelya koltuğa otururken sitemle söyleniyordu. 

"Ama benim alçım var." diyen Minel'le Beste konuştu.

"Sende yani." dediğinde Açelya'ya döndü. "Aşkım ne bilelim Umay'ın temizlik telaşı yüzünden aklımızdan çıkmış senin yukarı çıktığın."

"Şşt." diyen Minel göz kırptı. "Naptınız yukarda o kadar saat baş başa?"

Yastığı hızla ona fırlattı Açelya. "Elinin körünü yaptık Minel."

"Of tamam kavga etmeyi bırakın." diyen Beste ekledi. "Benim asıl merak ettiğim diğerlerinin gecenin bu saati İzmir'de ne işi var?"

"Kimler İzmir'deymiş?" dedi Açelya ona dönerken.

"Cenk, Aybars, Bartu ve Rüzgar." diyen Dicle ile Beste konuştu.

"Bi şey dicem bu çocuğun İzmir'den sevgilisi falan mı var acaba?"

"İsim versene kızım vahiy mi inecek bize? Hangisinin?" diyen Umay'ın haklı isyanına cevap verdi.

"Cenk'in."

Minel ağzına götürdüğü çay bardağını büyük bir öksürükle ağzından uzaklaştırırken bir kaç damla çay etrafa sıçradı.

Minel gülerken ağzını kapadı ve konuştu. "Saçmalama istersen."

"Ya ne bileyim İzmir'e durduk yere gitmez bir insan sonuçta değil mi? Hele böyle bir saatte. Çok önemli bir işleri olması gerekir. Bu da nedir aralarından birinin sevgilisi olması. Aralarından biri de-"

"Aybars'ındır." diyen Dicle ona dönen şaşkın gözlerle gayet rahat bir şekilde ekledi. "İzmir'li o."

Beste kafasını elleri arasına aldı. "Allah'ım benim işim baya zor bu kız hiç sevmiyor bu çocuğu."

"Ne alaka?" diyen Umay'a cevap verdi.

"Görmedin mi rahatlığı?"

"Bi dakika bi dakikaaa." diyen Minel Dicle'ye döndü. "Sen Aybars'ın İzmir'li olduğunu nereden biliyorsun?"

"Bi aynı bölümde aynı sınıfta falanız ya hani."

"Ya yürü git." diyen Beste ekledi. "Siz didişmek dışında konuşuyor musunuz sanki?"

"Tamam stalkladım."

Açelya kaşlarını çattı. "Sebep?"

Dicle omuz silkerken konuştu. "Ne sebep ya? Ben bölümdeki herkesi stalklıyorum."

"Heeee." diyen Beste arkasına yaslanırken dışarıdan gelen araba sesiyle duraksadılar. Saat dört olduğu için etraf sessizdi ve dışarıdan gelen sesleri çok net duyabiliyorlardı. Beste cama koşarken gördüğü manzarayla konuştu. "Geldiler."

"Kimler?" dedi Minel uykulu bir hâlde.

"Üst kattakiler."

Minel esnerken elini ağzına kapattı ve gözleri kapalı bir şekilde konuştu. "Beni ilgilendirmiyor."

Çocukların binaya girdiğini gören Beste önce Umay'a baktı umutla ama başını iki yana sallayınca Açelya'ya döndü cevap vermesini bile beklemeden Dicle'ye döndü ve adeta bir yavru kedi gibi sordu.

"Kapıya çıkalım lütfen lütfen."

Dicle ona bakarken kaşlarını kaldırdı. "Ne yapacaksı-"

"Lütfen lütfen lütfen."

"Napacak-"

"Lütfen lütfen lütfen."

"Bestee!" diye bağıran Dicle'yle duraksadı. "Ne yapacaksın?"

"Burada karşılayıp yukarı çıkacağım peşinden sonra sevgilisi var mı onu soracağım."

"Tamam." diyen Dicle'nin bu kadar hızlı ikna olmasına şaşırmıştı. Ama belliydi onun da başka bir karın ağrısı olduğu.

Kapıyı açan Beste merdivenlerden önde çıkan Bartu ile karşılaştı. Bartu ona sersem bir gülümseme ile gülümserken elini kaldırdı selam verir gibi. "İyi geceler yenge." dediğinde yukarıdaki merdivenlere yönelirken Beste'nin yanındaki Dicle'yi gördü. "İyi geceler yengeler."

Kimse sorgulamadı. Beste ve Dicle anlamsız bakışlarla birbirlerine baktı yalnızca. Sonra merdivenlerden çıkan Cenk göründü arkasında da Aybars. Konuşarak geliyorlardı.

"Asansörün yokluğu şimdi fark edilir işte." dedi Aybars yalpalayan adımlarla sırıtarak Cenk'e.

"Bi de bana sor." diyen Cenk merdiven başında dururken Beste ile karşı karşıya kaldı. "Daha bir kat çıkacağım." dedi daha az çıkan sesiyle duraksayarak.

"Ben.." diyen Beste ekledi. "Yardım edeyim pek devam edebilecek gibi durmuyorsun. Hemde bir şey konuşmam gerek."

"Kiradan bir kuruş aşağı inmem."

Beste onun kolunun altına girerken yüzlerinin yakınlığı sebebiyle başını utanarak öbür tarafa çevirdi ve söylenerek onu üst merdivene yöneltti. "Kira değil."

Onlar yukarı çıkarken Aybars merdivenleri çıktı. Kapıdaki Dicle'ye döndü. 

Dicle'nin görevi bitmişti. Sadece Beste ondan cesaret alsın diye kapıda yanında duruyordu ama şimdi yerinden oynayamıyordu. Gözleri birbirlerine kilitlediğinde Aybars başını iki yana sallarken göz kırptı.

"Ne süzüyorsun öyle?"

"Süzüyor muyum?" diyen Dicle sorusunun saçmalığıyla kendi içinden kendine kızdı. Sanki karşısındaki çocuk değil de kendisi sarhoştu.

"Bilmem süzüyor musun?" diyen Aybars başının biraz daha dönmeye başlamasıyla kolunu kapı pervazına yasladı ve aralarındaki mesafe azaldı.

"Süzmüyorum."

"Eee?" diyen Aybars tam gözlerinin içine bakarken bakışlarını bir saniyeliğine dudaklarına kaydırdı. "Niye buradasın o zaman?" dediğinde gözleri geri gözlerine kaydı.

Dicle bu bakışla yutkunurken kendini toparlayarak konuştu. "Evim burası ya benim."

"Kapıda mı uyuyorsun komşu kızı?" diyen Aybars'ın dudaklarında yan bir gülüş vardı. 

"Hayır."

"Niye hâlâ buradasın?"

"Beste'yi bekliyorum." diyen Dicle'nin uydurduğu yalanla güldü Aybars. Nefesi Dicle'nin yüzünü yaladı geçti.

"Beni mi bekledin?"

"Seni niye bekleyeyim ya?" dedi Dicle sesinin titrememesi için ekstra bir çaba sarf ederek. Ama Aybars o kadar yakındı ki çocuktaki o bildik rahatlık ve hafif alkol kokusu Dicle'nin savunma mekanizmalarını tek tek çökertiyordu. "Beste'nin anahtarı yok onu bekliyorum."

"Yalan söyleyince gözlerin çok parlıyor komşu kızı." dedi Aybars fısıltıya yakın bir sesle. Boştaki elini yavaşça kaldırıp Dicle'nin yüzüne düşen bir saç tutamını kulağının arkasına itti. Parmak uçları yanlışlıkla tenine değdiğinde bu ikisini de afallattı. 

Elini çeken Aybars'la Dicle o saçı bir daha düzeltme gereği duydu ve konuştu. "Senin de parlıyor mu gözlerinin içi yalan söyleyince?"

"Bilmem." diyen Aybars gülümsedi. Gülerken kısılan gözlerine baktı Dicle. Ne güzel gülüyor diye içinden geçirmeden edemedi. Gülmek ona ne kadar yakışıyordu? Başını iki yana salladı bu düşüncelerden sıyrılır gibi.

"İzmir'e niye gittiniz?"

"Ooo!" diyen Aybars'ın kaşları keyifle büzülmüş yüzünde bir sırıtma peyda olmuştu. "Sevgilin mi var sorusu mu yoksa bu?"

Dicle bununla kaşlarını kaldırdı. "Evet. Var mı sevgilin?"

Aybars onun bu meydan okuyan tavrıyla yüzündeki sırıtışı sildi. "Yok." dediğinde bir kaç saniye durdu. "Parladı mı gözlerim?"

"Yok." diyen Dicle bir adım geri çekildi. "Çık hadi." dedi tek kaşını kaldırarak merdivenleri işaret ederken. 

Aybars bununla doğruldu ve destek aldığı kapıdan uzaklaştı. Merdivenlere doğru ilerledi. Ama ikinci basamakta durup kapıya döndü ve Dicle'ye doğru konuştu. "Bu arada komşu kızı." dedi göz kırparak. "İzmir'de sevgilim falan yok. Ama burada kapı eşiğinde beni bekleyen bir belalım olduğu kesin."

Aybars kendi söylediği cümleye bir ıslık çalarak yukarı çıkarken kapıdaki Dicle homurdandı. "Belaymış.. Sensin bela."

Beste ve Cenk sonunda kapının önüne geldiklerinde Beste sordu. "Kapıyı açayım mı?"

"O kadar da kendimdeyim." diyen Cenk ondan uzaklaşırken cebindeki anahtarı çıkardı ve kapı deliğine hiç bakamdan anahtarı soktu ve çevirdi. Kapı açıldı. "Sen ne konuşacaktın?"

Beste karın ağrısı olan bir çocuk gibi çekine çekine anlatmaya başladı. Cenk onu pür dikkat dinledi. "Şimdi.. biliyorum çok saçma bir konuşma.. içinde bulunduğumuz durum da aşırı saçma.. ben zaten çok saçmayım falan ama.. ben geçen bir şey yaptım ya.. öptüm seni.. hakkında hiçbir şey bilmiyordum... yani sevgilin var mı yok mu evli misin bekar mı saçmaydı bunların cevabı olmadan yapmam yani. Eğer sevgilin varsa ben özür dile-"

Boynuna bir elin yavaşça konması ve kendine çekmesi ile dudaklarının buluşmasıyla cümlesi yarım kaldı. 

Cenk’in dudakları Beste’nin telafi etmeye çalıştığı tüm o mantıklı açıklamaları tek bir hamleyle silip attı. Beste’nin gözleri şaşkınlıkla irileşti. Cenk yavaşça dudaklarını ayırırken alınlarını birbirine yasladı ve nefes nefese konuştu. "Çok konuşuyorsun Beste." dedi dudaklarındaki tebessümle. 

Beste bunun bir yeşil ışık olduğunu gördü ve hafifçe gülümsedi. Cenk dudaklarını tekrar birleştirirken bu kez gözlerini kapattı ve ellerini yanaklarına yerleştirdi. Öpüşmeleri derinleşti. Ayrıldıklarında soluk soluğa kalmışlardı ikisi de. 

Beste yavaşça alınlarını ayırırken gülümsedi. "Ben iniyorum o zaman iyi geceler."

"İyi geceler." diyen Cenk arkasından yüzündeki gülümseme ile baktı.

Beste kapıyı açıp içeri girdiğinde salonda sadece Dicle ve Açelya vardı. Birbirlerine kafalarını yaslamış televizyondaki diziyi izliyorlardı. Beste'yi görünce merakla doğruldular.

Beste onlara ciddiyetle bakarken bir anda gülümsedi ve şarkıyı söylemeye başladı. "Galiba sanırım evliyim artık..."

"Oha." diyen Dicle ayağa kalktı. "Cidden mi?"

"Evli değilim de.." diyen Beste gülümsedi. "Sevgilim var galiba artık."

Açelya yargılayıcı bakışlarla oturduğu yerden ina bakarken konuştu. "Salaksın."

"Sus sen ya." diyen Beste koltuğa attı kendini. Yüzündeki salak sırıtmayla konuştu. "Seviyormuş beni. Sizce ilk ne zaman sevdi? İlk kek götürdüğüm gün mü yoksa film izlerken mi yoksa onu öptüğümde mi yoksa-"

"Gözünü seveyim sus." diyen Açelya ekledi. "Sevmiş işte bir ara. Asıl sen söyle." dediğinde ona doğru eğildi ciddiyetle. "Sen ne ara sevdin?"

"Sevdim işte bi ara." diyen Beste sırıttı.

"Tı." dedi Açelya. "Olmaz."

"Niye?" dedi Dicle ona dönerken.

"He niye?" dedi Beste de sitem eder gibi.

"Arada derede adam mı sevilir kızım?"

Beste yüzünü buruşturdu. "Sen ne anlarsın be."

Ders başlarken yanındaki Göksu'ya dönen Dicle konuştu. "Vizeler de yaklaştı ya."

"Off evet." diyen Göksu ekledi. "Ne biliyorsun?"

"Hiçbir şey." diyen Dilce ile güldüler. "Sen?"

"Hiçbir şey."

"Günaydın gençler!" dedi herkese göre fazla enerjik olan profesör sınıfa girerken. Derslerinin olmadığı bir profesör olması herkesin garibine giderken adam sınıftaki uğultu ile açıklar gibi konuştu. "Duyuru yapmaya geldim. İki dakikanızı alacağım." dediğinde sessizlik sağlandı ve adam konuştu. "Vizeleriniz yaklaştı. Ben vize notunuzu sınav ile değil ödev ile veriyorum. Ama öyle kıytırık bir ödev olmasını istemiyorum. Sonuçta ortalamanızı etkileyecek değil mi?" dediğinde sınıftan birkaç onay sesi duydu. "Herkes arasında çevre illerden araştırsın. İkili gruplar şeklinde o şehirdeki şirket mi olur dükkan mı olur esnaf mı olur bilemem orası size kalmış. Bu işletmelerin finansal istatistiklerini bulup karşılaştırmanızı istiyorum. En az on sayfalık bir ödev yeterli olacaktır." dediğinde kapıya yönelirken ekledi. "Başarılar."

Dicle oflayarak önüne dönerken yanında duyduğu Aybars'ın sesiyle anlık olarak irkildi.

"Piştt!" korktuğunu gören Aybars duraksadı. "Korkuttum mu?"

"Korkuttun." 

"Takım arkadaşım olsana." diyen Aybars ona göz kırparken göz devirdi.

"Niye seninle takım arkadaşı oluyormuşum ben?"

"Ben varken kimle olacaksın. Gidip Göksu ile olacak halin yok ya."

Dicle bununla ona alaycı ve küçümseyici bir gülüş atarak meydan okur gibi ayaktaki Aybars ile yüzlerinin arasındaki mesafeyi azalttı. "Asıl Göksu varken seninle olacak halim yok ya."

Aybars'ın yüzünde bir yenilgi bekledi ama Aybars'ın yüzüne de aynı şekilde alaycı bir gülümseme yerleşti. "Göksu'nun da Sare varken senle olacak halo yok ya."

Dicle bu cümleyle Göksu'nun yaslandığı duvara bakarien yanındaki kızla şehir seçmeye çalıştıklarını gördü. Burnundan sıkıntılı bir nefes verirken Aybars'a döndü ve yüzündeki mahçup gülümseme ile sordu. "Nereye gidiyoruz?"

Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

şu kalsın ki aklınızda, kadının sessizliği vedadır..

21.Bölüm: Uyan

23.Bölüm: Yeni Çocuk